Mecburi Dava Arkadaşları Mahkemede Birlikte mi Hareket Etmek Zorunda? HMK Madde 60

Mecburi dava arkadaşlığının maddi hukuktan doğduğunu HMK m. 59 düzenlemektedir. Peki bu arkadaşlar mahkeme önünde nasıl hareket edecektir? HMK Madde 60, bu soruyu iki temel kuralla yanıtlamaktadır: Mecburi dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır; ancak içlerinden biri duruşmaya gelerek usul işlemi yaparsa, usulüne uygun davet edilip gelmeyen diğerleri de bu işlemden etkilenir. Bu düzenleme, bir yandan mecburi arkadaşlığın doğasından gelen birlikte hareket zorunluluğunu korurken, öte yandan katılmayan kişinin hak kaybına yol açmamak için güvence niteliği taşımaktadır. Madde aynı zamanda sitemizdeki bir Yargıtay kararında şekli mecburi dava arkadaşlığının sınırlarını tartışmak için de temel alınmıştır.


HMK Madde 60: Kanun Metni

(1) Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede, mecburi dava arkadaşlığının usul hukukuna yönelik hükümlerine yer verilmiştir.

Mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabilecekleri ya da aleyhlerine birlikte dava açılabileceği, bu tür dava arkadaşlığında birlikte hareket etmek zorunda oldukları ve duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yaptıkları usul işlemlerinin, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları için de hüküm ifade edeceği kabul edilmiştir. Bu düzenlemeyle dava arkadaşlarından birinin katılmaması nedeniyle yargılamanın aksaması önlenmekte, aynı zamanda gelmeyenlerin hak kaybına uğraması engellenmektedir.


Hukuki İncelemeler

Madde 60’ın İki Temel Kuralı

Kanun metnindeki iki cümle, birbiriyle dengeli iki kuralı düzenlemektedir:

Kural 1 — Birlikte hareket zorunluluğu: Mecburi dava arkadaşları birlikte dava açmak zorundadır; aleyhlerinde de ancak birlikte dava açılabilir. Yargılama süresince de birlikte hareket etmeleri şarttır. Bu demektir ki:

  • Bir dava arkadaşının tek başına yaptığı feragat, kabul veya sulh diğerlerini bağlamaz; tüm arkadaşların onayı gerekir.
  • Temyiz veya istinaf; tüm arkadaşlar adına yapılmalı ya da her biri kendi süresini ayrı ayrı kullanmalıdır.

Kural 2 — Gelmeyeni koruma güvencesi: Usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilip gelmeyen mecburi dava arkadaşı, gelen arkadaşların yaptığı usul işlemlerinden yine de etkilenir. Bu kural iki amaca hizmet eder: Katılmayan kişinin yargılamayı kilitlemeye aracı olarak kullanmasını önler; aynı zamanda gelmeyen kişiyi, gelen arkadaşlarının lehine yaptığı işlemlerden mahrum bırakmaz.

m. 58 ile m. 60 Karşılaştırması — İhtiyari ve Mecburi Dava Arkadaşlığında Usul İşlemleri

İhtiyari (m. 57–58) Mecburi (m. 59–60)
Dava açma Ayrı ayrı ya da birlikte — serbest tercih Yalnızca birlikte — zorunlu
Feragat / Kabul Yalnızca yapanı bağlar Tüm arkadaşların onayı gerekir
Duruşmaya gelmeme Her biri bağımsız; etkilemez Gelmeyenler, gelenlerin işleminden etkilenir
Hüküm Her biri için ayrı karar kurulabilir Tüm arkadaşlar için tek ve aynı hüküm
Temyiz / İstinaf Birinin başvurusu diğerini kapsamaz Birinin başvurusundan diğerleri yararlanır

Şekli Mecburi Dava Arkadaşlığının Sınırları — Tartışmalı Alan

HMK m. 60, maddi anlamda mecburi dava arkadaşlığını düzenlemektedir. Uygulamada zaman zaman gündeme gelen “şekli mecburi dava arkadaşlığı” kavramı ise kanunda açıkça tanımlanmamıştır. Yargıtay kararlarında bu kavramın “gerçeğin daha iyi ortaya çıkması” ya da “doğru sonuca ulaşılması” amacıyla birden fazla kişiyi davaya dahil etme zorunluluğu olarak kullanıldığı görülmektedir. Ancak Yargıtay 1. HD’nin sitemizdeki 2021 tarihli kararında bir karşı oy görüşü şu önemli tespiti yapmaktadır: “Usul Yasasının hiçbir yerinde şekli dava arkadaşlığı düzenlenmemiştir; bu zorunluluk ancak kamu düzenini ilgilendiren davalar bakımından kabul edilebilir.” Bu tartışma, uygulamada hangi davalarda taraf teşkili için ek kişilerin dahil edilmesinin zorunlu sayılacağı konusunda hâlâ güncelliğini korumaktadır.

Avukat Görüşü: Duruşmaya Gelmeyen Ortak Yargılamayı Durduramaz

Elbirliği mülkiyetine dayalı davalarda karşılaşılan tipik sorun şudur: Beş mirasçıdan biri duruşmalara katılmayı reddederek yargılamayı kilitlemek istemektedir. HMK m. 60’ın ikinci cümlesi bu stratejiye karşı güvence sağlar: Duruşmaya usulüne uygun davet edilip gelmeyen dava arkadaşı, diğerlerinin yaptığı işlemlerden — bunlar türleri itibarıyla lehine nitelikteyse — etkilenir. Öte yandan gerçekten gelmeme hakkını kötüye kullanan dava arkadaşına mahkemenin kayyım atataması da mümkündür. Bu nedenle mecburi dava arkadaşlığı içeren davalarda tüm tarafların tebligat belgelerini titizlikle saklamanız, ileride doğabilecek usul itirazlarını engeller.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/302 E. , 2021/1039 K.

ÖZET (İnançlı İşlem — Tapu İptali — Şekli Mecburi Dava Arkadaşlığının Sınırı — Oy Çokluğu Kararı): Davacı, ekonomik sıkıntısı nedeniyle inançlı işlemle taşınmazını önce dava dışı üçüncü kişiye, ardından onun aracılığıyla davalıya devretmiş; tapu iptal ve tescil ya da tazminat istemiyle dava açmıştır. Yerel mahkeme, inançlı işlemin yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; İstanbul BAM 1. HD istinafı reddetmiştir. Yargıtay 1. HD oy çokluğuyla bozmuş ve bozma gerekçelerinden biri olarak, “ilk el” durumundaki dava dışı kişinin de davada bulunmasının sağlanması gerektiğini (şekli mecburi dava arkadaşlığı), ardından inançlı işlemin bu kişiyle olan temlik boyutunun aydınlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak karşı oy görüşünde bir üye şu eleştiriyi yöneltmiştir: HMK’nın hiçbir yerinde “şekli dava arkadaşlığı” düzenlenmemiştir; bu dava “taraflarca getirilme ilkesine” tabidir, kamu düzeniyle ilgisi yoktur; tapu iptali davası yalnızca kayıt maliki aleyhine açılabileceğinden ara malikin olsa olsa ihtiyari dava arkadaşı olabileceği, mahkemenin davacıya bu kişiyi davaya dahil etmesini zorunlu kılmasının tasarruf ilkesini ihlal edeceği ileri sürülmüştür. Bu karar, mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı sınırının ve şekli mecburi dava arkadaşlığının HMK m. 60 kapsamındaki uygulanabilirliğinin hâlâ tartışıldığını gösteren somut bir örnektir.


HMK Madde 60 (Mecburi Dava Arkadaşlarının Davadaki Durumu) Sıkça Sorulan Sorular

Mecburi dava arkadaşlarından biri feragat ederse dava biter mi?

Hayır. Mecburi dava arkadaşlığında feragat, kabul veya sulh gibi tasarruf işlemleri ancak tüm arkadaşların birlikte iradesiyle geçerli olur. Tek bir arkadaşın yaptığı feragat, diğerleri onay vermediği sürece davayı sona erdirmez.

Bir mecburi dava arkadaşı hiç duruşmaya gelmezse ne olur?

Usulüne uygun davet edildiği hâlde gelmeyen dava arkadaşı, gelen arkadaşların yaptığı usul işlemlerinden yine de etkilenir (m. 60). Sürekli gelmeme halinde mahkeme yargılamayı kilitlemeye izin vermez; gerekirse kayyım atanması yolunu açabilir.

Mecburi dava arkadaşlarından biri temyize gitmezse diğerleri ne olur?

HMK m. 60 kapsamında mecburi dava arkadaşlarından birinin temyize gitmesi, diğerlerini de kapsayabilir. Ancak karşı taraftaki mecburi dava arkadaşının temyize gitmemesi hâlinde karar o kişi bakımından kesinleşebilir. Bu nedenle tüm arkadaşların sürelerini takip etmesi önerilir.

İhtiyari dava arkadaşlığında duruşmaya gelmemek mecburi dava arkadaşlığındaki gibi sonuç doğurur mu?

Hayır. İhtiyari dava arkadaşlığında (m. 58) her kişi bağımsız hareket eder; birinin gelmemesi ya da gelmesi diğerlerini etkilemez. Bu sonuç yalnızca mecburi dava arkadaşlığına özgüdür.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.