Davayı İhbar Etmenin Rücu Davasına Etkisi Nedir? HMK Madde 64 ve m. 69 Bağlantısı

İhbar kurumunun (m. 61–63) asıl hukuki meyvesi, HMK Madde 64‘te toplanmaktadır. Bu madde, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiyle ihbar edilen kişi arasındaki ilerideki rücu ilişkisine nasıl yansıyacağını düzenlemekte; m. 69/2’ye kıyasen yapılan atıf aracılığıyla fer’i müdahalenin etkisini ihbar kurumuna da taşımaktadır. Maddenin iki önemli boyutu vardır: İhbar edilen kişi —katılsın ya da katılmasın— ileride rücu davasında asıl davadaki kararın yanlışlığını kural olarak ileri süremez. Öte yandan ihbar edilen kişi, asla taraf sıfatı kazanmaz; aleyhine doğrudan hüküm kurulamaz. Yargıtay’ın pratiği her iki kuralı da somutlaştırmıştır.


HMK Madde 64: Kanun Metni

(1) İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede, davanın ihbarının etkisi, Tasarının “Fer’i müdahalenin etkisi” başlıklı 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasına yollama yapılmak suretiyle düzenlenmiştir. Davanın ihbarı müessesesi ile güdülen temel amacın üçüncü kişinin davaya ihbar eden yanında fer’i müdahil olarak katılmasının sağlanması olduğu dikkate alındığında, söz konusu etkinin davanın ihbarı bakımından da kabulü gereklidir. Zira, ihbara icabet ederek davaya fer’i müdahil olarak katılan üçüncü kişi bakımından 75 inci madde sebebiyle meydana gelen “müdahale etkisi”nin, ihbara rağmen, davayı kazanması kendi lehine olan taraf yanında davaya katılarak ona bu yolda yardım etmekten kaçınan kimse bakımından da doğması ihbar müessesesinden beklenen faydanın temini bakımından kaçınılmazdır. Bu itibarla, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin ihbar eden yanında davaya fer’i müdahil olarak katılmadığı hallerde, aralarındaki rücu bakımından ihbar alan kişi, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verilmiş olduğunu ileri süremeyecektir. Bununla birlikte, ihbar alan kişi, ihbar eden tarafın ihbarı zamanında yapmamış olduğunu yahut iddia ve savunma imkânlarının asıl davada ihbar eden tarafından ağır kusurlu olarak değerlendirilebilecek surette kullanmayarak davayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilecektir. Tasarının benimsemiş olduğu bu çözüm tarzı ihbar alan kişinin ihbar eden taraf yanında davaya fer’i müdahil olarak katılmaması durumu için ağır bir müeyyide getirmek yoluyla davanın ihbarı müessesesini etkin ve anlamlı kılmaktadır.

Getirilen düzenleme Alman Usul Kanununun 74 üncü paragrafının üçüncü fıkrası ve söz konusu fıkranın yollama yaptığı 68 inci paragrafındaki düzenleme ile paralellik göstermektedir. Zira, Alman Hukukunda da öncelikle fer’i müdahalenin etkisi § 68 ZPO’de, buna karşılık ihbarın etkisi ise § 74, III ZPO’da § 68 ZPO’ya yollama yapılmak suretiyle düzenlenmiştir. Keza İsviçre Tasarısında da aynı yol izlenmiş, fer’i müdahalenin etkisi Tasarının 75 inci maddesinde düzenlenmiş, ihbarın etkisi ise Tasarının 78 inci maddesinde söz konusu 75 inci maddeye yapılan yollamayla düzenlenmiştir.


Hukuki İncelemeler

m. 64’ün Temel Etkisi — Rücu Davasında “Yanlış Karar” Savunması Yapılamaz

m. 64, m. 69/2’ye atıf yaparak fer’i müdahalenin etkisini ihbar kurumuna da genişletir. Bu atfın pratik anlamı şudur:

  • İhbar edilen kişi davaya katılmış olsun ya da olmasın, ihbar edilen asıl davada verilen hüküm, ilerideki rücu ilişkisinde kural olarak bağlayıcıdır.
  • İhbar edilen kişi rücu davasında “asıl davada yanlış karar verildi, dolayısıyla size ödeme yapmam” gibi bir savunma yapamaz.
  • Bu kural, ihbar kurumunu anlamlı ve işlevsel kılar: İhbar, “seni haberdar ediyorum, katılmak istiyorsan karar vermeden önce kat” mesajı içerir.

İki Önemli İstisna — m. 69/2 Kıyasen Uygulamanın Sınırları

Bununla birlikte, kanun ihbar edilen kişiye iki hâlde “yanlış karar” savunması yapma hakkı tanımaktadır:

İstisna Açıklama
Geç ihbar İhbar eden taraf ihbarı zamanında yapmamış; ihbar edilen kişi katılma ve savunma yapma fırsatı bulamamış
Ağır kusurlu yürütme İhbar eden taraf iddia ve savunma imkânlarını ağır kusurlu biçimde kullanarak davayı hatalı yürütmüş

Bu istisnalar, ihbar kurumunu ihbar edeni de disipline alan dengeli bir mekanizma hâline getirmektedir: Haberdar etmek yetmez; haberdar etmek zamanında ve doğru biçimde yapılmalıdır.

İhbar Edilenin Sınırı — Davalı Sıfatı Kazanılamaz, Aleyhine Hüküm Kurulamaz

m. 64’ün bir diğer kritik boyutu, ihbar edilen kişinin asla davalı sıfatı kazanmamasıdır. Bu sonuç şu anlama gelir:

  • İhbar, davaya yeni bir taraf eklemez.
  • Mahkeme, ihbar edilen kişi aleyhine doğrudan borç veya sorumluluk hükmü kuramaz.
  • İhbar edilen kişiyi sonradan dilekçeyle “dahili davalı” olarak gösterip aleyhine karar vermek usule aykırıdır.
  • Bunun tek istisnası: Mecburi dava arkadaşlığı kapsamındaki hâller.

m. 64’ün Karşılaştırmalı Hukuk Arka Planı

Kanun gerekçesinde belirtildiği üzere m. 64, Alman ZPO § 68 ve § 74/III ile İsviçre Tasarısı m. 75 ve 78’deki düzenlemelerle paraleldir. Bu sistemlerde de ihbarın etkisi, fer’i müdahalenin etkisine atıf yapılmak suretiyle düzenlenmektedir. HMK’nın kıyasen atıf tekniği, ihbar kurumunu fer’i müdahale kurumundan ayrı ama ona paralel bir işlevle donatmaktadır.

Avukat Görüşü: İhbar Etmek Yeterli Değil — Zamanında ve Doğru Yapılmalı

m. 64’ün uygulamasında avukatların düştüğü en kritik hata şudur: İhbarın yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Eğer ihbar tahkikatın son aşamasında yapılmışsa, ihbar edilen kişi savunma yapma fırsatı bulamamış demektir; bu durumda “geç ihbar” istisnası devreye girerek m. 64’ün bağlayıcılık etkisi kırılabilir. Aynı şekilde asıl taraf kritik delilleri sunmayı ihmal etmişse, ihbar edilen kişi rücu davasında bunu “ağır kusurlu yürütme” olarak ileri sürebilir. Bu nedenle ihbar hakkı kullanılırken hem zamanlamanın (tahkikat başlamadan veya en kısa sürede) hem de asıl davadaki aktif savunmanın stratejik olarak planlanması gerekmektedir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/2897 E. , 2019/5541 K.

ÖZET (Hayat Sigortası — İhbar Edilen Kişi Aleyhine Hüküm Kurulamaz — Davalı Sıfatı Kazanılamaz): Davacılar, murislerinin hayat sigortasından yararlanmak için sigorta şirketine başvurmuş; sigorta şirketi poliçenin vefat günü sona erdiğini ileri sürmüştür. Yargılama sırasında davacı vekili, bankayı da davaya dahil ettirmeyi talep etmiş; mahkemece banka “dahili davalı” olarak davaya dahil edilmiştir. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada mahkeme, banka aleyhine de sorumluluk hükmü kurmuştur. Yargıtay 17. HD oybirliğiyle bu kısmı bozmuştur. Bozma gerekçesi: HMK m. 64 ve m. 69 uyarınca kendisine dava ihbar edilen kişi davalı sıfatı kazanamaz; bu kişi aleyhine hüküm kurulamaz. Mahkeme, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmemiş bir kişiyi, mecburi dava arkadaşlığı dışında, sonradan davalı konumuna alarak aleyhine hüküm tesis edemez. Ihbar, kişiyi davanın tarafı değil olsa olsa fer’i müdahil adayı yapar. Bu ilke HMK m. 64’ün sınırlayıcı işlevini göstermektedir: İhbar kurumu, maddi sorumluluk doğurmanın değil, bilgilendirme ve katılım fırsatı sağlamanın aracıdır.


HMK Madde 64 (İhbarın Etkisi) Sıkça Sorulan Sorular

İhbar edilen kişi davaya katılmadıysa, rücu davasında “yanlış karar verildi” diyemez mi?

Kural olarak diyemez. m. 64 uyarınca ihbar edilen kişi, asıl davadaki hükmün yanlışlığını rücu davasında ileri süremez. Ancak ihbarın çok geç yapılmış olması ya da asıl tarafın davayı ağır kusurlu biçimde yürütmüş olması hâlinde bu savunma açık kalır.

İhbar edilen kişi aleyhine mahkeme hüküm kurabilir mi?

Hayır. Yargıtay 17. HD’nin içtihadında net biçimde belirlendiği üzere, ihbar edilen kişi davalı sıfatı kazanmaz; aleyhine doğrudan hüküm kurulamaz. İhbar, borç veya sorumluluk doğurmaz — yalnızca bilgilendirme işlevidir.

İhbarı zamanında yapmak neden bu kadar önemlidir?

m. 64’ün bağlayıcılık etkisi, ihbar edilen kişiye savunma yapma fırsatı tanımasına bağlıdır. İhbar tahkikat sonunda yapılmışsa, ihbar edilen kişi bu fırsatı kullanamamış olduğundan “geç ihbar” istisnasına dayanarak bağlayıcılık etkisini reddedebilir.

İhbar edilen kişi mü davayı kazandırmak için katılmakla mükellef midir?

Hayır. Katılmak zorunlu değildir. Ancak katılmamak, rücu davasında aleyhine işlev görür: m. 64 uyarınca asıl davadaki hüküm bağlayıcı kabul edilir ve “benim haberim yoktu” savunması yapılamaz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.