Medeni Usul Hukukunda İlamın Alınması, Kesinleşme Şerhi Prosedürü ve Karar Harcının Usuli Etkileri: HMK Madde 302
Mahkemelerce tesis edilen nihai kararların icra edilebilir bir güce kavuşması ve uyuşmazlığın tarafları açısından hukuki sonuçlar doğurması, kararın usulüne uygun şekilde taraflara tebliği ve kesinleşmesi süreçlerine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 302. maddesi; “İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar” başlığı altında, hak arama özgürlüğünün en temel güvencelerinden birini düzenlemektedir. Bu maddeyle yasa koyucu, adalete erişimi kolaylaştırmak amacıyla, mahkemenin harç alacağı ile tarafların hakkı elde etme sürecini birbirinden ayırmıştır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması; gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, icra takibine konulmasına veya kanun yollarına (istinaf ve temyiz) başvurulmasına hiçbir şekilde engel teşkil edemez. Devletin vergi ve harç alacağını takip ve tahsil yetkisi, cebr-i icra organlarının ve yargı mercilerinin adaleti dağıtma işlevini askıya alamaz. Bu usuli korumanın yanı sıra, kararın kesinleştiğinin tespiti ve bildirimi işlemleri de ilk derece mahkemelerinin asli yükümlülüğü olarak kanunda açıkça sınırlandırılmıştır. HMK m. 302; hükmün tebliği (HMK m. 301), hükmün korunması (HMK m. 300) ve İcra ve İflas Kanunu’nun ilamlı icra takibi kurallarıyla ayrılmaz bir bütünlük teşkil etmektedir.
HMK Madde 302: Kanun Metni
İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar
MADDE 302- (1) Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilirler.
(2) Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.
(3) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu dâhil, diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
(4) Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mühürü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.
(5) (Ek: 20/7/2017-7035/27 md.) Kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimler de ilk derece mahkemesince yapılır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu madde ile, taraflarca ilâmın alınması ve kesinleşme şerhinin ne suretle verileceği hususları düzenlenmiştir. Buna göre, ilâmı almak isteyen taraf, karar ve ilâm harcının tamamını değil, hüküm sonucunda kendisine yüklenmiş olan kısmını ödemek durumundadır. Taraflardan birinin kendisine yüklenmemiş olan harcı ödemeye zorlanması doğru görülmemiştir. Bu düzenleme hakkaniyete uygun düşmektedir. Aslında karar ve ilâm harcı süresinde ödenmediği takdirde kanunî yoldan tahsili her zaman mümkündür. Bu açıdan diğer tarafın, ödemekle yükümlü olduğu harcın tahsil edilmemiş olması, ilâmın verilmesine engel oluşturmayacaktır. Son fıkra hükmü, kesinleşme şerhinin nasıl verileceği prosedürünü düzenlemektedir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 306 ncı maddesinin görüşülmesi esnasında aşağıdaki gerekçelerle önerge verilmiştir.
“Devletin harç (vergi) alacağı ile ilam ve ilamda tecessüm eden bireysel hak, yapıları ve aidiyetleri itibarıyla birbirinden bağımsız ve farklıdır. Tarafların harcı ödeyememesi veya ödememesi, teşekkül eden ilamın temsil ettiği hakkı erteleten veya çıkmaza sokan bir neden olamaz. Devletin alacağını takip, ayrı bir prosedür ve hukuka tabidir. O prosedür içinde devlet, harç alacağını borçlusundan tahsil edecektir. Adalete erişim, adaleti yöneten gücün alacağı sebebiyle savsatılamaz. Düzenleme, bakiye ilam ve karar harçlarıyla sınırlıdır. Kanun yoluna başvuru halinde istinaf / temyiz harcının ödenmesi zorunluluğu açıktır. Bu konuda özel düzenleme içermeyen diğer usul kanunlarında Hukuk Usulü Kanununa atıf yapıldığı hallerde aynı hükmün o alanda da uygulanacağı tabiidir (Par. Ex.5521 Sayılı Kanun m.15 ve diğer kanunlar). Hüküm adil yargılanma hakkı (Any. m.36, İHAS. M.6, 1 nolu protokol m.1.) ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatları ile de hem ahenktir. (İHAM.26.06.2002 t, 25321 /02-Ülger-Türkiye kararı)”
Önerge Komisyonumuzca kabul edilmiş, madde teselsül nedeniyle 308 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Medeni Usul Hukukunda İlamın Alınması ve Hak Arama Özgürlüğü İlişkisi
Yargılama faaliyeti sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında kurulan nihai kararın mühürlü ve imzalı suretleri olan ilamlar, hak sahiplerinin elde ettikleri hukuki korumayı somutlaştıran en değerli resmi belgelerdir. HMK m. 302/1 uyarınca, davanın tarafları karar ve ilam harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın bu ilamı her zaman alma hakkına sahiptir. Bu kural, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının en doğrudan tezahürlerinden biridir.
Devletin vergilendirme ve harç alacağı gücü ile bireyin adalete erişim hakkı arasında dengenin kurulması şarttır. Adalet Komisyonu gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere; devletin harç alacağı ile ilamda tecessüm eden bireysel hakkın hukuki yapıları ve aidiyetleri birbirinden tamamen bağımsızdır. Harç alacağının takibi devletin kendi özel takip rejimine tabi olup, bu alacağın tahsil edilmemiş olması, bireyin hak arama özgürlüğünü sınırlandıracak ve yargısal korumayı erteletecek bir gerekçe olarak kullanılamaz.
Bakiye Karar ve İlam Harcının Ödenmemesinin Usuli Etkileri (Kanun Yolu, Tebliğ ve Takip Engeli Olmaması)
Medeni usul hukukunun işleyişinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesinde yer alan “yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” genel kuralı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Ancak kanun koyucu, HMK m. 302/2 ve m. 302/3 hükümleri ile bu kurala sarsılmaz bir istisna getirmiştir. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması; gerekçeli kararın taraflara tebliğe çıkarılmasına, ilamlı icra takibine konu edilmesine ve kanun yollarına (istinaf ve temyiz) başvurulmasına engel teşkil edemez.
Bu özel düzenlemenin en kritik yönü, HMK m. 302/3 maddesinde saklıdır. İlgili fıkra uyarınca, 492 sayılı Harçlar Kanunu dahil olmak üzere diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri kesinlikle uygulanmaz. Bu doğrultuda, mahkeme yazı işleri müdürlükleri veya icra daireleri, karar harcının ödenmediğini ileri sürerek kararı tebliğden veya takibe koymaktan imtina edemezler. Aksi yöndeki her türlü idari uygulama yasal dayanaktan yoksun olup, usul hukukunun emredici normlarının ihlali anlamına gelir.
Kararların Kesinleşme Kaydı, Kesinleşme Şerhi Prosedürü ve Bildirim Yükümlülükleri
Bir mahkeme kararının şekli anlamda kesinleşmesi, kanun yollarının tükendiğini veya kanun yoluna başvuru sürelerinin hak düşürücü nitelikte son bulduğunu ifade eder. Kararın kesinleştiği hususu, HMK m. 302/4 uyarınca gerekçeli karar nüshasının altına veya arkasına yazılacak olan “kesinleşme şerhi” ile resmiyet kazanır. Bu şerh; kesinleşme tarihinin açıkça belirtilmesini, mahkeme mührüyle mühürlenmesini ve mahkeme başkanı ya da hakimi tarafından ıslak veya güvenli elektronik imza ile imzalanmasını zorunlu kılar.
Kesinleşme işlemlerinde usul ekonomisini sağlamak amacıyla getirilen HMK m. 302/5 fıkrası, kanun yollarından geçerek kesinleşen kararların kesinleşme kaydının ve bu kesinleşmeye bağlı idari bildirimlerin (tapu, nüfus, ticaret sicili gibi kurumlara yapılacak bildirimlerin) ilk derece mahkemesince yapılacağını emreder. Bu sayede, kanun yolu incelemesini yürüten bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay dairelerinin bürokratik iş yükü hafifletilmekte ve kararların icra edilebilir idari sonuçları gecikmeksizin tesis edilmektedir.
Avukat Görüşü: Harçtan Muaf Davalı Karşısında Davacının Peşin Harç Yükümlülüğü ve Stratejik Önlemler
Uygulamada davalının harçtan muaf olduğu (kamu kurumları vb.) nispi harca tabi davalarda, davacının peşin ve ıslah harcı ödeme yükümlülüğü konusunda mahkemeler ile taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanmaktadır. Sitemizde yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2016/315 Esas, 2021/212 Karar sayılı ilamı ışığında avukatların uyması gereken kurallar ve izlemesi gereken stratejiler şunlardır:
- Peşin Harç Ödeme Yükümlülüğünün Takibi: Davalı tarafın harçtan muaf olması, davacının dava açarken peşin nispi karar harcını veya ıslah yaparken nispi ıslah harcını ödeme mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. HGK çoğunluk kararı uyarınca, davalının muafiyeti davanın esasındaki kabul/red durumuna göre bakiye harcın hesaplanmasında önem taşır. Bu nedenle, davalı kamu kurumu dahi olsa, davanın başında ve ıslah aşamasında peşin harçların eksiksiz yatırılması gerekir; aksi halde mahkeme Harçlar Kanunu m. 32 kapsamında yargılamayı erteleyebilir.
- Karşı Oy Gerekçesinin Hukuki Argüman Olarak Kullanılması: HGK kararındaki karşı oy yazısında da isabetle belirtildiği üzere; davanın reddi halinde alınacak harç maktu olacağından, peşin olarak nispi karar harcı alınması usul ekonomisi ve ucuzluk ilkelerine aykırıdır. Kalemlerin veya mahkemelerin haksız harç taleplerine karşı bu karşı oy yazısında yer alan HMK m. 302 ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dayanak göstererek hukuki itirazlarınızı temellendirebilirsiniz.
- Tebliğ ve İcra Süreçlerindeki Kararlılık: Karar aşamasında bakiye harç tahsil edilmemiş olsa dahi, müvekkilinizin lehine kurulan hükmün tebliğe çıkarılmasını ve icra müdürlüğü nezdinde ilamlı takibe konu edilmesini talep etmeli, memurların aksine yönelik dirençlerini HMK m. 302/3’ün mutlak amir hükmünü ileri sürerek aşmalısınız.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/315 E. , 2021/212 K. (Davalı Tarafın Harçtan Muaf Olduğu Davalarda Davacının Nispi Peşin Karar ve İlam Harcı Yatırma Yükümlülüğünün Devam Ettiği, Harçlar Kanunu Madde 32 Uyarınca Harç Eksikliği Tamamlanmadıkça Müteakip İşlemlerin Yapılamayacağı)
ÖZET: Davalı tarafın harçtan muaf olduğu nispi karar ve ilam harcına tabi bir davada, davacının dava açarken veya ıslah yaparken peşin nispi harcı ödememesi, sadece maktu harç ödemesi halinde mahkemece Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince harç eksikliğinin tamamlattırılması gerekir. Davalının harçtan muaf olması davacıyı peşin harç ödeme yükümlülüğünden kurtarmaz.
Kararın Esası: Davacı işçi, davalı Sağlık Bakanlığı aleyhine işçilik alacaklarının tahsili amacıyla belirsiz alacak davası açmış ve yargılama sürecinde ıslah gerçekleştirmiştir. Davacı dava açarken nispi peşin harç yerine maktu harç yatırmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Özel Daire, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuş, yerel mahkeme ise direnmiştir. HGK önüne gelen uyuşmazlıkta ön sorun olarak harç konusu ele alınmıştır. Kurul çoğunluğu; dava değeri para ile ölçülebilir nitelikte olduğundan davacının nispi karar ve ilam harcının dörtte birini peşin ödemesi gerektiğini, davalı Bakanlığın harçtan muaf olmasının davacıyı bu yükümlülükten kurtarmayacağını vurgulamıştır. Harçlar Kanunu m. 32 uyarınca harç ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağından, yerel mahkemece öncelikle harç eksikliğinin davacıya tamamlattırılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı usulden bozulmuştur.
HMK Madde 302 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Harç ödenmeden gerekçeli karar (ilam) mahkemeden alınabilir mi?
Evet. HMK Madde 302/1 uyarınca taraflar, karar ve ilam harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın gerekçeli karar suretini (ilamı) mahkemeden her zaman talep edebilir ve alabilirler. Mahkeme kalemleri harç ödenmediği gerekçesiyle ilamı teslim etmekten imtina edemez.
Karar harcının ödenmemiş olması hükmün icraya konulmasına veya istinafa başvurulmasına engel midir?
Hayır. HMK Madde 302/2 gereğince bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması; hükmün taraflara tebliğe çıkarılmasına, icra dairelerinde ilamlı icra takibine konu edilmesine ve kanun yollarına (istinaf ve temyiz) başvurulmasına kesinlikle engel teşkil etmez.
Hükmün kesinleştiği ilama nasıl şerh edilir ve bu işlem hangi mahkemece yapılır?
HMK Madde 302/4 uyarınca hükmün kesinleştiği hususu; ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konulmak ve hakim/başkan tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir (kesinleşme şerhi). Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararların bildirimleri ve kesinleşme kayıtları da HMK m. 302/5 gereğince ilk derece mahkemesince yapılır.
Davalı tarafın harçtan muaf olması, davacının dava açarken veya ıslah yaparken harç yatırma yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları doğrultusunda, nispi harca tabi davalarda davalı tarafın harçtan muaf olması, davacının peşin nispi karar harcını ve ıslah harcını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Davacı yasal süreler içerisinde bu harçları tamamlamak zorundadır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.