Medeni Usul Hukukunda Keşif Kararı ve Keşfin Hukuki Niteliği: HMK Madde 288
Hukuk yargılamasında uyuşmazlığa konu maddi vakıaların aydınlatılmasında doğrudanlık ilkesinin en somut tezahürü keşif müessesesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. madesi, keşif kararının verilmesi ve bu delilin usul hukuku çerçevesindeki sınırlarını çizmiştir. Keşif; hakimin, uyuşmazlığın çözümü için bizzat kendi duyu organları vasıtasıyla uyuşmazlık konusu üzerinde mahkemede ya da yerinde inceleme yapmasıdır. Yasa koyucu, adaletin tecellisinde hakimin bizzat gözlem yapmasını esas almış; ancak teknik ve özel bilgi gerektiren hallerde hakimin bilirkişi yardımına başvurmasını da yasal bir imkan olarak sunmuştur. Keşif kararı, sözlü yargılama aşamasına kadar taraflardan birinin talebiyle veya mahkemece resen alınabilmektedir. Keşif kuralları; keşfin yapılması usulü (HMK m. 290), bilirkişi incelemesi (HMK m. 266), delillerin takdiri (HMK m. 198) ve delil avansı (HMK m. 324) müesseseleriyle ayrılmaz bir hukuki bütünlük oluşturmaktadır.
HMK Madde 288: Kanun Metni
Keşif kararı
MADDE 288- (1) Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla bulunduğu yerde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmak amacıyla keşif yapılmasına karar verebilir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur.
(2) Keşif kararı, mahkemece, sözlü yargılamaya kadar taraflardan birinin talebi üzerine veya resen alınır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Keşif; hâkimin uyuşmazlık konusunu oluşturan şeyi bizzat müşahede ederek bilgi sahibi olmasıdır. Takdiri delillerdendir. Taraflardan birinin talebi yahut mahkemece kendiliğinden keşif kararı verilebilecektir. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, bu nitelikleri taşıyan kişi de hazır bulundurularak keşif yapılır. Gerektiğinde keşif mahallinde tanık da dinlenir. Keşif sonucu edinilen bilgi ve kanaat dikkate alınarak karar verilecektir. Taraflar sözlü yargılama aşamasına kadar keşif talebinde bulunabilirler.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 292 nci maddesinin birinci fıkrasında, anlam karışıklığına yol açtığı, uygulamada hakim tarafından uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla yapılması gereken keşfin, kendisine gerek kalmadan bilirkişi aracılığıyla yapılmasını önlemek amacıyla, başka bir deyişle hakimin bizzat kendisinin keşif yapmasını sağlamak amacıyla değişiklik yapılmış, ayrıca keşif konusunda gerektiğinde hâkimin bilirkişi yardımına başvurmasını düzenleyen cümle fıkraya eklenmiş ve madde teselsül nedeniyle 294 üncü madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Medeni Usul Hukukunda Keşif Müessesesinin Hukuki Niteliği ve Doğrudanlık İlkesi
Medeni usul hukukunda keşif, davanın çözümü açısından hayati önem taşıyan bir ispat aracıdır. HMK m. 288 uyarınca keşif; hakimin uyuşmazlık konusu hakkında bizzat kendi duyu organları (görme, işitme, dokunma vb.) yardımıyla yerinde veya mahkemede inceleme yaparak bilgi sahibi olmasıdır. Bu yönüyle keşif, yargılamaya hakim olan doğrudanlık ilkesinin en güçlü yansımasıdır. Zira hakim, maddi vakıaları aracı bir delil olmadan (örneğin tanık veya belge olmaksızın) bizzat kendi duyularıyla idrak eder.
Keşif, kanuni sistematiğimizde bir takdiri delildir. Hakim, keşif neticesinde elde ettiği kişisel gözlemlerini ve kanaatini, HMK m. 198 çerçevesinde serbestçe takdir eder. Keşfin yapılış usulü ise HMK m. 290‘da detaylandırılmış olup; keşif mahallinde yapılan tüm işlemler, gözlemler ve tarafların beyanları mutlaka tutanağa geçirilmelidir. Keşfin doğrudan mahkeme salonunda yapılması mümkün olmakla birlikte (örneğin taşınabilir bir eşya veya belgenin duyu organlarıyla incelenmesi), sıklıkla uyuşmazlığın bulunduğu mahalde fiili inceleme şeklinde icra edilir.
Keşif Kararı Alınması Usulü: Talep Üzerine ve Resen Keşif Kararı ile Süre Sınırı
HMK m. 288’in ikinci fıkrasına göre keşif kararı, davanın taraflarından birinin açık talebi üzerine alınabileceği gibi, mahkemece resen (kendiliğinden) de alınabilir. Hukukumuzda taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda dahi, hakim maddi gerçeğe ulaşabilmek ve vicdani kanaatini oluşturabilmek amacıyla tarafların talebi olmasa bile keşif yapılmasına karar verme yetkisine sahiptir. Bu yetki, kamu düzeninin ağır bastığı veya hakimin bizzat müşahedede bulunmasının zorunlu olduğu uyuşmazlıklarda sıklıkla kullanılır.
Kanun, keşif kararının verilebileceği zaman dilimini sınırlandırmıştır. Keşif kararı en geç sözlü yargılama aşamasına kadar alınabilir. Sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra delillerin toplanması aşaması (tahkikat) fiilen sona erdiğinden, bu aşamadan sonra yeni bir keşif kararı verilmesi veya taraflarca keşif talep edilmesi usul hukuku kuralları gereği mümkün değildir. Bu nedenle, tarafların ispat hakkını kullanabilmesi adına keşif taleplerini ön inceleme aşamasında veya en geç tahkikat sürecinde mahkemeye sunmaları gerekmektedir. Ayrıca keşif kararı verildiğinde, HMK m. 324 uyarınca keşif harcı, araç gideri ve bilirkişi ücretini içeren delil avansının kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırılması zorunludur.
Keşif Kararında Bilirkişi ve Tanık Yardımına Başvurulması Zorunluluğu ve Sınırları
HMK m. 288/1’in son cümlesi, “Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurur” kuralını koymuştur. Adalet Komisyonu gerekçesinde son derece önemli bir usuli uyarı yapılmıştır: Keşif kararı, hakimin uyuşmazlık yerinde bizzat bulunmasını gerektirir. Hakim, keşif yapma görevini tamamen bilirkişilere devredip kendisi gitmemezlik edemez. Keşif, hakimin bizzat yapacağı kamusal bir işlemdir.
Ancak çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, hakimin duyu organlarıyla yaptığı gözlemleri bilimsel olarak anlamlandırması gerekir. Bu aşamada HMK m. 266 anlamında bilirkişi incelemesi ile keşif iç içe geçer. Örneğin; bir taşınmazdaki imalat hatasını veya sınır tecavüzünü hakim gözüyle görebilir (keşif), ancak bu hatanın teknik sebebini, yapım maliyetini veya tecavüzün santimetrik boyutunu sadece bir inşaat mühendisi ya da kadastro teknisyeni saptayabilir (bilirkişi). Ayrıca HMK m. 290/2 uyarınca, keşif mahallinde olayın geçmişini aydınlatabilecek tanıkların veya bilirkişilerin bizzat dinlenmesi, beyanlarının yerinde alınması da hakime gerçeğe ulaşma konusunda büyük bir kolaylık sağlar.
Avukat Görüşü: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Işığında Sebepsiz Zenginleşme ve Kalıcı Yatırımlarda Keşfin Rolü
Uygulamada, sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat davalarında mahallinde keşif yapılmasının ne derece hayati ve zorunlu bir usul işlemi olduğu, bu mevzuat sayfamızda yer alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/834 E. , 2021/1505 K. sayılı ilamı ile tarihi bir şekilde ortaya konmuştur.
Dava, akaryakıt dağıtım şirketi (davacı) ile bayi (davalılar) arasındaki bayilik ve intifa sözleşmelerinin, Rekabet Kurulu kararları uyarınca (beş yıllık sınır nedeniyle) erken geçersiz hale gelmesi üzerine açılmıştır. Davacı dağıtıcı, bayilik ilişkisinin 20 yıl süreceği inancıyla istasyona yaptığı kalıcı yatırımların (istasyon binası, zemin betonu vb.) bakiye süreye isabet eden bedelini sebepsiz zenginleşme (mülga BK m. 61) hükümleri uyarınca talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ise keşif yapmaksızın, bu masrafların ticari faaliyet için olağan masraflar olduğunu ve zemin betonunun dahi sökülüp götürülebileceğini savunarak davayı doğrudan reddetmiş; direnme kararı üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu kararında usul hukuku pratikleri açısından şu muazzam tespitler yapılmıştır:
- Keşfin Zorunluluğu: Hakimin dosya üzerinden varsayımlarla karar vermesi kabul edilemez. Mahallinde fiili bir keşif yapılarak; iddia edilen kalıcı yatırımların (bina, zemin betonu vb.) taşınmaz üzerinde fiilen mevcut olup olmadığı saptanmalıdır.
- Değer Artışının Tespiti: Sözleşmenin erken feshinden sonra davalının bu kalıcı yatırımları kullanmaya devam edip etmediği, bu yatırımların taşınmaza somut bir değer katıp katmadığı ancak yerinde yapılacak bir keşif ve bilirkişi incelemesi ile saptanabilir.
- Eksik İnceleme Bozması: Mahallinde keşif yapılmadan dosya üzerinden verilen ret kararı usul hukukundaki “eksik inceleme” yasağına aykırı olup mutlak bir bozma sebebidir. Bu karar, avukatların mülkiyet, tazminat ve sözleşme tasfiyesine ilişkin davalarda keşif deliline dayanmalarının ve mahkemeden bu delilin icrasını ısrarla talep etmelerinin ne derece kritik olduğunu gösteren en üst düzey referans niteliğindedir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/834 E. , 2021/1505 K. (Kalıcı Yatırımların Sebepsiz Zenginleşme Kapsamında İadesi Davalarında Mahallinde Keşif Yapılması Zorunluluğu)
ÖZET: Rekabet Kurulu kararları uyarınca bayilik ve intifa sözleşmelerinin erken geçersiz hale gelmesi nedeniyle, dağıtıcı tarafından istasyona yapılan kalıcı yatırım bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi talepli davalarda; iddia edilen yatırımların varlığı, akdin feshinden sonra davalı tarafça kullanılmaya devam edilip edilmediği ve taşınmaza değer katıp katmadığı hususları mahkemece mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edilmelidir. Eksik incelemeyle dosya üzerinden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kararın Esası: Davacı dağıtım şirketi, davalı bayi ile imzalanan bayilik ve intifa sözleşmesinin 20 yıl süreceği inancıyla istasyona bina ve zemin betonu gibi kalıcı yatırımlar yaptığını, sözleşmenin Rekabet Kurulu kararı uyarınca 5. yılın sonunda (erken) geçersiz hale geldiğini belirterek, kalan süreye isabet eden güncellenmiş yatırım bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, zemin betonunun sökülmesinin her zaman mümkün olduğu ve bu yatırımların mutad masraf olduğu gerekçesiyle keşif yapmadan davayı reddetmiş; Özel Daire ise keşif yapılarak yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığının tespiti gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Mahkemenin direnmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu; sözleşmenin erken feshinden sonra hukukî sebebin sonradan ortadan kalktığını (condictio ob causam finitam) ve davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde hak talep edebileceğini vurgulamıştır. Kurul, mahkemenin ihtara konu listeleri dikkate alarak mahallinde keşif yapması, kalıcı yatırımların taşınmaza değer katıp katmadığını bizzat saptaması ve sonucuna göre karar vermesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
HMK Madde 288 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Keşif nedir ve hangi amaçla yapılır?
Keşif, davanın hakiminin uyuşmazlık konusunu oluşturan maddi unsurları bizzat kendi duyu organları vasıtasıyla yerinde veya mahkemede inceleyerek doğrudan bilgi ve kanaat sahibi olması amacıyla yapılan bir usuli incelemedir.
Keşif kararı yargılamanın hangi aşamasına kadar talep edilebilir?
HMK Madde 288/2 uyarınca, keşif kararı tahkikat aşamasının sonu olan sözlü yargılama aşamasına geçilinceye kadar tarafların talebi üzerine veya mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) alınabilir.
Hâkim tek başına keşif yapabilir mi, bilirkişi bulundurulması zorunlu mudur?
Hakim keşif işlemini bizzat kendisi yürütmek zorundadır; keşif görevini tamamen bilirkişiye devredemez. Ancak uyuşmazlık teknik veya özel bir uzmanlık gerektiriyorsa, hakimin keşif sırasında bilirkişi yardımına başvurması yasal bir esastır.
Davada keşif deliline dayanılmasına rağmen keşif avansının yatırılmamasının sonucu nedir?
Mahkemece keşif kararı verildiğinde, keşif harcı, yolluk ve bilirkişi ücretlerini içeren delil avansının yatırılması için HMK m. 324 uyarınca iki haftalık kesin süre verilir. Bu süre içinde avans yatırılmazsa, ilgili taraf keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.