Medeni Usul Hukukunda Hükmün Oylanması Usulü ve Yeter Sayı: HMK Madde 296
Hukuk yargılamasında toplu mahkemelerin (heyet halinde çalışan mahkemelerin, bölge adliye mahkemelerinin ve Yargıtay dairelerinin) gizli müzakere aşamasından sonra uyuşmazlığı nihai karara bağlamak için iradelerini ortaya koydukları en kritik an oylama aşamasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 296. maddesi, heyet halinde çalışan mahkemelerde hüküm hakkındaki oylamanın nasıl yönetileceğini, oyların hangi kıdem sırasıyla alınacağını ve karar yeter sayısını düzenleyen emredici kuralları barındırmaktadır. Kanun koyucu, kıdemli hakimlerin ve mahkeme başkanının oy ve görüşlerinin genç hakimler üzerinde psikolojik bir baskı veya yönlendirme oluşturmasını engellemek amacıyla oylamanın en kıdemsiz üyeden başlaması kuralını benimsemiştir. Yargılamanın kilitlenmesini önlemek ve etkinliği sağlamak adına kararın oy birliği yerine oy çokluğu ile de verilebileceği kabul edilmiştir. Bu doğrultuda HMK m. 296; hükmün verilmesi ve tefhimi (HMK m. 294), hükmün müzakeresi (HMK m. 295) ve hükmün kapsamı (HMK m. 297) ile kusursuz bir sistematik ve usuli uyum içerisindedir.
HMK Madde 296: Kanun Metni
Hükmün oylanması ve yeter sayı
MADDE 296- (1) Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereyi mahkeme başkanı idare eder. Müzakere yapıldıktan sonra, başkan, müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu alır ve en son kendi oyunu açıklar.
(2) Hüküm, oy çokluğu ile de verilebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
1086 sayılı Kanunun 385 inci maddesinin birinci fıkrası sadeleştirilerek, bu maddenin birinci fıkrası olarak düzenlenmiş olup, görüşme ve oylama usul ve esasları gösterilmiştir.
Oy toplamada yeter sayının ne olduğunu gösteren ikinci fıkrada, oy birliği deyimine yer verilmemiştir. Oy çokluğu esasen oy birliğini de ifade edeceğinden sadece oy çokluğu denmesi yeterli görülmüştür.
Hukuki İncelemeler
Toplu Mahkemelerde Hüküm Hakkında Müzakereyi İdare Yetkisi ve Müzakere Usulü
Heyet halinde çalışan mahkemelerde, bölge adliye mahkemesi dairelerinde veya Yargıtay dairelerinde, duruşma ve tahkikat aşamaları tamamlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında gizli müzakereye geçilir. HMK m. 296/1 uyarınca, hüküm hakkındaki bu müzakereleri yönetme, tartışmaları idare etme ve konuyu olgunlaştırarak oylamaya sunma yetkisi münhasıran “mahkeme başkanı”na aittir. Mahkeme başkanı, uyuşmazlık konusu maddi vakıaları, tarafların iddia ve savunmalarını, dosyaya sunulan delilleri ve uygulanacak hukuki kuralları sırasıyla tartışmaya açar.
Müzakere sürecinde her üyenin görüşünü özgürce açıklayabilmesi için uygun bir tartışma ortamının sağlanması başkanın görevidir. Müzakere aşaması tamamlanıp uyuşmazlığın çözümü netleştiğinde, mahkeme başkanı konuyu oylamaya sunar. Görüşmeler ve oylama, harici hiçbir etki altında kalmaksızın strictly gizli olarak tamamlanır.
Müzakere Sonrası Oy Verme Sırası, Kıdem Kriteri ve Bu Usulün Hukuki Gerekçesi
Medeni usul hukukumuzda toplu mahkemelerdeki en özgün emredici kurallardan biri oy verme sırasıdır. HMK m. 296/1’in ikinci cümlesi uyarınca; müzakere tamamlandıktan sonra mahkeme başkanı, oylamaya katılan en kıdemsiz (mesleki kıdemi en az olan, yani en genç) üyeden başlayarak sırasıyla her üyenin oyunu ayrı ayrı alır. Mahkeme başkanı ise kendi oyunu en son açıklar.
Bu kıdem sırasına dayalı oylama usulünün son derece hayati bir hukuki ve psikolojik gerekçesi vardır. Yargı yetkisini kullanan hakimlerin bağımsızlığı ve özgür iradeleri kararın sıhhati için esastır. Eğer oylamaya mahkeme başkanı veya kıdemli üyeler başlasaydı; onların sahip olduğu mesleki tecrübe, otorite ve hiyerarşik ağırlık, kıdemsiz üye hakimler üzerinde bilinçli veya bilinç dışı bir yönlendirme ya da manevi baskı oluşturabilirdi. Kanun koyucu, en kıdemsiz üyenin oyunu ilk sırada alarak, onun hiçbir kıdemli meslektaşının görüşünden etkilenmeden tamamen kendi hukuki bilgisi ve vicdani kanaati doğrultusunda özgürce karar vermesini güvence altına almıştır.
Toplu Mahkemelerde Hüküm Yeter Sayısı ve Oy Çokluğu İlkesinin Sınırları
Toplu mahkemelerde nihai kararların oy birliği (unanimity) ile verilmesi ideal olan durumdur. Ancak yargılamanın tıkanmasını önlemek ve kararların makul sürede verilebilmesini sağlamak amacıyla HMK m. 296/2, kararların oy çokluğu (majority) ile de verilebileceğini kabul etmiştir. İlk derece hukuk mahkemeleri heyetleri ile bölge adliye mahkemesi daireleri bir başkan ve iki üye olmak üzere toplam üç hakimden oluştuğu için, uyuşmazlık hakkında en az iki hakimin aynı yönde oy kullanması (oy çokluğu) hüküm kurulması için yeterlidir.
Oylama sonucunda oy çokluğuyla karar verilmesi halinde, çoğunluk görüşüne katılmayan üye hakim karar altına “karşı oy” (muhalefet şerhi) yazmak zorundadır. Muhalefet şerhinde, azınlıkta kalan hakimin çoğunluğun kararına neden katılmadığı, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin kendi hukuki gerekçeleri ve yasal dayanakları ayrıntılı şekilde gösterilir. Muhalefet şerhleri gerekçeli kararın ayrılmaz bir parçası olup, davanın tarafları için kanun yolu aşamasında uyuşmazlığın teknik yönlerini aydınlatan en kıymetli usuli belgelerdir.
Avukat Görüşü: Kısa Kararda Hüküm Fıkrası Eksikliğinin İnfaz Kabiliyetine Etkisi ve Kanun Yolu Stratejileri
Toplu veya tek hakimli mahkemelerde oylama yapıldıktan sonra duruşmada tefhim edilen kısa kararın (hüküm sonucunun) içeriği, uyuşmazlığın tarafları ve davanın temsilcisi olan avukatlar için hayati usuli sonuçlar doğurur. Sitemizde yer alan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013/11310 E. , 2014/15081 K. sayılı emsal kararı, bu husustaki en kritik usuli stratejiyi çizmektedir. Karara konu olayda, mahkeme karar duruşmasında sadece “davalı sigorta şirketi yönünden ıslah edilen davanın kabulüne” demekle yetinmiş, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları kısa kararın hüküm fıkrasında açıkça göstermemiştir. Yargıtay bu durumu, HMK m. 294 ve m. 297’ye aykırı bularak, hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle mutlak usuli bozma sebebi yapmıştır.
Bir avukat olarak karar duruşmasında zapta geçen kısa kararı anında denetlemelisiniz. Kısa kararda talep edilen miktarlar, faiz başlangıç tarihleri, faiz türleri, vekalet ücreti ve yargılama giderleri tek tek ve sıra numarası altında açıkça yazılmalıdır. Sadece “davanın kabulüne” veya “ıslah dilekçesi gibi kabulüne” şeklinde kurulan hükümler icra dairesinde infaz edilemez.
- Davacı vekili iseniz: Mahkemenin böyle eksik bir kısa karar kurmasını duruşma esnasında önlemeye çalışmalı, gerekirse hakimi uyararak hüküm fıkrasını eksiksiz yazdırmalısınız. Aksi takdirde, karşı taraf bu eksikliği temyiz konusu yaparak kararı doğrudan usulden bozdurabilir ve yargılama sürecini uzatabilir.
- Davalı vekili iseniz: Kısa karardaki bu usuli eksiklik sizin için altın değerinde bir bozma sebebidir. Esasa ilişkin hiçbir inceleme yapılmaksızın kararın doğrudan usulden bozulmasını sağlayabilir, bu süreçte müvekkilinizin aleyhine başlatılabilecek olası icra takiplerini engelleyebilirsiniz.
- Tazminat hesaplama stratejisi: Ayrıca sigorta hukuku davalarında askerlik yaşının (hukuken 20 yaş) bilirkişi raporlarında yanlış hesaplanıp hesaplanmadığı ve temerrüt ihtarı çekilmeksizin kaza tarihinden faiz işletilip işletilmediği hususlarını da temyiz dilekçenizde ileri sürerek maddi kayıpları engellemelisiniz.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/11310 E. , 2014/15081 K. (Kısa Kararda Sadece “Islah Edilen Davanın Kabulüne” Denilmesinin Hüküm Kurma Usulüne Aykırı Olduğu, Taraflara Yüklenen Borçların Hüküm Fıkrasında Açıkça Gösterilmesi Gerektiği, İnfazı Kabil Olmayan Kararların Usulden Bozmayı Gerektireceği)
ÖZET: Karar duruşmasında açıklanan kısa kararda taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar tek tek gösterilmeksizin yalnızca “davalı sigorta şirketi yönünden ıslah edilen davanın kabulüne” şeklinde karar verilmesi, HMK m. 294 ve m. 297’ye açıkça aykırıdır. Hüküm fıkrasının infaza elverişli olması zorunlu olup, bu eksiklik bozma nedenidir.
Kararın Esası: Davacı vekili, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle bedensel güç kaybı tazminatı istemiyle dava açmış ve ıslahla talebini 45.065,39 TL’ye yükseltmiştir. Yerel mahkemece karar duruşmasında kurulan kısa kararda sadece “davalı sigorta şirketi yönünden ıslah edilen davanın kabulüne” denilmiş, gerekçeli kararda ise detaylı hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Hüküm, davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi; HMK m. 294 ve m. 297/2 (HUMK m. 381 ve m. 388) uyarınca, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Tesis edilen hükmün infazı kabil ve uygulanabilir olması gerektiği, kısa kararda bu hususlara yer verilmemesinin usule aykırı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca yerel mahkemenin askerlik yaşını (hukuken 20 yaş) bilirkişi raporunda hatalı olarak 18 yaş kabul etmesi ve davalı sigorta şirketinin davadan önce temerrüde düşürülmediği gözetilmeksizin faizin kaza tarihinden başlatılması da hatalı bulunarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
HMK Madde 296 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Toplu mahkemelerde müzakereyi kim yönetir ve kararlar nasıl oylanır?
Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereleri mahkeme başkanı yönetir. Müzakere tamamlandıktan sonra mahkeme başkanı, oylamaya katılan en kıdemsiz (mesleki kıdemi en az olan) üye hakimden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu alır. Mahkeme başkanı kendi oyunu en son açıklar.
Oylamanın en kıdemsiz hakimden başlamasının yasal gerekçesi nedir?
Kıdem sırasına göre oylama usulünün amacı, mahkeme başkanının veya kıdemli üyelerin görüş ve oylarının, daha genç ve az deneyimli hakimler üzerinde psikolojik bir yönlendirme veya manevi baskı yaratmasını önlemektir. Bu sayede kıdemsiz hakimin bağımsız vicdani kanaatini özgürce ortaya koyması sağlanır.
Toplu mahkemelerde karar yeter sayısı nedir?
HMK m. 296/2 uyarınca hüküm oy çokluğu ile de verilebilir. Üç hakimden oluşan ilk derece mahkemesi heyetleri veya bölge adliye mahkemesi dairelerinde en az iki hakimin aynı yönde oy kullanması karar verilmesi için yeterlidir. Karara katılmayan üye hakim gerekçeli karara “muhalefet şerhi” (karşı oy) yazmakla yükümlüdür.
Kısa kararda sadece “davanın kabulüne” yazılması icra takibi için yeterli midir?
Hayır. HMK m. 297/2 gereğince hüküm fıkrasının açık, net ve infaza kabil olması şarttır. Taraflara yüklenen borçların ve alacak miktarlarının kısa kararda tek tek gösterilmesi zorunludur. Sadece “davanın kabulüne” veya “ıslah edilen davanın kabulüne” denilerek kurulan hükümler infaza elverişli olmadığından Yargıtay tarafından doğrudan bozulur.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi var olan bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.