Zabıt Kâtibi Davadan Reddedilebilir mi? HMK Madde 45 Kapsamı ve Usulü

Hukuk yargılamasında tarafsızlık, sadece kürsüdeki hâkim değil, davanın tüm süreçlerini kayıt altına alan ve “mahkemenin hafızası” olan zabıt kâtibi için de hayati önem taşır. Zabıt kâtibi, duruşmadaki beyanları tutanağa geçiren ve belgeleri sisteme giren kritik bir figür olduğundan, tarafsızlığına gölge düşürecek her türlü bağ adaletin sıhhatini zedeleyebilir. HMK Madde 45, hâkimler için öngörülen etik ve hukuki bariyerlerin zabıt kâtipleri için de harfiyen uygulanmasını sağlayarak yargının objektifliğini en temel birimden itibaren teminat altına alır. Bu makalemizde, kâtibin tarafsızlığından şüphe duymanız halinde hangi adımları atmanız gerektiğini ve “Reddi Kâtip” usulünün inceliklerini ele alıyoruz.


HMK Madde 45: Kanun Metni

Zabıt kâtibinin yasaklılığı ve reddi

MADDE 45- (1) Davada görevli zabıt kâtibi hakkında 34 ve 36 ncı maddelerde düzenlenen sebeplerden birisiyle ret talebinde bulunulabilir. Ret talebi, zabıt kâtibinin görev yaptığı mahkeme tarafından karara bağlanır. Bu konuda verilecek kararlar kesindir.

(2) Zabıt kâtibi 34 üncü maddedeki sebepleri bildirerek görevden çekinebilir. Bu hâlde gereken karar, görev yaptığı mahkeme tarafından verilir.

(3) Zabıt kâtibinin aynı işte hâkim ile birlikte reddi veya çekinmesinin istenmesi hâlinde, hâkim hakkında ret veya çekinmeyi inceleyecek olan merci, her ikisi hakkında karar verir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu madde, 1086 sayılı Kanunun 37 nci maddesi hükmünü kısmen karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, hâkimin yasaklılığına ve reddine ilişkin sebeplerin zabıt kâtibi bakımından da yasaklılık ve ret sebebi olduğu kabul edilmiş, ret talebini, zabıt kâtibinin görev yaptığı mahkemenin inceleyeceği ve kararın kesin olduğu belirtilmiştir. İkinci fıkrada, hâkimin yasaklılığına ilişkin kurallara paralellik sağlanması amacı güdülmüştür. Maddenin üçüncü fıkrasında, aynı işte, zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi hâlinde veya birlikte çekinmeleri durumunda, kararın, hâkimin reddi veya çekinmesi yönünde karar alacak mercice incelenmesi hükme bağlanarak, usul ekonomisi ilkesine uygun düzenleme yapılmıştır.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 50 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde Tasarının 39 ve 41 inci maddelerine yapılan atıflar ise, teselsül gereği 40 ve 42 nci maddeler olarak, ayrıca aynı fıkrada geçen “öngörülen” ibaresi, maddede kastedilen amaca uygun olmaması sebebiyle “düzenlenen” şeklinde, ikinci fıkrada Tasarının 39 uncu maddesine yapılan atıf, teselsül gereği 40 ncı madde şeklinde değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 51 inci madde olarak kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Zabıt Kâtibi Davadan Reddedilebilir mi? İnceleme Nasıl Yapılır?

Zabıt kâtibi için ayrı bir ret sebebi tanımlanmamıştır; HMK m. 34 (Yasaklılık) ve m. 36 (Tarafsızlığı Şüpheye Düşüren Haller) kâtipler için de emredicidir. Eğer kâtip ile taraflar arasında akrabalık, husumet veya menfaat birliği varsa “reddi kâtip” talebi gündeme gelir. İnceleme mercii ise kâtibin görev yaptığı mahkemedir. Yani o davanın hâkimi, bizzat çalışma arkadaşı olan kâtibin tarafsızlığını denetler. Bu pratik usul, yargılamanın aksamadan ve hızla yürümesini sağlamak adına tercih edilmiştir.

Kâtibin Yasaklılığı ve Reddi: Kararların Kesinliği ve Usul

HMK Madde 45, usul ekonomisi ve yargılamanın bütünselliği adına iki önemli kural getirir:

  1. Kararların Kesinliği: Zabıt kâtibinin reddi talebi hakkında mahkemenin verdiği karar kesindir; bu ara karara karşı üst mahkemelere (İstinaf/Temyiz) yazılamaz.
  2. Hâkimle Birlikte Ret Durumu: Eğer taraflar hem hâkimi hem de kâtibi aynı anda reddetmek isterse (fıkra 3), bireysel denetim yerine “hâkimi reddetme yetkisine sahip olan merci” her ikisi hakkında da karar verir. Bu, farklı merci kararlarının birbiriyle çelişmesini engellemek için getirilmiş stratejik bir düzenlemedir.

Avukat Görüşü: Duruşma Zaptı Güvenliği ve Kâtip Tarafsızlığı

Uygulamada zabıt kâtibinin tarafsızlığı genellikle “beyanların zapta geçişi” aşamasında hayati önem kazanır. Kâtibin taraflardan birine yakınlığı, beyanların zapta geçişinde kelimelerin seçilmesini veya cümlelerin tonunu (belki bilinçsizce belki kasıtlı) etkileyebilir. Tecrübelerimiz göstermektedir ki; şüpheli bir durum varlığında duruşma başında bu talebi ileri sürmek, sadece kâtibi değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda mahkeme heyetinin de tutanak titizliğini artırır. Ancak, salt kâtibi sevmemek veya yavaş yazması gibi sebepler m. 45 kapsamında bir ret talebi için yeterli değildir; somut kanıtlarla tarafsızlık şüpheleri desteklenmelidir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

(Not: HMK m. 45 uyarınca tesis edilen merci kararları kesin olduğundan, bu alandaki Yargıtay denetimi genellikle kanun yararına bozma veya hâkim-kâtip elbirliği vakaları üzerine yoğunlaşır.)

Yargıtay İlkeleri (Yasaklılık ve Çekinme):

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, zabıt kâtibinin taraflardan birinin eşi, altsoyu veya üstsoyu olması halinde kâtibin kendiliğinden “görevden çekinmesi” esastır. HMK m. 45/2 uyarınca kâtibin bu maddedeki sebepleri bildirerek çekinmesi halinde hâkimin vereceği karar da kesindir. Kâtibin yasaklılık halleri mevcut olmasına rağmen mahkeme heyetinde yer alması, duruşma zaptının “sıhhatli” bir delil olma vasfını zedeleyici unsur olarak görülmektedir.


HMK Madde 45 (Zabıt Kâtibi Reddi) Sıkça Sorulan Sorular

Zabıt kâtibi duruşmada hâkimin akrabasıysa ne olur?

Aynı davada hem hâkimin hem de kâtibin akraba olarak görev yapması, tarafsızlığı gölgeleyebilecek bir durum olduğu için yasaklılık veya ret sebebi oluşturur. HMK m. 45/3 uyarınca merci her ikisi hakkında da karar verebilir.

Kâtibin reddi talebi davayı geciktirir mi?

Hayır. Hâkim, kâtibin reddi talebini derhal ve bizzat karara bağladığı için bu işlem davanın esasına dair ciddi gecikmelere yol açmaz. Reddedilen kâtibin yerine başka bir kâtip görevlendirilerek duruşma sürdürülür.

Reddedilen kâtibin hazırladığı eski tutanaklar iptal edilir mi?

HMK Madde 45’te, Madde 44’teki gibi otomatik bir “işlemlerin iptali” mekanizması düzenlenmemiştir. Ancak, kâtibin yasaklılık hallerinin tutanağa etkisi ispat edilirse, o tutanağın delil gücü üst mahkemelerde tartışmaya açılabilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.