
Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
HMK Madde 306
(1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.*
(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
(3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.*
*22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu madde başlığı “Tavzih talebi ve usulü” iken metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, birinci fıkraya “Tavzih” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya tamamlama” ibaresi ile birinci ve üçüncü fıkralara “tavzih” ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya tamamlama” ibareleri eklenmiştir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 456 ve 457 nci maddelerindeki düzenlemelere karşılık gelen bu maddeyle tavzih usulü düzenlenmiştir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde, “Hükmün tashihi” başlıklı 308 inci maddede öngörülen usule göre gerekli düzeltmeyi yapar.
HMK Madde 306 Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3760E. , 2022/7467K.
- HMK Madde 306
- Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen hükmün tavzih edilmesi talep edilmekle ek kararla tavzih talebinin reddine karar verilmiş olup, ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, … ilçesi … Köyü 455 parsel sayılı 7.500 metrekare yüzölçümlü taşınmazın davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptali istemiyle dava açmıştır.
Silifke Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın 2100 metrekare kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bir kısım davalılarca temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.01.1992 tarih ve 1991/6820 Esas, 1992/791 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş ve onama ilamına karşı tashihi karar yoluna gidilmediğinden hüküm 27.05.1992 tarihinde kesinleşmiştir.
Bilahare davacı vekili, ilamın infazı için tapu müdürlüğüne gönderilen ilam suretinde parsel numarası olarak dava konusu olan ve hakkında kabul kararı verilen 455 rakamının, paraflı ve mühürlü şekilde el yazısı ile beş rakamının üzeri çizilerek değiştirildiğini ve dava dışı olan 454 rakamının yazıldığını ileri sürerek, ilamın infaz edilebilmesi için söz konusu hatanın düzeltilmesi hususunda mahkeme kararının tavzihini talep etmiştir.
Mahkemece, 24.03.2021 tarihli ek kararla, tapu Müdürlüğünden gelen Mahkemenin 1990/185 Esas ve 1990/749 Karar sayılı kararının incelendiği, hükümdeki 1 nolu kararda ” …. 2100 m2 yerin 455 parselden ayrılarak…” yazan kısmındaki 455 parselin 454 şeklinde el ile değiştirildiği ve değişikliğin mühürlenerek paraflandığının anlaşıldığı, mahkemenin 1990/185 Esas ve 1990/749 Karar sayılı kararı incelendiğinde hükmün ” …. 2100 m2 yerin 455 parselden ayrılarak…” şeklinde olduğu, karar kartonundaki karar ile Tapu Müdürlüğüne giden dosya aslındaki karar nüshasının birbirinden farklı olduğunun görüldüğü, tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması halinde karar kartonundaki kararın esas alınacağı, HMK madde 301/3’e göre karar kartonundaki kararın esas alınması gerektiği, karar kartonundaki kararın 455 parsel esas alınarak verilmiş olduğu, yine Tapu Müdürlüğündeki dosya aslında bulunan kararın da içerik itibariyle 455 parsel esas alınarak verildiğinin sabit olduğu gerekçesiyle tavzih isteminin reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yukarıda gösterilen gerekçeyle tavzih isteminin reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında 7.500 metrekare olarak tesbit edildiği, davacı tarafından açılan tespite itiraz davasının yapılan yargılaması neticesinde 2.100 metrekare yerin davacı adına, kalan 5.400 metrekare yerin ise tesbit gibi davalılar adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tapu müdürlüğüne giden ilam suretinde hükmün 1 nolu fıkrasında ” .. 2100 m2 yerin 455 parselden ayrılarak ..” cümlesinde geçen 455 rakamının yerine 454 rakamı yazdığı, hükmün 2 nolu fıkrasında “455 parselin 5.400 metrekare olarak …” cümlesinde geçen 455 rakamında ise değişlik bulunmadığı; tapu müdürlüğünde, 455 parsel sayılı taşınmazın hükmün 2 nolu fıkrasında geçen şekilde (tesbitteki 7.500 metrekare yerine) 5.400 metrekare olarak hükmen tescil işlemi yapılmış olup, ancak (tesbitte 7.500 metrekare olarak belirlenen hükmen 5.400 metrekareye düşen 455 parsel sayılı taşınmazdan eksilen) 2.100 metrekare kısım hakkındaki tescil işleminin ise, infaz için gönderilen ilgili kararda 454 rakamı yazıldığı için yapılmadığı sabittir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305 – 306. maddelerinde, bir hükmün yeterince açık olmaması veya icrasında tereddüt uyandırması yahut birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Tavzih yoluyla, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların, sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, hukuki sonuç doğurma kabiliyetine haiz olan tapu müdürlüğüne gönderilen kararın icrada tereddüt yarattığı anlaşılmakla, davacı tarafın isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, Mahkemece değerlendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile ek kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HMK Madde 306 Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/5937E. , 2021/2244K.
- HMK Madde 306
- Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.01.2011 gününde verilen dilekçe ile elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne ek karar ile tavzih talebinin reddine dair verilen 13.10.2017 tarihli ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … … Kandil tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkindir.
Orhangazi Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.07.2011 tarihli, 2011/17 Esas ve 2011/322 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş olup bu hüküm tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 13.10.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
… 28.09.2017 tarihli dilekçesi ile gerçek isminin Şaziye olduğunu ancak kararda Sevinç olarak yazıldığını, kararın infazını gerçekleştiremediğini beyan ederek Sevinç isminin Şaziye olarak düzeltilmesi için tavzih talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, 13.10.2017 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
…., tavzih talebinin reddine dair 13.10.2017 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Hükümlerin tavzihini düzenleyen 6100 sayılı HMK’nun 304. ve devamı maddelerinde “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Ayrıca 6100 sayılı HMK. nun 304. maddesine göre ise “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olaya gelince, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında davalı … Kandil olarak gösterilmiş ve hükümde Sevinç Kandil adına kurulmuştur. Ancak dosyanın tetkikinde nüfus kaydı ve mirasçılık belgesi incelendiğinde Sevinç Kandil olarak gösterilen davalının … Teke olduğu açıktır.
… 28.09.2017 tarihli talep dilekçesi ile hükmün bu hususta tavzihini talep etmiştir. Mahkemece 13.10.2017 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilerek, yukarıda açıklandığı gibi dosya kapsamına uygun olmayan açık bir hata yapılmış olup bu durum hükmün infazında tereddüt oluşturacaktır.
Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK. nun 304. maddesi gereğince hükümdeki açık hatanın düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken tavzih talebinin reddine dair karar verilmesi doğru görülmemiş mahkemenin 13.10.2017 tarihli ek kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle …’in ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin hükmün tavzihine ilişki 13.10.2017 tarihli ek kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.