Öğrenme mi Tebliğ mi? HMK Madde 91 Sürelerin Başlaması

Hukuk davalarında hak kaybına uğramamanın en büyük güvencesi süreleri kaçırmamaktır. Ancak bir sürenin “ne zaman biteceğini” hesaplayabilmek için, öncelikle “ne zaman başladığını” çok iyi bilmek gerekir. HMK Madde 91, sürenin başlama düğmesinin ne zaman basılacağını çok net iki kritere bağlamıştır: Tebliğ ve Tefhim. Tebliğ, mahkeme evrakının postayla (veya e-tebligatla) size usulen ulaştığı anı ifade eder. Tefhim ise mahkeme salonunda hakimin kararı veya ara kararı yüzünüze karşı okumasıdır. Günümüzde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanımının artmasıyla birlikte, “Avukat veya vatandaş evrakı sistemden açıp okursa süre başlar mı?” karmaşası doğmuştur. Ancak Yargıtay’ın katı içtihatları ve yasanın emredici lafzı uyarınca; hukuk mahkemelerinde süre “öğrenme” ile (gizlice veya açıkça UYAP’tan bakmakla, icraya koymakla vs.) B-A-Ş-L-A-M-A-Z. Doğrudan yasal yollarla tebligatın yapıldığı veya yüzünüze tefhim edildiği gün esas alınır.


HMK Madde 91: Kanun Metni

(1) Süreler, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlar.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede, 1086 sayılı Kanunun 160 ıncı maddesindeki düzenleme genel olarak korunmuş, ancak dil yönünden güncelleştirilmiştir. Hukuk muhakemesine ilişkin sürelerin, taraflara tebliğ tarihinden veya kanunda öngörülen hâllerde, tefhim tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı öngörülmüştür. Tebliği yaptıran taraf için dahi sürenin kendisine yapılacak tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı açık olup, 1086 sayılı Kanunun 165 inci maddesinde yer alan kural, bu maddedeki kuralın tekrarı niteliğinde görüldüğünden, düzenlemede tekrardan kaçınılmıştır.


Hukuki İncelemeler

“Tefhim” ile Süre Başlamasının Sınırları Nelerdir?

Tefhim, bir mahkeme kararının duruşma esnasında tutanağa yazılıp, duruşma salonunda hazır bulunan taraflara bizzat “okunması ve anlatılması” işlemidir. Kanun bazen (örneğin eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundan kalan bazı itiraz yollarında veya Sulh Hukuk pratiğindeki özel yasalarda) sürenin “tefhim veya tebliğden itibaren” başlayabileceğini belirtir. Eğer duruşmaya girmişseniz ve hakim kararı yüzünüze okumuşsa (tefhim etmişse), kanunda tefhimle süre başlayacağı öngörülen o kural için “Bana sonradan eve Posta (Tebliğ) gelmedi, süre kaçmadı” diyemezsiniz. Ancak yasal sistematiğimizde İstinaf süresi vb. ana kanun yolları “Öğrenmeyle veya Tefhimle” değil “İlamın taraflara tebliğiyle işlemeye başlar” (HMK 345) şeklinde düzenlendiğinden, duruşmadaki kısa karar süreyi başlatmaz, gerekçeli kararın e-tebligat veya normal posta yoluyla size tebliğ edilmesi şarttır.

Avukat Görüşü: UYAP’tan Görülen Evraklarda “Öğrenme” Cenderesi

Uygulamada hakimler ve istinaf daireleri, avukatların e-imzalarıyla UYAP sistemine “Evrak Okuma” logu (iz kaydı) bırakmalarını gerekçe göstererek “Avukat dosyadan bu kararı indirmiştir, demek ki öğrenmiştir, süre o an başlamalıydı” diyerek davaları usulden reddetme eğilimine zaman zaman girebilmektedir. Hatta aşağıdaki HGK kararında olduğu gibi, kararı UYAP’tan alıp icraya koyan avukat için dahi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: “Öğrenmek ayrıdır (Belgelendirme ve Bilgilendirme), resmi tebligat ayrıdır” diyerek sürenin sadece TEBLİGAT ile başlayacağını içtihat etmiştir. Yani Türk Hukukunda, idari yargıdaki bazı içtihatların aksine HMK kapsamındaki özel (Hukuk) yargılamasında “Ittıla (öğrenme)” tarihi kanuni sürenin başlaması için yeterli bir şart olarak kabul EDİLMEZ. (Bkz. HMK m.91) Anayasa Mahkemesi,  Kanunun amir hükmünün aksine “ÖĞRENME” tarihini baz almakta hukuk birliğini zedeleyecek nitelikte hareket etmektedir.  Şöyle ki; Dosyanız Yargıtay aşamasında olsun ve aleyhinize karar verilsin. Olağan kanun yollarını tükettiniz. Yargıtay ilamını UYAP üzerinden 01.01.20026 tarihinde öğrenmiş oldunuz. Karar size 15.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiş olsun. Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunuzu 10.04.2026 tarihinde 30 günlük süresi içinde yaptınız. AYM, 01.01.2026 tarihinde kararı UYAP üzerinden öğrendiğinizi, 30 günlük sürenin bu tarihten itibaren başladığını, bu sebeple başvurunun süresinde yapılmadığından başvuruyu “süresinde olmadığı” gerekçesiyle reddedecektir. Öyle zannediyoruz ki AYM, önüne gelen başvuru sayısını azaltabilmek/işin esasına girmemek için “ÖĞRENME” tarihini kullanmaktadır. Bu hususa ayrıca dikkat ediniz.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) Esas: 2021/30, Karar: 2022/663 (Avukatın Kararı UYAP’tan Alıp İcraya Koyması Süreyi Başlatır Mı?)

ÖZET: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin henüz kendisine resmi e-tebligatla göndermediği gerekçeli kararı, sisteme kendi UYAP şifresiyle girip bulur (Öğrenme), bilgisayarına indirir ve beklemeden icra dairesine koyarak İlamlı İcra takibi başlatır. Aradan haftalar geçer, mahkeme o kararı normal yollarla e-tebligat olarak avukata yollar. Avukat bu resmi tebligat üzerine 2 haftalık süresi içinde “İstinaf” kanun yoluna başvurur. İstinaf Mahkemesi şok bir kararla; “Sen bu kararı haftalar önce zaten UYAP’tan indirdin, hatta indirmekle kalmayıp icraya bile koydun, kararın tüm gerekçesini çoktan öğrendin. Kanuni süre o ‘öğrenme’ gününüzde başlamıştı, davanızı süre aşımından usulden reddediyoruz” demiştir.

Kararın Esası: HGK (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu) bu tartışmaya son noktayı koymuş ve kararı bozmuştur. “HMK’nin 91. maddesi gereğince süreler, taraflara ‘tebliğ’ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Tebligat (tebliğ), hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın PTT vb. araçlarla kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun yaptığı işlemdir. Öğrenme (Ittıla) ile tebligat aynı şey değildir. Kişi kararı 3 hafta önce öğrense de, icraya koysa da, HMK 91 ve 345 gereği istinaf süresi ancak PTT (Veya E-Tebligat UETS) ile resmi bildirim yapıldığı -Tebliğ Edildiği- günün ertesinde işlemeye başlar.”

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Esas: 2016/19489, Karar: 2017/308 (Hakimin “UYAP’tan Öğrenmiş Sayılmasına” Şeklindeki Kanunsuz Kararı)

ÖZET: Bir mazeret dilekçesi vererek duruşmaya katılmayan davacı vekili için Hakim ara karar oluşturmuştur: “Davacı vekiline gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine; İHTARIN UYAP SİSTEMİNDEN ÖĞRENİLMİŞ SAYILMASINA…”. Bir sonraki duruşmada da “Uyap’tan verdik süreyi, sen harcı yatırmamışsın” denilerek davayı usulden reddetmiştir. Kararın Esası: Yargıtay dairesi, bu emrivaki kararı “HMK Madde 91 uyarınca usuller ‘tebliğ’ ile başlar. Mahkemece kesin sürenin ve sonuçlarının usulüne uygun şekilde mektupsal (veya resmi e-tebligat) ile davacı vekiline TEBLİĞ EDİLMEKSİZİN böylesi bir kendi kendine şekil uydurularak yazılı şekilde karar vermesi kanuna aykırıdır” diyerek reddetmiştir.


HMK Madde 91 (Sürelerin Başlaması) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Duruşmaya gitmemiştim, mahkeme kararı vermiş. Sürem, duruşmanın yapıldığı gün mü işlemeye başlar?

Hayır. Davada (Yokluğunuzda / Gıyabınızda) kısa karar tefhim edilmiş (okunmuş) olsa bile, orada olmadığınız için size yönelik bir tefhim yoktur. O kararın gerekçeli hali ve duruşma zaptı mahkeme heyetince yazıldıktan sonra adresinize “Tebliğ” edildiği günün ertesinde sizin itiraz vb. süreleriniz başlar. O tebligat PTT görevlisi tarafından imza karşılığı bırakılana kadar süreniz başlamaz.

UYAP Vatandaş portaldan dosyama girdim, hakimin karar evrakını indirdim. İtiraz sürem ne zaman biter?

UYAP veya E-Devlet üzerinden girip evrakın içini okumanız, Yargıtay’ın katı HGK kararlarına göre (HMK 91 kapsamında – İdari yargıda farklı istisnalar olmak kaydıyla) süreyi TEK BAŞINA başlatmaz. Sürenin başlaması için hukuken resmi “Tebligat” sürecinin tamamlanması gerekir (Size PTT memurunun getirmesi veya e-tebligat (UETS) kullanıcısıysanız oraya düşüp 5 günlük okundu yasal süresinin dolması).

Davayı ben açtım (“Tebliği Yaptıran Taraf”), hakim davalıya dilekçemi yolladı. Kendi koyduğum sürede benim için de zaman aynı anda mı işler?

HMK Madde 91 gerekçesi bunu özellikle çözer. Tebliği kendisi yaptıran için bile, karşı taraf gibi süresinin aynı saniye başlayacağı söylenemez. Davacı için süre (örneğin cevap verme süresi vb.) karşı tarafa değil, bizzat “kendisine yapılacak” spesifik mahkeme tebligatının tarihiyle başlar.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.