Hukuki Dinlenilme Hakkı Nedir? HMK Madde 27 ve Adil Yargılanma Sınırları
Hukuk yargılaması, kapalı kapılar ardında, tarafların haberi olmaksızın gizlice yürütülen bir idari işlem değildir. Anayasamızın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6. maddesinde koruma altına alınan “Adil Yargılanma Hakkı”nın usul hukukundaki en somut yansıması, HMK Madde 27 Hukuki Dinlenilme Hakkı‘dır. Bir davanın tarafı, aleyhine açılan davadan bizzat haberdar edilmeli, delillerini veya itirazlarını mahkemeye sunabilmeli ve en önemlisi mahkeme verdiği kararın gerekçesini (neden haklı veya neden haksız olduğunu) bu kişiye açıkça anlatmalıdır. Bir kişiye usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmeden, yargılamanın varlığı gizlenerek yokluğunda alelacele karar verilmesi “Hukuki Dinlenilme Hakkının” en ağır ihlalidir ve Yargıtay’ın en net, tartışılamaz “Kesin Bozma” sebebidir.
HMK Madde 27: Kanun Metni
(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir. Hukukî dinlenilme hakkı olarak maddede ifade edilen ve uluslararası metinlerde de yer bulan bu hak, çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.
Bu hak, yargılamanın tarafları dışında, müdahiller ve yargılama konusu ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır. Ancak, her yargılama süjesi kendi hakkıyla bağlantılı ve orantılı olarak bu hakka sahiptir. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu hakkın ikinci unsuru, açıklama ve ispat hakkıdır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum “silahların eşitliği ilkesi” olarak da ifade edilmektedir.
Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de, kararların gerekçesinde yapılması gerekir. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması, bu hakkın ihlâli sonucunu doğuracaktır. Yargı organları, her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddî ve hukukî sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdırlar. Ortaya çıkacak karar, hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtihatlara tamamen aykırı ve sürpriz sayılacak nitelikte olmamalıdır. Bu durum “sürpriz karar yasağı” olarak da ifade edilmektedir.
Yargı organları özellikle yerleşik içtihatların dışında yeni bir karar verebilirler. Ancak bu konuda gerekçelerini tam ortaya koymalı ve tarafların açıklamalarını da değerlendirmelidirler.
Maddede yapılan düzen
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir. Hukukî dinlenilme hakkı olarak maddede ifade edilen ve uluslararası metinlerde de yer bulan bu hak, çoğunlukla “iddia ve savunma hakkı” olarak bilinmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır.
Bu hak, yargılamanın tarafları dışında, müdahiller ve yargılama konusu ile ilgili olanları da kapsamına almaktadır. Ancak, her yargılama süjesi kendi hakkıyla bağlantılı ve orantılı olarak bu hakka sahiptir. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu hakkın ikinci unsuru, açıklama ve ispat hakkıdır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum “silahların eşitliği ilkesi” olarak da ifade edilmektedir.
Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de, kararların gerekçesinde yapılması gerekir. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması, bu hakkın ihlâli sonucunu doğuracaktır. Yargı organları, her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, hangi maddî ve hukukî sebeplerle karar verdiklerini gerekçelerine yansıtmalıdırlar. Ortaya çıkacak karar, hukukun genel ilkelerine, mevzuata ve yerleşik içtihatlara tamamen aykırı ve sürpriz sayılacak nitelikte olmamalıdır. Bu durum “sürpriz karar yasağı” olarak da ifade edilmektedir.
Yargı organları özellikle yerleşik içtihatların dışında yeni bir karar verebilirler. Ancak bu konuda gerekçelerini tam ortaya koymalı ve tarafların açıklamalarını da değerlendirmelidirler.
Maddede yapılan düzen
Hukuki İncelemeler
Hukuki Dinlenilme Hakkının Üç Alt Unsuru
HMK 27, bu hakkı üç ayak üzerine inşa etmiştir: 1. Bilgi Sahibi Olma (Tebligat Aşması): Kişiye davanın açıldığı, duruşmanın ne zaman yapılacağı yasal yollarla (Tebligat Kanunu uyarınca) bildirilmelidir. 2. Açıklama ve İspat (Silahların Eşitliği): Bilgi sahibi olan tarafın, mahkemeye gelip cevap dilekçesi sunma, tanık getirme ve bilirkişi raporuna itiraz etme hakkı elinden alınamaz. 3. Somut Gerekçelendirme (Sürpriz Karar Yasağı): Hakimin “Davanın reddine” deyip kestirip atması yeterli değildir. Hâkim, davalının sunduğu o güçlü savunmayı neden çürüttüğünü satır satır gerekçesine yazmak zorundadır. Aksi halde vatandaş “Benim sesimi duymadan, delilimi görmeden karar verdiler” diyecek, bu da adil yargılanma şemsiyesini yırtacaktır.
Avukat Görüşü: “Taraf Teşkili Sağlanmadan Karar Verilmesi”
Uygulamada pek çok kez hâkimlerin, yoğun dosya yükü altında “Nasıl olsa Asliye Hukuk olarak Görevsizim” veya “Burada kesinlikle Yetkisizim” diyerek, davalı tarafa daha dava dilekçesini (tebligatla) dahi göndermeden “Dosya Üzerinden Red / Görevsizlik” kararı verdiklerine şahit oluruz. Yargıtay bu durumu kesin bir dille reddetmektedir. Hâkim kendi görevsiz olduğunu yüzde yüz bilse bile, usul kuralları tıkır tıkır işlemelidir; davalıya dilekçe tebliğ edilmeli, cevap hakkı verilmeli ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra (ön inceleme aşamasında) o görevsizlik veya ret kararı verilmelidir. HMK 27, usul ekonomisinden ve acelecilikten daha üstün bir haktır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/8992 E. , 2021/13918 K.
ÖZET (Dilekçe Tebliğ Edilmeden Dosya Üzerinden Karar Verilemeyeceği): Sendika yetki tespitinin iptaline yönelik bir iş hukuku davasıdır. Mahkeme hâkimi dava açılır açılmaz dosyayı önüne almış, davalılara dava dilekçesini dahi tebliğ etmeden (tensip tutanağında) doğrudan dosya üzerinden “Yetkisizlik Kararı” vermiştir. Yargıtay bu kararı HMK m.27 Hukuki Dinlenilme Hakkına açık aykırılıktan bozmuştur: “Kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, tarafları dinlemeden veya kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden, cevap dilekçesi vermesine imkan tanınmadan ve ön inceleme duruşması icra edilmeden yetkisizlik verilemez. Çünkü kimse aleyhine açılan bir davadan ve yargılamadan habersiz bırakılamaz.”
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/97 E. , 2021/1036 K.
ÖZET (Geçersiz Tebligatla Yargılamaya Devam Edilmesinin Hakkı İhlal Ettiği): Eser sözleşmesinden doğan tazminat davasında, mahkeme davalı şirketin adresine duruşma gününü bildirir tebligat çıkarmış, ancak tebligat “adreste tanınmıyor” şerhiyle geri dönmüştür (bila tebliğ). Mahkeme buna rağmen hiç yeni tebligat çıkarmadan, davalının yokluğunda bilirkişi raporları almış ve davanın kabulüne (davalı aleyhine aleyhinde) karar vermiştir. Yargıtay bozmuştur: HMK 27 “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereği mahkemeler, şahısları usulünce davet etmedikçe taraf teşkilini kuramazlar. Bila tebliğ dönen zarfa rağmen yargılamanın davalının gıyabında sürdürülerek aleyhine hüküm kurulması, en temel savunma ve kanuni dinlenilme hakkının gasp edilmesidir. İşin esasına ancak usulüne uygun taraf teşkili bittikten sonra girilebilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2020/1232 E. , 2021/679 K.
ÖZET (Zorunlu Tarafın Davaya Dahil Edilmemesi): Muvazaa nedeni ile açılan tapu iptal ve tescil davasıdır. Davacı taraf mal kaçırıldığını iddia etmektedir. Yargıtay’ın daha önce verdiği ilk bozma kararında mahkemeye, “Taşınmazı davalıya devreden dava dışı 3. kişiyi (üçüncü şahsı) mutlaka davaya dahil edip ona süre verin, onu da dinleyin” denilmiştir. Ancak yerel mahkeme bozma ilamına uyduğunu söylese de, o 3. şahsı davaya dahil etmeden davayı esastan reddetmiştir. Yargıtay yeniden bozmuştur: Dava sonucu itibariyle hakkına veya mallarına dokunulacak zorunlu kişilerin taraf teşkili sağlanmadan (hukuken dinlenmeden) hüküm kurulması yasaya açıkça aykırıdır. Mahkeme derhal bozmaya uygun hareket edip eksik kişileri duruşmaya davet etmelidir.
HMK Madde 27 Sıkça Sorulan Sorular
Davalı tarafa tebligat gitmesine rağmen duruşmalara hiç katılmıyor, hakim yine de onun gelmesini beklemek zorunda mıdır?
Hayır. HMK 27 “zorla dinleme” hakkı değil, “dinlenilme ve savunma yapma imkânı” verir. Mahkeme tebligat kanununa uygun şekilde (örneğin mernis adresine) ihbarnameyi yasal olarak ulaştırmışsa görevini yapmıştır. Şahıs bilerek dilekçe vermiyor ve duruşmaya gelmiyorsa (Hukuki Dinlenilme Hakkını kendisi kullanmıyorsa), yargılama onun yokluğunda yapılabilir ve geçerli bir hüküm kurulabilir.
Hakim benim şahitlerimi (tanıklarımı) dinlemeyi reddedip kararını açıkladı. Bu hukuki dinlenilme hakkının ihlali midir?
Eğer davanın özüne çok etki edecek, uyuşmazlığın düğümünü çözecek tek ve hayati tanığı önemsiz bir gerekçeyle dinlemekten kaçındıysa, evet bu bir ispat hakkı ihlalidir (Örn: “Sürpriz Karar”). Ancak siz dosyada zaten ispatlanmış yahut uyuşmazlık konusu olmayan bir hususta sırf yargılamayı uzatmak için gereksiz yere birden fazla tanık bildirdiyseniz, usul ekonomisi gereğince hakim lüzumsuz gördüğü tanıkları (gerekçesini açıkça yazarak) dinlemekten vazgeçebilir, bu adalete aykırı sayılmaz.
“Silahların Eşitliği” ilkesi HMK çerçevesinde ne ifade eder?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sıkça vurguladığı silahların eşitliği, davacı ile davalının usuli anlamda eşit şanslara sahip olmasıdır. Mahkemenin, davacı tarafa süre verip davalı tarafa aynı itiraz süresini vermemesi, sadece bir tarafın bilirkişisine itibar edip diğerinin uzman görüşünü evrak arası yapması makasın bir taraf lehine açılması demektir. HMK 27 uyarınca hukuk mahkemesi, her iki tarafa eşit mesafede yaklaşan “dengeleyici bir kalkan” olmak zorundadır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.