Genel Yetkili Mahkeme ve Uygulama Esasları: HMK Madde 6 Rehberi

Hukuk yargılamasında “yetki”, davanın coğrafi olarak hangi yerdeki mahkeme tarafından çözüleceğini belirler. HMK Madde 6, bu konudaki “altın kuralı” ortaya koymaktadır: Genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu kural, uyuşmazlığın türünden bağımsız olarak (özel bir kesin yetki kuralı yoksa) uygulanması gereken temel kıstastır. Davacı, davasını kural olarak davalının ikamet ettiği yerdeki mahkemede açmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının kolaylaştırılması ve yargılamanın davalı için aşırı külfet oluşturmaması amacını taşır.


HMK Madde 6: Kanun Metni

MADDE 6- (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
(2) Yerleşim yerinin tespiti hakkında Türk Medeni Kanunu hükümleri uygulanır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddeyle, genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu kuralı benimsenmiştir. Bu fıkrada yer alan kural, davalının savunma yapmasını kolaylaştırmak ve davanın davalı için en az masrafla görülmesini sağlamak amacına yöneliktir. İkinci fıkrada ise yerleşim yerinin tespiti hakkında Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.



Hukuki İncelemeler

Davalının Yerleşim Yeri Mahkemesi (Genel Kural)

HMK Madde 6’nın birinci fıkrası uyarınca, genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Burada dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır:

  1. Dava Tarihi Esastır: Yetki durumu davanın açıldığı ana göre belirlenir. Dava sırasında adres değişikliği yetkiyi etkilemez.
  2. Yerleşim Yeri Kavramı: Türk Medeni Kanunu’na göre bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. MERNİS adresi, yerleşim yerinin tespiti için en güçlü delildir.
  3. Tüzel Kişilerde Yetki: Şirketler veya vakıflar gibi tüzel kişiler için yerleşim yeri, merkezlerinin bulunduğu yerdir.

Genel Yetkinin Kesin Olmaması ve İlk İtiraz

HMK Madde 6’da düzenlenen genel yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu durumun pratik sonuçları şunlardır:

  • Hakim, yetkisizliği kendiliğinden (re’sen) gözetemez.
  • Davalı taraf, yetkisizlik iddiasını cevap dilekçesinde bir “ilk itiraz” olarak ileri sürmelidir.
  • Süresinde yetki itirazı yapılmazsa, dava açılan mahkeme (yetkisiz olsa dahi) yetkili hale gelir.

Avukat Görüşü: Davalı Sayısının Çokluğu

Eğer davada birden fazla davalı varsa, genel yetki kuralı genişler. HMK Madde 7 ile bağlantılı olarak, dava davalılardan herhangi birinin yerleşim yerinde açılabilir. Ancak davanın sırf yetkili mahkemeyi değiştirmek amacıyla (kötüniyetle) bir davalıya yöneltildiği anlaşılırsa, yetki itirazı kabul edilebilir. Dava açmadan önce davalıların güncel ikametgah sorgulamaları mutlaka yapılmalı ve “Yetkisizlik Kararı” ile oluşacak zaman kayıpları engellenmelidir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/14858 E. , 2018/11028 K.

ÖZET (Genel Yetki ve Kesin Yetki Ayrımı): Muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tazminat isteminin özünde taşınmaz mülkiyetine ilişkin bir uyuşmazlık barındırdığı, bu nedenle davanın taşınmazın aynına ilişkin sayılarak HMK Madde 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu; genel yetkili mahkemede davanın görülemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/15872 E. , 2021/1995 K.

ÖZET (Dernek Merkezinin Kesin Yetkisi): Dernek üyelik aidatlarının tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali davasında HMK Madde 14/2 gereğince dernek ile üyeleri arasındaki davalarda dernek merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu kuralın kamu düzeninden olup re’sen gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/18276 E. , 2018/3953 K.

ÖZET (Seçimlik Yetki Kurallarının Yarışması): Tüketici uyuşmazlıklarında; HMK Madde 6 (genel yetki), HMK Madde 10 (sözleşmenin ifa yeri) ve 6502 sayılı Kanun m. 73/5 (tüketicinin yerleşim yeri) kurallarının bir arada bulunduğu, davacının bu mahkemelerden dilediğinde dava açmakta özgür olduğu ve mahkemece yetkisizlik kararı verilemeyeceği karara bağlanmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/13577 E. , 2019/5454 K.

ÖZET (Birden Fazla Davalı ve Seçimlik Yetki): Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında; davacı tarafın HMK m.6, m.7, m.16 ve KTK m.110 uyarınca birden fazla davalıdan (sigorta, işleten, sürücü vb.) herhangi birinin yerleşim yeri (merkezi) mahkemesinde davasını açabileceği, kesin yetki kuralı bulunmadığından davanın o mahkemede hukuka uygun olarak görüleceği hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2019/1058 E. , 2020/1825 K.

ÖZET (Para Alacakları, Yetki Sözleşmesi ve İfa Yeri): Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat/alacak davasında; taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunmasının yanı sıra, para borçlarının TBK madde 89 uyarınca alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi kuralı ile HMK Madde 10 (sözleşmenin ifa yeri) değerlendirildiğinde, sadece davalının yerleşim yerinin (genel yetki) geçerli sayılarak yetkisizlik verilemeyeceği belirtilmiştir.


HMK Madde 6 (Yetkili Mahkeme) Sıkça Sorulan Sorular

Davayı davalının çalıştığı mahkemede açabilir miyim?

HMK Madde 6 uyarınca asıl yetkili yer “yerleşim yeri” (ikametgah) dır. İş yeri adresi kural olarak genel yetkiyi belirlemez. Ancak uyuşmazlık o iş yeriyle ilgili bir işlemden doğmuşsa HMK m. 14 uyarınca özel yetkili mahkemeler gündeme gelebilir.

Davalının yerleşim yerini bilmiyorsam ne yapmalıyım?

Dava dilekçesinde davalının adresini belirtmek zorunludur. Adres bilinmiyorsa, mahkeme aracılığıyla nüfus müdürlüğünden veya kolluk vasıtasıyla adres araştırması yapılabilir. Davalı Türkiye’de hiç ikamet etmiyorsa HMK Madde 9’daki özel kurallar uygulanır.

Yetki sözleşmesi genel yetkiyi ortadan kaldırır mı?

Taraflar (eğer tacir veya kamu tüzel kişisiyse) anlaşarak belirli bir yer mahkemesini yetkili kılabilirler. Bu durumda, eğer yetki sözleşmesi “münhasır” ise dava sadece belirlenen yerde açılır; aksi halde genel yetkili yer (ikametgah) seçeneği de masada kalmaya devam eder.