Yargılamada Giyotin Etkisi: HMK Madde 94 Kesin Süre Kurumu

Hukuk davalarında süreler, davanın sonsuza kadar uzamasını engelleyen en temel disiplin aracıdır. Ancak HMK Madde 94 ile düzenlenen “Kesin Süre” müessesesi, sıradan bir disiplin aracı olmanın ötesinde, kaçırıldığında o işlemi yapma hakkınızı (örn: delil sunma, cevap dilekçesi verme, temyiz etme) bembeyaz bir sayfa gibi sıfırlayan usuli bir araçtır. Kanunda “şu kadar gün içinde yapılır” diye bizzat emredilen her süre zaten “kesin” süredir; hakimin bu süreyi kısaltmaya veya artırmaya yetkisi yoktur. Diğer taraftan, bir faturayı getirmek ya da bilirkişi ücretini vezneye yatırmak gibi sadece o davaya özgü işler için süreyi bizzat “Hakim” takdir eder ve bu sürenin “Kesin” olduğunu özellikle zapta geçirip ihtarını yapar. Ancak Yargıtay pratiği, her “Kesin süre verdim” diyen hakimin kararını yasal kabul etmez; o ihtarın duraksamaya yer vermeyecek kadar berrak, anlaşılır ve eksiksiz olması şarttır. Aksi halde kesin süre kuralı çöker.


HMK Madde 94: Kanun Metni

(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.

(2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, ikinci fıkrasında ise hâkim tarafından da kesin süre verilebileceği kuralı benimsenmiştir. Hâkimin kesin olduğunu belirtmeden süre vermesi hâlinde, belirlenen süreyi geçirmiş olan tarafın yeniden süre isteyebileceği; ancak ikinci olarak verilen sürenin, her halükarda kesin olduğu ve aynı konuda yeniden süre verilmesinin mümkün olmadığı kurala bağlanmıştır.

Üçüncü fıkraya göre, kanunla veya hâkim tarafından verilen kesin süre içinde yapılamayan işlemi, ilgili tarafın yapma hakkı son bulmaktadır. Diğer taraf aynı işlemi yapmak isterse ya da yapması gerekirse ona yeni bir süre verilerek işlemi yapması sağlanabilir. Bir taraf için süresinde işlemi yapmamasından kaynaklanan hak kaybı, diğer tarafı etkilemez.


Hukuki İncelemeler

Kanunun Emrettiği Süre ile Hakimin Tayin Ettiği Süre Ayrımı

HMK Madde 94/1’de ifade edilen “Kanunun belirlediği süreler kesindir” kuralı şudur: İstinaf (iki hafta), temyiz (iki hafta) ya da ön inceleme sonrası delil sunma (iki hafta) gibi konular bizzat meclis tarafından yasaya yazılmıştır. Mahkeme kaleminde kapıda ağlasanız da hakim bu süreleri uzatamaz. Ancak kanunda yazmayan dâhili işler; (Örneğin tapuya yazı yazılması ve masrafının iki tarafça avans olarak ödenmesi) için duruşmada hakim “Sana iki hafta süre veriyorum” diyebilir. Bu basit bir süredir. Eğer hakim “Sana iki hafta KESİN süre veriyorum, yatırmazsan dosyadan o delili çıkarırım” diyerek bunu zapta geçirtip altını çizerse (HMK m. 94/2), o andan itibaren hakimin takdir ettiği o basit süre de yasal anlamda katı, aşılamaz bir “kesin süreye” dönüşür.

Avukat Görüşü: “İki Defa Kesin Süre Verilemez” Kuralı

Duruşmada hakiminiz evrak sunmanız için size süre verdi, ancak tutanağı okuduğunuzda “Kesin Süre Verilmesine…” ibaresinin yazmadığını fark ettiniz. Bu durumda o süre kaçarsa telaş yapmaya mahal yoktur; zira HMK 94 uyarınca taraf bir defaya mahsus olmak üzere makul bir gerekçeyle yeniden süre talep edebilir. Hakim bu talebi gördüğünde zorunlu olarak “Tarafın talebi üzerine İKİNCİ KEZ süre verilmesine ve bu sürenin yasa gereği KESİN OLMASINA…” demek zorundadır. Artık avukatlara ve taraflara yeni bir şans, yeni bir mazeret hakkı tanınmaz, son çıkış kapısı kapanmıştır. Yani kanun bir konuda asla 3. kez süre isteme ihtimali vermez.

Kesin Süre Ara Kararının Yargıtay’daki Geçerlilik Şartları

Hakimin “Tarafına kesin süre ihtar edilmesine” deyip geçmesi Yargıtay nezdinde kuralı devreye sokmaya yetmez. Yıllar içerisinde kemikleşmiş içtihatlara göre geçerli bir HMK 94 ihtarının taşıması gereken özellikler şunlardır:

  1. Şeffaf Bedel: “Bilirkişi ücretini yatır” denemez, “3.000 TL maktu bilirkişi ücretini ihtaren yatır” şeklinde kesin bir miktar gösterilmelidir.
  2. Amaca Uygunluk: Miktar, veznedeki avanstan tam mahsup edilmeli, “avans yetmezse üstünü tamamla” gibi şüpheli tabirler kullanılmamalıdır.
  3. Sonucunun Korkutuculuğu: Hakim bizzat yüzünüze karşı “Bunu yapmazsan delilinden / hakkından vazgeçmiş sayılacağın ihtaren bildirildi” cümlesini kurup bunu tutanağa kelimesi kelimesine yazdırmak zorundadır.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) Esas: 2017/924, Karar: 2019/1004 (Bilirkişi Ücreti İçin Verilen Hatalı ‘Kesin Süre’nin Davanın Reddinde Kullanılamayacağı)

ÖZET: Taraflar arasındaki alacak davasında, yerel mahkeme hakimi tutanağa “Masrafların gider avansından karşılanmasına, yetmediği takdirde davacı vekili tarafından KESİN SÜRE içinde 700 TL bilirkişi ücreti kapsamında eksik avansın tamamlanmasına, yatırılmazsa bilirkişiden vazgeçilmiş sayılmasına” şeklinde bir ara karar kurar. Davacı yatırmaz, hakim de delil yokluğundan “Davayı usulden reddediyorum” der. Karar  temyiz edilir.

Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hukuk tarihine geçen çok öğretici bir “Kesin Süre Şartları” dersi vererek davacıyı haklı bulmuş ve ilk derece hakiminin ret kararını bozmuştur: “Mülga HUMK 163 ve şimdiki HMK 94 uyarınca; kesin süre ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması şarttır! Hakim; ‘Avans artarsa oradan, yetmezse cebinden tamamla’ diyerek muğlak, net miktarı belli olmayan bir ifade kullanamaz. Davacının cebinden tam olarak o gün çıkacak net lira belirlenmelidir. Kesin sürenin davanın reddi için basit bir ‘infaz aracı’ olarak kullanılması HMK’nın adalet idealine aykırıdır, eksik ihtara dayanan kesin süre emri yok hükmündedir!”


HMK Madde 94 (Kesin Süre) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hakim istinaf edeceğimi bildiği hâlde “Bölge adliye mahkemesine 3 gün içinde başvurman için sana kesin süre veriyorum” diyerek süreyi kısaltabilir mi?

Kesinlikle hayır. HMK 94. maddenin birinci fıkrası, kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğunu, dokunulmaz olduğunu belirtir. İstinaf başvuru süresi bizzat kanunda “İki hafta” olarak sabitlenmiştir. Hakim, kanunun verdiği usuli kazanılmış hakkı kendi ara kararıyla tırpanlayamaz, uzatamaz, kısaltamaz.

Duruşmada hakim bana cevap dilekçemi sunmam için “Süre veriyorum” dedi ama kelime olarak “Kesin” lafını kullanmadı. Süreyi kaçırırsam ne olur?

Eğer ara kararında tutanağa “Kesin” kelimesi yazılmamışsa bir kez daha süre isteyebilirsiniz. HMK Madde 94/2 çerçevesinde mahkemeye “Kesin süre belirtilmediği için süreyi kaçırdım, yeni süre talep ediyorum” dilekçesi verebilirsiniz. Hakim bunu kabul edip size ikinci süreyi vermek zorundadır. Ancak dikkat: Hakim bu kez size vereceği yeni sürenin “kanun gereği KESİN” olduğunu tutanağa düşecektir. Onu da kaçırırsanız dava aleyhinize bozulur.

Davada hakimin kesin süre verdiği bir evrakı (örneğin dekont) davacı olarak ben o sürede getiremedim. Delillerimden dekont çıkarıldı. Davalı olan taraf da kendi dilekçesini desteklemek için o dekontu kendi kendine mahkemeye getirebilir mi?

Evet getirebilir. HMK Madde 94/3’ün Gerekçe metninde de özellikle vurgulandığı gibi; kesin süreyi kaçıran kişinin sadece “kendisi” o işlemi yapma hakkını kaybeder. Sizin hak kaybınız karşı tarafı bağlamaz. Karşı taraf (davalı) eğer menfaati varsa, mahkemeden kendisine ait bir süre isteyerek o belgeyi veya bilirkişi durumunu ikame edebilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.