Hâkimin Türk Hukukunu Re’sen Uygulaması: HMK Madde 33 İncelemesi
Roma hukukundan günümüze miras kalan “Jura novit curia” (Hâkim hukuku bilir) ilkesinin hukukumuzdaki yansıması HMK Madde 33 hükmüdür. Hukuk davalarında HMK 25 gereği (Taraflarca Getirilme İlkesi) iddiaları, olayları (maddi vakıaları) ve delilleri mahkemeye getirmek tarafların borcudur. Ancak bu olayların devletin kanunlarında hangi maddeye, hangi fıkraya ve hangi hukuki teoriye uygun düştüğünü araştırıp bulmak vatandaşın değil, masada oturan Hâkimin görevidir. Bir davanın adı dilekçede hiç yazmasa veya dosyadaki avukat yanlışlıkla “A” kanunu diyeceğine “B” kanunu maddesini gösterse bile, Hâkim, Türk hukukunu re’sen (kendiliğinden) araştırmak ve doğru hukuku uygulamak zorundadır.
HMK Madde 33: Kanun Metni
(1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddedeki “Türk hukuku” terimi, kanunların yanı sıra mevzuat ile örf ve adet hukukunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de kapsamaktadır. 1086 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinin birinci cümlesi sadeleştirilerek alınmıştır. 76 ncı maddenin ikinci ve üçüncü cümlelerinde, yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin hükümler de bulunmaktaydı. Ancak, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunda bu konu açıkça düzenlenmiş olduğundan, bu hususlara maddede yer verilmemiştir. Bu hüküm klasik bir ilkeyi ifade etmektedir. Hem usul hukuku, hem maddî hukuk aynı düzeyde madde kapsamı içerisindedir.
Hukuki İncelemeler
Hukuki Nitelendirmenin Hâkime Ait Olması Ne Demektir?
Bir vatandaş mahkemeye verdiği dilekçede özetle; “Ahmet evimi haksız yere kullanıyor, sözleşmemiz bitmesine rağmen hala anahtarı vermiyor ve benim malımdan menfaat sağlıyor” diye sızlanabilir. Vatandaşın bu anlattığı basit cümlenin hukuki dünyadaki karşılığı aslında (Ecrimisil – Haksız İşgal Tazminatı)dır. Ancak vatandaşın dilekçesinin başlığına “Ecrimisil” kelimesini yazmaması veya hangi kanun maddesine dayandığını bilmemesi davasının reddedilmesine yol açmaz. HMK 33 uyarınca Hâkim o dilekçeyi okur, “Ahmet’in haksız işgal yaptığını anlıyorum, demek ki bu davanın hukuki niteliği ecrimisildir” der ve yargılamayı usulüne uygun şekilde yönetir.
Avukat Görüşü: Yanlış Kanun Maddesi Göstermenin Cezası Var mı?
HMK 33, davanın tarafları için mükemmel bir koruma kalkanıdır. Bazen dava dilekçeleri yazılırken sehven farklı kanun maddelerine atıf yapılabilmekte, örneğin olay bir “Haksız Fiil” (TBK 49) iken dilekçede “Sebepsiz Zenginleşme” (TBK 77) maddeleri yazılabilmektedir. HMK m.33 neticesinde; hâkim, dilekçedeki kanun numaralarıyla veya hukuki sebeplerle asla bağlı değildir. Taraf yanlış kanunu referans gösterse bile hâkim doğru olanını kendiliğinden bulup işletecektir. Mahkemeler “sen dilekçede yanlış maddeyi yazmışsın” deyip usulden dava reddedemez.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mahkemelerin davayı “yanlış isimlendirdiği” ve HMK 33 uyarınca Yargıtay’dan bozma yediği, en kritik hukuki nitelendirme hatalarına ışık tutmaktadır.)
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2020/2277 E. , 2021/605 K.
ÖZET (TBK 19 Muvazaa Davasının İİK Tasarrufun İptali Sanılması): Davacı koca, eşinin adına olan evi habersizce bir akrabasına (muvazaalı olarak) devrettiğini belirterek borçlar hukuku (TBK 19) anlamında genel muvazaa (işlemin geçersizliği) davası açmıştır. Ancak yerel mahkeme, HMK 33 uyarınca olayın hukuki teşhisini yanlış koymuş ve bu davayı bir “İcra ve İflas Kanunu” (İİK) davası zannederek “Davacının aciz vesikası yok, kesinleşmiş icra takibi yok, reddediyorum” demiştir. Yargıtay kararı şiddetle bozmuştur: “Olayları aktarmak tarafın, hukuki nitelendirmeyi yapıp doğru kanunu uygulamak hakimin (HMK 33) işidir. Dava açıkça TBK 19 uyarınca temel bir muvazaa davasıdır, burada icra takibine veya aciz vesikasına gerek yoktur. Mahkeme olayları baştan yanlış nitelendirmiştir.”
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/620 E. , 2021/1389 K.
ÖZET (Tasarrufun İptali Davasının Genel Muvazaa Sanılması): Tam tersi bir senaryoda; Vergi Dairesi, vergi borcu bulunan bir şirketin mallarını paravan başka şirketlere kaçırdığını tespit edip, 6183 sayılı yasa ile “Tasarrufun İptali” davası açmıştır. Yerel mahkeme bu davayı TBK 19 genel muvazaa gibi nitelendirip karar vermiştir. Yargıtay (HMK 33’e atıf yaparak) bozmuştur: “Hakim dilekçedeki hukuki nitelemelerle bağlı değildir. Olayın gelişimi ve anlatımlar gösteriyor ki dava bir 6183 Tasarrufun İptali davasıdır. Dolayısıyla hakimin olayı o spesifik kanunun şartlarıyla (geriye dönük 5 yıllık şüpheli süre) değerlendirmesi gerekir.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2020/3927 E. , 2020/6908 K.
ÖZET (Nüfus Tespit Davasının İdari Başvuru Sanılması): Davacı, Türkiye’deki kimliği ile yurt dışındaki göçmen kimliğinin (isim farklılıkları sebebiyle) aynı kişinin kimlikleri olduğunun “tespitini” mahkemeden istemiştir. Mahkeme olayı yanlış nitelemiş ve “Git nüfus müdürlüğüne başvur, idari işlemi idare yapsın” diyerek davayı reddetmiştir. Yargıtay: “6100 sayılı HMK mad. 33 uyarınca uygulanacak kanunu tespit hakime aittir. İddianın özüne bakıldığında bu net bir nüfus kayıt tespit davasıdır, işin esasına girilip DNA testi dahi yaptırılarak tespit kararı verilmelidir, red kararı isabetsizdir.”
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/901 E. , 2021/2340 K.
ÖZET (Genel Kurul Kararının “İptal Edilebilir” ile “Yok Hükmünde” Olması Arasındaki Nitelendirme): Bir kooperatif genel kurulunda, toplantı nisabı (çoğunluk yeter sayısı) sağlanmadan karar alınmıştır. Mahkeme, muhalefet şerhi koymayan bir üyenin davasını (salt iptal şartlarını irdeleyerek) reddetmiştir. Yargıtay bu durumu HMK 33 uyarınca “Hatalı Nitelendirme” saymış ve bozmuştur: “Çoğunluk şartı sağlanmayan genel kurul kararları ‘iptal edilebilir’ değil, ‘Yok’ hükmündedir. Mahkeme, olayı doğru teşhis etmeli ve HMK 33 uyarınca yoklukla malul işlemin niteliğini resen saptayıp buna göre hüküm vermelidir.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2020/944 E. , 2020/5388 K.
ÖZET (Mal Rejimi ve Ziynet Eşyası İddialarının Ayrıştırılması): Boşanma sırasındaki eşya davasında taraf çok kafa karıştırıcı bir şekilde mallarını sıralamış, bazılarını değer artış payı, bazılarını genel alacak diye harmanlamıştır. Yargıtay, HMK 33 emrini hatırlatarak: “Maddi olayları serpiştirmek tarafa aittir. Bunun hangisinin ziynet eşyası alacağına girdiği, hangisinin TMK mal rejimine girdiği (hukuki nitelendirme) Hâkime aittir. Hâkim dosyadaki tüm kağıtları doğru rafına koymak (doğru nitelendirmek) zorundadır.”
HMK Madde 33 Sıkça Sorulan Sorular
Dava dilekçemde dayandığım kanun maddelerini boş bırakırsam davam reddedilir mi?
Hayır, reddedilmez. Hukuk usulümüzde davanın kanuni dayanağını (maddeleri) yazmak mecburi bir unsur (şart) değildir. Dilekçede mecbur olan unsurlar “talep sonucunuz”, “kimlik bilgileriniz” ve “olayların (vakıaların) anlatılmasıdır”. HMK m.33 gereği o vakıalara uygun düşen kanun maddesini kütüphaneden bulup çıkarmak yargıcın görevidir.
Hâkim, benim dayandığım kanun maddesinden tamamen farklı bir hukuki gerekçeyle karar verebilir mi?
Evet verebilir ve uygulamada çokça görülür. Karşı taraftan örnek vermek gerekirse “istirdat (geri alma)” talebiyle bir dava açarsınız, ancak mahkeme olayınızı inceler ve bunun istirdat değil “sebepsiz zenginleşme” olduğuna kanaat getirirse, davanızı sebepsiz zenginleşme kuralları (hukuki teşhisi) üzerinden çözer. Çünkü hâkim, tarafların çizdiği ambalajla (hukuki sebeple) bağlı değildir; sadece “ne istedikleri” (talep sonucu) ve “olayların kendisi” ile bağlıdır.
Hâkim Türk Hukukunu resen uyguluyorsa yabancı hukuku (Örn: Alman Hukukunu) uygulaması gerektiğinde ne yapar?
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK m. 2) gereğince, davada yetkili olan (uygulanması gereken) hukuk bir yabancı ülkenin hukuku ise, hâkim onu da resen uygular; ancak “o yabancı kuralın tespiti için” tarafların yardımını (bilimsel görüş sunmalarını veya uzman tercümelerini) isteyebilir. HMK 33’teki Türk kelimesi, hakimlerin yabancı kurala kör kalacağı anlamını taşımaz.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.