Adli Tatilde Biten Süreler: HMK Madde 104 Kapsamında 1 Hafta Kuralı

Hukuk davalarında süreler usul hukukunun kalbidir ve bir gün dahi gecikmek hakkın tamamen yitirilmesine (hakkın düşmesine) yol açar. Ancak “Adli Tatil” (HMK m. 102) kurumu, süre baskısına kanuni bir rahatlama getirir. Eğer bir davanız adli tatile tabi (HMK m. 103 dışında kalan) bir dava ise ve yapmanız gereken bir işlemin süresinin son günü tatil dönemine (20 Temmuz – 31 Ağustos arasına) denk geliyorsa; o süre kanun gereği otomatik olarak adli tatilin bittiği 31 Ağustos’tan itibaren “bir hafta” daha uzatılır. Yani cevabınızı, istinafınızı veya temyiz dilekçenizi en geç 7 Eylül mesai bitimine kadar verebilirsiniz. Bu uzama için mahkemeden karar almanıza gerek yoktur; bizzat kanundan doğan emredici bir haktır.


HMK Madde 104: Kanun Metni

(1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Adli tatile tâbi olmayan dava ve işler açısından, sürelerin işleyeceği açıktır.

Bu maddede, adli tatile tâbi olan, yani adli tatilde görülemeyecek dava ve işlerdeki süreler açısından tatilin etkisi düzenlenmektedir. Ayrıca, burada kastedilen, maddî hukuka ait süreler olmayıp, örneğin; zamanaşımı gibi, usul hukukundaki sürelerdir. Hükme göre, adli tatilde görülemeyecek olan dava ve işlere ilişkin sürelerin bitim tarihi tatile rastlar ise bu süreler tatilin bittiği günden itibaren yedi gün uzatılmış sayılacaktır.

Maddeyi örneklerle açıklamak gerekirse;

Yirmi temmuzda başlayan on beş günlük sürenin bitim tarihi dört ağustos günü akşam mesai saati sonudur. Ancak, bu tarih tatil zamanına rastladığından, süre, altı eylül gününden  itibaren yedi gün uzar. Yani on iki eylül günü mesai bitimi sona erer.

İki ağustos günü başlayan on beş günlük sürenin bitim tarihi tatil içine rastlayacağından, süre yine altı eylül gününden itibaren yedi gün uzar.

Üç eylül günü başlayan on beş günlük sürenin bitim tarihi adli tatil içinde olmadığından, süre normal olarak on sekiz eylül günü mesai bitimi sona erer.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 110 uncu maddesinde (Kanunlaşan m. 104) geçen “yedi gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “bir hafta” olarak değiştirilmiş ve madde bu şekliyle kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Madde 104’ten Yararlanmanın İlk Şartı: “Adli Tatile Tabi Olmak”

HMK Madde 104 çok cömert bir “süre uzatma” müessesesi gibi görünse de giriş cümlesinde sinsi bir şarta bağlanmıştır: “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde…” Yani bir davanın temyiz süresi Eylül ayına uzayacaksa, o dava kural olarak adli tatilde duruşması yapılamayan normal bir dava olmalıdır. Eğer davanız “İvedi” nitelikli ise (Örneğin çocuğun iadesi davası, nafaka davası veya haksız rekabet tedbirleri gibi HMK m. 103 kapsamındaysa) bu davalar adli tatil dinlemediği için süreleriniz de uzamaz. Evrakı Ağustos ayında elinize alırsanız, kanuni o dar saniye işlemeye devam eder. Bu nedenle tebligatı aldığınız andaki eylemin “Tatile Tabi Olup Olmadığını” değerlendirmek hayati öneme sahiptir.

Hangi Süreler Uzar? (“Usul” vs “Maddi” Süreler)

Kanun, “bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi” ifadesini kullanmıştır. Bu nedenle HMK 104 kapsamındaki “7 Eylül uzama kuralı”, yargılama usulüne dair (cevap verme süresi, istinaf, temyiz, delil listesi verme, bilirkişi itiraz vs.) sürelerdir. Ancak Türk Borçlar Kanunu veya Medeni Kanun gibi maddi maddi hukuku ilgilendiren hak düşürücü süreler ve zamanaşımları kural olarak Adli Tatilde durmaz. Örneğin “Bir yıllık haksız fiil zamanaşımının” son günü 5 Ağustos’a denk geliyorsa “Sürem 7 Eylül’e uzar” diyerek dava açmayı beklerseniz muhtemelen hakkınız düşecektir. Zira dava açıldıktan sonraki celse içi usuli eylemler tatil kapsamındadır ancak, devlete karşı süren maddi hukuk başvuru kilitleri tatilde askıya alınmaz.

Avukat Görüşü: 7 Eylül Hesaplamasında Resmi Tatiller?

HMK m. 104 süreyi “Adli tatilin bittiği (31 Ağustos) günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır” şeklinde kurgulamıştır. Bu matematik bizi doğrudan 1 Hafta(7 Eylül akşamı) sonrası mesai bitimine (saat 23:59 e-imza limitine) götürür. Ancak dikkat edilmesi gereken husus şudur: 1 Hafta (7 Eylül günü) sonrası haftanın yedinci gününe denk gelir ve eğer bu gün bir “Cumartesi” ve “Pazar” gününe denk geliyorsa (Tıpkı 2024 yılında 7 Eylül’ün Cumartesi olduğu gibi), o zaman tatil gününe denk gelen süreler HMK Madde 93 gereğince “takip eden ilk mesai gününün sonuna” sarkar. Yani istinaf dilekçenizi vermek için son hakkınız 9 Eylül Pazartesi günü mesai bitimi olur.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2020/124, Karar: 2022/672 (Mükemmel “İş Mahkemesinde Uzama” Emsali)

ÖZET: Ölümlü iş kazasında SGK, ödediği tutarları davalı işverenden “Rücuan Tahsil” etmek ister. Dava “İş Mahkemesinde” görülür. Mahkemenin kararı davalı şirketin avukatına tam “Adli Tatil” içinde (14 Ağustos’ta) tebliğ edilir. Avukat da temyiz dilekçesini kanuni süresi (‘Tebliğden İtibaren 2 Hafta’ kuralı) geçtikten sonra, ancak Adli tatil uzatma payına güvenerek 6 Eylül’de (‘7 Eylül’den önce’) verir. Davacı kurum ise İstinafa “Bu bir İş Mahkemesi dosyasıdır, bunlar 7036 sayılı yasayla basit yargılamaya tabidir, kanun yolu başvuruları ‘ivedilikle incelenir’, adli tatilde süreleri uzamaz” itirazında bulunur.

Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu karmaşaya nokta koyar: “Davanın sadece iş mahkemesinde görülmesi veya ‘İvedilikle Karara Bağlanır’ (7036 s.k. md. 7) notu taşıması, onun HMK 103 (Adli tatil istisnası) kapsamında olduğunu göstermez. SGK’nın açtığı bu ‘Rücuan Tazminat’ davası işverene açılan bir ‘işçi uyuşmazlığı’ (HMK 103/ç) DEĞİLDİR, salt kanundan doğan rücu davasıdır. Dolayısıyla bu dava ‘Adli Tatilde Görülür’ sınıflarına girmez. Tatile tabidir! Davalı avukatının 14 Ağustos’ta tebliğ aldığı karara karşı 6 Eylül’de verdiği temyiz dilekçesi, HMK m. 104 uyarınca yasal süresi otomatik 7 Eylül’e uzadığı için süresinde verilmiş kabul edilir.”

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Esas: 2020/1706, Karar: 2020/7154 (Yurt dışı borçlanma tespiti süresinin uzaması)

Kararın Özeti ve Esası: İş Mahkemesince karara bağlanan, yurtdışı hizmet borçlanmasının bedelinin geriye etkili kılınması ve hatalı aylık hesabına dair “tespit davasında”; mahkeme gerekçeli kararı 17.08.2018 günü (Adli tatilde) davacı vekiline tebliğ etmiştir. Vekil, BAM İstinaf başvurusunu yasal 2 haftalık süre bitiminden sonra 07.09.2018 günü (BAM dairesinden) yapmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi istinafı süre aşımından (İş davaları tatilde görülür diye yorumlayarak) reddetmişse de Yargıtay 10. HD bu kararı bozmuştur: “Borçlanma ve sigorta tahsisine dair tespit davaları HMK 103’te belirtilen istisnalardan (hizmet akdine dayalı salt işçi-işveren anlaşmazlığı) değildir. Dava niteliği gereği tatile tabidir, süre bitimi tatile rastladığından HMK 104 gereği istinaf süresi kendiliğinden 7 Eylül’e kadar uzar. 7 Eylül’de yapılan başvuru süresindedir.”


HMK Madde 104 (Adli Tatilde Süre Uzaması) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Süremin son gününün tatile (Örneğin 15 Ağustos’a) denk geldiğinden eminim. Mahkemeden ayrıca süre uzatım talep dilekçesi (HMK m.90) vermeli miyim?

Kesinlikle hayır. HMK 104 maddesi “ayrıca bir karara gerek olmaksızın” ifadesini bilhassa vurgulamıştır. Sürenizin uzaması hakimin veya kalemin takdirinde değil, yasanın kanuni emrindedir. Sizin süreniz evrakta yazsa da yazmasa da kanunen 7 Eylül’e ertelenmiştir.

Adli tatilden sadece birkaç gün “önce” (Örneğin 5 Temmuz’da) bir tebligat aldım ve sürem 2 haftaydı. Benim sürem uzar mı?

Evet. Önemli olan tebligatı ne zaman aldığınız değil, “Sürenin Son Gününün” nereye denk geldiğidir. 5 Temmuz’da aldığınız 14 günlük temyiz süresinin son günü 19 Temmuz mesai bitimidir (Tatil dışı). Oysa aynı tebligatı 7 Temmuz’da alsaydınız, sürenizin son günü 21 Temmuz olacak, ve bitiş tarihi tatile rastladığı için doğrudan 7 Eylül’e fırlayacaktı.

Bir icra davasında (İcra Hukuk veya İcra Ceza) da tatil süresi 7 Eylül’e uzar mı?

Hayır. İcra ve İflas Hukuku kendi özel kanununa (İİK) tabi olup çok kural dışı ve sıkı sürelere tabidir. Kural olarak icra-iflas takiplerinde ve icra mahkemesindeki işlerde adli tatil hükümleri UMULMADIK İSTİSNALAR DIŞINDA uygulanmaz. Bu mahkemelere ait bir tebligat aldığınızda adli tatile asla güvenmeyip mutlaka acilen avukatınızla görüşmelisiniz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.