Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Avansın iadesi

HMK Madde 333

(1) Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu madde hükmü 1086 sayılı Kanunda yer almamaktadır. Yeni kabul edilen sisteme göre, davanın açılması aşamasında dosyada muhtemel olarak yapılacak yargılama giderlerinin tamamı peşin olarak depo edileceğinden, avansın kullanılmayan kısmının iadesinin nasıl olacağı hususunun düzenlenmesi gerekmiştir. Bu hükme göre, karar kesinleştikten sonra dosyada kullanılmamış olan avans kalmış ise mahkeme, avansın iadesine karar verecek ve kararın tebliğ giderini depo edilen paradan karşılayacaktır. Artan avansın ilgilisine nasıl iade edileceği hususu, uygulamada yerleşmiş olan malî mevzuat hükümlerine göre belirlenecektir.

HMK Madde 333 Avansın iadesi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6148E. , 2022/9952K.

  • HMK Madde 333
  • Avansın iadesi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; istinaf isteminin kabulüne ilişkin kararın, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

K A R A R
Davacı vekili; davalı borçlu … hakkında Konya 9. İcra Müdürlüğü’nün 2017/5588 E. sayılı dosyası ile 17/03/2017 düzenleme ve 03/05/2017 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli senedin tahsili için takip yapıldığını, borçlunun adresine yapılan hacze ilişkin tutanakta haczi kabil mal bulunmadığının tutanak altına alındığını, yapılan araştırmada borçlunun dava konusu taşınmazını 14/04/2017 tarihinde diğer davalı …’e devrettiğinin öğrenildiğini, davalı …’nin söz konusu devri mal kaçırma kastıyla yaptığını, bu satışın gerçek anlamda bir tasarruf olmadığını belirterek söz konusu taşınmazın satış işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … vekili ve davalı …; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek piyasa rayiç bedeli arasında ciddi bir fark bulunmaması, taraflar arasında arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını, üçüncü kişinin bildiği veya bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın da ispat edilememesi, yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre davalıların satış bedellerini karşılayacak durumda olması, taşınmazın T.Vakıflar Bankası T.A.O lehine ipotekli olup, davalının borcu ifa etmek için devri gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Konya Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına; davanın kabulüne; Konya ili, Selçuklu ilçesi, Sille Mah., 18662 ada, 5 parsel 6. kat B blok 20 bağımsız bölümün davalı borçlu Sadık tarafından davalı …’e devir işleminden sonra dava devam ederken taşınmazın 4. kişiye devredilmesi nedeniyle davacının seçimlik

hakkını nakten tazmin yönünde kullandığı gözetilerek, davanın bu halde İİK 283/2 madde gereği bedele dönüşmesi nedeniyle 3. kişi olan İbrahim tarafından taşınmazın devrinin yapıldığı 08/11/2017 tarihli değeri olan 255.000,00 TL nakten tazminatın Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2017/5588 esas sayılı dosyasındaki alacaklar ve ferileriyle sınırlı olmak üzere davalı …’den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK.’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.’nun 278, 279. ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.’nun 277.md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde İİK.’nun 278, 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

İİK.’nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.

Somut olayda dava konusu taşınmaz, üzerinde Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. lehine yer alan ipotek şerhiyle birlikte, 14/04/2017 tarihinde davalı borçlu … tarafından davalı 3.kişi …’e devredilmiş, eldeki dava açıldıktan sonra 08/11/2017 tarihinde ise davalı … tarafından davalı borçlu …’nin ipotek borçlarına mahsuben Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O’ya devredilmiştir. İpotek; borçlunun borcundan dolayı konulmuş olup 07/04/2016 tarihlidir.

Bu tür davalarda dava konusu mal borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişi yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olur. Somut olayda borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalı …’in mamelekinde kalan bir para olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Öte yandan; HMK’nun 333/1.maddesi; davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderinin takdir edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Böylece, Bölge Adliye Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra tarafların haklılık durumları da değerlendirilerek, yargılama gideri ve vekalet ücretinin haksız olan tarafa yükletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 333 Avansın iadesi

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/8190E. , 2021/7720K.

  • HMK Madde 333
  • Avansın iadesi

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olmasına, delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına ve özellikle mahkemece bozma sonrasında tahkikat işlemi yapılmadığının ve bu nedenle bozma sonrası yapılan ıslah talebinin kabul edilmemesinin doğru olduğunun (HMK m. 177/2) anlaşılmasına göre davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı kadın dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu ve rızası alınmadan davalı erkek eş tarafından satıldığını iddia ederek, taşınmazın 3. kişi adına olan tapu kaydının iptali ile davalı erkek eş adına tescilini ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasını talep etmiş,mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın Dairemizin 27.11.2019 tarihli, 2019/7302 esas, 2019/11591 karar sayılı bozma ilamı ile “tarafların 08.01.2018 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları,evlilik boşanma ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybettiği,bu husus gözetilerek konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek ve yargılama giderleri ile vekalet ücretini, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate alınarak, tayin ve takdir etmek üzere hükmün bozulmasına” karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; Davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; haklılık durumuna ilişkin gerekçeye yer verilmemiş , yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmamış olup, verilen bu hüküm davacı kadın tarafından tamamına yönelik temyiz edilmiştir.

HMK’nun 333/1. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderinin takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verildiği belirtilmiş ise de dosya kapsamından bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Hükmüne uyulan bozma ilamında; dava konusuz kaldığından tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti yönünden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gereğine değinilmesine karşın mahkemece davanın görülmesi için gerekli koşulların dava konusu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği kısaca davanın haklılık durumu gereği gibi tartışılmadan karar verilmiştir.

Bu halde, mahkemece tarafların haklılık durumları değerlendirilerek, yargılama giderinin haksız olan tarafa yükletilmesi gerekirken yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26.10.2021 (Salı)