
Genel Kural
HMK Madde 5
(1) Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Medenî yargılama alanında görev yapan mahkemelerin yetkisi, Anayasanın 142 nci maddesine uygun olarak, bu Kanunla düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 1086 sayılı Kanun dışında, özel kanunlardaki yetkiye ilişkin kurallar, kesin yetki kuralı olarak öngörülmediği takdirde genel yetki kuralı ile beraber seçimlik bir yetki kuralı oluşturacaktır. Bu sebeple özel kanunlardaki yetkiye ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.
Maddedeki “diğer kanunlar” terimi Anayasa ile uluslararası antlaşmaları da kapsar şekilde, geniş anlamda kullanılmıştır
HMK Madde 5 Genel Kural
Yargıtay İçtihatları
4. Hukuk Dairesi 2015/4583 E. , 2015/5801 K.
- HMK Madde 5
- Genel Kural
Davacı Ö.. K.. vekili Avukat M.. G..tarafından, davalı T.. Gazete Dergi Basım A.Ş. (T.. Gazetesi) aleyhine 25/07/2014 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yetkisizlik nedeniyle reddine dair verilen 12/01/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava konusu ulusal gazete ve bu gazetenin internet sitesinde yayınlanan yazıların kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin davacının ikametgahı veya kendi ikametgahları mahkemesi olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini ve davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacının ikametgahının Yüreğir/Adana, davalının ikametgahının Beşiktaş/İstanbul olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın İstanbul veya Adana Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun 5 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 6. maddesinde ise genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 16. maddesinde de haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir.
Eldeki dava basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istemine ilişkin olduğundan haksız eylem nedenine dayanmaktadır. Yayının yapıldığı … Gazetesi’nin davanın açıldığı yerde de dağıtıldığı tartışmasızdır. İstanbul Anadolu Adliyesinde dava açan davacının seçimlik hakkını haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemesinde dava açmak sureti ile doğru kullandığı sonucuna varılmalıdır. Mahkemece yetki itirazının reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HMK Madde 5 Genel Kural
Yargıtay İçtihatları
8. Hukuk Dairesi 2014/13280 E. , 2016/6002 K.
- HMK Madde 5
- Genel Kural
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, borçlulara ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediğini, 21.12.2011 tarihinde müvekkili şirketin adresi olan, “… mevki 7890 parsel …” adresinde haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğıunu, borçlu davalılarla bir ilgisi bulunmadığını, buna ilişkin fatura ve banka dekontlarının bulunduğunu menkullere ilişkin hacizlerin kaldırılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili,davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davaya konu haciz işleminin, …. İcra Dairesi’nin… İcra Müdürlüğü’nce gerçekleştirildiğini, 6100 HMK’nun da istihkak iddialarına ilişkin özel yetki kuralının kaldırıldığını, İİK’na göre esas icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinin yetkili olduğunu bu yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve resen gözetilmesi, gerektiğini buna göre yetkili mahkeme … İcra Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3. kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir.Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4, 50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nun 5, 6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın,bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında Yasa’ca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden yetki ilk itirazının HMK’nun 19/2,117 maddeleri gereğince cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir. HMK’nun 19/4. maddesine göre de, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Somut olayda, davalı tarafından süresi içinde yetki ilk itirazında bulunulmadığı halde Mahkemece, re’sen yetki hususu değerlendirilerek yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HMK Madde 5 Genel Kural
Yargıtay İçtihatları
11. Hukuk Dairesi 2015/13293 E. , 2016/3693 K.
- HMK Madde 5
- Genel Kural
Taraflar arasında görülen davada ………. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/07/2014 tarih ve 2013/210-2014/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ……tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında düzenlenen protokolle müvekkilinin davalı şirketteki gayrı resmi ortaklıktan ayrıldığını, bu protokol uyarınca müvekkilinin davalı şirketten alacaklarının yapılandırıldığını, davalının, müvekkilinin alacağına karşılık borçlusu …………. olan 70.000 TL bedelli bonoyu müvekkiline verdiğini, müvekkilinin de kendi borcuna karşılık bonoyu ………’a ciro ettiğini, bu kişinin müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin de protokole dayanarak davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının yetkiye ve borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, para borcu götürülecek borçlardan olması nedeniyle borcun alacaklının ikametgahında ifa edilmesi gerektiğini, yetki itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra dairesine yetki itirazında bulunduğu, HMK’nun 5. maddesi uyarınca yetki itirazının yerinde olduğu, itirazın iptali davasının görülebilmesi için ortada yasal olarak geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HMK Madde 5 Genel Kural
Yargıtay İçtihatları
11. Hukuk Dairesi 2016/9516 E. , 2018/2499 K.
- HMK Madde 5
- Genel Kural
Hasımsız olarak görülen davada … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/10/2015 tarih ve 2015/219-2015/790 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin işyerinde 20.02.2015 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı sonucu 5 cilt yazılmış ve yazılacak fatura, pasaport, gemi cüzdanı, ehliyet, binaya ait inşaat projesi, işyeri oturum belgesinin çalındığını ileri sürerek 5 cilt yazılmış ve yazılacak fatura ve ticari evrak hakkında zayi belgesi verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dilekçesinde, haklarında zayi belgesi istediği evrakların 20.02.2015 tarihinde çalındığını belirttiği, bu tarihte belgelerin zayi olduğunun öğrenildiğini, davanın ise yasal 15 günlük süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, fatura ve ticari evrak hakkında zayi belgesi istemine ilişkindir. Mahkemece 6102 sayılı TTK’nın 82/7. maddesi uyarınca davanın 15 günlük hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. HMK’nın 4. maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görevleri belirtilmiş olup, bunun yanında aynı maddenin 4/ç fıkrasında diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini görevli kıldığı hususlarda da bu mahkemenin görevli olacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda somut olayda HMK’nın 4. maddesinde sayılan davalar arasında bu dava yer almadığı gibi özel yasada da sulh hukuk mahkemesine bu görev verilmemiştir. 6102 sayılı TTK’nin 4. maddesi uyarınca da, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın TTK’da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. Aynı Kanunun 5. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/3. maddesinde de, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında re’sen gözetilmelidir. Bu nedenlerle mahkemece ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi re’sen bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HMK Madde 5 Genel Kural
Yargıtay İçtihatları
17. Hukuk Dairesi 2016/881 E. , 2016/1433 K.
- HMK Madde 5
- Genel Kural
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 27.08.2011 tarihinde davalı ………’ye ZMMS’li, …’e ait, sürücü ……….idaresindeki………. plakalı aracın müvekkil ……….’ye kasko poliçesi ile sigortalı …….. plakalı araç ile çarpıştıklarını, meydana gelen trafik kazasında kasko sigortalı aracın hasar gördüğünü, hasar bedelini sigortalısına ödediğini, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu,…… İcra müdürlüğünün 2012/2877 esas sayılı dosyası ile 85.000,00 TL asıl alacağın tahsili için takip yaptığını, davalıların takibe itiraz ettiğini, davalı …….’nin Ağustos 2013 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yaptığını, 65.000,00 TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, süresinde ileri sürdüğü yetkisizlik itirazı ile mahkemenin yetkisiz olduğunu, kaza yeri olan ……Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ……… davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davalı …’in yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin mahkemenin yetkisizliği nedeni ile reddine, karar kesinleştiğinde ve HMK 20 madde uyarınca 2 haftalık yasal sürede talep halinde dosyanın yetkili …… Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca……..tarafından sigortalısına ödenen tazminatın davalılar araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacından tahsili için yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1.fıkrasına göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Yine aynı Yasa’nın 16.maddesinde ise, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise “Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.” ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.
Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, kaza…..’de meydana gelmiş, dava, davalılardan………’nin merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemesinde açılmıştır. Davacı vekilinin davayı, sigortacının merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemesinde açtığı gözetilerek yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.