Süresinde Cevap Dilekçesi Verilmemesinin Sonucu: İnkâr Karinesi (HMK Madde 128)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun en kısa ama en çok yanlış anlaşılan maddelerinden biri olan 128. madde, tek cümlelik hükmüyle devasa sonuçlar doğurur. Davalının, HMK 127’deki iki haftalık süre içinde cevap dilekçesi vermemesi halinde, davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı kuralını getiren bu madde, uygulamada sıklıkla “davacının iddialarını kabul etmiş sayılma” ile karıştırılmaktadır. Oysa inkâr ile kabul birbirinin tam zıddıdır: İnkâr eden davalı “iddia edilen olay doğru değildir” demiş sayılır; kabul eden ise “doğrudur” demiş sayılır. Bu ayrımın usul hukuku bakımından en kritik sonucu, ispat yükünün davalıya geçmemesi — aksine davacının üzerinde kalmasıdır.
HMK Madde 128: Kanun Metni
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun 201 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesini kısmen karşılamaktadır. Davaya cevap vermemenin sonucu maddede açıkça belirtilmiştir.
Hukuki İncelemeler
İnkâr Karinesi Ne Demektir? (İnkâr ≠ Kabul)
HMK 128’in getirdiği “inkâr karinesi” şu anlama gelir: Cevap vermeyen davalı, “dava dilekçesindeki olayların hiçbirini kabul etmiyorum; hepsinin aksini iddia ediyorum” demiş sayılır. Bu, davayı “kabul etmiş sayılma”nın tam tersidir. Dolayısıyla:
- Davacı, ileri sürdüğü vakıaları yine kendisi ispatlamak zorundadır. İnkâr karinesi, ispat yükünü davalıya devretmez.
- Davalı ise cevap vermemiş olsa bile, davacının delillerine karşı karşı delil (mukabil delil) gösterebilir. Ancak yeni vakıalar ileri süremez, çünkü bu “savunmanın genişletilmesi” anlamına gelir ve HMK 141 uyarınca yasaktır.
Avukat Görüşü: Cevap Vermemenin Zincirleme Sonuçları
Cevap dilekçesi vermemenin yalnızca “inkâr karinesi” ile sınırlı kalmayan, tarafların mutlaka bilmesi gereken zincirleme sonuçları vardır:
- İlk İtiraz Hakkının Kaybı: Yetki itirazı (HMK 19), derdestlik (HMK 114/1-ı) ve tahkim itirazı gibi “ilk itirazlar” ancak cevap dilekçesinde ileri sürülebilir. Cevap vermeyen davalı bu hakları geri dönülmez biçimde kaybeder.
- İkinci Cevap Dilekçesi Verememe: İkinci cevap dilekçesi, davacının “cevaba cevap” dilekçesine karşı verilir. Cevap dilekçesi verilmemişse, ortada cevaba cevap da olmaz; dolayısıyla davalının ikinci cevap hakkı doğmaz.
- Delil Bildirme Hakkının Sınırlanması: Cevap dilekçesinde hiçbir delil göstermeyen davalı, ön inceleme duruşmasında “tanık listem var, süre verilsin” talebinde bulunamaz. HMK’nın sistematik yapısına göre deliller dilekçeler aşamasında bildirilir; ön inceleme aşaması ise yalnızca “dilekçelerde gösterilen ancak henüz sunulmayan” delillerin toplanmasına yöneliktir.
- Savunmanın Genişletilmesi Yasağı (HMK 141): Süresinde cevap vermeyen davalının, daha sonra ileri süreceği yeni savunma vakıaları, davacının açık muvafakati olmadıkça dikkate alınmaz.
“İnkâr” ile “Kabul” Arasındaki Farkın Pratik Sonucu
Kanun koyucu neden “inkâr” karinesi tercih etmiştir? Bunun gerekçesi, davalının savunma hakkının korunmasıdır. Eğer cevap vermeme “kabul” sayılsaydı, dava dilekçesi tebliğ edildiği halde herhangi bir sebeple (hastalık, bilgisizlik, mücbir sebep vb.) cevap veremeyen davalının otomatik olarak davayı kaybetmesi sonucu doğardı. İnkâr karinesi sayesinde ise davacı, iddialarını her halükarda ispatlamak zorundadır ve davalının suskunluğu tek başına aleyhine bir sonuç doğurmaz.
Delil Bildirme Zamanı ve HMK 145 İstisnası
HMK’nın sistematik yapısında delillerin bildirilmesi dilekçeler aşamasına (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) hasredilmiştir. HMK 145, sonradan delil gösterilmesini kural olarak yasaklar. Ancak iki istisna getirmiştir:
- Yeni delil sunulmasının yargılamayı geciktirme amacı taşımaması, veya
- Süresinde sunulmamanın ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması.
Bu istisnalar, dilekçe aşamasında hiç delil bildirmeyen bir tarafa “tahkikatta yeniden şans tanımak” olarak yorumlanamaz. HGK içtihatlarıyla da bu husus teyit edilmiştir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1588, Karar: 2018/2045 (Cevap Dilekçesinde Delil Bildirmeyen Davalıya Sonradan Süre Verilmesi)
ÖZET: Cevap dilekçesinde savunma delillerini bildirmeyen davalıya, ön inceleme aşamasında veya sonrasında delil bildirme süresi verilip verilemeyeceğine dair emsal HGK kararı.
Kararın Esası: Boşanma davasında davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmuş ancak savunma vakıalarını ispata yarar hiçbir delil göstermemiştir. Ön inceleme duruşmasında tanık dinletmek için süre talep etmiş, mahkeme bu talebi reddetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; HMK’nın hukuki dinlenilme hakkını düzenleyen 27. maddesi ile ön inceleme duruşmasının amacını birlikte değerlendirerek, davalıya delil bildirme süresi verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay HGK ise oy çokluğuyla yerel mahkemenin direnme kararını onamıştır. HGK, şu temel ilkeleri ortaya koymuştur:
- HMK’nın sistematiği, delillerin dilekçeler aşamasında bildirilmesini zorunlu kılar (HMK m. 119/1-f, 129/1-e).
- Ön inceleme duruşması (HMK m. 137-140), delillerin bildirilmesi için değil, dilekçelerde gösterilen delillerin sunulması ve toplanması için bir aşamadır.
- HMK 145’teki istisnai durum, dilekçe aşamasında hiç delil bildirmeyip ön incelemede yeniden fırsat isteyenler için değil; gerçekten elinde olmayan sebeplerle delilini zamanında sunamayan taraflar için getirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1286, Karar: 2019/142 (Cevap Vermemenin İnkâr Karinesi ve İspat Yükü)
ÖZET: Hiç cevap vermeyen davalının hukuki durumu ve bunun ispat yükü üzerindeki etkisine dair emsal karar.
Kararın Esası: TMK 166/4’e (fiili ayrılık) dayalı boşanma davasında davalı kadın, dava dilekçesine cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır. Davacı erkek ise ön inceleme duruşmasında “bildireceğim delilim yoktur” beyanında bulunmuştur.
Yargıtay HGK oy çokluğuyla:
- HMK 128 gereğince cevap vermeyen davalının tüm vakıaları inkâr etmiş sayıldığını,
- İnkâr karinesinin ispat yükünü yer değiştirmediğini, davacının hâlâ iddiasını ispatla yükümlü olduğunu,
- Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağını tespit ederek yerel mahkemenin ret kararını onamıştır.
Karşı oy yazılarında ise; reddedilen önceki boşanma davasının “ayrı yaşandığına dair fiili karine” oluşturduğu, menfi olgunun (bir araya gelinmemesinin) ispatının davacıya yüklenemeyeceği savunulmuştur.
HMK Madde 128 (Cevap Dilekçesi Verilmemesinin Sonucu) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Cevap vermemek davanın otomatik olarak kaybedilmesi anlamına mı gelir?
Hayır, kesinlikle gelmez. HMK 128, cevap vermeyen davalının dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılacağını düzenler; kabul etmiş değil. İnkâr karinesi sayesinde davacı, iddialarını yine kendisi ispatlamak zorundadır. Davalının suskunluğu, onun aleyhine tek başına bir sonuç doğurmaz.
Cevap vermeyen davalı duruşmaya katılabilir mi?
Evet, cevap vermemiş olmak davalının duruşmalara katılmasını engellemez. Davalı, davacının delillerine itiraz edebilir, karşı delil gösterebilir ve yargılamanın her aşamasında hukuki dinlenilme hakkını kullanabilir. Ancak yeni savunma vakıaları (zamanaşımı, ödeme, ibra vb.) ileri süremez.
Cevap vermeyen davalı yetki itirazında bulunabilir mi?
Hayır. Yetki itirazı bir “ilk itiraz” olup, HMK 116 uyarınca ancak cevap dilekçesinde ileri sürülebilir. Cevap vermeyen davalı, bu hakkını kesin olarak kaybeder ve dava, açıldığı mahkemede görülmeye devam eder.
Cevap dilekçesinde delil bildirmezsem sonradan tanık gösterebilir miyim?
Kural olarak hayır. Yargıtay HGK’nın 2017/1588 E. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, deliller dilekçeler aşamasında bildirilmelidir. Ön inceleme veya tahkikat aşamasında “tanık listem var” demek, artık savunmanın genişletilmesi yasağıyla engellenir. HMK 145’teki istisna ise ancak gerçekten elde olmayan sebeplerle (mücbir sebep vb.) delil sunulamaması halinde uygulanır.
İnkâr karinesi her dava türünde aynı şekilde mi uygulanır?
Kural olarak evet. Ancak resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda (çekişmesiz yargı işleri, bazı kamu düzenine ilişkin davalar) hâkim tarafların delillerine bağlı olmaksızın kendiliğinden araştırma yapabilir. Bu tür davalarda cevap verilmemiş olması, hâkimin bağımsız araştırma yapmasına engel teşkil etmez.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.