Sayfa İçerikleri

Medeni Usul Hukukunda Davadan Feragat ve Kabulün Şekli, Şartları ve Sonuçları: HMK Madde 309

Hukuk yargılamasında tarafların davaya son veren işlemleri olan feragat ve kabul, uyuşmazlığın mahkeme hükmüne gerek kalmaksızın çözülmesini sağlayan usul hukuku müesseseleridir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen “Feragat ve kabulün şekli”, bu işlemlerin hukuken geçerli olabilmesi ve kesin hüküm sonuçlarını doğurabilmesi için gerekli olan biçimsel kuralları ve irade beyanının niteliğini belirlemektedir. Tasarruf ilkesinin en doğrudan yansımalarından biri olan feragat ve kabul işlemleri, karşı tarafın ya da mahkemenin onayına tabi olmadığı için çok güçlü usuli sonuçlar doğurur. Bu işlemlerin tek taraflı irade açıklamasıyla davayı esastan bitirebilmesi için irade beyanının hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık, net, kayıtsız ve şartsız olması gerekir. HMK m. 309; davadan feragat (HMK m. 307)davayı kabul (HMK m. 308)feragat ve kabulün zamanı (HMK m. 310) ile kesin hüküm gibi sonuç doğurması (HMK m. 311) hükümleriyle sıkı bir hukuki bağ içindedir.


HMK Madde 309: Kanun Metni

Feragat ve kabulün şekli

MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.

(2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.

(3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.

(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.


6100 Sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası, 1086 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinin karşılığıdır. Bu fıkrada feragat ve kabul işleminin belli bir geçerlilik şekline tâbi olmadığı, mahkemeye yöneltilmiş bir irade beyanı olarak yapılmasının yeterli olduğu vurgulanmıştır.

İkinci fıkra ile feragat ve kabulün, karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, böylece tek taraflı irade açıklamasıyla sonuç doğuracağı belirtilmiştir. Yargılama sırasında taraf usul işlemi olarak ortaya çıkan feragat ve kabulün, davaya son veren işlem olarak hüküm ifade edebilmesi için, irade beyanlarında hiçbir tereddüdün bulunmaması gerekir.

Maddenin son fıkrasında açıklanan kurala göre, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız yapılmış olması gerekir. Zira, kayıt ve şarta bağlı beyanlarda, kısmen de olsa ihtilaf devam ettirilmekte ve böylece davaya son veren işlem tamamlanmamaktadır.


Hukuki İncelemeler

Medeni Usul Hukukunda Feragat ve Kabulün Şekli, Yapılış Biçimleri ve Geçerlilik Şartları

Medeni usul hukukunda davayı esastan sona erdiren tarafların tek taraflı usul işlemleri olan feragat ve kabul, belirli şekil şartlarına bağlı olarak gerçekleştirilir. HMK m. 309/1 uyarınca bu işlemler iki farklı yolla yapılabilir: yazılı bir dilekçeyle ya da yargılama (duruşma) esnasında sözlü beyanda bulunularak.

Yazılı beyanda, tarafın ıslak imzalı feragat veya kabul dilekçesini mahkemeye sunması yeterlidir. Sözlü beyanda ise, duruşma sırasında hakime yöneltilen feragat veya kabul iradesinin duruşma tutanağına (zaptına) geçirilmesi ve beyanda bulunan tarafın imzasının tutanağa alınması zorunludur. Duruşma zaptında imzası bulunmayan sözlü feragat veya kabul beyanları hukuken geçerlilik kazanmaz. Bu şekil şartları, uyuşmazlığın sona erdirilmesine yönelik iradenin açıklığını, sıhhatini ve güvenliğini koruma amacı taşımaktadır.

Feragat ve Kabulün Hukuki Sonuçları: Tek Taraflılık İlkesi ve Kayıtsız Şartsız Olma Zorunluluğu

Feragat ve kabul işlemlerinin en temel özelliklerinden biri “tek taraflılık” ilkesidir. HMK m. 309/2 açıkça belirtmiştir ki; bu işlemlerin hüküm ifade etmesi karşı tarafın muvafakatine (onayına) ya da mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Beyanda bulunan tarafın usulüne uygun iradesi mahkemeye ulaştığı veya tutanağa bağlandığı an hukuki sonuç kendiliğinden doğar. Mahkemenin buradaki rolü, işlemin geçerlilik koşullarını taşıyıp taşımadığını tespit etmekten ibarettir.

Diğer taraftan, feragat ve kabul işlemlerinin mutlak surette “kayıtsız ve şartsız” yapılması zorunludur (HMK m. 309/4). Bir şarta veya kayda bağlanan feragat veya kabul beyanları geçersizdir. Çünkü şarta bağlı beyanlarda taraflar arasındaki uyuşmazlık kısmen de olsa devam ettirilmekte ve davayı kesin olarak bitiren nihai hukuki işlem tamamlanamamaktadır. Örneğin, “davalı borcunu öderse davadan feragat ediyorum” şeklindeki bir beyan şarta bağlı olduğu için usulen geçerli bir feragat olarak kabul edilmez.

Kısmi Feragat ve Kabulün Usul Hukukundaki Şartları ve Tutanakta Açıkça Gösterilmesi Zorunluluğu

Davacının talep sonucunun veya davalının kabul beyanının tamamını değil, yalnızca bir kısmını kapsayan işlemlere kısmi feragat veya kabul denir. HMK m. 309/3 uyarınca kısmi feragat veya kabul işlemlerinin geçerli olabilmesi için feragat veya kabul edilen kısmın dilekçede veya duruşma tutanağında hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça, somut olarak gösterilmesi gerekir.

Kısmi işlemlerde açıklık ilkesi son derece önemlidir. Hangi alacak kaleminden ne miktarda feragat edildiği ya da hangi talebin ne oranda kabul edildiği net olarak belirlenmemişse, mahkemece belirsiz beyana dayanılarak hüküm tesis edilemez. Kısmi feragat veya kabulün yapıldığı durumlarda, davanın geri kalan (feragat veya kabul edilmeyen) kısmı üzerinden yargılamaya devam edilir ve mahkeme nihai kararında kabul veya feragat edilen kısımlar ile çekişmeli kalan kısımları ayrı ayrı hüküm fıkrasında göstermek zorundadır.

Avukat Görüşü: Feragat ve Kabul İşlemlerinde Temsil Yetkisi, Belediye Meclis Kararları ve Kimlik Tespiti Güvenceleri

Yargılama pratiğinde feragat ve kabul işlemleri, kesin hükmün ağır sonuçlarını doğurduğundan ve kural olarak geriye dönülmesi mümkün olmayan işlemler olduğundan, tarafların temsil yetkisi ve kimlik tespiti hususunda çok sıkı kurallara tabidir. Davayı takip eden avukatın müvekkili adına davadan feragat edebilmesi veya davayı kabul edebilmesi için vekaletnamesinde HMK m. 74 uyarınca “feragat ve kabule ilişkin özel yetkisinin” bulunması şarttır. Özel yetki barındırmayan genel yetkili vekaletnamelerle yapılan beyanlar tamamen geçersizdir.

Belediyelerin taraf olduğu davalarda ise çok önemli bir özel kanun engeli mevcuttur. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18/1-h maddesi uyarınca, vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı 5.000 TL’yi aşan belediye uyuşmazlıklarında davadan veya temyizden feragat edebilmek için “belediye meclisi kararı” bulunması zorunludur. Belediye meclisinin bu yönde bir kararı olmaksızın belediye başkanının tek başına yapacağı feragat beyanları hukuken geçersizdir ve mahkemelerce resen dikkate alınamaz. Ayrıca, feragat ve kabul dilekçesi sunan asillerin kimlik tespiti mahkemece titizlikle yapılmalı ve kimlik belgesi örneği duruşma dosyasına alınmalıdır. Bu güvenceler, kötü niyetli veya yetkisiz kişilerce davaların sonlandırılmasını engelleyen temel hak arama hürriyeti teminatlarıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2206 E. , 2018/1940 K. (Davacının Davadan Feragat Etmesi Durumunda Yetki İlk İtirazının Çözülmesi Gerekmediği, Mahkemece Yetki İncelenmeksizin Feragat Nedeniyle Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği ve Yetkisiz Mahkemede Yapılan Feragatin Geçerli Olduğu)

ÖZET: Davadan feragat, davayı ve uyuşmazlığı sona erdiren, davanın derdestlik niteliğini ortadan kaldıran ve kesin hüküm sonuçlarını doğuran tek taraflı bir usul işlemidir. Bu işlemin yetkisiz mahkeme önünde yapılmış olması feragati geçersiz kılmaz. Davalı tarafça süresinde yetki ilk itirazı ileri sürülmüş olsa dahi, davacının davadan feragat etmesi durumunda mahkemece yetki uyuşmazlığı çözülmeden feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisine uygundur.

Kararın Esası: Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasında, davalı kadın süresi içinde yetkisizlik itirazında bulunarak davanın yetkili Ürgüp Aile Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Davacı ise duruşmada davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Yerel mahkeme feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş; Özel Daire ise yetki itirazının ilk itirazlardan olduğunu, yetki uyuşmazlığı çözülmedikçe feragat sebebiyle hüküm tesis edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur. Yerel mahkemenin direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu yaptığı incelemede; feragatin davayı ve uyuşmazlığı tamamen sona erdirdiği, kesin hüküm doğurduğu hususlarını vurgulamıştır. Olmayan bir uyuşmazlıkta yetkisizlik kararı verilip dosyanın başka mahkemeye gönderilmesinin usul ekonomisine aykırı olacağını, feragatin yetkisiz mahkemede yapılmasının işlemi geçersiz kılmayacağını belirterek yerel mahkemenin feragat nedeniyle doğrudan verdiği ret kararını onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/2654 E. , 2018/931 K. (Belediye Uyuşmazlıklarında Belediye Meclis Kararı Olmaksızın Belediye Başkanının Temyizden ve Davadan Feragat Edemeyeceği, Ayrıca Feragat Eden Tarafın Kimlik Tespitinin Yapılması Zorunluluğu)

ÖZET: 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18/1-h bendi uyarınca, miktarı 5.000 TL’nin üzerinde olan belediye uyuşmazlıklarında davadan veya temyiz hakkından feragat edilebilmesi için belediye meclisinin bu yönde karar alması zorunludur. Meclis kararı olmaksızın belediye başkanının tek taraflı feragat beyanı geçerli değildir. Ayrıca feragat dilekçesi sunan belediye başkanının kimlik tespiti mahkemece resen yapılarak dosyaya eklenmelidir.

Kararın Esası: İşçi alacağı davasında mahkemece verilen direnme kararı davalı belediye vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daha sonra belediye başkanı temyizden feragat ettiklerine dair dilekçe sunmuştur. Hukuk Genel Kurulu ön incelemesinde; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. maddesinin meclise verdiği yetkileri ve 38. maddesinin belediye başkanına verdiği yetkileri karşılaştırmıştır. Miktarı 5.000 TL’yi aşan uyuşmazlıklarda meclis kararı olmaksızın belediye başkanının feragat beyanında bulunamayacağını belirten kurul, mahkemece belediye meclisinin temyizden feragate ilişkin bir kararının bulunup bulunmadığının araştırılması ve ayrıca temyizden feragat dilekçesi sunan belediye başkanının kimlik tespitinin yapılarak belgesinin dosyaya eklenmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar vermiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3102 E. , 2018/46 K. (Tedbir Nafakası Davasından Feragat Edilmesinin Kusurları Affetme Anlamına Gelmeyeceği, Tedbir Nafakasının Feragat Tarihinden İtibaren Hüküm Altına Alınması Gerektiği)

ÖZET: Kadının evlilik birliği devam ederken açtığı bağımsız tedbir nafakası davasından feragat etmesi, kocanın kusurlarını affettiği anlamına gelmez. Tedbir nafakası her an doğup işleyen bir hak olduğundan, feragat halinde nafaka talebinden geriye dönük vazgeçilmiş sayılır. Bu nedenle boşanma davasında hükmedilecek tedbir nafakası dava tarihinden değil, nafaka davasından feragat edilen tarihten itibaren başlatılmalıdır.

Kararın Esası: Davacı koca boşanma davası açmış; davalı kadın ise boşanma davasından önce ayrı yaşama hakkına dayalı olarak bağımsız bir tedbir nafakası davası açmış ancak ilk celsede bu davasından feragat etmiştir. Yerel mahkeme, kadının tedbir nafakası davasından feragat etmesi sebebiyle o tarihe kadar olan kocanın kusurlarını affetmiş sayılacağını kabul ederek bu kusurları hükme esas almamış ve kadını tam kusurlu sayarak tazminat taleplerini reddetmiştir. Ayrıca nafaka başlangıcını boşanma dava tarihi yapmıştır. Özel Daire kararı bozmuştur. HGK direnme uyuşmazlığında; bağımsız nafaka davasından feragat etmenin kusurları affetme anlamına gelmeyeceğini, kadının boşanma davasında iddialarını sunup delillerini kanıtlayabileceğini kabul etmiştir. Ancak nafakanın başlangıcı yönünden, kadının nafaka davasından feragat etmekle geçmişe yönelik isteminden vazgeçtiğini, dolayısıyla feragat tarihinden itibaren lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.


HMK Madde 309 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Feragat ve kabul işlemleri hangi yollarla yapılabilir?

HMK Madde 309 uyarınca feragat ve kabul işlemleri mahkemeye sunulacak yazılı bir dilekçeyle veya duruşma sırasında hakime sözlü olarak beyanda bulunulması yoluyla yapılır. Sözlü yapılan feragat veya kabul beyanlarının geçerli olması için duruşma tutanağına geçirilmesi ve beyanda bulunan tarafça imzalanması zorunludur.

Feragat veya kabulün geçerliliği için karşı tarafın veya mahkemenin onayı gerekir mi?

Hayır. HMK m. 309/2 gereğince feragat ve kabul tek taraflı irade beyanlarıdır. Bu işlemlerin hukuki sonuç doğurması, davacının veya davalının rızasına ya da davanın görüldüğü mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Beyanda bulunulduğu an hukuki sonuç kendiliğinden doğar.

Şarta bağlı olarak yapılan feragat veya kabul geçerli midir?

Hayır. HMK m. 309/4 uyarınca feragat ve kabul işlemlerinin mutlak surette kayıtsız ve şartsız yapılması gerekir. Bir şarta veya kayda bağlı olarak sunulan feragat ya da kabul beyanları usul hukuku kuralları gereğince geçersiz sayılır ve davayı sona erdirmez.

Belediye başkanları meclis kararı olmaksızın davadan veya temyizden feragat edebilir mi?

Hayır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18/1-h maddesi uyarınca, miktarı 5.000 TL’nin üzerinde olan belediye uyuşmazlıklarında davadan veya temyiz hakkından feragat edilebilmesi için belediye meclisinin kararı zorunludur. Meclis kararı olmaksızın belediye başkanının yapacağı feragat işlemleri hukuken geçersizdir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.