Bilirkişiye Karşı Tazminat ve Rücu Davalarında Görevli Mahkeme: HMK Madde 286

Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporlar nedeniyle doğan zararlardan ötürü Devlete karşı açılacak tazminat davaları ve nihayetinde Devletin bilirkişiye yönelteceği rücu davaları, usul kuru sistematiğinde genel yetki ve görev kurallarından saptırılmış özel bir yargılama alanına tabidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 286. maddesi, bu davaların açılacağı görevli ve yetkili yargı yerlerini kamu düzeni esasıyla belirlemiştir. Yasa koyucu, adaletin tecellisinde ve yargısal kararlarda birinci derecede belirleyici olan bilirkişi raporlarının denetimini, sıradan uyuşmazlıklardan ayırarak üst derece mahkemelerine emanet etmiştir. Bu doğrultuda, tazminat davalarının ilk derece mahkemesinin kararlarına dayanak teşkil etmesi durumunda Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına dayanak olması halinde ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla açılması emredilmiştir. Bu özel görev rejimi, bilirkişinin hukuki sorumluluk şartları (HMK m. 285)bilirkişinin kamu görevlisi statüsü (HMK m. 284) ve kararın ve delillerin takdiri (HMK m. 282) müesseseleri ile ayrılmaz bir bütünlük teşkil etmektedir.


HMK Madde 286: Kanun Metni

Davaların açılacağı mahkeme

MADDE 286- (1) Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davası, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.

(2) Devletin sorumlu bilirkişiye karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddeyle, Devlete karşı açılacak olan tazminat davaları ile Devletin sorumlu bilirkişiye karşı açacağı rücu davalarına bakacak olan yargı yerlerinin belirlenmesine ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, bilirkişinin gerçeğe aykırı raporunun hükme esas alınmasından kaynaklanan zararlardan dolayı, Devlete karşı açılacak olan tazminat davasında görevli ve yetkili yargı yerinin neresi olduğu hususuna açıklık getirilmiştir. Anayasanın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında ve 129 uncu maddesinin beşinci fıkrasında, hakkında düzenleme öngörülen ve bilirkişinin hukukî sorumluluğu bağlamında da, Tasarının 289 uncu maddesinde somutlaştırılmış bulunan Devletin sorumluluğu, hukukî niteliği itibarıyla bir kusur sorumluluğu yani dar anlamda haksız fiil sorumluluğu olup; haksız filler alanında da esas görevli yargı yerleri konumunda adliye mahkemeleri bulunduğuna göre, bilirkişilerin, kasten yahut ağır ihmâl suretiyle gerçeğe aykırı rapor vermiş ve bunların hükme dayanak yapılmış bulunmalarından kaynaklanan zararlardan dolayı Devlet aleyhine açılacak tazminat davalarına da, adliye mahkemelerinde bakılması daha doğru olur. Bu çerçevede, Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davasına gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun, ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hallerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığı hallerde ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde bakılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise Devletin, sorumlu bilirkişiye karşı açacağı rücu davasına, tazminat davasını karara bağlamış olan yargı yerinin bakacağı hususu açıkça hüküm altına alınmıştır. Rücu davasının varlık nedeni, açılan tazminat davası sonucunda Devletin tazminat ödemek zorunda kalmış bulunmasıdır. Rücu davası, tazminat davasından kaynaklanan, onun yansıma biçimi olarak ortaya çıkan bir dava konumundadır. Dolayısıyla, Devlete karşı açılmış olan tazminat davasını hangi yargı yeri karara bağlamışsa, açılacak olan rücu davasını da, en sağlıklı ve en doğru biçimde karara bağlayacak olan yargı yeri, o yargı yeri olacaktır.


Hukuki İncelemeler

Medeni Usul Hukukunda Özel Görev Kuralı ve Kamu Düzenine İlişkin Nitelikli Yargı Çevresi

HMK’nın 286. maddesinin birinci fıkrası, bilirkişi raporlarının gerçeğe aykırılığı nedeniyle Devlete karşı açılacak tazminat davalarında nitelikli ve özel bir görev kuralı belirlemiştir. Hukukumuzda mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir ve HMK m. 114/1-c uyarınca dava şartları arasında yer alır. Tarafların anlaşmasıyla veya zımnen görevli mahkemenin değiştirilmesi mümkün olmadığı gibi, mahkemeler görev hususunu yargılamanın her aşamasında resen gözetmekle yükümlüdür.

Yasa koyucu, bilirkişi raporlarının adalet mekanizmasındaki ağırlığını dikkate alarak, bu sorumluluk davalarını genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkisinden çıkartmıştır. Bu özel düzenleme, HMK m. 46‘da yer alan hakimlerin sorumluluğu davasının Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’da açılması kuralı ile tam bir paralellik taşır. Böylelikle, yargılama sürecinin en hassas unsurlarından biri olan bilirkişilik kurumuna yönelik açılacak davalar, ilk derece mahkemesi hakimleri üzerindeki baskıyı kaldırmak ve denetimi doğrudan üst düzey yargı merciine taşımak amacıyla üst derece adli mercilere emanet edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince Hükme Esas Alma Halinde Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla Görevi

Tazminat davasına konu olan gerçeğe aykırı rapor, uyuşmazlığı ilk aşamada çözen bir ilk derece mahkemesince (örneğin Asliye Hukuk, Aile, İş veya Tüketici Mahkemesi) nihai karara esas alınmışsa, davanın açılacağı yargı yeri Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk dairesidir. HMK m. 286/1 gereğince, yetkili BAM dairesi, raporun esas alındığı ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içinde yer aldığı yerdeki Bölge Adliye Mahkemesidir. BAM bu davada istinaf mercii olarak değil, doğrudan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapar.

Buradaki hukuki hassasiyet, “hükme esas alma” şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitidir. Bilirkişi raporu HMK m. 282 uyarınca serbestçe takdir edilen bir delil olmakla birlikte, mahkeme gerekçeli kararında uyuşmazlığın çözümünde ve hüküm fıkrasının oluşturulmasında açıkça bilirkişi mütalaasına dayanmışsa “hükme esas alma” gerçekleşmiş sayılır. Bu kapsamda BAM, hem ilk derece mahkemesinin kararında bilirkişi raporunun oynadığı rolü değerlendirecek hem de bilirkişinin HMK m. 285 anlamında kasten veya ağır ihmalle hareket edip etmediğini bizzat yargılayacaktır.

Yargıtay İçtihatları Işığında Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevsizliği ve Usuli Karar Bozma Süreci

Uygulamada, HMK m. 285 kapsamında Devlete karşı açılacak tazminat davalarının sıklıkla Asliye Hukuk Mahkemelerinde açıldığı ve bu mahkemelerin de hatayla esasa girerek karar verdiği görülmektedir. Nitekim bu mevzuat sayfamızda yer alan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2018/576 E. , 2020/1076 K. sayılı ilamı, bu usuli hatanın Yargıtay tarafından nasıl kesin bir şekilde bozulduğunu somut bir biçimde ortaya koymaktadır.

Söz konusu davada, davacı, trafik kazası soruşturmasında görevli bilirkişinin düzenlediği kusur raporu yüzünden haksız yere tutuklu kaldığını belirterek Devlete karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi esasa girerek illiyet bağı yokluğundan davayı reddetmiş, BAM ise istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ceza mahkemesinde bilirkişinin tanzim ettiği rapor esas alınarak davacı hakkında tutuklama kararı verildiği iddiasının doğrudan HMK m. 285 ve devamı maddelerine dayandığını, bu nedenle davanın çözüm yerinin ilk derece mahkemesi değil, doğrudan Bölge Adliye Mahkemesi olduğunu hükme bağlamıştır. Yargıtay, asliye hukuk mahkemesinin esasa girerek karar vermesini kanuna aykırı bulmuş ve kararı görev yönünden bozmuştur. Bu karar, HMK m. 286’daki görev kurallarının ne derece mutlak ve vazgeçilmez olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

Avukat Görüşü: Devletin Rücu Davasında Görevli Mahkeme (HMK m. 286/2) ve Karşı Oy Analizi

HMK m. 286’nın ikinci fıkrası uyarınca, Devletin tazminatı ödedikten sonra sorumlu bilirkişiye karşı açacağı rücu davası, tazminat davasını karara bağlamış olan mahkemede görülür. Kanun koyucunun buradaki tercihi usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkesi açısından büyük bir mantığa dayanır. Bilirkişinin kasıt veya ağır ihmalini inceleyen, gerçeğe aykırı rapor ile doğan zarar arasındaki illiyet bağını saptayan ve Devleti tazminat ödemeye mahkum eden mahkeme, olaya en çok hakim olan yargı yeridir. Rücu davasının da aynı mahkemede görülmesi, davanın mükerrer delil toplanmadan son derece hızlı ve doğru bir biçimde karara bağlanmasını sağlar.

Öte yandan, sayfada yer alan Yargıtay ilamındaki Karşı Oy yazısı da akademik açıdan derinlemesine incelenmelidir. Muhalif üye, dosyadaki kanıtların ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını, yerel mahkemenin esastan ret kararının yerinde olduğunu savunarak usuli görev bozmasına karşı çıkmıştır. Ancak çoğunluk görüşü, usul kurallarının esastan önce geleceği ve kamu düzenine ilişkin görev kuralının ihlal edilmesinin karar esastan ne kadar doğru olursa olsun mutlak bozma sebebi teşkil edeceği yönündedir. Bu durum, avukatların dava açarken esastan ziyade usul kurallarına, özellikle de nitelikli görev kurallarına ne denli bağlı kalmaları gerektiğini gösteren tarihi bir derstir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/576 E. , 2020/1076 K. (Bilirkişinin Hukuki Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Davalarında Görevli Mahkeme ve Karşı Oy)

ÖZET: 6100 sayılı HMK’nın 285 ve devamı maddeleri uyarınca bilirkişilerin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat davasında görevli mahkeme, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi hukuk dairesidir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, davanın genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde esasa girilerek karara bağlanması usul ve yasaya aykırıdır.

Kararın Esası: Davacı vekili, trafik kazası soruşturması kapsamında davalının hazırlamış olduğu gerçeğe aykırı bilirkişi raporuna göre müvekkilinin uzun süre tutuklu yargılandığını ve zarara uğradığını belirterek haksız fiil sorumluluğu uyarınca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi yaptığı temyiz incelemesinde; davanın HMK 285. maddesi kapsamında bilirkişilerin hukuki sorumluluğuna dayalı olduğunu, bu uyuşmazlıklarda görüm ve çözüm yerinin HMK m. 286/1 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi olduğunu vurgulamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince esasa girilip karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karşı Oy Gerekçesi: Karşı oy kullanan daire üyesi ise dosyadaki delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını, yerel mahkemenin esastan ret kararının yerinde olduğunu ve usulden bozma kararı yerine hükmün esastan onanması gerektiğini savunmuştur.


HMK Madde 286 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi raporu ilk derece mahkemesince esas alınmışsa tazminat davası nerede açılmalıdır?

Bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hallerde dava, o ilk derece mahkemesinin yargı çevresi içinde yer aldığı yerdeki Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) hukuk dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla açılmalıdır.

Bilirkişi raporu Bölge Adliye Mahkemesince esas alınmışsa dava nerede açılır?

Eğer gerçeğe aykırı bilirkişi raporu istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince karara esas alınmışsa, bu rapordan doğan zararların tazmini için açılacak dava Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla açılmalıdır.

Devletin bilirkişiye açacağı rücu davası hangi mahkemede görülür?

HMK Madde 286/2 uyarınca, Devletin kusurlu bilirkişiye yönelteceği rücu davası, Devleti tazminata mahkum eden ve tazminat davasını karara bağlamış olan Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay dairesinde görülür.

Davanın yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmasının sonucu nedir?

Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup bir dava şartıdır. Davanın yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması halinde mahkeme davayı esasa girmeden görevsizlik nedeniyle usulden reddetmek zorundadır. Asliye hukuk mahkemesi esasa girip karar verse dahi, bu karar Yargıtay tarafından görev yönünden mutlak surette bozulacaktır.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.