Medeni Usul Hukukunda Keşfin Yapılması ve Keşif Tutanağı: HMK Madde 290
Hukuk yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için hakimin uyuşmazlık konusunu kendi duyularıyla algılaması büyük önem taşır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 290. maddesi, bu doğrudan gözlem faaliyetinin fiilen nasıl gerçekleştirileceğini ve usul hukukuna uygun olarak nasıl belgelendirileceğini ayrıntılı şekilde düzenlemektedir. Yasa koyucu, keşfin yeri, kapsamı ve zamanının mahkemece belirleneceğini hüküm altına alırken, tarafların bu sürece katılımını asıl kural olarak benimsemiştir. Keşif esnasında tanık dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi gibi diğer delil araçlarından da etkin biçimde yararlanılmasına imkan tanıyan madde hükmü, usul ekonomisine de hizmet etmektedir. Keşif sırasında yapılan tüm işlemlerin resmi bir keşif tutanağına bağlanması, hakimin gözlemlerinin ve çekilen fotoğraf, çizim gibi belgelerin bu tutanağın ayrılmaz bir parçası kılınması usulün sıhhati açısından hayati derecede zorunludur. Bu kurallar; keşif kararı (HMK m. 288), keşfe yetkili mahkeme (HMK m. 289), tanıkların olay yerinde dinlenmesi (HMK m. 259) ve bilirkişi incelemesi (HMK m. 266) ile tam bir uyum ve entegrasyon içindedir.
HMK Madde 290: Kanun Metni
Keşfin yapılması
MADDE 290- (1) Keşfin yeri, kapsamı ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.*
(2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/25 md.) Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir.
(3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.
*22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkraya “yeri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, kapsamı” ibaresi eklenmiştir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Keşfin yeri, günü, saati mahkeme tarafından tespit edilir. İstinabe suretiyle yapılacak keşiflerde bu belirlemeyi istinabe olunan mahkeme yapacaktır. Resmî çalışma saatleri dışında, tatil günlerinde ve adli tatil içinde keşif yapılabilir. Davayı takip edenler mahkeme kararıyla keşfin yeri ve zamanı hakkında bilgi sahibi olacaktır. Davanın oturumlarının başında yapılan tebligatla davayı takip etmeyen kişiye, bulunmadığı oturumlarda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği tebliğ edildiğinden, keşif yeri ve zamanının bulunmayanlara ayrıca tebliğine gerek görülmemiştir. Mahkeme; keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında yapılan tüm işlemleri ve beyanları içeren tutanak düzenlenir ve plân, çizim, fotoğraf gibi belgeler de bu tutanağa eklenir. Mahkeme, bir olayın nasıl gelişmiş olabileceğini tespit bakımından temsili uygulama da yapabilir. Bu uygulama mahallinde olabileceği gibi duruşma salonunda da yapılabilir.
Hukuki İncelemeler
Keşfin Yapılması Usulü: Zaman, Mekan, Kapsam ve Huzurda Keşif Esası
Keşif, mahkeme salonu dışında, uyuşmazlığa konu olan şeyin bulunduğu yerde yapılan bir gözlem ve tespit faaliyetidir. HMK m. 290/1 uyarınca keşfin yapılacağı yer, kapsam ve zaman bizzat mahkeme tarafından belirlenir. 2020 yılında yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile fıkraya eklenen “kapsamı” ibaresi, keşif kararının sınırlarının önceden net bir şekilde çizilmesini ve usul ekonomisine uygun olarak sadece uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan alanlarda inceleme yapılmasını amaçlamaktadır. Keşif zamanı olarak resmi çalışma saatleri esas alınmakla birlikte, işin ve mevsimin niteliğine göre tatil günlerinde, mesai saatleri dışında veya adli tatil süresince de keşif icra edilebilir.
Keşfin gerçekleştirilmesinde tarafların katılımı hakkı (“huzurda keşif”) temel usul kuralıdır. HMK m. 290/1’in son cümlesine göre, keşif taraflar hazır ise onların huzurunda, aksi takdirde yokluklarında (gıyaplarında) yapılır. Tarafların adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının (HMK m. 27) bir gereği olarak, keşif gün ve saatinin kendilerine usulüne uygun şekilde bildirilmiş olması gerekir. Ancak duruşmaları takip etmeyen veya davaya kayıtsız kalan taraflara, duruşma başlangıcında yapılan genel tebligatlar uyarınca ayrıca keşif günü tebliğ edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Keşif Mahallinde Delillerin Toplanması: Tanık Dinlenmesi, Bilirkişi İncelemesi ve Temsili Uygulama
Keşif işlemi yalnızca hakimin uyuşmazlık konusunu gözlemesiyle sınırlı değildir; aksine, keşif esnasında diğer delil araçlarından da etkin bir şekilde yararlanılır. HMK m. 290/2 uyarınca, mahkeme keşif sırasında tanık dinleyebilir ve bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Özellikle taşınmaz uyuşmazlıklarında (örneğin elatmanın önlenmesi, sınır tespiti, kadastro davaları) tanıkların taşınmazın başında dinlenmesi, beyanların doğruluğunun ve fiili durumun yerinde denetlenmesi açısından hayati önem taşır. Tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi usulü HMK m. 259 hükmü ile de doğrudan bağlantılıdır.
Bunun yanı sıra, teknik veya uzmanlık gerektiren konularda bilirkişilerin keşif mahallinde hazır bulundurulması ve yerinde inceleme yapmaları zorunludur. HMK m. 290/3 hükmü ise mahkemeye “temsili uygulama” yaptırma yetkisi tanımaktadır. Temsili uygulama (rekonstrüksiyon), uyuşmazlığa konu bir olayın (örneğin bir iş kazasının, trafik kazasının veya haksız fiilin) geçmişte tam olarak nasıl meydana geldiğini, tarafların veya tanıkların iddiaları doğrultusunda olay yerinde canlandırılması işlemidir. Bu yöntem, hakimin olay örgüsünü zihninde somutlaştırmasına ve vicdani kanaatini hukuki gerçekliğe en yakın şekilde oluşturmasına hizmet eder.
Keşif Tutanağının Hukuki Niteliği, Hakimin Gözlemleri ve Ek Belgelerin İspat Gücü
Keşif esnasında gerçekleştirilen tüm işlemler, yapılan beyanlar, tanık ve bilirkişi açıklamaları resmi bir tutanakla tespit edilir. HMK m. 290/2 uyarınca düzenlenen “keşif tutanağı”, resmi bir senet niteliğindedir (HMK m. 204) ve aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil teşkil eder. 7251 sayılı Kanun ile yapılan en kritik değişikliklerden biri, tutanağa hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili bizzat edindiği duyusal gözlemlerinin de yazılması zorunluluğunun getirilmesidir. Hakimin bizzat yaptığı bu tespitler, kararın gerekçelendirilmesinde birincil derecede öneme sahiptir.
Keşif tutanağının ayrılmaz parçası niteliğinde olan diğer unsurlar ise planlar, çizimler, krokiler ve fotoğraflardır. Özellikle kadastro ve mülkiyet uyuşmazlıklarında, fen bilirkişisi tarafından çizilen aplikasyon krokileri ve ölçüm tabloları ile hakimin denetimi altında çekilen renkli fotoğraflar, tutanağın ispat gücünü tamamlar. Yargıtay kararlarında sıklıkla vurgulandığı üzere, keşif esnasında hakim gözetiminde uyuşmazlık konusunun dört bir yandan genel görünümünü yansıtan net ve renkli fotoğrafların çekilmesi, temyiz aşamasında yüksek mahkemenin denetim yapabilmesi açısından zorunludur.
Avukat Görüşü: Paylı Mülkiyette Elatmanın Önlenmesi ve Kadastro Davalarında HMK m. 290 Uygulaması
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en etkili araçlardan biri olan keşif, özellikle iki dava türünde davanın kaderini doğrudan tayin etmektedir: Kadastro tespitine itiraz davaları ve paydaşlar arası elatmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davaları. Uygulamada, kadastro mahkemelerinde görülen orman kadastrosuna itiraz davalarında en sık yapılan usuli hata, eksik araştırma ve teknik denetime elverişsiz keşif işlemleridir. Yargıtay içtihatlarında kararlılıkla belirtildiği üzere, bu tür davalarda yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planları getirtilmeli; keşif mahallinde uzman orman ve harita mühendisleri eşliğinde bu haritalar kadastro paftası ile aplike edilmelidir. En önemlisi, HMK m. 290/2 uyarınca hakimin bizzat gözetiminde taşınmazın dört yönden çekilmiş renkli fotoğrafları dosyaya eklenmeli ve mahkemenin gözlemi tutanağa harfiyen yansıtılmalıdır. Aksi halde kurulan hüküm eksik inceleme nedeniyle bozulacaktır.
Diğer yandan, paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda paydaşlar arasında açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında da keşif usulünün uygulanması kendine özgü kurallara tabidir. Paydaşlar arasındaki uyuşmazlıklarda fiili kullanma biçiminin (eylemsel taksim) oluşup oluşmadığı, davacının çekişmesiz olarak kullanabileceği bir alanın bulunup bulunmadığı ve “intifadan men” koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği ancak mahallinde yapılacak titiz bir keşifle ortaya çıkarılabilir. Bu doğrultuda, mahkemenin keşif mahallinde taraf tanıklarını bizzat HMK m. 259 ve m. 290/2 uyarınca dinlemesi, taşınmaz üzerindeki ağaçların veya muhtesatın kimin tarafından meydana getirildiğini netleştirmesi gerekir. Tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde HMK m. 261/1 uyarınca tanıkların keşif yerinde yüzleştirilerek çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilemiyorsa hangi beyanın neden üstün tutulduğunun gerekçelendirilmesi usulü bir zorunluluktur. Hakimin keşif yerindeki aktif gözetimi ve gözlemlerini tutanağa eksiksiz yansıtması, adil bir kararın yegane güvencesidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2019/5864 E. , 2019/7548 K. (Kadastro Tespitine İtiraz Davalarında Eksik İnceleme, Keşif Mahallinde Yapılması Gereken Araştırmalar ve Teknik Kroki Zorunluluğu)
ÖZET: Kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının tespiti için uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması, en eski hava fotoğrafları ve memleket haritalarının aplike edilmesi, hakim gözetiminde taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip dosyaya eklenmesi ve duraksamaya yer vermeyecek nitelikte teknik kroki düzenlettirilmesi gerekir. Eksik inceleme ve yetersiz keşif tutanağına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Kararın Esası: Davacı gerçek kişi, orman kadastrosu ile kendisine ait parselin bir kısmının orman sınırları içine alındığını iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve ilgili bölümün orman olarak sınırlandırılmasının iptaline karar verilmiştir. Davalı Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi; hükme esas alınan bilirkişi raporu ve keşif işlemlerinin yetersiz olduğunu saptamıştır. Kararda, orman kadastrosuna itiraz davalarında keşif mahallinde hakimin aktif rol alması gerektiği, eski tarihli memleket haritalarının ve hava fotoğraflarının fen bilirkişisi aracılığıyla kadastro paftası üzerine aplike edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca keşifte bizzat hakim gözetiminde taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmesi gerektiği vurgulanmış, eksik incelemeyle verilen karar bozulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/6930 E. , 2020/6899 K. (Paylı Mülkiyette Elatmanın Önlenmesi Davalarında Keşif Mahallinde Tanık Dinlenmesi ve Tanık Çelişkilerinin HMK m. 261/1 Uyarınca Giderilmesi)
ÖZET: Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında, fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, ağaçların kimin tarafından dikildiği ve intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının aydınlatılması için keşif mahallinde tanıkların bizzat dinlenmesi (HMK m. 259, 290/2) gerekir. Tanık beyanları arasındaki çelişkinin HMK m. 261/1 uyarınca giderilmesi, eksik araştırma ve yerinde keşif yapılmadan karar verilmesi bozma nedenidir.
Kararın Esası: Davacı, ortak taşınmazdaki kavak ağaçlarının davalı tarafından kesilerek satıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinde bulunmuştur. Mahkemece, taşınmazda davacının kullanabileceği boş yerlerin bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; uyuşmazlığın çözümünde yapılan keşif ve tanık beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını saptamıştır. Yargıtay, mahkemece yapılması gereken işin; yerinde yeniden keşif icra edilerek taraf tanıklarının HMK m. 259 ve m. 290/2 uyarınca bizzat keşif mahallinde dinlenmesi, taşınmazı kimin hangi miktarda kullandığının, kavakların kimin tarafından dikildiğinin ve intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin sorulması olduğunu belirtmiştir. Ayrıca tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde HMK m. 261/1 uyarınca keşif yerinde yüzleştirme yapılması ve çelişkinin giderilmeye çalışılması gerektiği vurgulanarak karar eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
HMK Madde 290 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Keşif sırasında kimler dinlenebilir?
HMK Madde 290/2 uyarınca, mahkeme keşif faaliyeti gerçekleştirilirken uyuşmazlık konusu hakkında bilgi sahibi olan tanıkları ve uzmanlık alanına başvurulan bilirkişileri keşif mahallinde bizzat dinleyebilir.
Keşif tutanağına nelerin eklenmesi zorunludur?
Keşif sırasında yapılan tüm işlemleri ve beyanları içeren resmi keşif tutanağına, HMK m. 290/2 uyarınca bizzat hakimin olay yerine ve keşif konusuna ilişkin duyusal gözlemleri yazılır. Ayrıca uyuşmazlık mahalline ait plan, çizim, aplikasyon krokisi ve renkli fotoğrafların eklenmesi de kanuni bir zorunluluktur.
Keşifte “temsili uygulama” ne anlama gelir?
Temsili uygulama (rekonstrüksiyon), uyuşmazlığa konu olan maddi bir olayın (örneğin kaza veya haksız fiilin) geçmişte tam olarak nasıl meydana geldiğini tespit etmek amacıyla, hakimin gözetiminde olay mahallinde veya duruşma salonunda fiilen canlandırılması işlemidir.
Keşif gününün davayı takip etmeyen tarafa ayrıca tebliğ edilmesi gerekir mi?
Hayır. Davanın oturumlarının başında yapılan genel tebligatlar uyarınca, davayı takip etmeyen veya duruşmalara katılmayan tarafa keşif yeri, günü ve saatinin ayrıca tebliğ edilmesine gerek görülmemiştir (Gerekçe uyarınca). Ancak davayı takip eden taraflara keşif günü usulüne uygun şekilde bildirilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.