
Hâkimin Kararı Yüzünden Zarar Görenler Devlete Dava Açabilir mi? HMK Madde 46
Hukuk devletinde hiçbir yetki sınırsız ve denetimsiz değildir. Milyonlarca liralık ticari uyuşmazlıklardan, bireylerin en mahrem aile sırlarına kadar karar verme kudretine sahip olan “Hâkimler” de yargısal faaliyetlerini yürütürken hukuka riayet etmek zorundadır. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 46, yargı kurumunun bağımsızlığını ve cesaretini korumak adına, hâkim aleyhine “şahsen” tazminat davası açılmasını yasaklamıştır. Bunun yerine; hakimin çok ağır kusuru (rüşvet, husumet, tahrifat) nedeniyle zarara uğrayan vatandaşın doğrudan “Devlete” (Hazineye) karşı tazminat davası açması (Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğu) prensibi benimsenmiştir. Devlet, vatandaşa ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu hâkimden “rücu ederek” geri alır.
HMK Madde 46
(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması.
(2) Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması yahut mahkûmiyet şartına bağlanamaz.
(3) Devlet, ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde rücu eder.
HMK Madde 46 Kapsamında Tazminat Davası Açılabilen Haller Nelerdir?
Hâkimin verdiği her yanlış karar veya Yargıtay’dan bozulan her hukuki hata Devlet aleyhine tazminat sebebi oluşturmaz. HMK Madde 46, bu sebepleri “Sınırlı Sayıda (Tahdidi)” olarak, esnetilemez biçimde 6 katı şarta bağlamıştır:
- Kayırma ve Düşmanlık: Hâkimin taraflardan birini koruduğu veya kin beslediğinin bariz olması.
- Rüşvet / Menfaat: Karar karşılığında vaat veya maddi/manevi çıkar sağlanması.
- Kesin Kanuna Aykırılık: “Farklı anlaşılamayacak kadar açık” ve yoruma kapalı bir kanun maddesinin kasten çiğnenmesi.
- Olmayan Sebebe Dayanma: Duruşma tutanağında geçmeyen, hayali bir sebebe dayanılarak hüküm kurulması.
- Sahtecilik (Tahrifat): Duruşma tutanaklarının kasten değiştirilmesi veya söylenmeyen bir sözün dosyaya eklenmesi.
- Haktan Kaçınma: Haklı taleplerin hiçbir hukuki gerekçe olmadan karar altına alınmaktan imtina edilmesi.
Avukat Görüşü: Hatalı Hukuki Yorumlar HMK 46 Kapsamına Girmez
Meslek pratiğinde asillerden en çok, “Hâkim delillerimi okumadı, bilirkişi raporunu yanlış değerlendirdi, davamı haksız yere reddetti, Devlete dava açalım” talepleri gelmektedir. Ancak Yargıtay uygulamasında, “hâkimin delilleri takdir etme veya hukuku yorumlama şeklindeki yanılgıları” mutlak surette istinaf veya temyiz (kanun yolları) mekanizmasıyla çözülmesi gereken olağan yargısal faaliyetler kabul edilir. Bir hâkimin hukuku yanlış yorumlaması, HMK 46’daki “rüşvet veya evrakta sahtecilik” kadar ağır bir kasıt (ağır kusur) içermediği sürece tazminat davasına konu edilemez. Üstelik bu davalar asılsız yere açılırsa, davacıya çok ağır Disiplin Para Cezaları (HMK m.49) kesilmektedir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Hâkimlerin hukukî sorumluluğuna dair hükümlerin yeri değiştirilmiş ve kanunun sistemi bakımından hâkimin yasaklılığı ve reddinden sonra düzenlenmiştir.
Bu hükümle, 1086 sayılı Kanunun 573–576 ncı maddelerinde düzenlenen hâkimin kusurlu davranışlarından, ilk etapta Devletin sorumlu tutulamayacağı, hâkimin şahsen sorumlu tutulması gerektiği yönündeki esastan ayrılınmış ve karşılaştırmalı hukuk da nazara alınarak, hâkimin yargılama faaliyeti esnasında vermiş olduğu zararlardan, ilk plânda Devlete karşı tazminat davası açılması esası kabul edilmiştir. Devlet, daha sonra kusurlu hâkime rücu edebilecektir. Böyle bir düzenleme ile hâkimlerin hukukî sorumluluğuna ilişkin durum, idarenin memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri eylem ve yaptıkları işlemlerden birinci derecede Devleti sorumlu tutan ve daha sonra da Devletin sorumlu kişiye rücu etmesini kabul eden, Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası hükmüne de uygundur.
Hükümde geçen “hâkim” kavramı, genel anlamda kullanılmıştır. Buna, yargı yetkisini kullanan tüm hâkimler dahildir. Örneğin, ilk derece mahkemesi hâkimleri, bölge adliye mahkemesi hâkimleri, Yargıtay, Danıştay başkan ve üyeleri, keza ceza mahkemesi hâkimleri de buraya dahildir.
Hükümde, hâkimlerin sorumluluğunu gerektiren sebepler, genel olarak belirtilmemiş, daha önce 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesinde olduğu gibi tahdidi olarak sayma yoluna gidilmiş, böylece, hâkimlerin daha ağır bir sorumluluk rejimiyle karşılaşmaları engellenmek istenmiştir. Hükümde kabul edilen sorumluluk hâlleri, esas itibarıyla 1086 sayılı Kanunun 573 üncü maddesiyle aynıdır. Ancak, 573 üncü maddenin (7) numaralı bendinde gösterilen nedene yer verilmemiştir. Zira, hâkime emir ve talimat verilmesi zaten yasaktır, görevini yapmakta ihmal ve terahi göstermesi de, hâkimin görevini yapmaktan kaçınması kapsamında değerlendirilebilecektir.
İkinci fıkraya göre, hâkimin davranışından zarar gören kişi, hukukî yollara, örneğin kanun yollarına başvurarak zararı engelleme imkânı olmasına rağmen, bunu yapmamışsa, tazminat talep edemeyecektir.
Üçüncü fıkrada, Devletin ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hâkime rücu edebileceği kabul edilmiş, bu rücu için de bir yıllık süre öngörülmüştür.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 51 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki gerekçelerle değiştirilmiş ve madde teselsül gereği 52 nci madde olarak kabul edilmiştir.
“Maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde hukukî yollara başvurmak suretiyle zararın doğmasını önleme imkânı bulunan tarafın bu yola başvurmaksızın Devlet aleyhine tazminat davası açamayacağı yönündeki düzenlemenin, bu davaların açılabilme imkânını çok sınırlandırmış olacağı, ayrıca hukukî yola başvurmanın tartışmalı ve değerlendirmeye açık bir konu olması sebebiyle bu fıkranın metinden çıkarılması uygun bulunmuştur. Ayrıca kanun yollarına başvurulmamış olmasına rağmen sorumluluk davasının koşullarının oluşmuş olması halinde davanın açılamaması hak arama özgürlüğüyle bağdaşmaz.
Hâkimlerin yargılama faaliyetinden kaynaklanan sorumluluk davasının açılması, aynen diğer sorumluluk davalarında olduğu gibi o konuda ceza davasının açılması yahut mahkumiyet koşuluna bağlanamayacaktır. Bu konuda yürürlükteki Borçlar Kanunumuzun 53 üncü maddesindeki sistem geçerli olacaktır. Düzenleme, hukuk önünde eşitlik kuralının da gereğidir. Sorumluluk hukuku yönünden bir fiilin suç oluşturması zorunlu olmayıp haksız eylem kategorisine girmesi gerekli ve yeterlidir. Şu kadar ki yargılama faaliyetinden sorumluluğun doğması için ağır kusurun varlığı şarttır.”
HMK Madde 46 (Hâkimlerin Hukuki Sorumluluğu) Sıkça Sorulan Sorular
Hâkimin verdiği yanlış karar yüzünden para kaybettim, avukatıma söylerek bizzat hâkimin kendisine dava açabilir miyim?
Hayır. Türk Hukukunda “hâkime husumet yöneltme” yasağı vardır. Hâkimlerin yargısal faaliyetinden doğan ağır kasıtlı zararlar nedeniyle açılacak tüm tazminat davaları (eğer HMK m.46 şartları tutuyorsa) sadece maliyeye, yani “Devlet (Hazine) aleyhine” açılabilir.
Devlete tazminat davası açmak için Hâkime ceza davası açılmış olmasını, HSK soruşturmasını beklemek zorunda mıyım?
Hayır, beklemek zorunda değilsiniz. HMK Madde 46/2 uyarınca, bu tazminat davasının açılabilmesi için hâkime karşı bir ceza soruşturması açılmasına veya hâkimin ceza mahkemesinde rüşvet, irtikap vb. suçlardan mahkûm olmasına gerek yoktur. Hukuk davası (tazminat) bağımsız olarak açılıp yürütülebilir.
Şartları sağlamadığı halde sırf hâkimi yıldırmak için Devlete dava açarsam ne olur?
Çok ciddi mali yaptırımlarla karşılaşırsınız. Yukarıdaki Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere; davanız sadece reddedilmekle kalmaz, aynı zamanda hukuku asılsız yere meşgul ettiğiniz için HMK Madde 49 gereğince hakkınızda çok yüksek meblağlarda “Disiplin Para Cezası” hükmedilir. Bu dava bir baskı unsuru olarak kullanılamaz.
Devlet bana tazminatı ödedikten sonra o parayı ne yapıyor?
HMK Madde 46/3 uyarınca; Eğer Devlet size karşı açılan davayı kaybeder ve tazminatı size cebinden (Hazine’den) öderse, ödeme tarihinden itibaren en geç bir yıl içerisinde bu parayı kuruşu kuruşuna, kasta ve hataya sebep olan o Sorumlu Hâkimden rücu eder (Hâkimin maaşından/malından tahsil eder).
HMK Madde 46 Devletin sorumluluğu ve rücu
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay HGK 2017/2954 E. , 2021/589 K. Özeti
ÖZET (Harç ve Usul Hatalarının Tazminata Konu Olamayacağı): Bir vatandaş, Asliye Hukuk Mahkemesinde davası reddedilince, hâkimin keşif değerine göre harcı tamamlatmadığı, bu usul hatası yüzünden davasının “Karar Düzeltme” parasal sınırının altında kalarak hakkının yendiği gerekçesiyle Devlet aleyhine 2.000 TL’lik tazminat davası açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, talebi esastan reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; HMK Madde 46’da belirtilen sorumluluk hallerinin “örnek kabilinden değil, sınırlı ve yoruma kapalı” (tahdidi) olduğu vurgulanmıştır. Bir hâkimin harcı eksik hesaplaması veya delilleri yeterince incelememesi gibi olağan yargısal usul hataları, kanunda sayılan o ağır sorumluluk (kasıt ve kayırma) sebeplerinden hiçbirine girmeyeceği belirtilmiş; üstelik haksız dava açıldığı için davacı vatandaşa (HMK 49 gereği) 750 TL ağır Disiplin Para Cezası kesilmiştir.
Yargıtay HGK 2020/181 E. , 2022/557 K. Özeti
ÖZET (Uzayan Yargılamalar ve Adli Yardım Yorumları Nedeniyle Devlete Dava Açılamayacağı): Bir ticaret şirketi, Asliye Ticaret mahkemesindeki dosyasında ‘Adli Yardım’ (harç ödememe) kararı verilip sonradan bu karardan rücu edilmesi ve sürecin 14 yıl boyunca sürüncemede kalması (adil yargılanma hakkı ihlali) iddialarına dayanarak Devletten tazminat talep etmiştir. Yargıtay; adli yardımdan rücu gibi hâkim kararlarının yasa yolları (istinaf/temyiz) kullanılarak denetlenebildiğini belirtmiş, uzun suren yargılamalardaki gecikmelerin de doğrudan HMK Madde 46 formülüyle (kasıt, düşmanlık, evrak tahrifatı gibi) çözülemeyeceğine hükmetmiştir. Davacı, kanundaki listelenmiş şartları somut delillerle ispatlayamadığından davası reddedilmiş ve şirkete 1.000 TL Disiplin Para cezası verilerek karar kesinleşmiştir.
UYARI
Web sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka web sitelerinde yayımlanması halinde hukuki ve cezai yollara başvurulacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.