
Onama kararları
HMK Madde 370
(1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.
(2) (Değişik: 31/3/2011-6217/29 md.) Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.
(3) Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları hakkında da bu hüküm uygulanır.
(4) Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddeyle, temyiz incelemesi sonunda verilecek onama kararlarının da, Anayasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükme uygun olarak, gerekçeli olacaklarına işaret edilmekte; bunun yanında, uygulamada “düzelterek onama” olarak bilinen işlemin esas ve şartları düzenlenmektedir. Maddede ayrıca, düzeltme işleminin, tarafların kimliklerine ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıklarına ve bu arada kararın doğru bulunmayan gerekçesine de uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
HMK Madde 370 Onama kararları
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 6.Hukuk Dairesi 2022/164E. , 2023/206K.
- HMK Madde 370
- Onama kararları
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/68 E., 2021/346 K.
DAVA TARİHİ : 10.12.2015
HÜKÜM/KARAR : Bozma
Taraflar arasında görülen sıra cetveline itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, … ve …’dan olan alacağının tahsili amacıyla icra takibi yaptığını, takip sonrasında sıra cetveli düzenlendiğini ancak davalı …’in alacaklı olduğu icra dosyalarına sıra cetvelinde öncelik tanındığını, davalı …’in alacaklarının muvazaalı olduğunu öne sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili, borçlu … ve kefil …’la aralarında oto alım satım ilişkisi olduğunu ve alacağının bu ilişkiye dayandığını öne sürerek davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … tarafından dayanılan bono ve adi yazılı belgelerin her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu ve davalının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davalı … yönünden davanın kabulü ile davalı … ve … yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 25.09.2019 tarih ve 2016/6387 Esas, 2019/3852Karar sayılı ilamında; davalı … tarafından İcra ve İflas Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca ikame edilen dava dosyası, adi yazılı araç satış sözleşmesinde bahsedilen araçlara ait trafik tescil kayıtları, ihalenin feshi ve şikayet dosyaları celp edilip sözleşmelerin de sıhhati araştırıldıktan sonra muvazaanın varlığı konusunda yeterli inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaa hukuki nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalının alacağını birbirini teyit eden ve takipten önce düzenlenmiş usulüne uygun delillerle ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; takiplerinin gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını, borçlu ile aralarında oto alım satım ilişkisi olduğunu, mahkemece bozma ilamında atıf yapılan delilleri toplanmadan eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa iddiasına dayalı olarak sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-h ve 115/2 inci maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 142 inci maddesinin birinci fıkrası
3. Değerlendirme
1. Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Davalı … savunmasında, bedeli paylaşıma konu taşınmazın sit alanı dışına çıkarıldığından bahisle borçlu adına tescilinin gündeme geldiğini, tescile ilişkin bu işlemlerin icra müdürlüğü tarafından verilen yetkiyle kendilerince takip edilerek tamamlandığını, taşınmazın bu şekilde borçlu adına tescil edildiğini, öte yandan Borçlu …’ın mirasbırakanından intikal eden mirası alacaklılarının aleyhine olacak şekilde reddettiğini, kendileri tarafından mirasın reddinin iptali davası açıldığını ileri sürmesi ve bu hususların dosya kapsamındaki belgelerle ispatlanmış olması ayrıca davalı borçlu … tarafından davacı aleyhine ikame edilmiş kambiyo senetlerine karşı şikayet davası ile ihalenin feshi davaları bulunduğu da sabit olması karşısında davalı alacağının muvazaalı olduğundan bahsetmek mümkün görünmemektedir. Bu itibarla mahkemece bütün bu hususlar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yeterli gerekçe sunulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HMK Madde 370 Onama kararları
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2022/7888E. , 2023/374K.
- HMK Madde 370
- Onama kararları
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/792 E., 2022/950 K.
DAVA TARİHİ : 17.01.2022
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/16 E., 2022/76 K.
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçluların asıl dava ve birleşen davada, takibe konu ilamda faiz veya faizin başlangıç tarihi konusunda hüküm bulunmadığı, alacaklı tarafından dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz talebinde bulunulduğu, bu haliyle icra takibinin ilama aykırı olduğundan bahisle takibin ve icra emrinin iptali talebi üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne işlemiş faiz miktarları bakımından icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, işlemiş faiz alacakları yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmayarak HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin asıl ve birleşen dava yönünden kabulü ile işlemiş faiz alacak kalemlerinin düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; takibe konu ilamda faiz veya faizin başlangıç tarihi konusunda hüküm bulunmadığını, alacaklı tarafından takip talebinde de görüldüğü üzere dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz talebinde bulunulduğunu, bu haliyle icra takibinin ilama aykırı olduğunu ileri sürerek icra emrinin ve takibin iptalini talep etmiştir.
2.Birleşen dosyada borçlular vekili dava dilekçesinde; takibe konu ilamda faiz veya faizin başlangıç tarihi konusunda hüküm bulunmadığını, alacaklı tarafından takip talebinde de görüldüğü üzere dava tarihinden itibaren işlemiş yasal faiz talebinde bulunulduğunu, takip dayanağı ilamda hükmedilen alacağın faizinin ne zaman başlayacağının belirtilmemiş olması halinde faiz kesinleşmeye tabi olmayan ilamlar haricinde karar tarihinden itibaren istenebileceğini, bu haliyle icra takibinin ilama aykırı olduğunu, faiz miktarlarının fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle faiz miktarının ilama aykırı olarak fazla talep edildiği hallerde yasal düzenleme ve usul ekonomisi gereğince takibin tümden iptalini istemek isabetsiz olduğundan icra emrinin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda ilk kararın dava tarihinden 10 yıl sonra verildiğini, icra takibine konu dosyanın iki sefer Yargıtay’a gittiğini, 2005/75 Esas, 2014/76 Karar sayılı ve 2015/284 Esas 2015/933 Karar sayılı ilamlarda dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, en son olarak Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 2018/401 Esas, 2020/152 Karar sayılı ilam ile 01.10.2020 tarihinde karar verildiğini, idare tarafından bu karara karşı süresi içerisinde karar düzeltme yoluna başvurulduğunu, Yargıtay ilamlarında faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi hususu bozma dışında kaldığını, bu kısmın yerleşmiş Yargıtay İçtihatları doğrultusunda kesinleştiğini belirterek davanın reddini, aksi kanaatte karar düzeltme başvurumuzun sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacılar aleyhine ayrı ayrı %20 den az olmamak kaydı ile tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, tarafları, icra takip dosyası ve dava konuları aynı olan mahkemenin 2022/18 Esas sayılı dosyasının mahkemenin 2022/16 esas sayılı dosyası ile yargılamalarının daha verimli, daha etkin yürümesi için 2709 sayılı 1982 Anayasası’nın 141/4.maddesinde belirtilen “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” ilkesi de dikkate alınarak birleştirilmesine karar verilmiş,
Her ne kadar davalı alacaklı tarafından Yargıtay ilamlarında faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi hususu bozma dışında kaldığı iddiasında bulunulmuş ise de; Yargıtay 15. Hukuk Dairesince hükmün bozulması kararında bu konuda bir değerlendirmenin yapılmadığı, hükmün tamamının bozulmasına karar verildiği ve Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/401 Esas sayılı dosyasında yeniden yargılama yapılarak yeni bir hüküm kurulduğu, takibe dayanak Aksaray 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 01.10.2020 tarih 2018/401 Esas 2020/152 Karar sayılı ilâmında davanın kısmen kabulüne karar verilirken faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmadığı, bulunmadığı hallerde karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2019/6786 Esas 2020/4079 Karar sayılı kararı) bu bilgilere göre; yargılama konusu icra takibine dayanak olan ilâmın karar tarihi olan 01.10.2020 tarihinden itibaren faiz istenilmesi gerektiği bu hali ile ilâma aykırı olarak alacağın faiz başlangıç tarihi ve dolayısıyla asıl alacak miktarlarına işlemiş faiz miktarı yönünden icra emri düzenlendiği gerekçeleri ile asıl ve birleşen davaların kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; bozma öncesi ilamlarda dava tarihinden itibaren alacağa faiz işletilmesine karar verildiğini ve bu hususun bozma dışı kalarak kesinleştiğini, aksi kanaatte karar düzeltme başvurusunun sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilamların infaz edilecek kısmı hüküm kısmı olup, icra mahkemelerince takibin dayanak ilamın hüküm kısmına uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlenmesi gerektiği, dayanak ilamdan önce daha önce verilen kararların temyiz üzerine bozulmuş olması ve en son dayanak ilamla hüküm kurulmuş olması sebebiyle, bozmadan önceki ilamlarda verilen hüküm yönünden denetleme yapmasının mümkün olmadığı, dayanak ilamın hüküm fıkrası incelendiğinde; faizin başlangıç tarihi konusunda bir hüküm bulunmadığı, sadece hükmedilen alacakların yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, ilamda faizin başlangıcı konusunda hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceği gerekçesi ile somut olayda takibin dayanağı olan ilamda faizin başlangıç tarihi belirtilmediğinden, faizin başlangıcının karar tarihi olması gerekmekte olup, bu durumda ise alacaklının dava tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunması dayanak ilama aykırı olduğu gerekçesi ile şikayete konu asıl alacak miktarları yönünden işlemiş faizin yeniden hesaplanarak, icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince işlemiş faiz alacakları yönünden icra emrinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmayarak davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, hükümde hata edildiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararın HMK 353/1-b(2) maddesi uyarınca kaldırılmasına, yerine:
“…I) a-Asıl dava yönünden şikayetin KABULÜ ile, Aksaray İcra Müdürlüğünün 2022/192 Esas sayılı takip dosyasında düzenlenen icra emrinde davacı …’dan talep edilen 206.961,85 TL asıl alacak yönünden talep edilen işlemiş faizin 23.474,58 TL olarak, 8.410,66 TL asıl alacak yönünden talep edilen işlemiş faizin 953,98 TL olarak DÜZELTİLMESİNE,..
II) a-Birleşen dava yönünden şikayetin KABULÜ ile, Aksaray İcra Müdürlüğünün 2022/192 Esas sayılı takip dosyasında düzenlenen icra emrinde davacılar … ve …’dan ayrı ayrı talep edilen 14.782,98 TL asıl alacak yönünden talep edilen işlemiş faizin 1.676,75’er TL olarak, 604,31 TL asıl alacak yönünden talep edilen işlemiş faizin 68,54’er TL olarak DÜZELTİLMESİNE,..” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; bozma öncesi ilamlarda dava tarihinden itibaren alacağa faiz işletilmesine karar verildiğini ve bu hususun bozma dışı kalarak kesinleştiğini, aksi kanaatte karar düzeltme başvurusunun sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilama aykırı icra takibinin ve icra emrinin iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
İİK 16 ncı vd. madde hükümleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.