
Hükmün oylanması ve yeter sayı
HMK Madde 296
(1) Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereyi mahkeme başkanı idare eder. Müzakere yapıldıktan sonra, başkan, müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu alır ve en son kendi oyunu açıklar.
(2) Hüküm, oy çokluğu ile de verilebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 385 inci maddesinin birinci fıkrası sadeleştirilerek, bu maddenin birinci fıkrası olarak düzenlenmiş olup, görüşme ve oylama usul ve esasları gösterilmiştir.
Oy toplamada yeter sayının ne olduğunu gösteren ikinci fıkrada, oy birliği deyimine yer verilmemiştir. Oy çokluğu esasen oy birliğini de ifade edeceğinden sadece oy çokluğu denmesi yeterli görülmüştür.
HMK Madde 296 Hükmün oylanması ve yeter sayı
Yargıtay İçtihatları
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/11310E. , 2014/15081K.
- HMK Madde 296
- Hükmün oylanması ve yeter sayı
Davacı vekili; davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı aracın müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla beden gücü kaybı ve geçici-sürekli iş göremezlik nedeniyle 1.500 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 45.065,39 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili, dava konusu miktarın hesaplanabilecek durumda olması nedeniyle kısmi dava açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığını, müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, dava açılmadan önce müvekkiline ihbarda bulunulmadığından yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davadan önce temerrüde düşürülmediğini öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşındığı motosikletin sürücüsünün kusurlu olmaması nedeniyle Güvence Hesabı’na yönelik davanın reddine, bilirkişi raporu benimsenerek ve ıslah doğrultusunda diğer davalı sigorta şirketine yönelik davanın kabulüne, 45.065,39 TL’nin kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi’nden tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
1-1086 sayılı HUMK.’nun 381.- (6100 sayılı HMK m.294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK.’nun 388. maddesinde ( m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda, mahkemece 14.03.2013 tarihli celsede, kısa kararda sadece “davalı sigorta şirketi yönünden ıslah edilen davanın kabulüne” denilmekle yetinilerek, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklara ilişkin hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
2-Tazminatın kapsamı ile ilgili olarak hazırlanan ve yerel mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda; davacının 18 yaşında askere gideceği ve 19 yaş 3 aylıkken gelir elde etmeye başlayacağı varsayılarak hesaplama yapılmış olup, askerlik yaşının 20 olduğu gerçeği karşısında hatalı değerlendirme yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
3-2918 sayılı KTK.’nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortacıya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi dava açılmadan önce temerrüde düşürülmemiştir. O halde sigorta şirketinin hükmedilen tazminat yönünden dava tarihinden itibaren faizle sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken kaza tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı sigorta şirketine geri verilmesine 04.11.2014 günü oybirliğiyle, karar verildi.