Sayfa İçerikleri

Medeni Usul Hukukunda Hüküm Nüshası, İlam Kavramı ve İlamların İcrası Usulleri: HMK Madde 301

Mahkemenin uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararının yazılması ve imzalanması, yargılama sürecinin sadece idari kısmını tamamlar. Bir mahkeme kararının taraflar açısından hak doğuran ve borç yükleyen somut bir hukuki belgeye dönüşmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 301. maddesinde düzenlenen “Hüküm Nüshası” (İlam) müessesesiyle gerçekleşir. Kanun koyucu, davanın taraflarına verilecek mühürlü ve imzalı suretleri “İlam” olarak nitelendirerek, bu belgelere cebr-i icra organları önünde mutlak bir takip gücü tanımıştır. Nüshaların taraflara makbuz karşılığı teslimi ve gecikmeksizin tebliği, yasal kanun yolu sürelerinin başlamasını sağlarken; nüshalar arasında oluşabilecek olası yazı ve miktar farklılıklarında ise adli kararların güvenirliğini korumak adına mahkeme bünyesinde saklanan “karar kartonu” esasını getirmiştir. Bu doğrultuda HMK m. 301; hükmün verilmesi (HMK m. 294)hükmün korunması (HMK m. 300) ve İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrasına ilişkin kurallarıyla ayrılmaz bir usuli bütünlük teşkil etmektedir.


HMK Madde 301: Kanun Metni

Hüküm nüshası

MADDE 301- (1) Hüküm yazılıp imza edildikten ve mahkeme mührü ile mühürlendikten sonra, nüshaları yazı işleri müdürü tarafından taraflardan her birine makbuz karşılığında verilir ve bir nüshası da gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edilir. Hükmün bir nüshası da dosyasında saklanır.

(2) Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır.

(3) Tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki esas alınır.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Madde “Hüküm nüshası” başlığını taşımakta olup, birinci ve ikinci fıkra hükümleri 1086 sayılı Kanunun 392 nci maddesinin günümüz Türkçesiyle ifade edilmiş şeklidir. 1086 sayılı Kanundaki “mahkeme mührünün bulunması”na ilişkin düzenleme, sistematik açıdan daha uyumlu olacağı düşüncesiyle bu maddeye alınmıştır. Taraflara verilen hüküm suretleri ilâm adını almaktadır. Suret deyiminin taşıdığı anlam bakımından, bunların her birinin aslıyla aynı olmasını gerektirir. Ancak, herhangi bir sebeple nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde, karar kartonundaki nüshanın esas alınacağı vurgulanmıştır.


Hukuki İncelemeler

Hüküm Nüshası ve Usul Hukukunda İlam Kavramının Maddi Boyutu

Yargılama faaliyeti sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında kurulan nihai karar “hüküm” olarak adlandırılır. HMK m. 301/2 uyarınca, bu hükmün yetkili hakimler ve zabıt katibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenmiş resmi suretleri ise “ilam” niteliğini kazanır. İlam, devletin adli gücünü somutlaştıran, maddi anlamda kesin hüküm gücü taşıyan ve icra edilebilir tek resmi belgedir.

İlamın taraflara teslimi ve tebliği usulü de sıkı şekli şartlara bağlanmıştır. Yazı işleri müdürü, hüküm yazıldıktan sonra aslına uygun nüshaları hazırlayıp taraflara imza ve makbuz karşılığında vermekle yükümlüdür. Ayrıca bir örneğinin gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edilmesi, kanun yolu başvuru sürelerinin işlemesi ve kesinleşme şerhinin alınması açısından kurucu bir adımdır. Kararın resmiyet kazanabilmesi için dosya içinde ıslak imzalı bir örneğinin muhafaza edilmesi de zorunludur.

Karar Nüshaları Arasındaki Farklılık Hallerinde Karar Kartonunun Esas Alınması Kuralı

Eski adli sistemde ve manuel daktilo yazım süreçlerinde, kararların çoğaltılması esnasında taraflara verilen hüküm suretleri ile mahkeme dosyasındaki asıl nüsha arasında maddi hatalar, yazım farkları veya rakamsal uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmekteydi. HMK m. 301/3, bu tip durumlarda çelişkileri gidermek amacıyla sarsılmaz bir kamusal güven ilkesi getirmiştir.

Tarafların elindeki ilamlar arasında herhangi bir fark veya çelişki bulunması durumunda, mahkeme bünyesinde özel olarak korunan “karar kartonu” (kararların asıllarının ciltlenip saklandığı özel karton) içindeki nüsha esas alınır. Günümüzde dijital yargılama kapsamında UYAP portalında saklanan, güvenli elektronik imzalı ve zaman damgalı gerekçeli karar aslı da bu karar kartonu niteliğindedir. Bu sayede kararların tahrif edilmesi veya maddi hatalarla icraya konulması engellenmiş olur.

İhtiyari Dava Arkadaşlığında İlamlı İcra Takiplerinin Bölünmesi ve Usul Ekonomisi İlişkisi

Medeni usul hukukunda ihtiyari dava arkadaşları (örneğin aynı kazada yaralanan birden fazla yolcu) zaman ve gider tasarrufu sağlamak amacıyla tek bir dava açarak uyuşmazlığı birlikte yürütebilirler (HMK m. 57). Mahkeme bu durumda her bir davacı için hüküm fıkrasında ayrı ayrı haklar (örneğin her birine ayrı tazminat ve vekalet ücreti) tesis eder.

İşte bu aşamada, aynı ilamın alacaklıları olan ihtiyari dava arkadaşlarının borçluya karşı ayrı ayrı icra takipleri başlatmasının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı tartışma konusudur. Sitemizde yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/319 Esas, 2022/924 Karar sayılı ilamı uyarınca; ihtiyari dava arkadaşlığında her bir dava ve takip birbirinden bağımsızdır. Alacaklıların kendi hesaplarının karışmasını önlemek amacıyla her bir kişi için borçlu aleyhine ayrı icra takipleri başlatması usul ekonomisine aykırılık teşkil etmez. Zira ayrı takip yapılması durumunda dahi borçluya yüklenen icra vekalet ücretlerinde haksız bir artış oluşmamaktadır. Bu nedenle, alacaklıların bu yöndeki ayrı takip stratejileri tamamen hukuka uygundur.

Avukat Görüşü: Taşınır Teslimine İlişkin İlamların İcrasında Terditli Hüküm Eksikliği ve Bedel Tespit Stratejileri

Uygulamada özellikle aile hukukundan kaynaklanan ziynet eşyalarının (altınların) aynen iadesine ilişkin ilamların icrasında, malın borçlunun elinde bulunamaması halinde izlenecek yol avukatlar için büyük bir pratik önem taşır. Bu süreçlerde uygulanması gereken temel stratejiler şunlardır:

  • Terditli Hüküm Eksikliğinin Tespiti: Sitemizde yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1678 Esas, 2021/757 Karar sayılı ilamı uyarınca; İİK m. 24/4 kapsamındaki “ilamda yazılı değer” ibaresi, ancak mahkemenin hüküm fıkrasında açıkça “taşınır malın aynen teslimine, bulunamazsa bedeli olan şu kadar liranın tahsiline” şeklinde terditli bir karar vermiş olması halinde geçerlidir. Eğer mahkeme hüküm fıkrasında terditli bedel yazmayıp, sadece harç veya vekalet ücretinin hesabı için gerekçe kısmında değer belirtmişse, bu değer ilamda yazılı değer sayılamaz.
  • Rayiç Bedel Belirleme Stratejisi: İlamda terditli bedel yazmıyorsa ve borçlu ziynetlerin kendisinde olmadığını beyan etmişse, borçlu ilamdaki harca esas değeri yatırarak borçtan kurtulamaz. Alacaklı vekili olarak, İİK m. 24/4 ve m. 24/5 uyarınca, icra müdürlüğünden malın teslim edilemediğinin beyan edildiği (dilekçe) tarihindeki güncel rayiç bedelin Kuyumcular Odasından sorularak takdir edilmesini istemelisiniz. Çıkan güncel rayiç bedel ile borçlunun yatırdığı bedel arasındaki bakiye fark için icra emri aranmaksızın doğrudan haciz işlemlerine devam etmelisiniz.
  • İhtiyari Takip Arkadaşlığında Ayrı Takip Avantajları: Çok alacaklılı tazminat ilamlarında, borçlunun taksitli veya eksik ödeme yapması halinde alacaklılar arasında bölüşüm karmaşası yaşamamak ve tahsilat takibini net yürütebilmek amacıyla her bir müvekkil adına ayrı ayrı icra takipleri başlatmayı tercih etmelisiniz. HGK içtihatları bu stratejinizi tamamen korumaktadır.

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/319 E. , 2022/924 K. (Aralarında İhtiyari Dava Arkadaşlığı Bulunan Alacaklıların Aynı İlama Dayanarak Her Biri İçin Ayrı Ayrı İcra Takibi Yapmasının Usul Ekonomisine Uygun Olduğu, Bunun Hakkın Kötüye Kullanılması Olarak Nitelendirilemeyeceği)

ÖZET: İhtiyari dava arkadaşlığında her bir dava bağımsızdır. Ilamda ihtiyari dava arkadaşları için ayrı ayrı hükmedilen tazminat ve vekalet ücretlerinin, her bir alacaklı tarafından ayrı takip talepleriyle icraya konulması usul ekonomisine aykırı değildir. Borçluya fazladan icra vekalet ücreti yükletilmediğinden dürüstlük kuralı ihlal edilmemiştir.

Kararın Esası: Borçlu TCDD aleyhine, aynı ilamda ihtiyari dava arkadaşı olan 6 ayrı davacı vekili tarafından, her bir davacı için hükmedilen tazminatlar, vekalet ücretleri ve masraflar yönünden 6 adet ayrı ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Borçlu vekili, tek bir ilamdan dolayı 6 ayrı takip açılmasının usul ekonomisine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek takipleri şikayet etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yaptığı incelemede; ihtiyari dava arkadaşlığında davalar ve dolayısıyla takip hakları birbirinden bağımsızdır. Alacaklıların hesap karışıklığını önlemek ve haklarını güvence altına almak için ayrı takip açmalarının icra usul ekonomisine uygun olduğunu, tek takip ile ayrı takipler arasında borçluya yüklenecek vekalet ücretinde bir fark bulunmadığını vurgulayarak şikayetin reddine ilişkin direnme kararını onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1678 E. , 2021/757 K. (Taşınır Teslimine Dair İlamların İcrasında “İlamda Yazılı Değer” Kavramının Yalnızca Hüküm Fıkrasında Terditli Bedele Hükmedilmesi Halinde Uygulanabileceği, Harca Esas Gösterilen Değerlerin Esas Alınamayacağı, Fiilen Bulunamayan Taşınırın Güncel Rayicinin İcra Müdürlüğünce Belirleneceği)

ÖZET: Ziynet eşyalarının aynen teslimine karar verilen ilamda, bulunamaması halinde ödenecek bedel hüküm fıkrasında açıkça yazılı değilse (terditli hüküm kurulmamışsa), gerekçedeki harç değerleri ilamda yazılı değer sayılmaz. Aynen teslimi mümkün olmayan ziynetlerin güncel rayiç bedeli icra müdürlüğünce tespit edilmeli ve borçludan tahsil edilmelidir.

Kararın Esası: Aile Mahkemesinin ziynet eşyalarının aynen iadesine dair ilamının icrasında, borçlu ziynetlerin elinde bulunmadığını beyan ederek ilam zikrinde harç hesabı için gösterilen değerleri (toplam 73.000 TL civarı) ve faizlerini dosyaya yatırıp takibin infazını talep etmiştir. Alacaklı vekili ise ziynetlerin aynen teslimi mümkün olmadığından, fiili teslim imkansızlığının bildirildiği tarihteki güncel rayiç bedelin (Kuyumcular Odasından alınacak fiyatlara göre yaklaşık 166.000 TL) tahsilini istemiştir. HGK yaptığı incelemede; İİK m. 24/4’teki “ilamda yazılı değer” kavramının sadece hüküm fıkrasında açıkça terditli karar verilmesi durumunda uygulanabileceğini, harç için gösterilen değerlerin bu kapsamda olmadığını teyit etmiştir. Bu nedenle borçlunun sadece harç değerini yatırarak borçtan kurtulamayacağını, icra müdürlüğünce malın teslim edilemediğinin beyan edildiği tarihteki güncel rayicinin sorulup tespit edilmesi ve aradaki farkın borçludan tahsil edilmesi gerektiğine karar vererek direnme kararını onamıştır.


HMK Madde 301 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İlam nedir ve karar nüshasının ilam sıfatı kazanması için ne gereklidir?

HMK Madde 301/2 uyarınca, taraflardan her birine verilen imzalı ve mühürlü mahkeme kararı sureti ilamdır. Bir karar nüshasının ilam sıfatı kazanabilmesi için gerekçeli kararın yazılmış, hakimleri ve zabıt katibi tarafından imzalanmış ve resmi mahkeme mührü ile mühürlenmiş olması gerekir.

Tarafların elindeki gerekçeli karar nüshaları arasında fark veya çelişki bulunursa hangi karar esas alınır?

HMK m. 301/3 gereğince, tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının (suretlerin) birbirleriyle veya dosyadaki nüshalarla farklı olması durumunda mahkeme bünyesinde resmi olarak saklanan “karar kartonundaki” asıl karar nüshası esas alınır.

Aynı ilamda ihtiyari dava arkadaşı olan alacaklıların borçluya karşı ayrı ayrı icra takibi yapmaları hakkın kötüye kullanılması mıdır?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihatları doğrultusunda, ihtiyari dava arkadaşlığında talepler bağımsız olup her bir alacaklının kendi alacağı için ayrı icra takipleri başlatması tamamen usul ekonomisine uygundur ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmez.

Aynen iadesine karar verilen ziynetlerin teslim edilememesi halinde ilamda yazılı eski değerler üzerinden mi ödeme yapılır?

Eğer ilamın hüküm fıkrasında açıkça “aynen iadesine, bulunamadığı takdirde şu kadar TL bedelin tahsiline” şeklinde terditli bir hüküm kurulmamışsa, borçlu sadece gerekçedeki harç bedellerini yatırarak borçtan kurtulamaz. Bu durumda ziynetlerin teslim edilemediği tarihteki güncel rayiç bedelleri icra müdürlüğünce takdir ettirilerek borçludan tahsil edilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Here sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.