Bilirkişi Gider ve Ücretinin Belirlenmesi ve Usul Hukukundaki Yeri: HMK Madde 283

Hukuk yargılamasında maddi gerçeğe ulaşılmasında bilirkişi incelemesi en temel ispat vasıtalarından biridir. Ancak uzman ve nitelikli kişilerin bu kamusal görevi yerine getirmesini sağlamak ve bilirkişiliğin bir angaryaya dönüşmesini önlemek, emeğin karşılığının adil ve objektif kriterlerle ödenmesine bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesi, bilirkişinin sarf ettiği emek ve mesaiyle orantılı bir ücret almasını ve inceleme sürecinde yaptığı tüm fiili giderlerin karşılanmasını yasal bir güvenceye bağlamıştır. Bu kapsamda Adalet Bakanlığı tarafından her yıl güncellenen bilirkişilik ücret tarifesi esas alınır. Bununla birlikte, bilirkişi ücretinin belirlenmesi ve mahkeme veznesine yatırılması usulü; dava açılırken alınan gider avansı (HMK m. 120), delillerin ikamesi için öngörülen delil avansı (HMK m. 324) ve davanın nihayetinde hükmedilecek olan yargılama giderleri (HMK m. 323, 326) ile doğrudan bağlantılı, hak kaybı riski yüksek bir usul alanıdır. Ayrıca eski 1086 sayılı HUMK ile 6100 sayılı HMK arasındaki madde numarası değişiklikleri, uygulamada usul kurallarının yorumlanmasında özel bir hassasiyet gerektirmektedir.


HMK Madde 283: Kanun Metni

Bilirkişi gider ve ücreti

MADDE 283- (1) Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak ve her yıl güncellenecek olan tarife esas alınır.

Bu maddede yer alan tarife ile ilgili olarak 1/10/2016 tarihli ve 29844 sayılı Resmi Gazete’ye bakınız.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede yer alan düzenlemeyle, bilirkişinin giderlerini ve ücretini talep etme yetkisi ile bu giderler ve ücretin nasıl belirleneceği hususları, hüküm altına alınmıştır. Bilirkişilik görevinin kabulünde en önemli rol oynayan, daha nitelikli kişilerin bu alana rağbet etmesini sağlayacak ve bir anlamda, deyiş yerinde ise bilirkişiliği cazip hâle getirecek olan temel öge, bilirkişi ücretidir. O nedenle, bilirkişilik ücretinin ve masraflarının objektif ölçülere göre belirlenmesini gerçekleştirmek, bilirkişiliğin bir angaryaya dönüşmesini önlemek (Anayasanın 18 inci maddesinin birinci fıkrası), nitelikli ve konusunda gerçekten uzman ve kişilik özellikleri itibarıyla da daha uygun olan kişileri, bilirkişi olarak hizmet vermeye özendirmek amacıyla, Adalet Bakanlığınca, bilirkişi gider ve ücret tarifesinin düzenlenmesi ve tarifenin Bakanlıkça her yıl güncellenmesi esası bu maddede benimsenmiştir.


Hukuki İncelemeler

HMK Madde 283 Kapsamında Bilirkişi Ücret ve Giderlerinin Belirlenmesi Usulü

Bilirkişi gider ve ücreti, anayasal bir ilke olan angarya yasağının (Anayasa m. 18) usul hukukundaki somut görünümlerinden biridir. HMK’nın 283. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ödenmesi yasal zorunluluktur. Bu kapsamda ödenecek ücret ile bilirkişinin inceleme yapmak, keşif mahalline ulaşmak veya konaklamak amacıyla yaptığı diğer fiili masraflar karşılanır. Ücret ve giderlerin belirlenmesinde objektifliğin sağlanması ve yargılamanın hızı açısından, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve her yıl güncellenerek Resmi Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Ücret Tarifesi esas alınır. Ancak hakim, davanın niteliği, incelenen belgenin hacmi, uyuşmazlığın karmaşıklığı ve harcanan fiili mesaiyi dikkate alarak bu tarifede belirlenen asgari tutarların üzerinde bir ücrete de takdir hakkı sınırları dahilinde karar verebilir. Bilirkişinin görev alanına giren hususlar ve yetki sınırları HMK m. 278 kapsamında belirlendiğinden, bilirkişiye ödenecek ücretin takdirinde bu yetkilerin fiilen ne derece kullanıldığı ve hazırlanan raporun HMK m. 279 standartlarına uygunluğu hakim tarafından denetlenir.

Gider Avansı (HMK m. 120) ve Delil Avansı (HMK m. 324) Işığında Bilirkişi Ücretinin Yatırılması Süreci ve Hak Düşürücü Süreler

Bilirkişi incelemesine karar verildiğinde bu ücretlerin mahkeme veznesine nasıl yatırılacağı, usul hukuku pratiklerinde en kritik hak kayıplarının yaşandığı alanlardan biridir. HMK’nın sistematiğinde bilirkişi giderleri iki ayrı kategoride karşımıza çıkar:

  1. Gider Avansı (HMK m. 120): Davacı, dava açarken adli tatil dahil tebligat ve bilirkişi ücreti gibi standart giderleri karşılayacak avansı peşin yatırmak zorundadır. Bu avansın eksikliği halinde mahkeme davacıya tamamlaması için kesin süre verir; kesin sürede tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.
  2. Delil Avansı (HMK m. 324): Yargılama aşamasında taraflardan birinin dayandığı bilirkişi delilinin ikamesi amacıyla hakimce belirlenen ücrettir. HMK m. 324/2 uyarınca, hakim tarafından bilirkişi delili için belirlenen delil avansının yatırılması için tarafa iki haftalık kesin süre verilir. Bu süre içinde avans yatırılmazsa, ilgili taraf bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.

Burada HMK m. 120 ve m. 324 karşılaştırması hayati önem taşır. Eğer mahkeme, bilirkişi deliline dava dilekçesinde dayanan davacının başlangıçta yatırdığı gider avansından bu tutarı karşılayabiliyorsa doğrudan bu kaynaktan ödeme yapar. Ancak gider avansı yetersizse veya bilirkişi deliline sonradan dayanılmışsa, hakimin m. 324 uyarınca açık bir delil avansı ara kararı oluşturması ve tarafa net ihtarat yapması gerekir. Sürenin kesinliği ve sonuçları taraflar açısından ispat hakkının tamamen kaybına yol açabileceğinden, sürelerin takibi son derece titiz yapılmalıdır.

Bilirkişi Giderlerinin Yargılama Gideri (HMK m. 323) Olarak Akıbeti ve Taraflara Yükletilmesi Kuralları (HMK m. 326)

Bilirkişi ücret ve giderleri, tek başına bağımsız bir masraf olmayıp, davanın mali tasfiyesi aşamasında HMK m. 323/1-e uyarınca açıkça yargılama giderleri kapsamına dahil edilmiştir. Yargılama sırasında taraflardan biri veya her ikisi tarafından yatırılan delil avansları, nihai hüküm kurulurken mahkemece HMK m. 326 çerçevesinde tasfiye edilir. Usul hukukumuzun temel kuralı gereğince, yargılama giderleri davada haksız çıkan (kaybeden) tarafa yükletilir (HMK m. 326/1). Davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi halinde ise hakim, bilirkişi giderlerini tarafların davadaki haklılık ve kusur oranlarına göre paylaştırır (HMK m. 326/2).

Örneğin; davacının talebiyle açılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava kısmen kabul edilmişse, davacının peşin yatırdığı bilirkişi ücretinin kabul edilen orana tekabül eden kısmı davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenir; reddedilen kısma ilişkin masraf ise davacı üzerinde bırakılır. Bu noktada bilirkişi raporunun HMK m. 282 uyarınca takdiri delil niteliğinde olduğu ve hakimi bağlamadığı unutulmamalıdır. Hakim, bilirkişinin görüşünün aksine karar verse dahi, usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinin masrafları yine yargılama gideri olarak haklılık durumuna göre taraflara paylaştırılacaktır.

Avukat Görüşü: 1086 Sayılı HUMK ve 6100 Sayılı HMK Kodifikasyon Geçişinde Bilirkişi Ücreti ve Rapor Denetiminin Hukuki Analizi

Medeni usul hukukunda kanun değişiklikleri sırasında madde numaralarının değişmesi, uygulamada en çok karmaşaya yol açan konulardan biridir. Eski 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) dönemindeki Madde 283, bugünün 6100 sayılı HMK’sındaki “Bilirkişi Raporuna İtiraz” konusunu (yani mevcut HMK m. 281‘i) düzenlemekteydi. Yeni 6100 sayılı HMK’da ise 283. madde tamamen “Bilirkişi gider ve ücreti” konusuna tahsis edilmiştir.

Nitekim bu mevzuat sayfamızda yer alan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2014/5443 E. , 2015/2289 K. sayılı ilamı bu kodifikasyon geçişinin somut bir örneğidir. Kararda yer alan “Aynı Kanun’un 282. maddesinde belirtilen bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı… hükmü, HMK’nın 281. (HUMK’nın 283.) madde hükmü uyarınca…” ifadeleri, Yargıtay’ın eski HUMK m. 283 (itiraz) ile yeni HMK m. 281 (itiraz) arasındaki organik bağı kurduğunu göstermektedir.

Avukatlık pratiği açısından bu geçişin bilirkişi giderleri yönünden iki büyük yansıması vardır: İlk olarak, eski içtihatları incelerken “HUMK 283” ibaresini gördüğümüzde bunu ücret maddesi değil, itiraz maddesi olarak okumamız gerekir. İkinci olarak, HMK m. 281 kapsamında alınan ek raporlar veya yeni bilirkişi görevlendirmeleri (tekrar incelemeler) doğrudan HMK m. 283 kapsamındaki ek ücret taleplerini tetikler. Uygulamada, eğer ilk rapordaki eksiklik veya belirsizlik bilirkişinin kendi özensizliğinden veya mahkemenin açık talimatlarına uymamasından kaynaklanıyorsa, bilirkişiye ek rapor için ek ücret ödenmemelidir. Ancak tarafların yeni iddia ve savunmaları veya mahkemenin yeni soru yöneltmesi nedeniyle ek rapor alınıyorsa, bilirkişi lehine sarf ettiği emekle orantılı makul bir ek ücret takdir edilmelidir. Bu denge, hem tarafların ispat hakkını korur hem de bilirkişilik kurumunun kalitesini artırır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/5443 E. , 2015/2289 K. (HUMK ve HMK Geçişinde Bilirkişi Raporunun Denetimi ve İtirazların Karşılanması Zorunluluğu)

ÖZET: HMK m. 282 uyarınca bilirkişi raporu takdiri delil niteliğinde olup hakimi bağlamaz. Ancak hakim, tarafların rapora sunduğu teknik ve bilimsel itirazları HMK m. 281 (mülga HUMK m. 283) çerçevesinde ek rapor alarak veya gerekçelendirerek denetlemek zorundadır. İtirazlar karşılanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Kararın Esası: Davacı, taraflar arasındaki yeminli mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan hatalı işlemler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı vergi cezasının rücuen tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından davacının müterafik kusurunun (uzlaşma yollarını denemeyerek zararı artırması) bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uyan mahkeme, bilirkişiden ek rapor almış ve bilirkişinin de uygun gördüğü %50 müterafik kusur oranını benimseyerek davayı kısmen kabul etmiştir. Karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi incelemesinde; çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulmasının zorunlu olduğu, HMK m. 282 uyarınca raporun hakimi bağlamayacağı ancak hakimin raporu yeterli bulmazsa HMK m. 281 uyarınca ek rapor almak veya yeni bilirkişi atamak gibi denetim yetkilerini kullanması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda davalı tarafça bilirkişi ek raporuna uzlaşma istatistik raporlarına dayalı son derece teknik ve somut itirazlar yöneltilmiş olmasına rağmen, mahkemenin bu itirazları karşılayan ek rapor almadan karar vermesi eksik inceleme kabul edilerek karar bozulmuştur. Karar, bilirkişi raporunun ve buna dayalı ücretlendirmelerin hukuki denetime elverişli olması gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.


HMK Madde 283 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi ücreti ve giderleri neye göre belirlenir?

HMK Madde 283 uyarınca bilirkişi ücret ve giderleri, Adalet Bakanlığı tarafından her yıl düzenlenen ve güncellenerek Resmi Gazete’de yayımlanan Bilirkişilik Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir. Hakim, davanın zorluğu ve harcanan fiili mesaiye göre tarifedeki asgari tutarın üzerinde bir ücrete de hükmedebilir.

Bilirkişi ücretinin süresinde mahkeme veznesine yatırılmamasının yaptırımı nedir?

Hakim tarafından bilirkişi deliline dayanan tarafa delil avansını yatırması için HMK m. 324 uyarınca iki haftalık kesin süre verilir. Bu süre içinde ücret yatırılmazsa, ilgili taraf ispat hakkı açısından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılır.

Ek rapor istendiğinde bilirkişiye yeniden ücret ödenir mi?

Eğer ek rapor, bilirkişinin ilk rapordaki kendi kusurundan, eksikliğinden veya mahkemenin açık talimatlarına uymamasından kaynaklanıyorsa ek ücret ödenmez. Ancak ek rapor, tarafların yeni iddiaları veya hakimin yeni sorular yöneltmesi nedeniyle talep edilmişse bilirkişiye makul bir ek ücret takdir edilir.

Dava kazanıldığında bilirkişiye yatırılan ücret geri alınabilir mi?

Evet. Bilirkişi ücret ve giderleri HMK m. 323/1-e uyarınca yargılama gideridir. HMK m. 326 gereğince davanın tamamen kazanılması halinde yatırılan ücretin tamamı, kısmen kazanılması halinde ise haklılık oranına göre hesaplanan kısmı davalı taraftan tahsil edilerek davacıya iade edilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.