Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Keşfe yetkili mahkeme

HMK Madde 289

(1) Keşif, davaya bakan mahkemece icra edilir. Keşif konusu, mahkemenin yargı çevresi dışında ise inceleme istinabe suretiyle yapılır.

(2) Keşif konusu, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme tarafından da yerine getirilebilir.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Keşif; davaya bakan mahkeme tarafından yapılır. Keşfin konusu mahkemeye getirilebiliyorsa inceleme mahkemede, mahkemeye getirilemiyorsa yahut bulunduğu yerde inceleme yapılması zorunlu görülüyorsa keşif, mahallinde yapılır. Toplu mahkemelerde ise keşif naip hâkim tarafından da icra olunabilir. Keşif yapılacak yer mahkemesinin yargı çevresi dışında bulunuyorsa, keşif istinabe suretiyle yapılır. Keşfin konusu büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise 26/2/1985 tarihli ve 3156 sayılı Kanunla 1086 sayılı Kanuna eklenen ek 1 inci maddedeki düzenlemeye benzer şekilde zorunluluk olmadıkça, keşif davaya bakan mahkemece yapılacaktır.

HMK Madde 289 Keşfe yetkili mahkeme

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/17568E. , 2015/4337K.

  • HMK Madde 289
  • Keşfe yetkili mahkeme

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, dava dışı borçlu …’nin …ndan 30.12.2005 tarihinde 889.000 Euro kredi kullandığını, kredinin teminatı olarak 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehni tesis edildiğini, dava dışı borçlunun borcunu ödememesi üzerine kefil olarak müvekkili şirketin 1.056.476,87 Euro ödeyerek …nın haklarına 7.3.2008 tarihli yazı ile BK’nun 496 maddesi gereğince halef olduklarını, dava dışı şirketin davalı Vergi Dairesine olan vergi borcu nedeniyle 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehnine konu menkullerinin davalı idare tarafından 25.12.2007, 3.5.2006, 19.3.2008, 31.12.2006 tarihli haciz tutanakları ile haczedildiğini, 24.3.2008 tarihli istihkak iddialarının davalı İdare tarafından 31.3.2008 tarihide reddedildiğini belirterek, 6183 Sayılı AATUHK’nun 66 maddesi gereğince istihkak iddiasının kabulüne, Aynı Yasanın 21/2 maddesi gereğince rehin haklarının saklı tutulmasına, rehin kapsamındaki malların davalı idare tarafından satışı halinde 74/2 maddenin dikkate alınarak satış bedelinden öncelikle rehin alacağının ödenmesine, satış bedelinin rehinli alacaklarının ve takip giderlerini geçmemesi halinde satışın tehir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı İdare vekili, … Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, haczin borçlu şirket yetkililerinin adresinde ve huzurunda yapıldığını, istihkak iddiasınında bulunulmadığını, davacı tarafından açılan menfi tespit davası nedeniyle eldeki davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini,bu talebin kabul edilmemesi halinde iki dosyanın birleştirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini %10 tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, istihkak konusu menkullerin tespiti amacıyla dava dışı iş yerine keşfe gidildiği ancak işyerinin kapalı olması nedeniyle keşif yapılamadığından menkullerin tespit edilemediği, dosyadaki mevcut delillerden dava konusu malların davacıya ait olup olmadığının belirlenemediğinden ancak keşif ile belirlenmesi mümkün olacağından mevcut yargılama aşamasında davacı taraf davasını ispat edemediğinden sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava 6183 Sayılı AATUHK’nun 66 maddesi gereğince açılmış istihkak istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

Davacı vekili, davalı idare tarafından 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehnine konu menkullerin haczedildiğini belirterek 6183 Sayılı AATUHK’nun 66 maddesi gereğince istihkak iddiasında bulunmuş, Aynı Yasanın 21/2 maddesi gereğince rehin haklarının saklı tutulmasına,rehin kapsamındaki malların davalı idare tarafından satışı halinde 74/2 maddenin dikkate alınarak satış bedelinden öncelikle rehin alacağının ödenmesine, satış bedelinin rehinli alacaklarının ve takip giderlerini geçmemesi halinde satışın tehir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davacının iddiasının değerlendirilmesi amacıyla davalı idare tarafından bildirilen dava konusu mahcuzların bulunduğu dava dışı borçlu …’nin adresine 8.2.2013 tarihinde keşfe gidilmiş ancak adres kapalı olduğu için keşif yapılamamıştır.Davacı vekili 29.4.2013 ve 30.5.2013 tarihli dilekçeleri ile yeni keşif gönü tayin edilerek keşif gününün keşif adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere HMK’nun 291/3 maddesi gereğince bildirilmesini istemiş ancak mahkemece bu konuda işlem yapılmadan dava 13.6.2013 tarihli duruşmada yazılı gerekçe ile reddedilmiştir.

HMK’nun 288,290 ve 291 maddelerinde keşif,keşfin yapılması ve keşfe katlanma zorunluluğu düzenlenmiştir. Özellikle HMK’nun 291/3 maddesinde keşfin 3.kişi için uygun zamanda yapılmasını, keşif zamanı ve yerinin 3.kişiye bildirilmesini, geçikmesinde zarar umulan hallerde bildirim yapılmaksızın keşfin icra edilebileceğini ,keşfe karşı konulması halinde Hakimin, 3.kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlerle 500 TL’dan 500.000 TL’sına kadar disiplin para cezasına mahkum etmesi gerektiğini, zor kullanılmasına karar verebileceğini, ancak 3.kişinin tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak keşfe katlanma yükümlüğünden kaçabileceğini hükme bağlanmıştır. Bu durumda anılan keşfin davacıya ait adreste yapılmaması da gözönüne alınarak davacı vekilinin 29.4.2013 ve 31.5.2013 tarihli dilekçeleri doğrultusunda HMK’nun 288,290 ve 291/3 maddesindeki yasal düzenleme gereğince haciz adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere belirlenecek keşif gün ve saatinin bildirilmesi, mahcuzların bulunduğu adreste keşif yapılması dava konusu mahcuzların 1.6.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

Kabule göre de; 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirlenir”.hükmünü içermektedir.Somut olayda davalı idare yararına anılan yasal değişiklik gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

HMK Madde 289 Keşfe yetkili mahkeme

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/21329E. , 2014/1150K.

  • HMK Madde 289
  • Keşfe yetkili mahkeme

MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/11/2012
NUMARASI : 2011/344-2012/1216

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca davalı tarafa ait araç sürücüsünün çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalıya ödenen hasarın rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe davalıların itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili, davacıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı sürücüsünün kusurlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, davacıya sigortalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağında, her iki yolun cadde olduğu belirtilerek sürücülere kusur izafesi yapılmamıştır. Davacı vekili, sigortalı sürücüsünün ana yoldan ilerlerken davalı sürücüsünün tali yoldan “dur” levhasına uymayarak ilerlediğini, davalı tarafa ait aracın sağ arka kısımdan hasarlandığını, bu nedenle davalının geçiş üstünlüğü kuralına uymadığını, kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, olay yerinde keşif yapılarak kaza tarihi itibariyle yol durumu, araçların geliş gidiş istikameti, trafik levhaları ve araçların hasar noktaları da dikkate alınarak kusur durumunun değerlendirilmesi için yeniden trafik kusur uzmanından rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.2.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.