
Dava ve cevap dilekçesi
HMK Madde 428
(1) Taraflarca kararlaştırılan veya hakem tarafından belirlenecek süre içinde, davacı tahkim şartını veya sözleşmesiyle birlikte varsa esas sözleşme ile iddiasını dayandırdığı vakıaları ve talebini; davalı ise savunmasını ve dayandığı vakıaları dilekçeyle hakem veya hakem kuruluna sunar.
(2) Taraflar dilekçelerine yazılı delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delilleri gösterebilirler.
(3) Taraflar, aksini kararlaştırmış olmadıkça, tahkim yargılaması sırasında iddia veya savunmalarını değiştirebilir veya genişletebilirler. Ancak, hakem veya hakem kurulu, bu işlemin gecikerek yapılmış olduğunu veya diğer taraf için haksız bir şekilde büyük zorluk yarattığını ve diğer durum ve koşulları dikkate alarak, böyle bir değişiklik veya genişletmeye izin vermeyebilir. İddia veya savunma tahkim sözleşmesinin kapsamı dışına çıkacak şekilde değiştirilemez veya genişletilemez.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ve cevap dilekçesinin hakem veya hakem kurulu tarafından belirtilen süre içinde verileceği düzenlenmiştir. İkinci fıkrada, dava ve cevap dilekçesinde bulunması gerekli hususlar belirtilmiş ve tahkimin bir an önce bitirilebilmesi için delillerin dilekçelere eklenilmesi ile ileride sunulacak delillerin gösterilmesi tavsiye edilmiştir.
Üçüncü fıkrada ise aksi kararlaştırabilmekle birlikte, tahkim yargılaması sırasında tarafların iddia veya savunmalarını değiştirip genişletebilecekleri kural olarak benimsenmiştir. Ancak hakem veya hakem kuruluna, iddia ve savunmanın genişletilmesine izin verilmesi konusunda bir takdir hakkı verilmiştir. Hakem veya hakem kurulu, özellikle tahkim yargılamasını uzatmaya yönelik kötüniyetli genişletme taleplerine izin vermemelidir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 432 nci maddesinin birinci fıkrasında geçen “sözleşmesiyle birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sorunların önüne geçilmesi amacıyla “varsa esas sözleşme ile” ibaresi eklenmiş, üçüncü fıkrada geçen “hâl ve şartları” ibaresi, Türk Medenî Kanunu ile terim uyumunu sağlamak amacıyla “durum ve koşulları”, “değiştirilmesi” ibaresi “değiştirilemez”, “genişletilmesi” ise “genişletilemez” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 434 üncü madde olarak kabul edilmiştir.
HMK Madde 428 Dava ve cevap dilekçesi
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/6569E. , 2022/7596K.
- HMK Madde 428
- Dava ve cevap dilekçesi
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı tarafından düzenlenen bonolara kefil olarak imza attığını, söz konusu bonolar için icra takibi yapıldığını, asıl borçlu olan davalının ödeme yapmaması nedeniyle haciz baskısı altında icra dosyalarına ödemede bulunduğunu ileri sürerek; alacaklının haklarına halef olması nedeniyle kefil sıfatı ile ödediği bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; davanın zamanaşımına uğradığı, davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını, aksinin kabulü halinde ise davacıdan alacaklı olması nedeniyle, takas ve mahsup talepleri bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen karar, davalının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 16/01/2019 tarihli ve 2016/10318 E., 2019/275 K. sayılı kararıyla, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu gerekçesiyle bozulmuşutur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının kefil sıfatıyla yaptığı ödeme tutarlarını davalıdan rücuen istemekte haklı olduğu, takasın karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebileceği, taraflar arasında adi ortaklığın tasfiyesine ait davada her iki ortağa isabet eden zararın 13.289.498,66 TL olduğu, davacının ise zarara 12.819.498,66 TL eksik katlandığından davalının takas talebinde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında görülen Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/260 E., 2020/201 K. sayılı dosyasında verilen karar esas alınarak davalının takas talebinde haklı olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu davada verilen kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12/05/2022 tarihli ve 2022/1516 E., 2022/2685 K. sayılı kararıyla bozulduğu, bozma sonrası yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece; HMK’nın 165.maddesi uyarınca, taraflar arasında Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davanın sonuçlanmasının bekletici sorun yapılması ve ortaya çıkan sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde karar verilmiş olmas doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/10/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.