Cevap Dilekçesini Verme Süresi, Ek Süre Talebi ve Süreyi Kaçırmanın Sonuçları (HMK Madde 127)
Hukuk muhakemesinde savunma hakkı anayasal bir güvence altındadır; ancak bu hak sınırsız değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 127. maddesi, davalının cevap dilekçesini sunması için tanınan süreyi iki hafta olarak belirlemiş ve bu sürenin istisnai şartlarda uzatılabilmesine imkân tanımıştır. Maddenin en dikkat çekici yönlerinden biri, eski HUMK döneminde kamu kuruluşlarına tanınan ayrıcalıklı 30 günlük cevap süresinin kaldırılarak, “Devletin vatandaş karşısında kanun ve mahkeme önünde eşitliği” ilkesinin benimsenmesidir. 2020 yılında 7251 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle de ek sürenin tam olarak ne zaman başlayacağı hususundaki uygulamadan kaynaklanan belirsizlik giderilmiştir.
HMK Madde 127: Kanun Metni
MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu fıkraya “başvuran davalıya,” ibaresinden sonra gelmek üzere “cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak,” ibaresi eklenmiştir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 195 inci maddesindeki cevap süresine ilişkin düzenlemeye kısmen karşılık gelen bu madde, sadece cevap süresine ayrılmıştır. Davalının cevap dilekçesi verebilmesi için kural olarak onbeş günlük bir süre tayin edilmekle birlikte, hâl ve şartlara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebileceği öngörülmüştür. Ancak, bu ilâve sürenin verilmesinde hassas davranılması, bir taraftan davanın daha başlangıcında gereksiz yere uzamasına sebep olacak uzunlukta bir süre verilmemesi, diğer taraftan da davalının savunma hakkının zaman baskısı altında kısıtlanmaması gerekmektedir. Cevap dilekçesinin hazırlanabilmesi için, kapsamlı bir çalışmanın gerektiği, örneğin, önemli ölçüde hesap, bilanço, defter yahut depo kontrolünün yapılmasının kaçınılmaz olduğu ve benzeri durumlarda, olayın özellikleri ve işin niteliği dikkate alınarak bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilecektir. Ek süre bir aydan az belirlenmişse tekrar yapılan müracaat üzerine yeni bir ek süre daha verilemez. Başka bir ifadeyle, kalan süre ilâvesiyle sonradan süre bir aya tamamlanamaz. Bu nedenle, ek sürenin belirlenmesinde gerekli titizliğin gösterilmesi gerekecektir.
Öte yandan, 1086 sayılı Kanunun 198 inci maddesinde yer alan, ilk oturumda, istek üzerine üç günlük ek süre verilebilmesi kuralına, davaların gereksiz yere uzamasına sebep olduğu düşünülerek, bu Tasarıda yer verilmemiştir.
1086 sayılı Kanunun 195 inci maddesinin ikinci cümlesinde, 4353 sayılı Kanuna tâbi kamu kuruluşları hakkında otuz gün olarak düzenlenmiş bulunan cevap süresi, özel hukuk ilişkilerinde Devletin vatandaşı karşısında, kanun ve mahkeme önünde eşit olması ilkesi gereğince, bu maddede kamu kuruluşları açısından farklı bir süre öngörülmemiştir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 132 nci maddesinde, anlamı kuvvetlendirmek amacıyla, madde başlığında ve metninde geçen “dilekçesi” ibareleri “dilekçesini”, “hâl ve şartlara” ibaresi, Türk Medenî Kanunu ile terim uyumunu sağlamak amacıyla “durum ve koşullara” olarak değiştirilmiş, “mahsus” ibaresinden sonra gelmek üzere “olmak” ibaresi eklenmiş ayrıca “onbeş gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 133 üncü madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
İki Haftalık Cevap Süresinin Hesaplanması
HMK 127 uyarınca cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği günün ertesi günü başlar (HMK m. 92). Sürenin son günü adli tatile veya resmî tatile rastlarsa, tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonuna kadar uzar. E-tebligat söz konusu olduğunda ise Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır ve iki haftalık cevap süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Pratik Örnek: Dava dilekçesi davalıya 3 Mart Pazartesi günü fiziken tebliğ edilmişse → süre 4 Mart Salı günü başlar → son gün 17 Mart Pazartesi mesai bitimidir. E-tebligat ile 3 Mart’ta ulaşmışsa → tebliğ 8 Mart Cumartesi günü yapılmış sayılır → cevap süresi 9 Mart Pazar başlar ancak ilk iş günü 10 Mart Pazartesi’dir → son gün 23 Mart Pazar’dır, ancak tatil olduğundan 24 Mart Pazartesi’ye uzar.
Ek Süre Talebi: Şartları, Sınırları ve Geri Dönülmez Hataları
Kanun, cevap dilekçesinin hazırlanmasının “çok zor veya imkânsız” olduğu hallerde davalıya ek süre talep etme hakkı tanır. Ancak bu talep, son derece sıkı koşullara bağlanmıştır:
- Süre İçinde Başvuru Şartı: Ek süre dilekçesi, asıl 2 haftalık cevap süresi henüz dolmadan mahkemeye sunulmalıdır. Süre dolduktan sonra yapılan başvuru reddedilir ve davalı artık cevapsız kalmış sayılır.
- Somut Gerekçe Zorunluluğu: “İşlerim yoğun” veya “avukat bulamadım” gibi soyut gerekçeler yeterli değildir. Gerekçe, maddenin lafzına uygun olarak “kapsamlı hesap, bilanço, defter veya depo kontrolü” gibi nesnel ve denetlenebilir nitelikte olmalıdır.
- Bir Defaya Mahsus Olma Kuralı: Ek süre yalnızca bir kez verilebilir. Mahkeme 15 gün ek süre verdiyse, kalan 15 günlük fark için ikinci bir başvuru yapılamaz. Bu nedenle ilk başvuruda ihtiyaç duyulan azami sürenin (1 aya kadar) talep edilmesi stratejik açıdan önemlidir.
- Azami Sınır: Ek süre hiçbir koşulda bir ayı geçemez.
Avukat Görüşü: 7251 Sayılı Kanun ile Gelen Netlik
HMK’nın ilk halinde ek sürenin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı açıkça düzenlenmemişti. Bu durum uygulamada ciddi karışıklıklara yol açıyordu: Bazı mahkemeler ek süreyi “karar tarihinden”, bazıları “asıl sürenin bitiminden” başlatıyordu. 22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle maddeye eklenen “cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak” ibaresi bu tartışmayı kesin olarak sona erdirmiştir.
Bu düzenlemenin avukatlar açısından pratik sonucu şudur: Asıl 2 haftalık süre içinde ek süre talep eden ve talebi kabul edilen davalının toplam savunma hazırlık süresi 2 hafta + en fazla 1 ay = azami 6 hafta olabilir. Bu süre, davanın karmaşıklığına göre hâkimin takdiriyle belirlenir.
Kamu Kuruluşları Artık Ayrıcalıklı Değil
Eski HUMK döneminde kamu kuruluşlarına 30 günlük ayrıcalıklı cevap süresi tanınmaktaydı. HMK’nın gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, “Devletin vatandaş karşısında kanun ve mahkeme önünde eşit olması ilkesi gereğince” bu ayrıcalık kaldırılmış ve kamu kuruluşları da diğer davalılarla aynı 2 haftalık süreye tabi kılınmıştır. Bu durum, Hazine, belediyeler ve diğer kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalarda özellikle önem taşımaktadır.
HUMK’taki “3 Günlük Ek Süre” Uygulamasının Kaldırılması
Eski kanunun 198. maddesi, davalıya ilk oturumda talep üzerine 3 günlük ek süre verilmesine imkân tanıyordu. Kanun koyucu, bu kuralın davaların gereksiz yere uzamasına neden olduğunu tespit ederek HMK’da bu imkâna yer vermemiştir. Dolayısıyla artık duruşma salonunda “üç gün süre istiyorum” talebinde bulunulamaz; ek süre ancak asıl cevap süresi içinde ve yazılı dilekçeyle talep edilebilir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/1286, Karar: 2019/142 (Cevap Vermemenin Sonuçları, İnkâr Karinesi ve İspat Yükü)
ÖZET: İki haftalık cevap süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalının hukuki durumu ve bunun ispat yükü üzerindeki etkisine dair kritik HGK kararı.
Kararın Esası: TMK 166/4’e (fiili ayrılık) dayalı boşanma davasında davalı kadın, kendisine usulüne uygun tebliğ edilen dava dilekçesine HMK 127’deki 2 haftalık süre içinde cevap vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır. Davacı erkek ise ön inceleme duruşmasında “bildireceğim delilim yoktur” beyanında bulunmuştur. Yerel mahkeme, HMK 128 uyarınca cevap vermeyen davalının tüm vakıaları inkâr etmiş sayılacağını, davacının ise ispat yükünü yerine getirmediğini tespit ederek davayı reddetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; davalının “bir araya gelindiğine” dair herhangi bir beyanı olmadığından davanın kabulü gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Yargıtay HGK ise oy çokluğuyla yerel mahkemenin direnme kararını onamıştır. HGK, şu temel ilkeleri vurgulamıştır:
- HMK 127’deki süre içinde cevap vermeyen davalı, HMK 128 gereğince dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılır; bu durum “kabul” anlamına gelmez.
- İnkâr karinesinin doğması, ispat yükünü davacıdan alıp davalıya yüklemez. Davacı, iddiasını destekleyen vakıaları (3 yıl boyunca bir araya gelinmediğini) yine de ispatla yükümlüdür.
- Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda hâkim, delillere kendiliğinden başvuramaz.
Karşı oy yazılarında ise; daha önce açılıp reddedilen boşanma davasının “tarafların ayrı yaşadığına dair fiili bir karine” oluşturduğu, bu karinenin aksini davalının ispat etmesi gerektiği (HMK 190/2) ve menfi bir olgunun (bir araya gelinmemesinin) ispatının davacıya yüklenemeyeceği görüşleri savunulmuştur.
HMK Madde 127 (Cevap Dilekçesini Verme Süresi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Cevap süresi 15 gün mü yoksa 2 hafta mı?
Tasarıda başlangıçta “on beş gün” olarak öngörülen süre, Adalet Komisyonu aşamasında “sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla” iki hafta (14 gün) olarak değiştirilmiştir. Dolayısıyla güncel kanun metni uyarınca cevap süresi 2 haftadır.
Cevap süresini kaçırırsam ne olur?
Süreyi kaçıran davalı, HMK 128 gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm vakıaları inkâr etmiş sayılır. Bu durumda davalı artık ilk itirazlarını (yetki itirazı, tahkim itirazı vb.) ileri süremez. Ayrıca süresinden sonra verilen cevap dilekçesindeki savunma genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı (HMK 141) ile karşılaşır; davacının açık muvafakati yoksa yeni vakıalar ileri sürülemez.
En fazla ne kadar ek süre alabilirim?
Mahkeme, durumun özelliklerine göre bir ayı geçmemek üzere ek süre verebilir. Bu süre hâkimin takdirindedir; ancak ek süre bir kez verilir ve sonradan tamamlama talebiyle uzatılamaz. Dolayısıyla ilk başvuruda gerçekçi bir süre talep etmek hayati önem taşır.
Kamu kurumları daha uzun süre mi alır?
Hayır. HUMK döneminde kamu kuruluşlarına 30 günlük ayrıcalıklı süre tanınmaktaydı; ancak HMK bu eşitsizliği kaldırmıştır. Hazine avukatları, belediye hukuk birimleri ve diğer kamu tüzel kişileri de vatandaşlarla aynı 2 haftalık süreye tabidir.
Ek süre talebim reddedilirse ne yapabilirim?
Ek süre talebinin reddi kararına karşı doğrudan ve bağımsız olarak kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurulamaz. Ancak bu durum savunma hakkını kısıtlamışsa, esas hükümle birlikte istinaf veya temyiz gerekçesi olarak ileri sürülebilir.
Ek süre talebi, asıl cevap süresini durdurur mu?
Hayır, talep tek başına süreyi durdurmaz. Mahkemenin ek süre verilmesine ilişkin kararı, taraflara derhal bildirilir. Ancak 7251 sayılı Kanun değişikliğiyle ek süre, asıl cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlar. Bu sayede davalı, asıl süre dolana kadar cevap vermeye devam edebilir ve ek süreyi tam olarak kullanabilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.