Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

İstinaf Hâkimini Reddetmek ve Yargıtay’a Başvurmak: HMK Madde 44 (Temyiz Yolu)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) “Hâkimin Reddi” müessesesini sadece Asliye veya Sulh Hukuk gibi ilk derece mahkemeleriyle sınırlı tutmamıştır. Dava dosyası bir üst mahkemeye, yani Bölge Adliye Mahkemesine (İstinaf) taşındığında, İstinaf incelemesini yapacak heyetteki üyelerin (başkan veya hâkimlerin) tarafsızlığından şüphe edildiğinde de reddi hâkim yoluna başvurulabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 44, tam da bu İstinaf makamında yaşanan itiraz krizlerinin en üst karar mercii olan Yargıtay (Temyiz) önüne ne zaman ve hangi şartlarla taşınabileceğini düzenler.

HMK Madde 44

(1) Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde, bölge adliye mahkemesi başkan ve üyelerinin reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları kesindir.
(2) Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki karar, tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilebilir. Bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Yargıtayın bu husustaki kararı kesindir.
(3) Bölge adliye mahkemesi hâkiminin reddine ilişkin talebin reddi konusundaki kararın temyizi üzerine Yargıtayca bozulması veya ret talebinin kabulüne ilişkin kararın Yargıtayca onanması hâlinde, ret sebebinin doğduğu tarihten itibaren reddedilen hâkimce yapılmış olan ve ret talebinde bulunan tarafça itiraz edilen esasa ilişkin işlemler, davaya daha sonra bakacak olan bölge adliye mahkemesi tarafından iptal olunur.

HMK Madde 44: İstinaf Hâkimlerinin Reddi ve Yargıtay Yolu

Bir istinaf (BAM) hâkimi hakkında ret talebinde bulunduğunuzda ilk incelemeyi Bölge Adliye Mahkemesi yetkili mercii yapar. Eğer davanızın asıl konusu Yargıtay’a gitmeye kapalı (temyiz edilemeyen, örneğin düşük miktarlı) bir davaysa, İstinaf mercinin sizin reddi hâkim talebinize vereceği karar da aynı şekilde KESİN olur.

Ancak davanız maddi değeri ve konusu itibarıyla Yargıtay incelemesine açık bir davaysa, hakkınızda verilen reddi hâkimin reddi kararına karşı Yargıtay makamına itiraz edebilirsiniz. Bunun için kanunun koyduğu katı süre; Bölge Adliye Mahkemesi kararının size tefhim (yüzünüze okunması) veya tebliğ edilmesinden itibaren 1 Hafta (7 Gün) olarak belirlenmiştir. Yargıtay bu dosyayı alır, inceler ve hâkimin reddi konusunda vereceği karar tartışmasız ve kesin olur.

Avukat Görüşü: Alt Derecede Yapılmayan Reddin Temyize Taşınamayacağı

HMK’nın genel mantığında her itiraz kendi usul kuralları ve süreleri içinde anlamlıdır. Davanın Asliye Hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesindeki ilk derece yargılamasında, hâkime karşı hiçbir HMK usulüne uygun (resmi) reddi hâkim dilekçesi vermemiş bir tarafın; sırf dava aleyhine bittiği için İstinaf (BAM) ve Temyiz (Yargıtay) başvuru dilekçelerine “Aslında ilk davadaki hâkim kendi kendine davayı yönlendirdi, tarafsızlığı şüpheliydi” şeklinde sonradan üretilen argümanlar yazması hukuken dikkate alınmaz. Hak düşürücü süreler ve yetkili merci itirazları “zamanında” yapılmadığı takdirde, üst mahkemeler bu soyut savları esastan incelemez.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Madde, 1086 sayılı Kanuna 2494 sayılı Kanunla eklenen, 36/A ve 36/B maddelerinin kısmen karşılığıdır. Bölge adliye mahkemelerinin kurulması sebebiyle, temyiz yolu, sadece bu mahkemelerde görev yapan hâkimlerin reddi talepleri konusundaki kararlara karşı mümkün olacağından, buna uygun bir düzenleme yapılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinde görülen ve esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı olan dava ve işlerde, hâkimin reddi isteminin incelenmesine ilişkin kararlara karşı temyiz yoluna gidilemeyecektir.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen “yedi gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “bir hafta” olarak, ayrıca Tasarının 351 inci maddesine yapılan atıf da teselsül nedeniyle 353 üncü madde olarak değiştirilmiş ve madde teselsül gereği 50 nci madde olarak kabul edilmiştir.

HMK Madde 44 İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye) başkanının dahi tarafsız olmadığını düşünüyorsam onu da reddedebilir miyim?

Evet. Yargılamaya nerede devam ediliyorsa oradaki yargılama makamının değişmesi usulen talep edilebilir. Bölge adliye mahkemesi dairesi başkanı veya üyelerinin şahıslarına yönelik tarafsızlık ihlali emareleriniz varsa HMK m.36 dâhilinde Bölge Adliye Mahkemesinde bu üyeleri reddedebilirsiniz.

İstinaf Mahkemesindeki reddi hâkim talebim reddedildi. Yargıtay’a gitmek için kaç günüm var?

Eğer davanız kanunen Yargıtay’a (temyize) gitmeye açık bir dava ise; İstinaf Mahkemesinin “reddi hâkim talebinizin reddine” ilişkin kararı tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren tam 1 hafta (7 gün) içinde Temyiz dilekçesi vererek hakkınızı Yargıtay nezdinde arayabilirsiniz. 1 günlük gecikme bile başvuru hakkınızı yakar.

Yargıtay beni haklı bulur ve yerel İstinaf hâkiminin davadan alınması gerektiğine (tarafsız olmadığına) hükmederse ne olacak?

Büyük bir usul temizliği yapılacaktır. HMK Madde 44/3 fıkrası uyarınca, Yargıtay onayından sonra dosya başka bir BAM (İstinaf) hâkimine devredilir. Bu yeni hâkim, eski reddedilen hâkimin geriye dönük yaptığı ve tarafınızca itiraz edilen esasa dönük tüm kritik işlemleri iptal edip hukuku baştan tesis etmekle görevlidir.

HMK Madde 44 Ret talebine ilişkin kararların temyizi

Yargıtay İçtihatları

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2019/945E. , 2020/1578K.

ÖZET (İlk Derecede Usulüne Uygun İleri Sürülmeyen Hakimin Reddi İddiasının İstinafta Dinlenemeyeceği): Taraflar arasında süregelen çok ortaklı, miras ve vasiyetname ihtilafları barındıran devasa bir anonim şirket pay defteri ve yönetim kurulu kararının iptali (batıl tespiti) davasında mahkemece karar verilmiştir. Davalı şirket vekilleri, “İstinaf başvuru dilekçelerinde” yerel mahkeme hâkiminin davayı aydınlatma ödevinin sınırlarını aştığını ve tarafsızlıkla hareket etmediğini yazarak yerel karara itiraz etmişlerdir. İstinaf Mahkemesi (BAM) HMK Madde 34, 38 ve devamındaki usulleri hatırlatarak şu kilit hukuki tespiti yapmıştır: Davalılar, yerel mahkemedeki yargılama safhası devam ederken usulüne uygun hiçbir (resmi) hakimin reddi talebinde bulunmamışlardır. Dolayısıyla ortada usulüne uygun incelenip dosyaya girmiş ve çözülmüş bir “reddi hakim mercii kararı” yoktur. Sürecinde ve usulünce (ilk mahkemede) resmi olarak ileri sürülmeyen bu tür şüpheler, istinaf aşamasında resen (kendiliğinden) bozma veya iptal sebebi yapılamaz diyerek, dosyayı doğrudan Türk Ticaret Kanunu (TTK) miras hukuku standartlarında esastan incelemiş ve davalı tarafın istinaf talebini esastan reddetmiştir.

  • HMK Madde 44
  • Ret talebine ilişkin kararların temyizi

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Asıl davada davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, 11 Mayıs 2015 tarihi itibariyle 500.000-TL sermayeli şirkette 74.996,03-TL itibari değerde 74.996,03 adet paya sahip olduğunu, hissedarlardan H…. Y…. M….’ ın 16 Temmuz 2015 tarihinde vefat ettiğini, yönetim kurulu başkanı F…. G….. M…..’ ın talebi üzerine İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesince 2015/833 Esas, 2015/490 Karar nolu mirasçılık belgesinin düzenlendiğini, halen geçerli olan bu mirasçılık belgesine göre murisin mirasçlarının R…. B…. M…., M…. O…. M…., A…. Ö…. M…. ve F…. G…. M…. olduğunu, elbirliği halinde mülkiyet türünde maliklerin mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil ortak olduklarını, vefat tarihi itibariyle muris H…. Y…. M….’ ın miras bıraktığı 215.027,80-TL itibari değerde 215.027,80 adet paya mirasçılarının elbirliği ile sahip olduklarını, yönetim kurulunun mirasçların bir kısmının talebi ile mirasçıların tümünün rızası olmaksızın elbirliği ile ortaklığı bozmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı şirket yönetim kurulunun mirasçılarının elbirliği ile sahip olduğu miras ortaklığı payını, yönetim gücünü kullanarak hiçbir yasal zemin oluşturulmadan kanuna aykırı şekilde paylaştırıldığını, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2016/620 esas sayılı dosyası ile yasal düzenlemeye uygun hareket ederek ortaklığın giderilmesi davasının açıldığını, davalı şirketle aynı ortak yapısına sahip bir diğer aile şirketi aleyhine açılmış İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 2016/1109 esas sayılı dosyasında teminatsız tedbir kararının verildiğini, 07/03/2016 tarihli Yönetim Kurulu Kararı’nın batıl olduğunun tespiti ile yeni hisse devirlerinin yapılmaması için teminatsız tedbir kararı verilmesini, davalı şirketin 07/03/2016 tarihli, 1 nolu Yönetim Kurulu Kararının batıl olduğunun tespitini, batıl yönetim kurulu kararına göre pay defterine işlenen kayıtların önceki duruma getirilmesini/düzeltilmesini, yargılama giderleri ile karşı tarafa vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili özetle; müvekkilinin A…. Kültür Sanat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de 11 Mayıs 2015 tarihi itibariyle 500.000 TL sermayeli olan şirketin 74.996,03 TL itibari değerde, 74.996,03 adet payının sahibi olduğunu, Şirketin diğer hissedarlarının H…. Y…. M…., R…. B…. M…., A…. Ö…. M…., F…. G…. M…. ve T…. Tur A.Ş. olduğunu, Hissedarlardan H…. Y…. M…. ın 16 Temmuz 2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat üzerine İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/833 E., 490 K. Sayılı Mirasçılık Belgesi nin alındığını, mirasçılık belgesinin de İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/181 E. Sayılı dosyasında mevcut olduğunu, Müşterek muris ve şirket ortağı olan H…. Y…. M….’ın şirket hisselerinin, batıl olduğunun tespiti ile iptali istenen yönetim kurulu kararı ile mirasçılık belgesindeki miras paylarına göre değili, murisin vasiyetnamesinde açıklanan paylara göre paylaştırıldığını, Yönetim Kurulunun, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan mirasçılık belgesi gereğince eşit paylaşım yapmak yerine, geçerliliği henüz sabit olmayan ve vasiyetnamenin iptali için açılmış dava mevcutken, yani vasiyetname kesinleşmemişken, ilgili devirleri kanuna ve görevlerine aykırı olacak şekilde vasiyetname içeriğine göre paylaştırılarak, hisse intikallerini kesinleşmeden pay defterine işlettiğini, oysa vasiyetnamenin henüz kesinleşmediği gibi, tenfizinin de yapılmadığını, ortaklık giderilmeden yönetim kurulunun yetki ve sınırlarını aşarak usulsüz bir şekilde mirasen şirket hisselerinin devrini yaptığını belirterek; 07.03.2016 tarihli Yönetim Kurulu Kararının batıl olduğunun tespiti ve yeni hisse devirlerini önlemek için teminatsız tedbir kararı verilmesini dava ve talep etmiştir.

Asıl davada davalı vekili özetle; müvekkili şirketin hissedarlarından A… Ö…. M…. ve F… G…. M…..’ın talebi yönünde murisin vasiyetnamesine uygun olarak pay devrinin gerçekleştirilmesi yönünde müvekkil şirketten 07/03/2016 tarihinde muristen kalan payların ” ölüme bağlı tasarruflar bir mahkeme kararı ile iptal edilip o mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçerlidir” ilkesi çerçevesinde murisin vasiyetnamesine uygun olarak genel kurul pay defterine kaydedildiğini, davacının dayandığı mirasçılık belgesinin vasiyetname dikkate alınmadan hazırlandığını, bu mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun mirasçılık belgesi verilmesi istemi ile dava açıldığını, şirket yönetim kurulunun murisin bağlayıcı nitelikteki vasiyetnamesine uygun olarak karar aldığını, davacının davasının tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 22/11/2018 tarih 2017/181 Esas – 2018/1164 Karar sayılı kararında;

” davacının davalı şirkette ortak olduğu, aynı şirketteki ortaklardan H…. Y…. M….’ın vefat ettiği, dosyaya sunulan vasiyetname kapsamına göre davacının H…. Y…. M….’ın mirasçısı olduğu, öte yandan murisin düzenlediği vasiyetname ile davacının mirasçılık hakkını saklı payla sınırladığı, ancak vasiyetname henüz kesinleşmeden davalı şirket yönetim kurulunca vasiyetname gereğince pay sahipliğinin belirlendiği, buna göre pay defteri oluşturulduğu, kararın yasaya aykırı olduğu …”gerekçesi ile,

1-Asıl Davanın Kabulü ile; davalı Şirket Yönetim Kurulu tarafından alınan 07/03/2016 tarihli (1) nolu kararın 6102 Sayılı TTK’nun 391/1 fıkrası uyarınca batıl olduğunun TESPİTİNE,

2-Birleşen İstanbul 15 ATM’nin 2018/169 Esas Sayılı davasında; A…. Kültür Sanat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.nin pay defterindeki 07/03/2016 tarihli (1) nolu yönetim kurulu kararı ile oluşturulan kaydın; kararın hükümsüzlüğü nedeniyle önceki duruma getirilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Asıl ve Birleşen Davanın davalıları vekilleri istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkeme hakiminin, hakimin davayı aydınlatma ödevinin sınırlarını aştığını, yargılamanın sevk idaresinin hakime ait olduğu ilkesinin sınırlarını da aştığını, hakimin reddi sebeplerinin gerçekleşmesine neden olduğunu, red sürecinin başlatılmadığını, ancak bu hususun yargılamanın gereken tarafsızlıkla yapılmadığı hususunda şüphe oluşturduğunu, Murisin T.C Bodrum 9. Noterliği nezdinde 24/07/2014 tarih ve 04899 yevmiye numaralı vasiyetnamesinin düzenlendiğini, vasiyetnamenin ölüme bağlı tasarruf olduğunu, iptal edilinceye kadar hüküm ve sonuçlarını doğuracağını, Davacının dayandığı mirasçılık belgesinin, vasiyetnamenin dikkate alınmadan hazırlandığını, mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetnameye uygun mirasçılık belgesi verilmesi istemi ile dava açıldığını, Müvekkili şirketin, kurucu hissedarlardan H…. Y…. M….’ın vasiyetnamesine uygun hareket ettiğini, müvekkili şirket yönetim kurulunun 07/03/2016 tarihli kararında Türk Ticaret Kanunu’nun 391.maddesine aykırılık bulunmadığını, Davacının, murisin son arzularını riayet edilmesini istediğini, bu nedenle hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı davrandığını, İleri sürerek, istinaf yargılamasını duruşmalı olarak yapılmasını, asıl ve birleşen davada davanın kabulü yönündeki kararın kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini, reddine karar verilmeyecek olursa davanın çözüme kavuşması için uyuşmazlığa neden olan vasiyetname hakkında davacı tarafından açılan Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/406 E. Numaralı dosya nezdinde görülmekte olan vasiyetnamenin iptali davasının bekletici mesel yapılması ile dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK’nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava. yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve pay defterine işlenen kaydın eski haline getirilmesi istemine ilişkindir.

Asıl ve birleşen davada, davacı, davalı şirket ortaklarından H…. Y…. M….’ın vefat ettiğini, kendisi ile birlikte mirasçılar bulunduğunu, tüm mirasçıların ölen H…. Y…. M….’ın şirkette bulunan hisselerine el birliği ile sahip olduklarını, mirasın henüz taksim edilmediğini, davalı şirket yönetim kurulunun miras henüz taksim edilmemiş olmasına rağmen miras ortaklığının payını 07/03/2016 tarihinde aldığı bir kararla mirasçılar arasında hukuka aykırı olarak paylaştırarak murisin paylarını mirasçılar adına şirket pay defterine kaydettiğini, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ile pay defterine işlenen kayıtların önceki durumuna getirilmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece asıl davanın kabulü ile anılan şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine, birleşen davanın kabulü ile 07/03/2016 tarihli 1 nolu yönetim kurulu kararı ile oluşturulan kaydın önceki durumuna getirilmesine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davanın davalıları istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Hakimin reddi HMK’nın 34 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir. 36. Madde de red sebeplerine, 38. Maddede red usulüne, 42. Maddede talebin incelenmesine, 43 ve 44.. Maddelerde red talebine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna ilişkin hükümler düzenlenmiştir.

İstinaf dilekçesinde belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında davalılarca hakimin reddi talebinde bulunulmamıştır. Usulüne uygun yapılmış, hakimin reddi talebi bulunmadığından ve davada hakimin yasaklılığı hali de gerçekleşmediğinden istinaf aşamasında bu hususun incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar vekilinin bu istinaf sebebi yerinde değildir.

Davalı şirket ortaklarından H…. Y…. M….’ın öldüğü, terekesi içinde bulunan davalı şirkette sahip olduğu hisselerin mirasçılarına geçtiği sabittir. Medeni Kanunun 640. Maddesine göre, birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşıma kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçlar üzerinde miras ortaklığı bulunmaktadır. Ölenin şirket hisseleri de terekeye dahil olduğundan bu hisselerin tamamı da paylaşıma kadar miras ortaklığına ait olup, tüm mirasçılar tarafından el birliği ile idare edilecektir.

Yasal mirasçılar ile atanmış mirasçıların bulunması ve bunların tereke üzerindeki ve özel olarak davalı şirkette murise ait hisseler üzerindeki payları, terekenin taksimi yapılmadıkça mirasçılara kendiliğinden geçmez.

Somut olayda da, mirasçılar arasında henüz paylaşımın yapılmadığı, miras ortaklığının devam ettiği anlaşılmaktadır.

Buna göre ölenin davalı şirketteki hisseleri bir bütün halinde miras ortaklığına geçtiğinden ve henüz terekenin taksimi yapılmadığından, hisselerin taksimi ile mirasçılar adına şirket pay defterine kaydedilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle ölenin şirket paylarının mirasçıları arasında taksimi edilmediğinden ve vasiyetname de henüz kesinleşmediğinden, payların mirasçılar adına pay defterine kaydına ilişkin yönetim kurulu kararı batıldır. Davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.

Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen dava davalılar vekillerinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Asıl ve birleşen davada davalıların istinaf başvurularının HMK’ nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Asıl ve birleşen yönünden, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından, asıl ve birleşen davanın davalıları tarafından yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00 TL’ nin asıl ve birleşen dava davalılarından tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Taraflarca istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’ nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’ da temyiz yolu açık olmak üzere 31.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

UYARI

Web sitemizde yer alan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka web sitelerinde yayımlanması halinde hukuki ve cezai yollara başvurulacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.