Yargının Dinlenme Dönemi: HMK Madde 102 Adli Tatil Süresi

Hukuk yargılamasında hem hakimlerin hem de taraf avukatlarının dinlenmelerini, yıllık izinlerini organize edebilmelerini sağlamak ve özellikle tarım toplumu döneminden kalan “yazın mahkemelerde zaman kaybedilmemesi” geleneğini sürdürmek amacıyla usul hukukumuzda “Adli Tatil” kurumu benimsenmiştir. Bu kurumun sınırları bizzat HMK Madde 102 ile net bir zaman çizelgesine bağlanmıştır. Üzerinde defalarca yasa değişikliği yapılan, süresi kısaltılıp uzatılan bu kurum, günümüzdeki en güncel haliyle her yıl 20 Temmuz’da kesintisiz olarak başlar ve 31 Ağustos akşamı sona erer. Bu 43 günlük zaman dilimi, adliyelerin tamamen kapandığı anlamına gelmez; yalnızca “Adli Tatile Tabi” olan davaların duruşmalarının yapılamayacağı ve o davalardaki yasal sürelerin dondurulduğu/uzatıldığı (Bkz. HMK 104) manasına gelir. 1 Eylül itibarıyla ise adliyelerde törenlerle “Yeni Adli Yıl” başlar ve yargı çarkları tam kapasiteyle yeniden dönmeye devam eder.


HMK Madde 102: Kanun Metni

(Değişik: 8/8/2011-KHK-650/33 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/30 md.)

(1) Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar. (Söz konusu İptal Kararı 1/7/2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir)

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun kabul edildiği tarih itibarıyla, ülkemizde insanların çoğunun tarımla uğraşması dolayısıyla yaz aylarında çiftçilikle ilgili çalışmaların çok yoğunlaştığı ve şehirlere ulaşmanın zorluğu dikkate alınarak, insanların bu verimli dönemde mahkemelerde kaybedeceği zamanın ciddî anlamda zararlar doğuracağı düşüncesiyle, Kanuna adli tatille ilgili hüküm konulmuştur. Günümüzde ise bu gerekçenin büyük ölçüde geçerliliğini kaybettiği ve adli tatilin, davaların uzamasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, kaldırılması yönünde tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. Nitekim, 1086 sayılı Kanunda 5219 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, süre, kırkbeş günden otuzaltı güne indirilmiştir.

1930’lu yılların başındaki tarım toplumunun imkânları eskisine göre çok değişmiş ise de, bugün nüfusumuzun önemli bir kesimi hâlâ kırsalda oturmakta ve tarımla uğraşmaktadır. Ayrıca ülkemizin iklim şartlarına göre, tüm kamu kurumlarında olduğu üzere, yargı mensupları da tatil ihtiyaçlarını karşılamak için genellikle yaz aylarını tercih etmektedirler. Bilindiği üzere yargılama faaliyeti, hâkimin nezaretinde, davanın tarafları veya vekillerinin birlikte bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmektedir. İdeal olan, delilleri toplayan ve onlarla doğrudan temasta bulunan hâkimin karar vermesidir. Hâkimin veya taraf vekilinin öngörülemeyecek bir zamanda değil, önceden kanunla belirlenmiş olan dönemde tatile çıkması, davaların daha sağlıklı şekilde sonuçlandırılabilmesini sağlayacaktır.

Öte yandan, Akdenize kıyısı olan bütün Avrupa ülkelerinin kanunlarında adli tatilin yer aldığı, ülkemizin de aynı iklim ve kültür kuşağında bulunması sebebiyle bu ülkelerle büyük benzerlikler göstermekte olduğu bir gerçektir. Kanun çalışmaları sırasında, adli tatil ile ilgili görüşler ayrıntılı olarak değerlendirilmiş, yukarıda ifade edilen gerekçelerle bu kurumun muhafaza edilmesi uygun görülmüştür.

Madde, 1086 sayılı Kanunun 175 inci maddesini karşılamaktadır. Sözü geçen Kanunda 5219 sayılı Kanunla yapılan değişiklik doğrultusunda, bu düzenlemede de adli tatilin, ağustos ayının birinci gününden başlayıp, eylül ayının beşinci gününe kadar devam etmesi öngörülmüştür. Mevcut uygulamada olduğu gibi, başlangıç ve bitiş günleri tatile dahildir. (Not: Bu eski gerekçe sonradan TBMM tarafından revize edilmiştir.)

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 108 inci maddesinde, yüksek yargı organlarındaki adli tatilin bitim süresindeki farklı yorumlamaları önlemek amacıyla değişiklik yapılmıştır.

6494 sayılı Kanunda Yer Alan Değişiklik Gerekçesi

Madde ile, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan adli tatil süresi yeniden düzenlenmektedir.


Hukuki İncelemeler

Başlangıç ve Bitiş Tarihleri Kesindir (20 Temmuz – 31 Ağustos)

Adli tatil, Türkiye sınırları içerisindeki tüm adliyelerde (Yargıtay ve asıl mahkemeler dahil) her yıl 20 Temmuz sabahı itibarıyla fiilen başlar. O günden itibaren kural olarak mahkemelerde “esasa ilişkin” normal duruşmalar yapılamaz, tanık dinlenemez. Tatil, 31 Ağustos gününün mesai bitimiyle sona erer. Bu 43 günlük süre zarfında adliyeler “Nöbetçi Mahkemeler” vasıtasıyla vatandaşların acil veya tatile tabi olmayan (Bkz: HMK 103) işlerini yürütmeye devam eder. Bir davanın adli tatile tabi olup olmadığı, tarafların inisiyatifinde değil bizzat uygulanacak olan yasanın emredici hükümlerine bağlıdır.

HMK 102’nin İptali ve Yeniden Doğuş Süreci

6100 sayılı HMK ilk çıktığında (2011), yasa koyucu adli tatilin takvim tarihlerini sürekli değiştirmiştir. Hatta bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Adli Tatil fıkrası silbaştan yazılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi (2012/108 K.) yetki kanununa dayanmadığı gerekçesiyle bu KHK değişikliğini iptal etmiştir. Bunun üzerine oluşan hukuki boşluk, TBMM tarafından 6494 sayılı Kanun ile tekrar doldurulmuş ve “20 Temmuz – 31 Ağustos” tarihleri kesin olarak son halini almıştır. Bugün uyguladığımız milat, bu son değişikliktir.

Avukat Görüşü: 1 Eylül Yeni Adli Yılın Anlamı

1 Eylül tarihi, salt sembolik bir gün değildir, Kanun sadece “tatil bitti” dememiş, “Yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar” diyerek buna resmi bir statü kazandırmıştır. Bu nedenle tatile rastlayan tüm hukuki süreleriniz (temyiz, istinaf, cevap dilekçesi verme vb.), HMK Madde 104’ün getirdiği sürenin durması usulü ile korunmuştur. Peşinden “Adli tatilin bittiği günü (31 Ağustos’u) izleyen günden itibaren bir hafta uzatılmış (Yani son gün 7 Eylül mesai bitimi)” sayılır. Bu sebeple 1 Eylül’ün tespiti, bir davanın temyizden dönüp dönmeyeceğini, vb. belirleyen matematiksel bir başlangıç noktasıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2020/124, Karar: 2022/672 (İş Mahkemelerinin Adli Tatilden Yararlanacağı ve 7 Eylül Kuralı)

ÖZET: Ölümlü ve tam kusurlu bir iş kazasında SGK, ödediği cenaze ve peşin gelir değerini geri almak için “Rücuan Tazminat” davası açar. İş Mahkemesi davayı kabul eder, karar istinaftan geçip bozulur ve yerel mahkeme kararında “direnir”. Mahkemenin Direnme Kararı, davalı şirketin avukatına tam “Adli Tatil” içinde (14 Ağustos’ta) tebliğ edilir. Avukat da temyiz dilekçesini kanuni 2 haftalık süresi geçtikten sonra, ancak Adli tatil uzatma payına güvenerek 6 Eylül’de (‘7 Eylül’den önce’) verir. Karşı taraf ise “İş mahkemesinde yargılama basit usuldür, basit usulde adli tatil olmaz, süreyi kaçırdın” diyerek temyizin reddini ister.

Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu uyuşmazlığı bir Ön Sorun olarak çözmüştür. HGK’nın kararına göre: “HMK’da veya başka kanunlarda basit yargılama usulünün uygulanacağı belirtilen bütün davalar adli tatile girmeyecek diye bir kural YOKTUR. Bir davanın adli tatilde (HMK 103) görülüp görülmeyeceği yargılama usulüne (yazılı-basit) göre değil, kanunda o ismin açıkça yazıp yazmamasına bağlıdır. SGK’nın açtığı ‘Rücuan Tazminat’ işverene-işçiye açılan ‘Hizmet akdinden kaynaklanan işçi uyuşmazlığı’ DEĞİLDİR, salt kanundan doğan bir rücu davasıdır. Dolayısıyla bu dava ‘İvedi Mahiyette’ veya ‘Adli Tatilde Görülür’ sınıflarına girmez. Şirket avukatının davası adli tatile Tabi olduğuna göre; 14 Ağustos’ta tebliğ aldığı karara 6 Eylül’de sunduğu temyiz dilekçesi, (Süresi 7 Eylül’e kadar yasal olarak uzadığı için) tam süresindedir! Ön sorunun reddiyle dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir.”


HMK Madde 102 (Adli Tatil Tarihleri) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

20 Temmuz günü yasal süremin son gününe (Örneğin temyizimin 14. gününe) denk gelirse dilekçemi mutlaka o gün mü vermeliyim?

Hayır. HMK m. 102 uyarınca adli tatil bizzat “20 Temmuz” gününde başlar. Adli tatilin başlangıç ve bitiş günleri de tatile dahildir. Dolayısıyla sürenizin son günü 20 Temmuz’a denk geldiyse, süreniz kanun gereği (HMK 104) doğrudan yeni adli yılın başına (7 Eylül’e) kadar uzamış kabul edilir.

Adli tatil günlerinde adliye kapıları kilitli midir? Kalem personeli çalışır mı?

Adliyeler adli tatilde kesinlikle kapanmaz. Hakimlerin belli bir asgari kısmı (Nöbetçi Hakimler) ve mahkeme kalemlerindeki personelin çoğu görevlerine devam eder. Vatandaşlar dilekçelerini sunabilir, tarafı oldukları acil geçici koruma kararlarını (kadına şiddet, ihtiyati haciz tedbiri vb.) alabilirler. HMK m.102 sadece olağan (çekişmeli) yargılama akışının dondurulmasını ifade eder.

1 Eylül Yeni Adli Yıl tarihi hafta sonuna denk gelirse ne olur? Süreler uzar mı?

Evet. Eğer 7 Eylül tarihi (uzayan ek 1 haftalık sürenin son günü) Cumartesi veya Pazar gününe denk geliyorsa, “Sürelerin hesaplanmasında resmi tatil günleri” kuralı gereği dilekçenizi sunmak için son tarih otomatik olarak takip eden ilk mesai gününe (Pazartesi günü mesai bitimine) sarkacaktır. Sırf 1 Eylül Pazar’a denk geldi diye adli tatil uzamaz ancak son hakkınızı kullanacağınız süre ilk iş gününe ötelenecektir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.