Sayfa İçerikleri

Soybağı Davalarında DNA Testi ve Kan/Doku Örneği Verme Zorunluluğu: HMK Madde 292

Aile hukuku ve nesep ilişkileri, bireylerin kişisel durumunu doğrudan belirlemesi yönüyle kamu düzenini en yakından ilgilendiren hukuki alanların başında gelir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi, soybağı uyuşmazlıklarında maddi gerçeğin kesin ve şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla, taraflara ve dava dışı üçüncü kişilere “kan veya doku örneği vermeye katlanma zorunluluğu” yüklemektedir. Kanun koyucu, tıp biliminin ulaştığı DNA testi imkanlarını yargılamanın hizmetine sunarken, bu incelemeyi uyuşmazlığın çözümü için zorunlu olması, bilimsel verilere uygun bulunması ve şahsın sağlığı yönünden bir tehlike oluşturmaması şartlarına bağlamıştır. Soybağının tespiti amacıyla kan veya doku örneği vermekten haklı bir sebep olmaksızın kaçınılması durumunda, hakime “zor kullanılarak” bu incelemeyi yaptırma yetkisi verilmiş; üçüncü kişilerin tanıklıktan çekinme haklarına dayanarak bu yükümlülükten kaçınmaları da kesin olarak engellenmiştir. Bu kurallar; keşfe katlanma yükümlülüğü (HMK m. 291)tarafların üzerinde tasarruf edemediği davalarda delil giderleri (HMK m. 325) ve Türk Medeni Kanunu’nun soybağı davalarındaki genel usul kuralı niteliğindeki TMK m. 284 hükmü ile tam bir uyum ve ayrılmaz bir hukuki bütünlük içindedir.


HMK Madde 292: Kanun Metni

Soybağı tespiti için inceleme

MADDE 292- (1) Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.

(2) Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme hakkı bulunduğunu ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınamaz.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Soybağı ile ilgili davalar kamu düzenindendir. Bu nitelikteki davalarda, hâkim, maddî hadiseyi kendiliğinden araştırır ve serbestçe değerlendirir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından, davanın tarafları yanında üçüncü kişiler de, zorunluluk hâlinde, bilimsel verilere uygun olmak, sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak koşuluyla, vücutlarından kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadırlar. İşin önemi dikkate alınarak böyle bir zorunluluk öngörülmüş ve üçüncü kişilerin tanıklıktan çekinme haklarını ileri sürerek bu yükümlülükten kaçınma yolu da kapatılmıştır.


Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 296 ncı maddesinin görüşülmesi esnasında verilen önerge ile, Türk Medenî Kanununun 284 üncü maddesinde soybağını düzenleyen genel usul kuralının varlığı sebebiyle Tasarıda tekrar düzenlenmesine gerek olmadığı, dolayısıyla hükmün Tasarı metninden çıkarılması teklif edilmiştir. Ancak çifte yürürlüğün uygulamacılar için sorun teşkil etmeyeceği ve usul kurallarının Hukuk Muhakemeleri Kanununda bulunmasının yararlı olacağı fikrinin hakim olması sonucu önerge reddedilmiş ve madde teselsül nedeniyle 298 inci madde olarak aynen kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Soybağı Davalarının Hukuki Niteliği: Kamu Düzeni İlkesi ve Hakimin Re’sen Araştırma Yetkisi

Soybağı davaları (babalık tespiti, soybağının reddi vb.), kişilerin ailevi statülerini ve nüfus kayıtlarını doğrudan belirlediğinden kamu düzenine ilişkindir. Kamu düzeninden olan bu davalarda, medeni usul hukukunun hakim unsurlarından olan taraflarca getirilme ilkesi ile tasarruf ilkesi uygulanmaz. HMK m. 292 gerekçesinde ve kanunun genel sistematiğinde açıkça belirtildiği üzere, soybağı davalarında hakim maddi vakıaları kendiliğinden (re’sen) araştırmak ve delilleri serbestçe takdir etmekle yükümlüdür.

Hakimin re’sen araştırma yetkisi, tarafların talep etmediği delillere dahi kendiliğinden başvurabilmesini ve uyuşmazlığın çözümü için zorunlu olan tıbbi incelemeleri bizzat emredebilmesini ifade eder. Taraflar, dava üzerinde serbestçe tasarruf edemediklerinden (örneğin davayı kabul etseler veya sulh olsalar dahi bu durum soybağının tespitine tek başına dayanak oluşturamaz), biyolojik gerçekliğin tıp biliminin verileriyle kesin olarak doğrulanması usulü bir zorunluluktur.

DNA İncelemesine (Kan ve Doku Alınmasına) Katlanma Yükümlülüğünün Sınırları ve Şartları

Soybağının tespiti amacıyla kişilerin vücut dokunulmazlığına müdahale edilmesi, Anayasa’nın maddi ve manevi varlığın korunması hakkı (m. 17) ile doğrudan ilgilidir. Anayasa’nın 17/2. maddesinde tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı emredilmiştir. HMK m. 292/1, Anayasal sınırları gözeterek vücuttan kan veya doku alınmasına katlanma yükümlülüğünü son derece sıkı şartlara bağlamıştır:

  1. Zorunluluk Şartı: Yapılacak inceleme uyuşmazlığın çözümü bakımından mutlak surette zorunlu olmalıdır. Eğer uyuşmazlık başka güvenilir ve kesin delillerle çözülebiliyorsa, vücut bütünlüğüne müdahaleye izin verilmez.
  2. Bilimsellik Şartı: İnceleme tıp ve genetik biliminin kabul ettiği, hata payı bulunmayan güvenilir verilere ve yöntemlere (günümüzde DNA testi) uygun olarak yapılmalıdır.
  3. Sağlık Yönünden Tehlike Oluşturmama Şartı: Kan veya doku örneği alınması, örnek verecek şahsın sağlığı, fiziksel veya ruhsal bütünlüğü açısından herhangi bir risk veya tehlike teşkil etmemelidir.

Bu üç şartın birlikte varlığı halinde, davanın tarafları ile dava dışı herkes (örneğin çocuğun annesi, muhtemel baba, babanın akrabaları) bu incelemeye katlanmakla mükelleftir.

Haklı Neden Olmaksızın DNA Testinden Kaçınmanın Sonuçları ve Zor Kullanma Tedbiri

HMK m. 292/1’in son cümlesi, haklı bir sebep olmaksızın kan veya doku örneği vermekten kaçınan kişiler hakkında uygulanacak yaptırımı net olarak belirlemiştir: “Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.” Bu kural, Türk Medeni Kanunu’nun 284/2. maddesindeki düzenlemeden çok daha katı ve etkilidir. TMK m. 284/2’de kaçınma halinde hakime durum ve koşullara göre kaçınmanın aleyhe sonuç doğuracağını sayma yetkisi verilirken; HMK m. 292 doğrudan icrai bir tedbir olarak zor kullanmayı (cebri icrayı) kabul etmiştir.

Zor kullanma kararı uyarınca hakim, kan veya doku örneği vermeyen şahsın kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) marifetiyle adli tıp kurumuna veya yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilmesine ve tıbbi örneğin gerekirse zorla alınmasına karar verir. Bu icrai yaptırım, dava dışı üçüncü kişiler için de geçerlidir. Ayrıca, HMK m. 292/2 uyarınca, üçüncü kişiler tanıklıktan çekinme haklarını (akrabalık veya meslek sırrı gibi) ileri sürerek bu katlanma yükümlülüğünden kesinlikle kaçınamazlar. Kamu düzeni ve biyolojik gerçekliğin ortaya çıkarılması menfaati, kişisel çekinme haklarının üstünde tutulmuştur.

Avukat Görüşü: Babalık ve Soybağının Reddi Davalarında DNA Testi Giderlerinin Yatırılması ve Hukuki Stratejiler

Avukatlık pratiğinde soybağı davalarında en çok hataya düşülen ve hak kayıplarına yol açan husus, DNA testi giderlerinin yatırılması için mahkemelerce verilen kesin sürelerin ve bu masrafların kimin tarafından karşılanacağının usulen belirlenmesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel kuralı uyarınca delil ikame eden taraf masrafları yatırmakla yükümlü olsa da, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği soybağı davalarında özel bir kural uygulanır.

Sitemizde yer alan Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2015/18206 E. , 2015/16169 K. sayılı ilamı bu konuya ışık tutmaktadır. Yargıtay’a göre, soybağı davalarında DNA giderlerinin davacı tarafından kesin sürede yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi açıkça hukuka aykırıdır. HMK m. 325 uyarınca, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, re’sen başvurulan delillerin giderlerinin yatırılması için taraflara bir haftalık süre verilir. Masraf yatırılmazsa, mahkeme bu gideri ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere Hazineden (devlet bütçesinden) karşılayarak delili toplamak zorundadır.

Diğer yandan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/8520 E. , 2022/7918 K. sayılı ilamında vurgulandığı üzere, davalının kan ve doku örneği vermekten kaçınarak sürekli adres değiştirmesi halinde, mahkemenin DNA testi yaptırmaktan vazgeçerek sadece tanık beyanlarına göre babalık kararı vermesi bozma nedenidir. Avukatlar, mahkemenin dosyanın sürüncemede kalması gerekçesiyle testi yapmaktan vazgeçmesini engellemeli; davalı hakkında HMK m. 292 uyarınca mutlaka zor kullanılarak kan ve doku örneği alınması kararı verilmesini ve bu kararın kolluk kuvvetleri marifetiyle titizlikle infaz edilmesini talep etmelidir. Biyolojik gerçeklik kesin olarak saptanmadan soybağı tesis edilemez.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/8520 E. , 2022/7918 K. (Davalının DNA Testinden Kaçınmak İçin Sürekli Yer Değiştirmesi Halinde Sadece Tanık Beyanlarına Dayanarak Karar Verilemeyeceği, Zor Kullanılarak Testin Yaptırılması Zorunluluğu)

ÖZET: Babalığın tespiti davalarında, davalının DNA testi için kan örneği vermekten kaçınarak sürekli adres değiştirmesi durumunda, mahkemenin eksik incelemeyle sadece tanık beyanlarına dayanarak davanın kabulüne karar vermesi hukuka aykırıdır. Mahkemece, davalıya meşruhatlı davetiye çıkarılarak zor kullanılarak kan ve doku örneklerinin alınmasına karar verilmeli ve DNA testi neticesine göre hüküm kurulmalıdır.

Kararın Esası: Davacı ana, küçük çocuk lehine davalı aleyhine babalığın tespiti davası açmıştır. İlk derece mahkemesince, davalının DNA testi için kan örneği vermemek amacıyla sürekli yer değiştirdiği ve kaçtığı, bu nedenle örneğin elde edilemediği gerekçesiyle, tarafların fiili birlikteliğini doğrulayan tanık beyanları ve emniyet ifadeleri esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; soybağı davalarının kamu düzeninden olduğunu ve HMK m. 292 uyarınca hakimin re’sen araştırma yükümlülüğünün bulunduğunu belirtmiştir. Kararda, davalı gelmez veya kaçarsa bu incelemelerin zor kullanılarak yapılmasına karar verilmesi ve mutlaka zorla DNA testi yaptırılarak alınacak bilimsel rapor doğrultusunda karar verilmesi gerektiği vurgulanmış, eksik incelemeyle verilen karar bozulmuştur.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2015/18206 E. , 2015/16169 K. (Soybağı Davalarında DNA Testi Giderlerinin Kesin Sürede Yatırılmaması Gerekçesiyle Davanın Reddedilemeyeceği, Giderlerin HMK m. 325 Uyarınca Hazineden Karşılanması Zorunluluğu)

ÖZET: Soybağının reddi davalarında, davacının DNA testi masraflarını mahkemece verilen kesin süre içerisinde yatırmamış olması davanın reddini gerektirmez. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bu davalarda, giderler HMK m. 325 gereğince ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere Hazineden karşılanmalı ve DNA testi mutlaka yaptırılmalıdır.

Kararın Esası: Davacı, boşandığı eşinin nüfus hanesine yazdırdığı çocukların kendisinden olmadığını ileri sürerek soybağının reddini talep etmiştir. Mahkemece, DNA testi giderlerinin yatırılması için davacıya verilen kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesi; soybağı davalarında hakimin re’sen araştırma ilkesine tabi olduğunu hatırlatmıştır. Kararda, HMK m. 325 uyarınca tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde masrafların avans olarak yatırılmaması halinde bu giderlerin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Masrafın yatırılmaması gerekçe gösterilerek davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak karar bozulmuştur.


HMK Madde 292 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Soybağı davasında DNA testi yapılması zorunlu mudur?

Evet. Soybağı (babalık tespiti, soybağının reddi vb.) davaları kamu düzenine ilişkin olup biyolojik maddi gerçekliğin tespiti esastır. Bu nedenle mahkemenin tıp biliminin sunduğu hata payı sıfır olan DNA testi deliline başvurması ve kararını bu rapora dayandırması yasal bir zorunluluktur.

Davalı DNA testi için kan veya doku örneği vermeyi reddederse ne olur?

HMK Madde 292/1 uyarınca, davalı hakli bir sebep olmaksızın kan veya doku örneği vermekten kaçınırsa, hakim bu incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir. Davalı, kolluk kuvvetleri marifetiyle zorla adli tıp kurumuna sevk edilerek gerekli örnekler tıbbi olarak alınır.

Dava dışı üçüncü kişiler (akrabalar vb.) DNA testi için örnek vermekten kaçınabilir mi?

Hayır. HMK m. 292/2 uyarınca, üçüncü kişiler tanıklıktan çekinme hakları (örneğin yakın akrabalık ilişkisi veya meslek sırrı) bulunduğunu ileri sürerek soybağı tespiti için kan veya doku örneği verme yükümlülüğünden kaçınamazlar. Dava dışı kişiler de bu zorunluluğa uymakla yükümlüdür.

Davacı DNA testi masraflarını yatıramazsa dava reddedilir mi?

Hayır. Soybağı davaları tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği davalardan olduğundan, HMK m. 325 uyarınca davacının masrafı yatıramaması halinde, DNA testi giderleri ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere geçici olarak devlet bütçesinden (Hazineden) karşılanır ve test mutlaka gerçekleştirilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.