Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Dava tarihi

HMK Madde 426

(1) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça tahkim davası, hakemlerin seçimi için mahkemeye veya tarafların sözleşmesine göre hakem seçecek olan kişi, kurum veya kuruluşa başvurulduğu ve eğer sözleşmeye göre hakemlerin seçimi iki tarafa ait ise davacının hakemini seçip kendi hakemini seçmesini diğer tarafa bildirdiği; sözleşmede hakem veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmiş ise uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi talebinin karşı tarafça alındığı tarihte açılmış sayılır.

(2) Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise iki hafta içinde tahkim davasını açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Birinci fıkrada, tahkim davasının açıldığı veya açılmış sayılacağı tarihin belirlenmesinde taraf serbestisi kabul edilmiştir. Bu fıkra ayrıca, taraf anlaşmasının bulunmadığı haller için yedek hukuk kuralları içermektedir. Eğer taraflar aksini kararlaştırmamışlar ise bu yedek hukuk kurallarına uyulması gereklidir.

İkinci fıkrada ise ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararlarının geçicilik niteliğine uygun olarak, uyuşmazlığın esasının çözülmesine ilişkin adımların belirlenen süre içinde atılması gereği düzenlenmiştir.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 430 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen “onbeş gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 432 nci madde olarak kabul edilmiştir.

HMK Madde 426 Dava tarihi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/999E. , 2019/2492K.

  • HMK Madde 426
  • Dava tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, kayyım atanan … oğlu İsmail torunu olduğunu, murisi İsmail’e …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/387 Esas ve 2002/676 Karar sayılı dosyası ile …Mal Müdürünün kayyım olarak atandığını, dava konusu 95 ada 1 parsel, 284 ada 6 parsel, 292 ada 1 parsel sahibi … oğlu İsmail’e ait bir çok veraset ilamı olduğunu bu veraset belgelerinin iptali ile yeni veraset verilmesi için 2009/688 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını nüfus kayıtlarından mirasçıların belli olduğunu açıklayarak, kayyımlık kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı; beyanda bulunmamıştır.

Mahkemece; davanın kabulü ile 95 ada 1 parsel, 284 ada 6 parsel parsel ve 292 ada 1 parsel hisseli malik olarak gözüken … oğlu İsmail hissesine …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/387 Esas ve 2002/676 Karar sayılı ilamı ile mal müdürünün kayyım olarak atanmasına ilişkin kayyımlık kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava; kayyımlığın kaldırılmasına ilişkindir.

3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.”; Türk Medenî Kanunu’nun 426. maddesinde ise “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcuttur.

Kayyım atanması ve kayyımlığın kaldırılması istemine ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; kayyımlığın kaldırılması istenilen taşınmazların 13.12.1977 tarihli tesis kadastrosu ile belirli hisselerle … oğlu … (ölüdür şerhi konulmak suretiyle) adına tespit gördüğü, …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/387-2002/676 sayılı kararı ile 95 ada 1 parselin 1/30una ,284 ada 6 parselin 1/5ine ve 292 ada 1 parselin ise 1/5ine malik olan … oğlu İsmail’in açık kimliği , adresi ve kim olduğu tespit edilemediğinden ve tanıyan bilen de olmadığından, hak ve hukukunun korunması amacıyla en büyük mal memurunun kayyım olarak tayinine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, mevcut tapu kayıtlarında malikin soyadı bulunmamakta olup mahkemece nüfusa da sorulmamıştır. Davacı tarafından murisi olduğunu iddia ettiği … oğlu İsmail’in hükme esas alınan …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 13.03.2013 tarihli ve 2009/688 Esas, 2013/111 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davası hakkında düzenlenen mirasçılık belgesinde “…, Merkez, Selçuk mah. Cilt no: 13 hane no: 42 BSN 2 TCKN: 22555290774 de nüfusa kayıtlı … ve Güldali oğlu 1294(1878) d.lu 1332(1916 ) vefat tarihli İsmail” ile tapu maliki olan “… oğlu İsmail”in aynı kişiler olduklarının ve davacının da adı geçenin mirasçısı olduğunun her türlü tereddütten uzak duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece; tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmayla, tapu malikinin, davacının murisi ile aynı kişi olup- olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenememiştir. Yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.

O halde, yapılan bu açıklamalar ışığında; mahkemece, tapu kayıt maliki … oğlu İsmail ile adına veraset ilamı alınan … oğlu İsmail’in aynı kişi oldukları hususundaki tereddüdün giderilmesi amacıyla, davacı tarafa tapu kaydında düzeltim işlemlerinin yapılması için dava açmak üzere süre ve imkan tanınarak, düzeltme işleminin sağlanması halinde şimdiki gibi davanın kabulüne, sağlanamadığı halde mevcut kanıtlara göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1,2,3,4 bendi gereğince Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 426 Dava tarihi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/1895E. , 2018/5822K.

  • HMK Madde 426
  • Dava tarihi

MAHKEMESİ :… Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçlu adına kayıtlı aracın ….500 TL. bedelle satıldığını, … müdürlüğünce hazırlanan derece kararında, aracın satış bedelinin anılan muhafaza masraflarını dahi karşılamadığını, para kalmadığından aracın aynından doğan … borcuna ödeme yapılamayacağına karar verildiğini, motorlu taşıtlar vergisi alacağının aracın aynından doğduğundan rüçhan hakkına sahip olduğunu, Adalet Bakanlığınca çıkartılan ilgili yönetmelik ve ücret tarifelerinin özel depo ve garajlarda da uygulanmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek … …. … Müdürlüğünün 2014/7558 E. sayılı dosyasından düzenlenen derece kararının iptalini talep ve şikayet etmiştir.

Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia savunma ve dosya kapsamına göre, İİK 138/… maddesinde haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masrafların satış tutarından öncelikle ödeneceğinin düzenlendiği, aracın satış bedelinin anılan muhafaza masraflarını dahi karşılamadığı, … müdürlüğünün 03.07.2015 tarihli sıra cetveli kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine dair kararı şikayetçi vekilinin temyiz etmesi üzerine Mahkemece 02.02.2016 tarihli Ek karar ile gerekçeli kararın davalıya ……..2015 tarihli duruşmada yüzüne karşı tefhim edildiği, davalı vekilinin kararı 31…..2015 tarihinde temyiz ettiği, temyize başvuru süresinde yapılmadığından HMK 432-426/ F maddeleri gereğince temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ek Kararı, şikayetçi vekili temyiz etmiştir.

…-Tarafların tüm delilleri toplanıp, incelendikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, HMK’nın 298/…. (HUMK’nın m. 388.) maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu HMK’nın 294/…. (HUMK’nın m. 389.) maddesinde öngörülen biçimde oluşturarak tefhim etmesi asıldır. Ne var ki uygulamada HMK’nın 294/…. (HUMK’nın m. 381/son ) fıkra hükmüne dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu (çoğu kez anılan madde hükmüne uygun olarak hazırlanmadan) tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

Somut olayda yargılama sonunda şikayetin reddine ilişkin kısa karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı ……..2015 tarihinde tefhim edilmiş ise de gerekçeli karar tüm unsurlarıyla tefhim edilmemiştir. İİK’nın 363. maddesi uyarınca tefhimden itibaren temyiz süresinin başlaması hükmün HMK’nın 298/… ve 294/…. maddeleri uyarınca yazılıp, tefhimine bağlıdır. Gerekçeli karar şikayetçi vekiline ……..2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, şikayetçi vekili 31…..2015 tarihinde temyiz harcı yatırarak kararı temyiz etmiştir. Bu durumda mahkemenin temyiz süresinin tefhimden başlayacağı ve şikayetçi vekilinin temyiz dilekçesini yasal süresi geçtikten sonra verdiğine ilişkin gerekçesinde isabet bulunmadığından, şikayetçi vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 02.02.2016 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek ……..2015 tarihli gerekçeli karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

…-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre şikayetçi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

…-… Müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinde şikayet olunana ait yedieminlikten kaynaklanan alacağın İİK’nın 138. maddesi kapsamında öncelik taşıdığı için mahcuz aracın satışından elde edilen tüm bedelin şikayet olunana verilmesi cihetine gidilmişse de, ihale tarihinde geçerli Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Alınacak Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in …. maddesinde mahcuz aracın günlük muhafaza ücreti belirlenmiş, …. maddesinde ise alınacak bedelin azami haddi tespit edilmiştir. Mahkemece anılan tebliğ uyarınca sıra cetvelinde muhafaza bedeli kapsamında belirlenen ve öncelikle ödenen bedelin anılan tarifeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği denetlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca varılması yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 02.02.2016 tarihli ek kararın kaldırılmasına, (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (…) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün şikayetçi yararına BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, ……..2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.