Medeni Usul Hukukunda Keşfe Yetkili Mahkeme ve İstinabe Usulü: HMK Madde 289

Hukuk yargılamasında keşif delilinin fiilen icra edilebilmesi, coğrafi yetki sınırlarının usul hukuku kuralları çerçevesinde doğru belirlenmesine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 289. maddesi, keşif işlemini gerçekleştirecek yetkili mahkemeyi ve bu alandaki istisnaları net bir biçimde düzenlemiştir. Yasa koyucu, doğrudanlık ilkesinin bir gereği olarak keşfin kural olarak davaya bakan mahkemece icra edilmesini emretmiştir. Keşif konusunun mahkemenin yargı Çevresi (coğrafi yetki alanı) dışında kalması halinde ise “istinabe” (talimat) müessesesi devreye girer. Ancak metropol alanlarındaki pratik zorunluluklar gözetilerek büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalan yerler için davaya bakan mahkemenin kendi yargı çevresi dışına çıkarak da bizzat keşif yapabilmesine imkan tanıyan modern bir istisna getirilmiştir. Keşfe yetkili mahkeme kuralları; keşif kararı (HMK m. 288)istinabe kuralları (HMK m. 197)keşfe katlanma yükümlülüğü (HMK m. 291) ve istinabede bilirkişi seçimi (HMK m. 268) ile doğrudan uyum ve entegrasyon içindedir.


HMK Madde 289: Kanun Metni

Keşfe yetkili mahkeme

MADDE 289- (1) Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir. Keşif konusu, mahkemenin yargı çevresi dışında ise inceleme istinabe suretiyle yapılır.

(2) Keşif konusu, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme tarafından da yerine getirilebilir.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Keşif; davaya bakan mahkeme tarafından yapılır. Keşfin konusu mahkemeye getirilebiliyorsa inceleme mahkemede, mahkemeye getirilemiyorsa yahut bulunduğu yerde inceleme yapılması zorunlu görülüyorsa keşif, mahallinde yapılır. Toplu mahkemelerde ise keşif naip hâkim tarafından da icra olunabilir. Keşif yapılacak yer mahkemesinin yargı çevresi dışında bulunuyorsa, keşif istinabe suretiyle yapılır. Keşfin konusu büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise 26/2/1985 tarihli ve 3156 sayılı Kanunla 1086 sayılı Kanuna eklenen ek 1 inci maddedeki düzenlemeye benzer şekilde zorunluluk olmadıkça, keşif davaya bakan mahkemece yapılacaktır.


Hukuki İncelemeler

Keşif İşleminin Davaya Bakan Mahkemece İcrası ve Doğrudanlık İlkesinin Coğrafi Sınırları

HMK m. 289/1’in ilk cümlesi, medeni usul hukukumuzun temel sütunlarından biri olan doğrudanlık ilkesini en yalın biçimde ortaya koymaktadır: “Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir.” Doğrudanlık ilkesi, hüküm verecek olan hakimin, hükmüne dayanak yapacağı delillerle doğrudan doğruya temas etmesini, onları bizzat idrak ve takdir etmesini gerektirir. Keşif delili de hakimin bizzat duyu organlarıyla gerçekleştirdiği bir gözlem faaliyeti olduğundan (HMK m. 288/1), bu işlemin davaya bakan mahkeme hakimi tarafından yapılması asıldır.

Eğer keşif konusu mahkemeye getirilebilecek nitelikte ise (örneğin taşınabilir bir menkul mal veya belge) inceleme doğrudan mahkeme salonunda hakim huzurunda yapılır. Ancak uyuşmazlık konusu mahkemeye taşınamayacak durumda ise (örneğin bir taşınmaz, inşaat, fabrika veya kaza mahalli) keşif, hakimin bizzat olay mahalline gitmesiyle icra edilir. Hakimin delili bizzat yerinde incelemesi, vicdani kanaatinin en sağlıklı şekilde oluşmasını sağlar.

Yargı Çevresi Dışında Kalan Keşif Konuları ve İstinabe (Talimat) Yoluyla Keşif Usulü

Mahkemelerin coğrafi yetki sınırları, yani yargı çevreleri kanunla belirlenmiştir. HMK m. 289/1’in ikinci cümlesi gereğince; keşif yapılacak konunun (örneğin uyuşmazlık konusu taşınmazın) davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında bulunması halinde, keşif istinabe (talimat) suretiyle yapılır. İstinabe, davaya bakan mahkemenin, yargı çevresi dışındaki bir usul işlemini o yerin yerel mahkemesinden talep etmesidir.

İstinabe yoluna başvurulduğunda, davaya bakan mahkeme (istinabe eden mahkeme), keşif yapılacak yer mahkemesine (istinabe olunan mahkeme) bir talimat yazarak keşif işlemlerinin yapılmasını ister. İstinabe olunan mahkeme, kendi yargı çevresi sınırları içindeki keşfi icra eder, tutanağı düzenler ve dosyayı esas mahkemesine geri gönderir. Bu durumda, davaya bakan esas mahkeme hakimi delili doğrudan inceleyememiş olur ve doğrudanlık ilkesinden zorunlu olarak sapılır. Ayrıca istinabe yoluyla yapılan keşiflerde bilirkişi seçimi de HMK m. 268 uyarınca istinabe olunan yerdeki listelerden yapılmalıdır.

Büyükşehir Belediye Sınırları İçinde Keşif Yapılması İstisnası ve Usul Ekonomisi İlkesi

Maddenin ikinci fıkrası, istinabe kuralına son derece pratik ve modern bir istisna getirmektedir: “Keşif konusu, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme tarafından da yerine getirilebilir.” Bu düzenleme, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol şehirlerde davaların istinabe (talimat) yazışmaları nedeniyle gereksiz yere uzamasını engellemek amacıyla getirilmiştir.

Örneğin; İstanbul Anadolu Adliyesi’nde (Kartal) bakılmakta olan bir davada keşif konusu gayrimenkul Avrupa Yakası’nda (örneğin Beşiktaş veya Kadıköy gibi büyükşehir sınırları içindeki başka bir ilçede) bulunuyorsa, mahkeme talimat yazmak zorunda değildir. Davaya bakan hakim, usul ekonomisi ilkesi (HMK m. 30) gereğince bizzat adliyeden çıkıp büyükşehir sınırları içindeki keşfi kendisi gerçekleştirebilir. Bu durum hem doğrudanlık ilkesini korur hem de talimat yazışmalarıyla geçecek aylarca süreyi bertaraf ederek yargılamayı ciddi şekilde hızlandırır.

Avukat Görüşü: Yargıtay Kararları Işığında Keşif Engellerinin Aşılması ve HMK m. 291/3 Uyulaması

Avukatlık pratiği açısından keşif işlemleri sırasında en sık karşılaşılan sorunlar; keşif adresinin kapalı çıkması, üçüncü kişilerin keşfe engel olması veya mahkemenin yerinde inceleme yapmaktan kaçınarak dosya üzerinden eksik kararlar vermesidir. Sitemizde yer alan iki önemli Yargıtay kararı, bu engellerin aşılmasında avukatların uygulayacağı stratejileri açıkça göstermektedir.

İlk olarak, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013/17568 E. , 2015/4337 K. sayılı ilamı uyarınca; vergi dairesinin haczine karşı açılan bir istihkak davasında, mahcuz malların yerinde tespiti amacıyla gidilen adresin kapalı olması durumunda mahkemenin davayı doğrudan reddetmesi hukuka aykırıdır. Yargıtay, hakimin keşif adresinin kapalı olması halinde HMK m. 291/3 (Keşfe katlanma zorunluluğu) hükümlerini işletmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yasa gereği hakim, keşif gününü adreste faaliyette bulunan üçüncü kişilere tebliğ etmeli, keşfe karşı konulması halinde disiplin para cezası vermeli ve gerekirse zor kullanılmasına karar vermelidir. Bu araçları tüketmeden dosya üzerinden verilen ret kararları eksik inceleme nedeniyle bozulacaktır.

İkinci olarak, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013/21329 E. , 2014/1150 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; kasko sigortasından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında sadece kaza tespit tutanağına dayanarak kusur tespiti yapılması yetersizdir. Kusur durumunun net olarak saptanabilmesi için hakim olay yerinde bizzat keşif yapmalı, yol durumunu, trafik levhalarını ve araçların hasar noktalarını yerinde incelemelidir.

Bu doğrultuda avukatlar; keşif adresinin kapalı olması durumunda mahkemeden mutlaka HMK m. 291/3 uyarınca zorla keşif kararı alınmasını talep etmeli ve mahkemenin keşif yapmaktan kaçınarak dosya üzerinden karar vermesini engellemek amacıyla kararları istinaf/temyiz konusu yapmalıdır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/17568 E. , 2015/4337 K. (Keşif Adresinin Kapalı Olması Halinde HMK m. 291/3 Kapsamında Zorla Keşif Yapılması Zorunluluğu)

ÖZET: 6183 sayılı Kanun uyarınca açılan istihkak davalarında, hacizli menkullerin rehin kapsamında olup olmadığının saptanması amacıyla gidilen adresin kapalı olması nedeniyle keşif yapılamaması durumunda, davanın “ispat edilemediği” gerekçesiyle reddi hatalıdır. Mahkemece, davacı vekilinin talebi doğrultusunda HMK m. 291/3 uyarınca adreste faaliyette bulunan dava dışı üçüncü kişilere keşif gününün bildirilmesi, direnilmesi halinde ise disiplin para cezası ve zor kullanma kararı verilerek keşfin icra edilmesi gerekir.

Kararın Esası: Davacı vekili, dava dışı borçlu lehine tesis edilen ticari işletme rehnine konu menkullerin davalı vergi dairesince haczedildiğini belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur. Mahkemece mahcuzların tespiti amacıyla keşfe gidilmiş ancak işyerinin kapalı olması nedeniyle keşif yapılamamıştır. Davacı vekilinin yeni keşif günü tayin edilerek adresteki üçüncü kişilere tebligat yapılması taleplerine rağmen, mahkeme keşif yapmadan davayı reddetmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi yaptığı incelemede; HMK m. 288, 290 ve özellikle 291/3 maddeleri uyarınca, keşfin üçüncü kişi için uygun zamanda yapılmasının bildirilmesi gerektiğini, keşfe karşı konulması halinde hakimin 3. kişiyi disiplin para cezasına mahkum edebileceğini ve zor kullanılmasına karar verebileceğini vurgulamıştır. Yargıtay, mahkemenin bu yasal araçları kullanmaksızın eksik incelemeyle karar vermesini usul ve yasaya aykırı bularak hükmü davacı yararına bozmuştur.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/21329 E. , 2014/1150 K. (Tazminat ve Rücu Davalarında Kusur Durumunun Saptanması İçin Mahallinde Keşif Yapılması Zorunluluğu)

ÖZET: Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat davalarında, kaza tespit tutanağındaki belirsizlikler karşısında sadece dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulamaz. Mahkemece, kaza mahallinde keşif yapılarak yol durumu, trafik levhaları, araçların geliş gidiş istikametleri ve hasar noktaları bizzat saptanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Kararın Esası: Davacı sigorta şirketi, kasko sigortalı aracın hasar bedelinin rücuan tahsili amacıyla icra takibi başlatmış, davalıların itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece, sadece dosya üzerinden alınan ve sigortalı sürücüyü %100 kusurlu bulan bilirkişi raporuna dayanılarak dava reddedilmiştir. Davacı vekili ise davalının “dur” levhasına uymadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi; kaza tespit tutanağında kusur izafesi yapılmadığını gözeterek, mahkemenin olay yerinde keşif yapması, trafik levhalarını ve yol durumunu yerinde inceleyerek kusur durumunu trafik kusur uzmanı bilirkişi eşliğinde yeniden değerlendirmesi gerektiğine hükmetmiş ve kararı eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.


HMK Madde 289 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Keşif kural olarak hangi mahkeme tarafından yerine getirilir?

HMK Madde 289/1 uyarınca keşif, davanın görülmekte olduğu esas mahkeme (davaya bakan mahkeme) tarafından bizzat icra edilir.

Keşif yapılacak konu mahkemenin yargı çevresi dışındaysa keşif nasıl icra edilir?

Keşif konusu mahkemenin yargı çevresi (coğrafi yetki alanı) dışında bulunuyorsa, keşif işlemi istinabe (talimat) yoluyla, yani keşif konusunun bulunduğu yerdeki yerel mahkeme aracılığıyla gerçekleştirilir.

Büyükşehir belediyesi sınırları içindeki başka bir ilçede davaya bakan mahkeme keşif yapabilir mi?

Evet. HMK m. 289/2 uyarınca, keşif konusu büyükşehir belediye sınırları içerisinde kalıyorsa, davaya bakan mahkeme istinabe yoluna başvurmadan bizzat sınır dışına çıkarak keşif işlemini kendisi yerine getirebilir.

Keşif yapılacak adresin kapalı çıkması durumunda mahkeme davayı reddedebilir mi?

Hayır. Keşif adresi kapalıysa mahkeme davayı doğrudan reddedemez. HMK m. 291/3 gereğince adresteki kişilere yeni keşif gününü tebliğ etmeli, direnilmesi halinde ise disiplin para cezası ve zor kullanma kararı vererek keşfi zorla icra ettirmelidir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.