Medeni Usul Hukukunda Basit Yargılama Usulünün Kapsamı, Uygulama Alanları ve Özellikleri: HMK Madde 316
Hukuk sistemimizde uyuşmazlıkların niteliğine ve aciliyetine göre farklı yargılama usulleri benimsenmiştir. Kural olarak asli usul yazılı yargılama usulü olmakla birlikte, adaletin gecikmeksizin ve daha az masrafla tecellisi amacıyla bazı dava türlerinde daha hızlı ve esnek kurallar içeren bir yargılama sistemine ihtiyaç duyulmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316. maddesi, tam da bu ihtiyaca binaen basit yargılama usulüne tabi dava ve işleri tahdidi (sınırlı) olmamak üzere, genel çerçevesiyle belirlemiştir. İş davaları, nafaka davaları, sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlıklar ve geçici hukuki koruma tedbirleri gibi doğası gereği ivedilik gerektiren süreçler bu kapsama alınmıştır. Bu yönüyle madde, adil yargılanma hakkının “makul sürede yargılanma” ilkesinin hayata geçirilmesindeki en önemli usuli düzenlemelerden biridir. Sürecin kısa ve dilekçe sayısının sınırlı olması, usuli işlemlerde azami dikkat gösterilmesini zorunlu kılmaktadır.
HMK Madde 316: Kanun Metni
Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler
MADDE 316- (1) Basit yargılama usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:
a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler.
b) Doğrudan dosya üzerinden karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler.
c) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak olan itirazlar.
ç) Her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler.
d) Hizmet ilişkisinden doğan davalar.
e) Konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davalar.
f) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.
g) Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler.
6100 Sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddede, yazılı yargılama usulü dışında kalması gereken, daha kısa ve basit şekilde sonuçlanmasında yarar bulunan dava ve işlerin basit yargılama usulüne tâbi tutulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, daha önce 1086 sayılı Kanunda yer alan basit, seri ve sözlü yargılama usulüne tâbi dava ve işler incelenerek, bunların içinden hukuken ve fiilen uygulanma imkânı kalmayanlar maddeye alınmamış, bunun dışında kalanlarda ise gerçekten özel bir yargılama usulünün uygulanması gerekenler, basit yargılama usulüne tâbi tutulmuştur.
Maddede hem özel olarak sayım hem de genel atıf söz konusudur. Özel olarak sayılanlar dışında, kendi özel hükümlerinde basit yargılama usulünün uygulanacağı ya da 1086 sayılı Kanun dikkate alınarak seri ve sözlü yargılama usulünün uygulanacağı belirtilen dava ve işlerin de basit yargılama usulüne tâbi olacağı öngörülmüştür. Böylece yeni düzenlemeyle bir boşluğun doğması ve tereddüt edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hukuki İncelemeler
Medeni Usul Hukukunda Basit Yargılama Usulünün Amacı ve Kapsamı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu sistematiğinde yargılama usulleri, davanın türü ve önemine göre farklı usuli güvenceler ve hız mekanizmaları ile donatılmıştır. HMK m. 316, basit yargılama usulünün uygulanacağı halleri listeleyerek bu usulün sınırlarını çizmiştir. Kanun koyucunun buradaki temel yaklaşımı, bazı uyuşmazlıkların doğası gereği tahkikat aşamasının uzatılmadan ve kapsamlı tensip ya da ara kararlara boğulmadan süratle çözülmesidir.
Özellikle hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan iş davaları (m.316/1-d) ve her türlü nafaka davaları (m.316/1-ç) gibi ekonomik veya sosyal zafiyet ihtimali barındıran çekişmelerde yargılamanın uzaması telafisi imkansız zararlar doğurabilmektedir. Ayrıca sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren kira uyuşmazlıkları, kat mülkiyetinden kaynaklanan davalar ile ihtiyati tedbir ve haciz gibi geçici hukuki koruma talepleri de aynı aciliyet şemsiyesi altındadır. Bu davalarda yargılamanın temel ilkelerinden olan “usul ekonomisi” (HMK m. 30) en üst düzeyde uygulanır ve hedeflenen şey adaletin hem doğru hem de süratli bir şekilde tesis edilmesidir.
Basit Yargılama Usulünde Dilekçeler Aşaması ve İddia/Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
Basit yargılama usulünü, yazılı yargılama usulünden ayıran en belirgin husus “dilekçeler aşamasının” sınırlandırılmasıdır. Yazılı yargılamada tarafların karşılıklı ikişer dilekçe verme (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) hakkı bulunurken; basit yargılama usulünde taraflar yalnızca dava ve cevap dilekçesi verebilirler. HMK m. 317/3 uyarınca tarafların cevaba cevap (replik) ve ikinci cevap (düplik) dilekçesi verme hakları yoktur.
Bu sınırlama iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı bağlamında çok kritik bir sonuç doğurur. HMK m. 319 uyarınca, basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı, dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle derhal başlar. Yazılı yargılamada olduğu gibi ön inceleme aşamasına kadar dilekçelerle iddia ve savunmaları genişletme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk dilekçelerin her türlü hukuki olguyu, vakıayı ve delili eksiksiz biçimde barındırması yaşamsal bir öneme sahiptir.
Avukat Görüşü: Basit Yargılama Usulünde Hak Kaybı Yaşamamak İçin Stratejik Yaklaşımlar
Basit yargılama usulü, isminin yarattığı algının aksine hukuki strateji açısından son derece karmaşık ve hataya tahammülü olmayan bir usuldür. Sürecin “basit” olması, davanın kolaylığı anlamına gelmez; usuli aşamaların sadeleştirilmiş ve kısaltılmış olduğu anlamına gelir. Avukatlık pratiğimizde en sık karşılaştığımız mağduriyetler, yazılı yargılama usulündeki gibi sonradan eksikliklerin giderilebileceği yanılgısından doğmaktadır.
İş mahkemelerinde veya sulh hukuk mahkemelerinde açılan bir davada, eldeki tüm deliller, tanık isimleri ve iddiaların maddi dayanakları ilk dilekçede sunulmalıdır. Tanık listesinin sonradan verilmesi veya yeni bir iddia maddesinin daha sonra ileri sürülmesi karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça mümkün değildir. Süreçlerin kısalığı nedeniyle süre kaçırma riskinin yüksek olduğu bu yargılama türünde, ön hazırlığın (dava açılmadan önceki delil tespitlerinin) titizlikle yapılması şarttır. Hak kayıplarının önüne geçilmesi, bu katı kuralların farkındalığıyla davanın daha en başında tüm yönleriyle şekillendirilmesine bağlıdır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/517 E. , 2022/152 K. (Basit Yargılama Usulünde Somutlaştırma Yükü ve Makul Sürede Yargılanma İlkesi)
ÖZET: HMK m. 316/1-g bendi ve basit yargılama usulü uygulanan dava ve işlerde, anayasal bir güvence olan makul sürede yargılanma ilkesi gereğince tarafların iddia ve savunmalarını somutlaştırarak dayandıkları delilleri ilk aşamada sunmaları zorunludur. İş davalarında (basit yargılama) usuli kurallar bu hedefe hizmet eder.
Kararın Esası: İşçi alacaklarına ilişkin açılan davada, davacı yol ve yemek ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Yerel mahkeme davacının talebini bilirkişi raporuna dayanarak kabul etmişse de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 6100 sayılı HMK’nın 316. maddesindeki basit yargılama usulüne atıf yaparak, basit usulde tarafların iddialarını “somutlaştırma yükü” (HMK m. 194) altında olduklarını vurgulamıştır. Tarafların, iddia edilen vakıaların ve dayanak delillerin dava dilekçesinde (ve cevap dilekçesinde) açıkça belirtmesi gerektiği, aksi halde basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının devreye girmesiyle birlikte ispatlanamayan kalemlerin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
HMK Madde 316 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Basit yargılama usulü hangi mahkemelerde uygulanır?
HMK m. 316 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin ve İş Mahkemelerinin görevine giren tüm dava ve işlerde, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça kural olarak basit yargılama usulü uygulanmaktadır.
Nafaka davalarında basit yargılama usulünün uygulanmasının nedeni nedir?
Nafaka davaları tarafların ekonomik bütünlüğünü ve asgari yaşam koşullarını doğrudan etkiler. Hak sahibinin mağduriyetinin önüne geçmek adına yargılamanın süratle tamamlanması gerekir. Bu nedenle tüm nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir.
İhtiyati tedbir talebi basit yargılama usulüne mi tabidir?
Evet. HMK m. 316/1-c bendi uyarınca ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ivedilik gerektirdiği için basit yargılama usulüne göre incelenir ve karara bağlanır.
Yazılı yargılama ile basit yargılama usulü arasındaki en önemli usuli fark nedir?
Yazılı yargılama usulünde tarafların karşılıklı dörder dilekçe (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) verme hakkı varken; basit yargılama usulünde dilekçeler aşaması dava ve cevap dilekçesiyle kapanır. Ayrıca basit usulde iddia ve savunmayı genişletme yasağı dava ve cevap dilekçesiyle birlikte derhal başlar.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.