Sayfa İçerikleri

Hukuk Muhakemeleri Kanununda Uzman Görüşü (Taraf Bilirkişiliği): HMK Madde 293

Hukuk yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılması ve adaletin doğru tecelli etmesi, tarafların iddia ve savunmalarını bilimsel ve teknik verilerle destekleyebilmelerine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293. maddesi, Anglo-Sakson hukuk sisteminde yer alan “taraf bilirkişisi” veya “uzman tanık” kurumunun Türk hukukuna uyarlanması niteliğindeki “uzman görüşü” (bilimsel mütalaa) kurumunu düzenlemektedir. Kanun koyucu, tarafların mahkemece atanan bilirkişi dışında, kendi belirledikleri uzmanlardan bilimsel nitelikli mütalaa alarak mahkemeye sunmalarına imkan tanımıştır. Uzman görüşü, mahkemenin resmi bilirkişi raporuna karşı tarafların hukuki dinlenilme ve savunma haklarını en etkin şekilde kullanabilmelerini sağlayan en kritik usul araçlarından biridir. Sunulan uzman görüşündeki bilimsel tespitlerin resmi bilirkişi raporuyla çelişmesi halinde, hakimin bu çelişkiyi gerekçeli olarak gidermesi, adil yargılanma hakkının yasal bir zorunluluğudur. Bu kurallar; bilirkişiye başvurulması (HMK m. 266)bilirkişi raporuna itiraz (HMK m. 281)bilirkişi raporunun hakimi bağlamaması (HMK m. 282) ve hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ile kusursuz bir uyum ve sistematik bütünlük içerisindedir.


HMK Madde 293: Kanun Metni

Uzman görüşü

MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.

(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede yer alan düzenlemeyle, Anglo–Sakson kökenli bir kurum olan “taraf bilirkişisi” veya “uzman tanık” kurumu hüküm altın alınmıştır. Esasında bu kural, Ceza Muhakemesi Kanunundaki düzenlemeye paralel bir hükmü içermektedir.

Uzman görüşüne başvurulması bilirkişilikten farklıdır. Gerekli hâllerde bilirkişiye başvurulmasına mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine karar verebilir. Ancak, tarafların bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları da mümkündür. Böylelikle, özel ve teknik konularda da tarafların uzman görüşünden yararlanmaları ve iddia veya savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacaktır. Bu gerekçelerle birinci fıkrada, ihtiyaç duyulduğunda uzman görüşüne başvurulmasına imkân tanınmıştır. Fakat, taraflara sırf bu sebeple yeni bir süre verilemez ve yargılama ertelenemez. Hâkim dosyaya sunulan uzman görüşünü serbestçe takdir edecektir. Uzman görüşüne başvuracak tarafın bu konudaki gerekli masrafları kendisinin karşılayacağı doğaldır. Mahkemeden veya karşı taraftan bu giderlerle ilgili herhangi bir talepte bulunulamaz ve bu giderler yargılama giderleri içerisinde sayılmaz.

İkinci fıkrada, görüşü alınan uzman kişinin mahkemede dinlenebileceği açıkça düzenlenmiştir. Tarafın iddia veya savunmasını desteklemek için görüşüne başvurduğu uzman kişi, talep üzerine veya re’sen mahkemeye çağrılarak dinlenebilir. Uzman kişinin dinlendiği duruşmada hâkim veya taraflar gerekli gördükleri soruları da sorabilirler. Uzman kişinin dinlenmesi imkânının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılabilmesi, diğer yandan da çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmaksızın gelmemesi hâlinde, yargılamanın gecikmesini önlemek amacıyla hâkimin hazırlanan raporu değerlendirmeyeceği hususuna da bir vurgu yapılmıştır. Ayrıca hazırlanan raporla ilgili şüpheler ancak ilgili uzman dinlenerek giderilebileceğinden ve kendisi de gelmediğinde bu rapora dayanmak doğru olmayacağından böyle bir yaptırım düzenlenmiştir.


Hukuki İncelemeler

Medeni Usul Hukukunda Uzman Görüşünün (Taraf Bilirkişiliğinin) Hukuki Niteliği ve Bilirkişilikten Farkları

6100 sayılı HMK m. 293 ile hukuk sistemimize giren “uzman görüşü” (bilimsel mütalaa), tarafların uyuşmazlığın çözümü için önem arz eden özel veya teknik konularda, kendi belirledikleri uzman kişilerden aldıkları bilimsel nitelikli raporlardır. Uygulamada “özel bilirkişi raporu” veya “taraf bilirkişiliği” olarak da adlandırılan bu müessese, resmi mahkeme bilirkişiliğinden tamamen farklı bir hukuki karaktere sahiptir.

En temel fark, resmi bilirkişinin hakim tarafından re’sen veya talep üzerine atanması ve mahkemenin teknik yardımcısı konumunda olmasıdır. Uzman görüşü ise taraflarca bizzat temin edilir. Bu bağlamda uzman görüşü almak için mahkemeden izin istenmesine veya mahkemenin onay vermesine gerek yoktur. Diğer bir ayrım ise masraflar noktasındadır: Resmi bilirkişi ücretleri yargılama gideri (delil avansı) olarak kabul edilip davayı kaybeden tarafa yüklenirken, uzman görüşü masrafları tamamen mütalaayı alan tarafça karşılanır ve yargılama giderleri arasında sayılmaz. Ayrıca, sırf uzman görüşü alınacağı gerekçesiyle mahkemeden ek süre talep edilemez ve yargılama ertelenemez.

Uzman Görüşünün Mahkemede Dinlenmesi Usulü, Soru Sorma Hakkı ve Duruşmaya Gelmemenin Yaptırımı

HMK m. 293/2 uyarınca, davanın taraflarından birinin sunduğu uzman görüşünün daha iyi anlaşılabilmesi ve çelişkilerin giderilmesi amacıyla, hakim talep üzerine veya kendiliğinden (re’sen) uzmanın duruşmaya çağrılarak dinlenmesine karar verebilir. Uzman kişinin duruşmaya çağrılması, maddi gerçeğe ulaşılması bakımından son derece işlevseldir. Duruşmada gerek hakim gerekse davanın tarafları, uzman kişiye mütalaasındaki teknik hususlarla ilgili doğrudan sorular (HMK m. 152 uyarınca çapraz sorgu benzeri) yöneltebilirler.

Ancak, kanun koyucu yargılamanın sürüncemede kalmasını engellemek amacıyla uzman kişiye ciddi bir sorumluluk yüklemiştir. HMK m. 293/3 gereğince; mahkeme tarafından duruşmaya davet edilen uzman kişi, geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmezse, hazırlamış olduğu bilimsel mütalaa mahkemece hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmaz. Bu yaptırım, mütalaanın bilimsel sıhhatinin ve güvenirliğinin duruşmadaki doğrudan denetimle (doğrudanlık ve yüz yüzelik ilkeleri gereği) kanıtlanması gerektiği esasına dayanmaktadır.

Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı Bağlamında Uzman Görüşünün Hakim Tarafından Değerlendirilmesi Zorunluluğu

Uzman görüşünün mahkemeye sunulmasının ardından hakimin bu delile karşı takınacağı tavır, adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan “hukuki dinlenilme hakkı” (HMK m. 27, Anayasa m. 36) ile doğrudan ilişkilidir. Her ne kadar hakim bilirkişi raporunu ve uzman görüşünü HMK m. 282 uyarınca serbestçe takdir etme yetkisine sahip olsa da, bu yetki keyfilik anlamına gelmez.

Yargıtay kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, mahkemece alınan resmi bilirkişi raporu ile taraflarca dosyaya sunulan bilimsel uzman görüşü arasında teknik açıdan çelişki bulunması halinde, hakim bu çelişkiyi görmezden gelemez. Hakim, ya ek rapor alarak ya da yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirerek bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Uzman görüşündeki ciddi ve bilimsel itirazlar gerekçeli kararda tartışılmadan, resmi bilirkişi raporuna körü körüne dayanarak kurulan hükümler, tarafların iddia ve savunmalarının mahkemece adil şekilde değerlendirilmediği anlamına gelir ve açıkça bozma nedenidir.

Avukat Görüşü: Bilirkişi Raporuna İtirazda Uzman Görüşü Sunulması ve Hukuki Stratejiler

Hukuk davalarında hakimin teknik konularda kendi bilgisinin yetersizliği nedeniyle bilirkişi raporuna neredeyse mutlak bir üstünlük tanıdığı bilinen bir pratik gerçektir. Resmi bilirkişinin sunduğu raporun müvekkil aleyhine hatalı, eksik veya bilimsel dayanaktan yoksun olması durumunda, avukatların sadece soyut itiraz dilekçeleri yazarak bu raporu çürütmesi son derece güçtür. İşte bu aşamada, HMK m. 293 uyarınca alınacak bilimsel bir uzman görüşü, davanın seyrini değiştirecek en güçlü yasal silahtır.

Sitemizde yer alan güncel Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararları (2020/3360 E. ve 2015/5127 E.) avukatların bu süreçte izlemesi gereken stratejiyi net olarak çizmektedir. Bu içtihatlara göre, resmi bilirkişi raporuna karşı akademik unvana sahip (örneğin ODTÜ, İTÜ gibi saygın üniversitelerden bilim insanları tarafından hazırlanan) uzman görüşleri sunularak itiraz edildiğinde, mahkemenin bu itirazları gerekçeli kararda hiç tartışmadan veya ek/yeni bilirkişi raporu alarak çelişkiyi gidermeden karar vermesi, “hukuki dinlenilme hakkının” açık bir ihlalidir.

Bu doğrultuda avukatlar; teknik açıdan kusurlu buldukları bilirkişi raporlarına karşı mutlaka alanında saygın kurumlardan uzman görüşü almalı, bu mütalaayı mahkemeye sunarak resmi rapor ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla mahallinde yeniden keşif yapılmasını ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmelidir. Mahkemenin bu talepleri göz ardı etmesi halinde ise bu durum istinaf ve temyiz aşamasında en güçlü bozma sebebi olarak ileri sürülmelidir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2020/3360 E. , 2021/1893 K. (Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Zorunluluğu, Uzman Görüşünün Gerekçeli Kararda Tartışılmamasının Hukuki Dinlenilme Hakkını İhlal Edeceği)

ÖZET: İnşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile davalı tarafça HMK m. 293 uyarınca sunulan uzman görüşleri arasında ciddi çelişkiler bulunması halinde; mahkemenin uzman görüşünü dikkate almadan ve çelişkiyi gidermeden karar vermesi, davalının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. Mahkemece yeni bir kurul aracılığıyla çelişki giderilmelidir.

Kararın Esası: Davacı yapı kooperatifi, davalı yüklenici şirkete yaptırılan binaların deprem yönetmeliğine uygun olmadığını ve güçlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek tazminat istemiştir. Mahkemece dosya üzerinden alınan bilirkişi raporu aynen benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı yüklenici şirket vekili ise yargılama sırasında ODTÜ ve İTÜ öğretim üyeleri tarafından düzenlenen iki ayrı uzman görüşü sunarak resmi bilirkişi raporuna teknik olarak itiraz etmiştir. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi; HMK m. 293’te düzenlenen uzman görüşünün hukuki niteliğini açıklamıştır. Kararda, mahkemenin uzman görüşünü mutlaka dikkate almak ve gerekçeli kararda değerlendirmek zorunda olduğu, bilirkişi raporu ile uzman görüşleri arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden mahallinde yeniden keşif yapılarak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması gerektiği vurgulanmış, eksik incelemeyle kurulan hüküm bozulmuştur.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2015/5127 E. , 2016/4635 K. (Bilirkişi Raporuna Uzman Görüşüne Dayanarak Yapılan İtirazların Ek Rapor Alınarak Değerlendirilmesi ve Çelişkinin Giderilmesi Yükümlülüğü)

ÖZET: Eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı imalat davasında, alınan bilirkişi raporuna davalı tarafça HMK m. 293 kapsamında alınan uzman görüşü dayanak gösterilerek itiraz edilmesi halinde; mahkemenin bu itirazları karşılayacak ek rapor almadan veya yeni bir bilirkişi kurulu görevlendirmeden karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kararın Esası: Davacı iş sahibi, davalı yüklenici tarafından inşa edilen binadaki su yalıtım hatası nedeniyle oluşan zararın tahsilini istemiştir. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan tek kişilik inşaat mühendisi bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı yüklenici vekili ise bilirkişi raporuna itiraz ederek dosyaya HMK m. 293 uyarınca alınan uzman görüşünü sunmuştur. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi; tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mahkemece mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini, aksi durumun Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6 uyarınca adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğini belirtmiştir. Yargıtay, mahkemece yapılması gereken işin; aralarında statik ve izolasyon uzmanı inşaat mühendislerinin de bulunduğu yeni bir kurul eşliğinde gerektiğinde keşif yapılarak çelişkileri gideren ve denetime elverişli olan yeni bir rapor alınması olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.


HMK Madde 293 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Uzman görüşü (mütalaa) almak için mahkemeden izin almak gerekir mi?

Hayır. HMK Madde 293/1 uyarınca taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak mahkemenin onayına veya iznine ihtiyaç duymaksızın, kendi belirledikleri uzman kişilerden bilimsel mütalaa alabilirler.

Uzman görüşü masrafları yargılama gideri olarak karşı taraftan talep edilebilir mi?

Hayır. Kanun gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, uzman görüşüne başvuran taraf bu işlemin masraflarını kendisi karşılar. Bu giderler HMK m. 326 kapsamındaki yargılama giderlerinden sayılmaz ve davayı kazansanız dahi karşı tarafa yükletilemez.

Mahkeme sunulan uzman görüşünü dikkate almak zorunda mıdır?

Evet. Mahkeme, sunulan uzman görüşü dava konusuyla ilgili ve bilimsel kriterlere uygun ise bu mütalaayı mutlaka dikkate almak ve gerekçeli kararında tartışmak zorundadır. Resmi bilirkişi raporu ile uzman görüşü çelişirse, mahkemenin bu çelişkiyi ek rapor veya yeni bilirkişi heyetiyle gidermesi yasal bir zorunluluktur.

Duruşmaya çağrılan uzman kişi duruşmaya gelmezse ne olur?

HMK m. 293/3 uyarınca, duruşmaya davet edilen uzman kişi geçerli bir özrü (mazereti) olmaksızın duruşmaya katılmazsa, hazırlamış olduğu uzman görüşü raporu mahkeme tarafından hiçbir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmaz ve delil niteliğini kaybeder.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.