Medeni Usul Hukukunda Davadan Feragat Müessesesi, Hukuki Niteliği, Sınırları ve Usulü: HMK Madde 307
Medeni usul hukukunun en temel dayanaklarından biri olan tasarruf ilkesi uyarınca, hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi, açmış olduğu bir davayı da sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde düzenlenen “Davadan Feragat” müessesesi, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesini sağlayan tek taraflı ve davayı esastan sona erdiren çok güçlü bir taraf işlemidir. Feragat, karşı tarafın veya mahkemenin onayına tabi olmadığı gibi, yapıldığı andan itibaren kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak yasa koyucu, kamu düzenini ilgilendiren ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava tiplerinde feragatin geçerliliğini sınırlamıştır. HMK m. 307 hükümleri; davadan feragatin zamanı (HMK m. 310), feragatin şekli (HMK m. 309) ve feragatin sonuçları (HMK m. 311) ile sıkı sıkıya bağlı olup, usul hukukunun en dinamik alanlarından birini teşkil etmektedir.
HMK Madde 307: Kanun Metni
Davadan feragat
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.
6100 Sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Davadan feragate ilişkin 1086 sayılı Kanunun 91 inci madde hükmü korunurken, maddeye kısmen feragati de ifade edebilecek biçimde, talep sonucundan kısmen vazgeçmenin de mümkün olduğu hususu dahil edilmiştir. Kural olarak, davacı her davadan hiçbir kayda tâbi olmaksızın feragat edebilir. Ancak “Cumhuriyet savcısının davada yer alması” başlıklı 75 inci maddenin üçüncü fıkrasında gösterildiği üzere, Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edemeyeceklerinden, bu nevi davalarda davacının feragat etmesi sonuç doğurmaz.
Hukuki İncelemeler
Medeni Usul Hukukunda Davadan Feragat Kavramı, Hukuki Niteliği ve Şartları
Medeni usul hukukunda davadan feragat, davacının talep sonucundan (yani mahkemeden karar verilmesini istediği haktan) tek taraflı olarak kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Hukuki niteliği itibarıyla feragat, “davaya son veren taraf işlemi” (Rechtsstreit beendende Parteihandlung) olarak tanımlanır. Bu işlem maddi hukuka ilişkin bir hakkın özünden vazgeçilmesini de içerdiğinden, medeni usul hukukunun en etkili araçlarından biridir.
Feragatin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için belirli usuli şartları taşıması gerekir:
- Tek Taraflı Olması: Feragatin geçerliliği, ne mahkemenin ne de davalının rızasına veya muvafakatine bağlıdır (HMK m. 309/2). Davacının bu yönlü açık irade beyanı mahkemeye ulaştığı an hukuki sonuçlarını doğurur.
- Kayıtsız ve Şartsız Olması: Davadan feragat işlemi mutlaka açık, net, tereddütsüz ve kayıtsız şartsız olmalıdır (HMK m. 309/4). Koşula bağlı yapılan feragat beyanları geçersizdir.
- Maddi Etkisi (Kesin Hüküm): HMK m. 311 uyarınca feragat, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Feragat nedeniyle reddedilen bir dava, aynı taraflar arasında aynı sebeple yeniden dava konusu edilemez; edilirse mahkemece kesin hüküm nedeniyle re’sen reddedilir.
Feragat Hakkının Sınırları: Tasarruf Yetkisi Olmayan Davalar ve Cumhuriyet Savcısının Rolü
Davacının davasından hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın feragat edebilmesi kuralı mutlak değildir. Kamu düzenini ilgilendiren ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf yetkisinin bulunmadığı uyuşmazlıklarda feragat geçersizdir veya tek başına davayı sona erdirmez.
Bu sınırlandırmaların en bariz örneği, HMK gerekçesinde de vurgulandığı üzere, Cumhuriyet savcısının kanun gereği yer aldığı dava ve işlerdir (örneğin soybağının reddi davaları veya bazı kamu düzenine ilişkin aile hukuku davaları). Bu davalarda taraflar uyuşmazlık konusu üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceklerinden davacının davadan feragat etmesi davayı kendiliğinden sona erdirmez ve mahkeme yargılamaya devam etmekle yükümlüdür. Aynı şekilde, iflas davaları veya ortaklığın giderilmesi (taksim) davaları gibi niteliği gereği tarafların tek taraflı iradeleriyle sonlandırılamayacak davalarda da feragat hakkı sınırlandırılmıştır.
Davadan Feragatin Zaman Sınırı ve Hüküm Sonrasındaki Değişiklikler (HMK m. 310 ve 7251 Sayılı Kanun)
HMK m. 310/1 uyarınca davadan feragat, “hüküm kesinleşinceye kadar her zaman” yapılabilir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesinin karar vermesinden sonra dosya istinaf aşamasında veya Yargıtay temyiz incelemesinde iken dahi davadan feragat edilmesi usulen mümkündür.
7251 sayılı Kanun ile HMK m. 310 maddesine eklenen ikinci ve üçüncü fıkralar, hüküm sonrasında veya temyiz aşamasında yapılan feragatlerin usuli sürecini netleştirerek büyük bir boşluğu doldurmuştur:
- Hüküm Verildikten Sonra Feragat (m. 310/2): Hükmün verilmesinden sonra taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez; ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat doğrultusunda bir “ek karar” tesis edilir.
- Temyiz Aşamasında Feragat (m. 310/3): Feragat, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay esasa ilişkin temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye geri gönderir. Bu düzenleme, yargılama süreçlerinin uzamasını önleyerek bürokrasiyi azaltmıştır.
Avukat Görüşü: Boşanma Davalarında Ölüm Halinde Feragat Yasağı (TMK m. 181/2) ve İcra Aşamasında Feragat Stratejileri
Yargılama uygulamasında feragat müessesesi, özellikle boşanma davaları devam ederken taraflardan birinin vefat etmesi halinde çok kritik ve tehlikeli bir usul tuzağına dönüşmektedir. Avukatların bu süreçlerde uyuşmazlıkları yönetirken dikkat etmesi gereken stratejik kurallar şunlardır:
- Ölüm Halinde Feragatin Hükümsüzlüğü (TMK m. 181/2 İlişkisi): Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde, evlilik birliği ölümle kendiliğinden sona erer ve boşanma davası konusuz kalır. Bu aşamada, sağ kalan davacı eşin, mirasçılık haklarını korumak amacıyla davasından feragat etmesi tamamen geçersizdir ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/360 Esas sayılı emsal kararında vurgulandığı üzere; davalı eşin ölümüyle birlikte boşanma davası kendiliğinden sağ kalan eşin “kusur tespit davasına” dönüşür. Dava konusu subjektif hak ölen eşin mirasçılarına geçtiğinden, sağ kalan eşin artık üzerinde tasarruf edebileceği (feragat edebileceği) bir davası ve hakkı kalmamıştır. Bu tip durumlarda mirasçılar davayı sürdürerek sağ eşin kusurlu olduğunu kanıtlayabilirler.
- Feragat Yetkisinin Denetimi: Avukatların davadan feragat edebilmeleri için vekaletnamelerinde HMK m. 74 uyarınca “feragat etmeye ilişkin özel yetkinin” bulunması zorunludur. Özel yetki barındırmayan genel yetkili vekaletnamelerle yapılan feragat işlemleri geçersizdir.
- Kimlik Tespiti ve İrade Beyanı Kontrolü: Kanun yolları aşamasında veya temyizde doğrudan asiller tarafından sunulan feragat dilekçelerinde kimlik tespitinin (hakim, mahkeme yazı işleri müdürü veya noter vasıtasıyla) eksiksiz yapılmış olması şarttır. Avukatlar, karşı tarafın sahte veya baskı altında feragat dilekçesi vermesi ihtimaline karşı bu kimlik tespitini icra aşamasında titizlikle denetlemelidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/360 E. , 2023/12 K. (Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerden Birinin Ölmesi Halinde Evliliğin Ölümle Sona Ereceği, Davanın Kusur Tespit Davasına Dönüşeceği ve Bu Aşamadan Sonra Sağ Kalan Eşin Davadan Feragat Etmesinin Hükümsüz Olduğu)
ÖZET: Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesiyle evlilik birliği kendiliğinden son bulur ve dava konusuz kalır. TMK m. 181/2 uyarınca ölen eşin mirasçılarının davaya devam ederek sağ eşin kusurunu ispatlama hakları bulunduğundan, dava kusur tespiti davasına dönüşür. Bu aşamada dava konusu subjektif hak mirasçılara geçtiği için davacı sağ eşin davadan feragat etmesi hukuken geçersizdir.
Kararın Esası: Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında ilk derece mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiştir. Davacı vekili kararı istinaf etmiş, dosya Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme aşamasındayken davalı koca vefat etmiştir. Vefattan bir gün sonra davacı kadın, davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş, davalı mirasçılarının temyizi üzerine Özel Daire kararı bozmuştur. BAM kararında direnmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yaptığı direnme incelemesinde; kocanın ölümüyle evliliğin ölümle son bulduğunu, davanın TMK m. 181/2 uyarınca sağ eşin kusurunun tespitine yönelik bir davaya dönüştüğünü vurgulamıştır. Dava konusu subjektif hak mirasçılara geçtiğinden, davacı kadının artık tek taraflı feragatle davayı sona erdirme yetkisinin kalmadığı, dolayısıyla ölümden sonraki feragatin hükümsüz olduğu belirtilerek direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/561 E. , 2021/1035 K. (Temyiz veya Direnme İncelemesi Aşamasında Sunulan Feragat Dilekçelerinin Yargıtayca İncelenmeksizin HMK m. 310/3 Uyarınca Ek Karar Tesis Edilmek Üzere Kararı Veren Mahkemeye Gönderilmesi Zorunluluğu)
ÖZET: Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay veya Hukuk Genel Kurulu önündeyken feragat yapılması halinde, HMK m. 310/3 uyarınca Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye geri göndermekle yükümlüdür.
Kararın Esası: Meskeniyet şikayetine ilişkin davada, İcra Hukuk Mahkemesinin kararı bölge adliye mahkemesince kaldırılmış ve şikayet kısmen kabul edilmiştir. Alacaklının temyizi üzerine karar Özel Dairece bozulmuş, BAM Dairesi kararda direnmiştir. Dosya direnme incelemesi için Hukuk Genel Kurulu önündeyken, borçlu asıl sunduğu kimlik tespiti yapılmış dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Hukuk Genel Kurulu; direnme kararının henüz kesinleşmediğini, bu aşamada feragatin mümkün olduğunu saptamıştır. 7251 sayılı Kanun ile HMK m. 310 maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca; dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra feragat yapılmışsa, Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat hususunda değerlendirme yapılarak ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye geri çevirmesi gerektiğine hükmederek dosyayı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine iade etmiştir.
HMK Madde 307 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Davadan feragat nedir ve hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın veya mahkemenin onayı gerekir mi?
Davadan feragat, davacının mahkemeye sunduğu talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragatin hukuki sonuç doğurabilmesi için karşı tarafın (davalının) veya mahkemenin muvafakatine (onayına) kesinlikle ihtiyaç yoktur; davacının tek taraflı irade beyanıyla hüküm ifade eder.
Davadan feragat dilekçesi kayıtsız ve şartsız olmak zorunda mıdır?
Evet. HMK m. 309/4 uyarınca davadan feragat işleminin açık, şüpheye yer vermeyecek derecede net ve kayıtsız şartsız yapılması zorunludur. Belirli bir şarta veya şarta bağlı koşullara bağlanarak yapılan feragat beyanları usulen geçersiz kabul edilir.
Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi durumunda davacı eş davadan feragat edebilir mi?
Hayır. Eşlerden birinin ölümü ile evlilik birliği kendiliğinden sona erer ve dava konusuz kalır. TMK m. 181/2 uyarınca ölen eşin mirasçıları davayı kusur tespiti yönünden devam ettirebileceğinden, sağ kalan davacı eşin bu aşamadan sonra davadan feragat etmesi hükümsüzdür ve mirasçıların kusur tespiti hakkını engellemez.
Karar verildikten veya dosya temyize gönderildikten sonra davadan feragat edilirse ne olur?
7251 sayılı Kanun ile HMK m. 310 maddesinde yapılan değişiklikler uyarınca; karar verildikten sonra feragat edilirse dosya üst mahkemeye gönderilmeyip kararı veren mahkemece feragat doğrultusunda “ek karar” tesis edilir. Eğer dosya temyiz için Yargıtay’a gönderilmişse, Yargıtay esastan inceleme yapmadan dosyayı ek karar verilmesi için yerel mahkemeye geri gönderir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.