Usul Ekonomisi İlkesi Nedir? HMK Madde 30 ve Hızlı Yargılanma
Ünlü deyişteki “Geciken adalet, adalet değildir” sözünün Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzdaki (HMK) resmi adı Madde 30 Usul Ekonomisi İlkesidir. Anayasanın “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” (m. 141) hedefini baz alan bu kural, mahkeme hâkime devredilemez bir ödev yükler. Hâkim dosyanın hakemi olarak; tarafların gereksiz yere yüzlerce sayfa belge yığarak yahut ilgisiz şahitleri dinleterek yargılamayı kasten uzatmalarını (sürüncemede bırakmalarını) engellemek zorundadır. Yıllarca süren davalar sonucunda kazanılan tazminatların enflasyon veya ekonomik çöküntüler sebebiyle anlamsızlaşmaması, tarafların fuzuli tebligat, harç ve bilirkişi masraflarıyla yıpratılmaması “Usul Ekonomisinin” kalbini oluşturur.
HMK Madde 30: Kanun Metni
(1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesindeki adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilgilidir. 1086 sayılı Kanunun 77 nci maddesinin sadeleştirilmiş şekli olan bu düzenleme ile, yargılamanın gecikmeye meydan vermeden, düzenli ve en az masrafla yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca, yargılamanın safhaları olan “tahkikat ve muhakeme” yerine “yargılama” terimi kullanılmıştır.
Yargılamanın uzaması hâlinde kişilerin, hukukî korunma mekanizmasının işlevini yerine getirdiğine ve hukuk düzeninin etkisine olan inancı da kaybolmaktadır. Çok geç gelen hükümlerin çoğu zaman hayatla bir ilgisi kalmamaktadır ve onların icrası çoğunlukla hakkı teslim edeceğine, bilakis madden haksızlık yaratmaktadır. Yargılamanın hızlandırılmasının sıkı şekilde uygulanması hayat olayının mükemmelleştirilmesini sınırlar ve böylece hükmün temellerinin mükemmelliği ve doğruluğunu olumsuz yönde etkiler. Bir usul kanunu, elverdiği ölçüde hem bir hayat olayının mükemmel bir şekilde tespitine hem de yargılamanın hızla yapılmasını sağlayacak bir dengeleyici sistem sunuyorsa, bu daha da önem kazanmaktadır. Bu hükmün işlevsel olabilmesi, bu Kanunun diğer hükümlerinin de uygulanmasına bağlıdır.
Hukuki İncelemeler
Usul Ekonomisinin Üç Alt Katsayısı (Zaman, Emek, Masraf)
HMK 30’un koruduğu bu ilkenin üç düşmanı vardır. İlki “Zaman”dır. Davanın makul sürede bitirilmesi şarttır (AİHS m. 6 Adil Yargılanma uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye verdiği tazminat cezalarının büyük kısmı yargılamanın uzamasındandır). İkincisi “Emek”tir. Eğer bir uyuşmazlık tek bir davada (Örnek: Hem boşanma hem ziynet) kolayca çözülebilecekken hakimin davaları zorla ayırması emek israfıdır. Üçüncüsü ise “Masraf”tır. Dosyadaki gerçeği aydınlatmak için tek bir uzman bilirkişinin incelemesi yetecekken, hâkimin her itirazda üst üste 4 kez, 5 kez ayrı bilirkişi heyetlerinden fuzuli raporlar aldırması vatandaşın cebinden çıkan devasa bir masraf ve usul israfıdır.
Uzman Avukat Görüşü: Usul Ekonomisi “Hukuki Dinlenilme Hakkını” Yok Sayamaz!
Uygulamada bir taraf avukatı olarak mahkemeden ek süre, yeni bir tanığın dinlenmesini veya hatalı olan bir raporun itirazen tekrar alınmasını talep ettiğimizde; maalesef bazı hâkim meslektaşların “Dava zaten çok uzadı, usul ekonomisi gereği talebinizin reddine” diye kestirip attığını görebiliyoruz. Yargıtay’ın ve öğretinin (doktrinin) üzerinde birleştiği kesin nokta şudur: “Mükemmelik ile Sürat dengesinde, adalet basit bir sürate feda edilemez.” Hakimin maddi gerçeği araştırmaktan, “dosyayı çabuk bitirmek uğruna” vazgeçmesi; HMK 27’deki Hukuki Dinlenilme ve İspat Hakkının ağır bir ihlalidir. Usul ekonomisi, gerçeğe ulaşmayı baltalayan bir hız motoru değildir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/6140 E. , 2019/4845 K.
ÖZET (Taleplerin Tek Dosyada Görülmesinin Usul Ekonomisine Etkisi – Karşı Oy İncelemesi): Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal davasında, sonradan dilekçe verip harç yatırarak “bana da payımı verin” diyen başka bir mirasçının talebi Yargıtay çoğunluğu tarafından “dahili dava” kurumu olmadığı için usulden bozulmuştur. Ancak karara yazılan ve öğretiye ışık tutan çok güçlü Karşı Oy gerekçesinde bizzat Usul Ekonomisi (HMK 30) vurgulanmıştır: “Mirasçıların talepleri ayrı davalarda görülse bile biri diğeri için en güçlü delil olacaktır. Müdahil olan mirasçının talebini sırf usul şekilciliği ile reddetmek, onun gidip aynı davanın kopyasını sıfırdan açması ve aynı tebligat/harç/bilirkişi süreçlerinin baştan yaşanması demektir. Bu durum, Anayasanın ve HMK 30’un emrettiği ‘usul ekonomisi ve makul sürede yargılama’ ilkesinin açık bir ihlalidir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/1672 E. , 2020/2210 K.
ÖZET (Dava Şartının Sonradan Tamamlanması ve Reddedilmemesi Usul Ekonomisinin Gereğidir): Davacı açtığı önceki davanın sonucunu beklemeden aynı hususta erken bir alacak davası açmıştır. Ancak mahkeme devam ederken (ön inceleme aşamasına dahi geçilmeden) o beklenen eski davanın reddi kararı Yargıtay’dan onanarak kesinleşmiştir. Yani davanın başındaki “derdestlik (ikinci davanın açılamaması)” engeli yargılama esnasında ortadan kalkmıştır. Buna rağmen yerel mahkeme “dava açarken engel vardı” diyerek dosyayı reddetmiş ve davacıya yeni baştan dava açmasını işaret etmiştir. Yargıtay bu katı usulcülüğü bozmuştur: HMK m. 115/3 gereği dava şartı noksanlığı hüküm anında giderilmişse hukuka uygun gelir. Vatandaşa “git aynı davayı kopyala yeniden aç” denerek boş yere zaman ve masraf çıkarılması HMK 30’da düzenlenen usul ekonomisi ilkesinin de açık bir ihlalidir, işe esastan zorunlu girilmelidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/19353 E. , 2017/5626 K.
ÖZET (300 Malikli Sitede Tüm Maliklere Karşı Dava Açtırmanın Usul Ekonomisine Aykırı Olması): Bir sitenin çatısının kaskolu bir aracın üzerine düşmesi sonrası açılan rücuen tazminat davasıdır. Mahkeme, “Apartman ve Site yönetimlerinin tüzel kişiliği (taraf ehliyeti) yoktur, o halde onlara husumet yöneltilemez” diyerek davayı reddetmiştir. Yargıtay bu klasik usul yorumunu son derece çağdaş bir şekilde bozmuştur: “Günümüzde çok katlı dev siteler bulunmaktadır. Maliklerin ortak alanlarına (çatıya vb.) dair bir hasarda, o sitede bulunan bütün maliklere tek tek tebligat yapılması ve tümüne karşı birden dava açılmasının beklenmesi; uyuşmazlıkları açık bir çözümsüzlüğe terk etmek anlamına gelir. Bu beklenti HMK 30’daki Usul Ekonomisi ilkesine taban tabana zıttır. Yöneticinin o ortak alanları yönetmesi gereği dava temsil yetkisine sahip olduğu (esasa girileceği) kabul edilmelidir.”
HMK Madde 30 Sıkça Sorulan Sorular
Davamın haddinden fazla uzadığını (usul ekonomisinin ihmal edildiğini) düşünüyorsam ne yapabilirim?
Türkiye’de yargılamaların “Makul Sürede” sonuçlanmaması bir Anayasal hak (Adil yargılanma) ihlalidir. Dosyanız yerel mahkeme, İstinaf veya Yargıtay aşamalarında gereksiz yere sürata ve usul ekonomisine aykırı hantallıkta ilerliyorsa, “Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali” gerekçesiyle (Avukatınız aracılığıyla) Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yapılabilir ve tazminat kazanılabilir. (Hatta son dönemde bu ihlaller için AYM öncesi Adalet Bakanlığı bünyesinde Tazminat Komisyonu da devreye girmiştir.)
Karşı taraf sırf beni sıkıntıya sokmak için sürekli gereksiz dilekçeler ve yersiz deliller sunuyor. Hakim bunu reddedebilir mi?
Kesinlikle evet. HMK Madde 30 hâkime açıkça yargılamanın “düzenli bir biçimde” yürütülmesi yetkisini verir. Hâkim, sırf davayı uzatmaya yönelik (kötü niyetli) sunulan mükerrer dilekçeleri, davayla ilintisi olmayan yüzlerce sayfa evrakı veya sonuca etkisi olmayacak gereksiz dinletilmek istenen şahit taleplerini Usul Ekonomisi gereğince reddedebilecektir.
Davaların birleştirilmesi (Tevhid) ile usul ekonomisi arasında nasıl bir bağ vardır?
Çok sıkı bir bağ vardır. HMK’da düzenlenen aralarında şahsi veya hukuki bağ bulunan davaların birleştirilmesindeki (HMK m. 166) temel amaç tam olarak usul ekonomisidir. Her iki dosya için ayrı ayrı pul masrafı, adliye git-geli, iki farklı hâkimin iki ayrı gerekçeyle yıllar harcaması yerine dosyalar bütünleşir, bir kerede en az masrafla karara bağlanır ve çelişkili karar çıkması tehlikesi önlenir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.