Hâkimin Bizzat Çekilmemesi Hâli: HMK Madde 37 İncelemesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, hâkimleri ilgilendiren yasakları iki farklı ağırlık merkezine oturtmuştur. HMK 34’teki “Yasaklılık”, hâkimin amcasına veya eşine ait bir davaya bakmasını kamu düzeninden sayar ve hâkimin her halükarda şartsız olarak çekinmesini emreder. Ancak HMK 36’da sayılan “Ret Sebepleri” (Örn: Hâkimin taraflardan biriyle davalık olması veya husumeti bulunması) nispîdir. HMK Madde 37 (Hâkimin Bizzat Çekilmemesi Hâli), tam da bu nispî durumu açıklar. Ortada bir ‘ret sebebi’ (tarafsızlık şüphesi) varsa hâkimin kendi ahlaki inisiyatifiyle dosyadan “çekilmesi” beklenir. Peki ya çekilmezse? Kanun der ki; o hâkim bizzat davadan el çekmezse, taraflardan biri “Ben reddi hâkim istiyorum” diye yazılı bir taleple ortaya çıkıncaya kadar hâkim duruşmaları yapmaya ve yargılamayı sürdürmeye devam edebilir.


HMK Madde 37: Kanun Metni

(1) Hâkim, reddini gerektiren sebeplerden biri varken bizzat çekilmezse, iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede yer alan düzenleme, 1086 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının dili sadeleştirilerek aynen tekrarından ibarettir. 1086 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kural ise bu düzenlemeye alınmamıştır. Ret sebepleri hâkimin şahsında gerçekleşmişse, hâkim bu inancı taşıyorsa, tarafların her ikisi de muvafakat etsin yahut etmesin, hâkim, yine kendi kendisini reddedebilir. Çünkü kendi kendini ret yetkisi hâkime tanınmış olan yetkilerden birisi konumundadır. Öte yandan, ret kurumu hâkimin tarafsızlığıyla ilişkili bir kurum konumundadır ve tarafsızlık, hukukumuz bakımından da yargılamaya ilişkin temel bir hak olan adil yargılanma hakkının unsurları arasında yer alan, kanunî bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma unsuruyla yakından ilişki içerisindedir. Bu sebeple, tarafların muvafakat göstermesi hâlinde hâkimin kendi kendisini ret yetkisini kullanamayacağını kabul etmek, bir anlamda tarafların bu bağlamdaki tasarrufuyla bağlı tutmak, ne hâkimin işleviyle ne de yargı bağımsızlığı kurumu ile bağdaştırılabilir.


Hukuki İncelemeler

Red Talebi Gelene Kadar Yapılan İşlemlerin Geçerliliği

HMK m.37 kuralının en büyük pratik sonucu şudur: Tarafların “hâkimle husumetimiz var, aslında tarafsızlık şüphesi doğdu” diyerek içten içe düşündükleri ama bunu resmi olarak bir dilekçeyle (Reddi Hâkim talebiyle) dosyaya koymadıkları her saniye, yargılama tamamen geçerli bir şekilde akmaya devam eder. Hâkim, şahitleri dinler, bilirkişi raporu aldırır, hatta kararı bile verebilir. “Ya aslında hâkimin tarafsız olmadığını biliyorduk ama itiraz etmemiştik” diyerek sonradan o usuli işlemleri çöpe atamazsınız. Sistem sizi aktif olmaya zorlar; şüphe varsa, taraflar süresi içinde HMK m.37 ve m.38 doğrultusunda resmi talepte bulunmalıdır.

Avukat Görüşü: Hâkimin Davadan Kaçmak İçin Kendi Kendini Reddetmesi

Mahkemeler bazen medyatik, karmaşık veya tarafları saldırgan olan oldukça “belalı” dosyalarla karşılaşabilir. Uygulamada sırf bu dosyanın stresini çekmemek adına kanunda yazılı açık bir ‘ret hakkı’ olmamasına rağmen, hâkimlerin küçük gerginlikleri bahane edip “Aramızda husumet doğdu, HMK 37 uyarınca kendi kendimi reddedip dosyadan çekiliyorum” dediklerine rastlanabilmektedir. Ancak Yargıtay bu ‘kaçışı’ kesin bir dille yasaklamıştır. Hâkimler Anayasal “Tabii Hâkim” ilkesi gereği önlerine gelen uyuşmazlığı kanunlardan aldıkları güçle, cesaretle çözmek zorundadır. Ortada elle tutulur somut bir kanuni ret sebebi yokken (Örn: Hâkime sadece asılsız iftira atıldı diye) hâkim dosyadan çekilemez.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay İçtihatları, hâkimlerin soyut iddialar veya asılsız şikayetler üzerine kendi kendilerini reddederek [dosyadan çekilerek] tabii hâkim ilkesini ihlal etmelerini engelleyen çok kritik emsallerdir.)

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2014/6275 E. , 2014/7372 K.

ÖZET (HSYK Şikayeti Üzerine Hâkimin Çekilme Bahanesi Yaratması): Bir davada avukat, Hâkimin keşif zaptını önceden uydurduğunu iddia ederek hem mahkemeye “Reddi Hâkim” vermiş hem de Hakim hakkında HSYK’ya şikayette bulunmuştur. Bunun üzerine Hâkim de avukat hakkında “İftira” suçundan suç duyurusunda bulunmuş ve “Aramızda husumet oluştu, ben davadan çekiliyorum” diyerek dosyadan el çekmiştir. Merci de bunu kabul etmiştir. Yargıtay bu manevrayı bozmuştur: “Hâkimler yansız ve kanunlardan aldığı güçle çalışmalı, tarafların asılsız suçlamaları karşısında korkup çekilmemelidir. Sırf avukat hakkında suç duyurusunda bulunulması HMK m.36’daki husumet demek değildir; vekil davanın asıl tarafı değildir. Böyle bir gerekçeyle hakimin davadan çekilmesi ‘Adaletin Gecikmesine ve Tabii Hakim ilkesine’ zarar verir, çekilme kararı kanunsuzdur.”

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/7559 E. , 2016/10099 K.

ÖZET (Dışarıdan Yapılan Soyut Taciz İddiasıyla Hakimin Davadan Çekilememesi): Son derece çarpıcı bir olayda; vatandaş reddi hâkim talep ederek “Hakim beni restorana yemeğe çağırdı, dışarıdan baskı gördüğünü anlattı” demiştir. Davadan bunalan Hakim ise “Hayır, tam tersine vatandaşın adamları benim adliye telefonumu ve cebimi bulup beni taciz ettiler, lokantada eşimle yemek yerken bile başıma dikilip takip ettiler. Ben çok baskı altındayım bu yüzden davadan çekiliyorum” diye kendi kendini reddetmiştir. Üst mahkeme çekilmeyi onaylasa da Yargıtay bunu yine bozmuştur: “Tarafların iddiaları birbiriyle çelişiyor ve soyut kalıyor. Hâkim, tarafların kanuni delilden uzak bu içi boş soyut iddiaları (telefonla aranma vs.) karşısında dosyadan çekilemez. Hâkimin kişisel inanç, duygu veya baskı aracı olmaksızın cesaretle adaleti sağlaması gerekir.”


HMK Madde 37 Sıkça Sorulan Sorular

Hâkimin tarafsızlığından şüphe etmeme rağmen susar ve itiraz etmezsem ne olur?

Hiçbir şey olmaz, yargılama normal seyrinde devam eder. HMK Madde 37 uyarınca, reddi gerektiren bir şüphe olsa bile hâkim bizzat görevden çekilmezse ve taraflardan biri de resmi bir dilekçeyle hâkimi reddetmezse, verilen kararlar ve yapılan işlemler hukuken tamamen geçerlidir.

Hâkim karmaşık ve zor bir davadan kurtulmak için kendi kendini reddedebilir mi?

Hayır, reddedemez (çekilemez). Anayasamızda yer alan yargı bağımsızlığı ve “Tabii Hâkim İlkesi” gereğince bir hâkimin bir dosyaya bakması görevdir. Hâkimin kendi kendini reddedip dosyadan çekilebilmesi için HMK 36’da sayılan (düşmanlık, kan bağı vs.) gerçek, hukuki ve ıspatlanabilir bir sebebin olması şarttır; keyfi çekilmeye Yargıtay geçit vermemektedir.

Davalı vekili (avukat) olarak hâkime kasten hakaret edip onu davadan çekilmeye zorlayabilir miyim?

Kesinlikle hayır, bu taktik uygulamada her zaman hüsranla sonuçlanır. Yargıtay içtihatları çok açıktır: Avukat ile Hâkim arasında sonradan çıkarılan sürtüşmeler ve kavgalar HMK 36 nezdinde “davadan çekilme veya reddi hâkim” husumeti yaratmaz. Üstelik böyle bir davranış, avukatın Baro’ya şikayet edilmesine ve ağır disiplin suçlarıyla yargılanmasına neden olur.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.