Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Tutanak ve diğer belgeler

HMK Madde 405

(1) Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun 374 üncü maddesindeki düzenlemeye karşılık gelen bu maddede, delil tespitine ilişkin dosyanın asıl dava dosyasının eki sayılacağı ve onunla birleştirileceği; sadece delil tespitini isteyen tarafın değil, asıl davanın taraflarından her birinin, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabileceği düzenlenmektedir.

HMK Madde 405 Tutanak ve diğer belgeler

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/53E. , 2022/230K.

  • HMK Madde 405
  • Tutanak ve diğer belgeler

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah. Sıfatıyla)

1. Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Asliye Hukuk Mahkemesince Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait … numaralı abonelik için 22.08.2010 tarihli okumada ilk endeks 2100-son endeks 4167 olarak belirtilerek 3.120,41TL fatura kesildiğini, bu miktarın olağan kullanımlarının çok üstünde olduğunu, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 D. İş sayılı dosyasıyla yapılan tespitle 2.902,97TL fazladan tahakkuk yapıldığının belirlendiğini, eşi ve iki çocuğuyla yaşadığı normal bir meskende faturada gösterilen miktarda su harcaması yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek söz konusu aşırı kullanım miktarının iptal edilmesini ve endeksin gerçek kullanım miktarına indirilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacı abonenin sayaçta arıza bulunduğu yönündeki şikâyetleri üzerine sayacın üç kez sökülüp ölçü ayar memurlarınca muayeneden geçirildiğini ve herhangi bir sorun bulunmadığının, sayacın doğru okuma yaptığının tespit edildiğini, bu nedenle uygulanan işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.02.2012 tarihli kararıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.

7. Görevsizlik kararının kesinleşmesi sonrası talep üzerine dosyanın gönderildiği … Asliye Hukuk Mahkemesinin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verdiği 28.06.2012 tarihli ilk kararıyla, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.

8. Davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.01.2013 tarihli kararıyla, “…Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.02.2010 gün ve 2010/13-26 E., 2010/73 K. sayılı kararında da aynen benimsendiği gibi delil tespitine itiraz süreye bağlı değildir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 373. maddesinde yer alan delillerin tespitine itiraza ilişkin maddede itiraz için bir süre öngörülmediğine göre, asıl dava açıldığı sırada da davalı, dava açılmadan önce yapılmış olan delil tespitine itiraz edebilir. Davalıya bilirkişi raporu tebliğ edilmiş olsa bile itiraz etmemekle bu raporu kabul ettiği sonucuna varılamaz. Mahkemece çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflarca öne sürülen itirazların da yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir.

O halde, davalı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda davacı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu benimsenerek karar verilemez. Mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir…” şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur.

9. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; 11.09.2013 tarihli, 2013/168 E., 2013/435 K. sayılı kararla; dosya üzerinden yapılan incelemeyle verilen bilirkişi raporunun tespit dosyasındaki raporla çeliştiği değerlendirilerek mahallinde keşif yapıldığı ve yeni bir bilirkişi raporu alındığı, 26.07.2013 tarihli bu raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunduğu, buna göre davacıya ait meskenin tüm muslukları sürekli açık bırakılsa dahi yedi ayda 2067 ton su tüketilmesinin mümkün olmadığının ve TÜİK verilerine göre ortalama tüketim üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin mütalaa edildiği, sayaçta arıza tespit edilememiş ise de davacının oturduğu evin niteliği, evde oturanların sayısı, evdeki su tesisat sisteminin ve kullanılan alanların yapılan keşif neticesinde tespit olunan mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk ettirilen meblağ ile kesinlikle uyumlu olmadığı, zira sayacın bağlı bulunduğu yerin seksen metrekare, iki oda, bir salondan oluşan, toplam dört adet musluğun yer aldığı bir ev olduğu ve tüketim döneminde evde ikisi çocuk dört kişinin yaşadığı, evin bahçesinin olmadığı, ikinci katta olduğu ve buradan başka bir alana suyun çekilip kullanılmasının mümkün görülmediği, her ne kadar aboneye konu sayaç hurdaya gönderildiği için yeniden üzerinde inceleme yapılmamış ise de sayacın bir şekilde arızalı olduğu ve sayacın normal olduğu yönündeki raporun bir şekilde yanlış verildiği ve bu durumda davacının sorumluluğunun bilirkişi tarafından TÜİK verileri göz önüne alınarak tespit edilen meblağ ile sınırlı olduğuna kesin kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya ait aboneliğin su borcunun 280,31TL olduğunun tespitine karar vermiştir.

Özel Daire Bozma Kararı:
10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

11. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.10.2014tarihli ve 2014/6457 E., 2014/13470 K. sayılı kararı ile; “…Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; yerel mahkemece bozma üzerine aldırılan ilk bilirkişi raporunun hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın yetersiz sayıldığını, karşılıklı varsayımlarla hareket eden , hiçbir teknik ve somut veriye dayanmayan ikinci bilirkişi raporunun karar için yeterli sayıldığını, kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, su tüketim bedeli miktarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

HUMK. nun 275. ve devamı maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. maddede de bilirkişinin oy ve görüşünün hâkimi bağlamayacağı düzenlenmiş ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen raporlar çelişkili ise, mahkeme HUMK. nun 283. maddesi hükmüne dayalı olarak, bilirkişiden açıklama ya da ek rapor isteyebileceği gibi 284. maddesi hükmüne dayalı olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir.

Bu durumda, mahkemece iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:
12. Mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2015/25 E., 2015/332 K. sayılı kararıyla; ilk karar gerekçesi yanında bozma gerekçesinin, delil tespitiyle alınan bilirkişi raporunu yok saymak sonucunu doğuracağı, dosya kapsamına göre yeniden rapor alınmasının gerekli olmadığı belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosya kapsamı itibariyle somut olay bakımından mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümünde önce delil tespiti ve bilirkişi incelemesi kurumlarına ilişkin mevzuat hükümlerinin incelenmesi faydalı olacaktır.

16. Delil tespiti ileride açılacak veya açılmış olan bir davayla ilgili delillerin bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla kabul edilmiş bir kurumdur (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Bası, C:IV, s. 4426) ve hukukî niteliği itibarıyla bir dava olmayıp geçici hukukî himaye tedbiridir (Akil, Cenk: Medeni Yargılama Hukukunda Mahkemelerce Yapılan Delil Tespiti, AÜHFD, C.58, S.1, s.3).

17. Somut olayda delil tespiti talebiyle … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 D. İş sayılı dosyasında yapılan inceleme tarihi itibarıyla mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) yürürlüktedir.

18. Delil tespiti konusu mülga Kanun’un 368-374 maddeleri arasında düzenlenmiş olup “Delillerin Tesbiti” başlıklı 368. madde “İki taraftan her biri, derdesti rüyet bulunan davada henüz tahkik ve tetkikına sıra gelmemiş bulunan veyahut ileride ikame edeceği davada dermeyan edilecek olan hususun şahit, keşif, ehlihibre veya diğer deliller ile tesbitini talep edebilir” hükmünü içermektedir. Delil tespiti dosyası asıl dava dosyasının eki niteliğindedir (HUMK m. 374).

19. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) ise konu 400-406. maddeler arasında düzenlenmiştir. Buna göre taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir (HMK m.400).

20. Delil tespiti dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir. Asıl davanın taraflarından her biri, iddia veya savunmasını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabilir (HMK m. 405).

21. Tespiti istenilen husus teknik bir incelemeyi gerektiriyorsa mahkeme taraf talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişi incelemesine başvurabilir.

22. Gelinen aşamada bilirkişi incelemesi delilinden kısaca bahsedilmelidir.

23. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun “Ehlivukuf” başlıklı 275. maddesine göre Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.

24. Bilirkişi incelemesi delili HMK’da ise 266-287. maddeler arasında düzenlenmiştir.

25. Hâkimin bilirkişinin görüşüyle bağlı olmaması kuralı gereği alınan bilirkişi raporunda noksan veya müphem görülen hususların varlığı hâlinde hâkim talep üzerine yahut kendiliğinden ek rapor alabileceği gibi yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını da gerekli görebilir.

26. Somut olayda davacı, meskenine ait aboneliğin 25.12.2009-22.08.2010 tarihleri arasında 2067 ton su sarfiyatı yaptığından bahisle tahakkuk edilen faturanın gerçek dışı olduğunu ileri sürmüş ve bu kapsamdaki şikâyeti üzerine … Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğünce sayaç üzerinde üç kez inceleme yapılmıştır.

27. Bu noktada konuyla ilgili olan 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu’na ve Ölçü Ve Ölçü Aletleri Muayene Yönetmeliğine kısaca değinmekte fayda vardır.

28. Amacı 1. maddede “milli ekonominin ve ticaretin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak Türkiye hudutları içinde her türlü ölçü ve ölçü aletlerinin doğru ayarlı ve uluslararası birimler sistemine uygun olarak imalini ve kullanılmasını sağlamak” olarak belirlenen 3516 sayılı Kanun’un 9/d maddesinde “Bir ölçü ve ölçü aletinin doğru çalışıp çalışmadığını tespit etmek üzere, ölçü ve ölçü aleti sahibi veya diğer bir kimsenin yazılı müracaatı üzerine yapılan muayenedir” şeklinde tanımlanan “şikayet muayenesi” düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrasında bu muayenelerin usul ve esasları, kimler tarafından ne şekilde ve surette yapılacakları ve muayeneye tabi ölçü ve ölçü aletleri sahiplerinin veya bunları kullananların görev ve sorumlulukları ile tabi olacakları yasakların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterileceği belirtilmiştir.

29. Bu doğrultuda 24.07.1994 tarihli, 22000 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ölçü Ve Ölçü Aletleri Muayene Yönetmeliği’nin “Şikayet Muayenesi” başlıklı 18. maddesi (2017 tarihli değişiklikle yazılı müracaat koşulunun kaldırılarak yalnızca “başvuru”nun yeterli görülmesi öncesi hâliyle) şu şekildedir:

“Ölçü ve ölçü aletlerinin doğru çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi için, ölçü ve ölçü aleti sahibi veya diğer bir kişi veya kuruluşun yazılı müracaatı üzerine yapılan muayenedir.

Şikayet konusu olan ölçü aletinin durumunda hiçbir değişiklik yapılmadan en kısa sürede muayenenin yapılması ve neticenin bir raporla müracaat eden kişi veya ilgili kuruluşa bildirilmesi gerekir. Ancak, taşınamayacak olan bir şikayetli ölçü ve ölçü aletinin muayenesinin yerinde yapılması gerekir.”

30. Yönetmeliğin 32. maddesinde sayaçların doğru çalışmadığı veya çalışmasından şüphe edildiği hâllerde şikâyet üzerine yapılacak muayenenin kapsamı ve teknik usulü düzenlenmiş, maddenin (c) bendinin ikinci cümlesinde açıkça “Ayrıca şikayetin, endeksin yanlış okunmasından meydana gelip gelmediğini tespit için o sayaca ait son bir yıllık endeks seyrinin, tahakkuk kayıtlarından mutlaka karşılaştırılması lazımdır” düzenlemesine yer verilmiştir.

31. Davacının bu kapsamdaki şikâyetleri sonrasında sayaç üzerinde üç defa muayene yapılmış, bu kapsamda Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğünce verilen 11.08.2010, 01.11.2010, 16.12.2010 tarihli raporlarda mekanizma muayene sonucunun normal olduğu, okuma ve tahakkuk hatasının bulunmadığı belirtilmiştir. Ne var ki bu raporlarda Yönetmeliğin yukarıda bahsi geçen 32/c bendi gereği şikâyete konu sayacın son bir yıllık endeks seyrinin tahakkuk eden kayıtlardan araştırıldığına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

32. Bu raporlar sonrasında davacı abone, kendisine tahakkuk ettirilen su faturasının normal kullanımının çok üzerinde olduğunun tespiti için … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 D. İş sayılı dosyası üzerinden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. 08.03.2011 tarihli tespit raporunda keşfen tespit olunan evin durumu, önceki fatura dönemlerindeki kullanım miktarları ve ailedeki kişi sayısı gözetildiğinde mutad harcama aylık 18 ton iken aylık 258 ton su kullanılmasının gerçeğe aykırı bir durum olduğu tespit edilmiştir.

33. Mahkemece tespit raporuna dayanılarak başka bir araştırma yapılmaksızın verilen kabul hükmü Özel Dairece eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.

34. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada Mahkeme başka bir bilirkişi eliyle inceleme yaptırmış, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve yalnızca sayacın arızasının bulunmadığına ilişkin … Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğünden gelen yazı cevabını esas alarak sayaçta arıza bulunmadığına göre faturada da hata olamayacağı değerlendirmesini içeren 23.05.2013 tarihli bilirkişi raporu Mahkemece taraf itirazlarını karşılar mahiyette bulunmamış ve mahallinde keşif yapılarak dosya başka bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.

35. Keşifle birlikte Mahkeme davacının son bir yıla ait harcamalarını gösteren “tüketim hesap kartı” mahkemece dosya arasına alınmış, sayaç üzerinde inceleme yapılmak istemişse de, sayaç on yılını doldurduğundan hurdaya ayrıldığı anlaşıldığından bu inceleme yapılamamıştır.

36. Keşif sonrası alınan 26.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda hem davacının tüketim alışkanlıkları hem evin durumu ve kişi sayısı hem de TÜİK verilerine göre mutad harcama miktarlarına ilişkin kriterler göz önünde bulundurulmuş, davacıya ait aboneliğin mutad harcama miktarının aylık 10 ton olduğu, bu miktarın TÜİK verilerine göre … ili için geçerli 26 tonluk tüketim ortalamasının dahi altında kaldığı, hâl böyle olunca seksen metrekarelik ve yalnızca dört musluğu olan bir apartman dairesinde ikisi çocuk dört kişinin yedi ayda 2000 tondan fazla su tüketmesinin imkânsız olduğu, hatta evdeki tüm musluklar bu süre zarfında açık tutulsa bile bu kadar su harcanamayacağı, bu nedenle sayaç numaratörlerinin hatalı attığının kabul edilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.

37. Mahkeme hem tespit raporunu hem de yargılama sırasında alınan her iki raporu göz önünde bulundurmuş ve 26.07.2013 tarihli son raporu hükme esas almış ise de karar, yargılamada alınan iki bilirkişi raporunun birbiriyle çeliştiği, çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağı gerekçesiyle bozulmuş, Özel Daire ve Mahkeme arasındaki uyuşmazlık da bu yönde bir eksik incelemenin varlığından söz edilip edilemeyeceği hususundan doğmuştur.

38. Yapılan tüm açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; mahkemenin hükme esas aldığı 26.07.2013 tarihli rapor objektif kriterlere dayandığı gibi somut olayın özellikleri dikkate alınarak hayatın olağan akışı çerçevesinde yapılan değerlendirme sonunda tespit raporuyla benzer sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Davalı, her ne kadar; … Sanayi İl Müdürlüğü Ölçüler ve Ayar Şube Müdürlüğünce sayaç üzerinde yapılan inceleme sonunda sayaçta arıza bulunmadığının belirlendiğini ileri sürmekte ise de; Ölçüler ve Muayene Şube Müdürlüğünce verilen üç ayrı şikâyet muayenesi inceleme raporunda sayaçta arıza bulunmadığı belirtilmekle beraber abonenin son bir yıllık kullanım alışkanlıklarıyla karşılaştırma yapılmadığı açıktır. Üstelik dava konusu edilen sayaç davalı tarafça muhafaza da edilmemiş ve hurdaya ayrılmış olup sayaç üzerinde yeniden bir inceleme yapılması da mümkün olmamıştır.

39. Hâl böyle olunca delil tespiti raporu ve yargılamada alınan ilk rapor arasındaki çelişkiyi gidermek üzere alınan 26.07.2013 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli ve taraf itirazlarını karşılar mahiyette olduğundan yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

40. Mahkemece aynı gerekçeyle verilen direnme kararı haklı ve yerindedir.

41. Diğer taraftan direnmeye ilişkin gerekçeli karar başlığında dava tarihinin 21.12.2011 olması gerekirken 06.01.2015 olarak gösterilmesi mahallinde her zaman düzeltilebilir bir maddi hata teşkil ettiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

42. Sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.03.2022 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.