Bilirkişi Raporuna İtiraz, Ek Rapor ve Yeni Bilirkişi Atanması: HMK Madde 281
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesinden sonra, raporda tespit edilen eksikliklerin veya belirsizliklerin giderilmesi amacıyla taraflara itiraz hakkı tanınması, çelişmeli yargılama ilkesinin ve hukuki dinlenilme hakkının zorunlu bir gereğidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesi, bilirkişi raporuna itiraz usulünü, itiraz süresini, ek rapor alınmasını, sözlü açıklama talebini ve hakimin re’sen yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilme yetkisini düzenleyen temel hükümdür. 7251 sayılı Kanun ile eklenen cümle, itiraz için ek süre verilmesi imkânını da tanımıştır. Madde, bilirkişi raporunun takdiri delil niteliğini, hakimin raporu serbestçe değerlendirme yetkisini ve tarafların rapora süresinde itiraz etmemesinin hukuki sonuçlarını belirleyen usul hukuku altyapısını oluşturur. Yargıtay kararlarında, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin hangi koşullarda usuli kazanılmış hak doğurup doğurmayacağı meselesi de bu madde çerçevesinde ayrıntılı şekilde incelenmektedir.
HMK Madde 281: Kanun Metni
Bilirkişi raporuna itiraz
MADDE 281- (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, tarafların tatmin olmamaları hâlinde, bilirkişi raporuna itirazda bulunabilme olanaklarının varlığı güvence altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde, bilirkişi raporunda bazı hususlarda eksiklikler mevcutsa yahut raporda bazı hususlar belirsizlik arz ediyorsa, taraflar, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik arz eden hususların ise bilirkişiye açıklattırılmasını yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını temin için, raporun kendilerine tebliğinden itibaren onbeş günlük süre içinde, mahkemeye itirazda bulunabilirler. Bilirkişiye yöneltilecek olan sorular, tarafların da görüşü alınmak suretiyle somut olarak belirlenecek olursa, rapora itiraz olasılığı da önemli ölçüde azalır ve bu suretle yargılamanın uzamasının da önüne geçilmiş olur. Burada rapora itiraz için taraflara tanınmış bulunan onbeş günlük süre, kesin süredir; hak düşürücü bir nitelik taşır. Dolayısıyla, taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler. Bu durum, zaten Tasarının 100 üncü maddesinde yer alan ve kesin sürelerle ilgili genel bir düzenleme öngören kuralın birinci ve üçüncü fıkralarının işlerlik kazanmasının doğal bir sonucudur. Ancak, anılan hâl, mahkemenin, ihtiyaç duyuyorsa, bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen yetkilerini kullanmasına, yani bilirkişiden re’sen ek rapor talep etmesine veya inceleme yaptırmak üzere yeni bir bilirkişi atamasına herhangi bir engel oluşturmaz.
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme ile, somut uyuşmazlığı karara bağlayacak mahkemenin, raporda, bir takım eksiklikler veya belirsizlik arz eden noktalar mevcutsa, bunların tamamlattırılmasını yahut açıklığa kavuşturulmasını temin için, bilirkişiden yeni sorular tertip etmek suretiyle, ek rapor alabilmesine imkân sağlanmıştır. Ayrıca, hâkimin, gerekiyorsa raporu veren bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere, tayin edilecek oturumda hazır bulunmasını, ondan re’sen isteyebilme yetkisi de hüküm altına alınmıştır.
Maddenin son fıkrasında ise mahkemenin ihtiyaç duyması hâlinde, ek rapor isteme seçeneğini tercih etmeden, gerçeğin ortaya çıkarılmasını temin için, yeni görevlendireceği bir bilirkişi aracılığıyla, tekrar bir inceleme yaptırtma yetkisinin bulunduğu hususuna açıkça işaret olunmuştur.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 285 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “onbeş gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “iki hafta”, ikinci fıkrasında geçen “tertip etmek” ibaresi ise açıklık sağlanması amacıyla “düzenlenmek” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 287 nci madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi ve Kesin Süre Niteliği (HMK 281/1)
HMK 281. maddesinin birinci fıkrası, bilirkişi raporuna itiraz hakkını kesin bir süreye bağlamıştır: Taraflar, raporun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itirazlarını mahkemeye sunmak zorundadır. Bu süre içinde rapordaki eksikliklerin bilirkişiye tamamlattırılması, belirsiz hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi atanması talep edilebilir. Kanun gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere bu süre kesin nitelikte olup, hak düşürücü sonuç doğurur. Süresinde itiraz etmeyen taraf, bilirkişi raporu bakımından itiraz hakkını kaybeder. 7251 sayılı Kanun ile eklenen ek cümle ise bu katı sonucu yumuşatan önemli bir istisna getirmiştir: İtirazın hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel/teknik çalışma gerektirmesi halinde, taraf yine iki haftalık süre içinde mahkemeye başvurursa, sürenin bitiminden itibaren bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta olmak üzere ek süre verilebilir.
Mahkemenin Re’sen Ek Rapor Alma ve Yeni Bilirkişi Atama Yetkisi (HMK 281/2-3)
HMK 281. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, bilirkişi raporunun denetimi konusunda hakime geniş re’sen yetkiler tanımaktadır. Hakim, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik tespit ederse, tarafların itiraz edip etmediğinden bağımsız olarak, bilirkişiye yeni sorular düzenleyerek ek rapor alabilir veya bilirkişinin duruşmada sözlü açıklama yapmasını isteyebilir. Üçüncü fıkra ise daha ileri bir yetki tanıyarak, mahkemeye gerçeğin ortaya çıkması için tamamen yeni bir bilirkişi görevlendirip tekrar inceleme yaptırma imkânı vermektedir. Bu düzenlemeler, bilirkişi raporunun mahkemeyi bağlamadığını ve hakimin maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünün tarafların usuli tasarruflarından önce geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Avukat Görüşü: Bilirkişi Raporuna İtiraz Stratejileri ve Usuli Kazanılmış Hak Meselesi
Avukatlık pratiğinde bilirkişi raporuna itiraz süreci, davanın kaderini doğrudan etkileyen en kritik usul adımlarından biridir. İtiraz dilekçesinde, raporun somut hangi eksikliklerini veya belirsizliklerini barındırdığının teknik gerekçelerle detaylandırılması büyük önem taşır. “Rapor dosya içeriğine uymamaktadır” gibi soyut ifadeler yeterli olmayıp; hesaplama yöntemindeki hata, kullanılan verilerin yanlışlığı, incelenmesi gereken belgelerin gözden kaçırılması veya bilirkişinin yetki alanını aşarak hukuki nitelendirme yapması gibi somut itiraz nedenleri açıkça belirtilmelidir. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel içtihatlarında vurgulandığı üzere, bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi her zaman karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurmaz. Özellikle raporun hükme esas alınmaya elverişli olmaması halinde (örneğin sorulan soruyla ilgisiz bir hesaplama yapılması), tarafların itiraz etmemiş olması hakimi bu hatalı rapora göre karar vermeye zorlamaz. Hakim, HMK 281/2-3 kapsamındaki re’sen yetkisini kullanarak yeni rapor alabilir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/508 E., 2023/226 K. (Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilmemesinin Usuli Kazanılmış Hak Doğurup Doğurmayacağı)
ÖZET: HMK m. 281 uyarınca bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmemesi, raporun hükme esas alınmaya elverişli olmaması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurmaz. Hakim, hükme esas almaya uygun olmayan raporu re’sen değerlendirerek yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir.
Kararın Esası: Davacı vekili, taraflar arasında yapılan harici taşınmaz satış sözleşmesine dayanarak taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece ilk bilirkişi raporunda taşınmazın rayiç bedeli hesaplanmış ve taraflarca bu rapora itiraz edilmemiştir. Ancak mahkeme, davanın denkleştirici adalet ilkesine göre çözümlenmesi gerektiğini fark ederek re’sen ikinci bir bilirkişi incelemesi yaptırmış ve sözleşme bedelinin dava tarihindeki karşılığını hesaplayan bu rapora göre davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; ilk bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmemesi nedeniyle raporun kesinleştiğini ve davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu belirterek kararı bozmuştur. Mahkeme ise bilirkişi raporuna itiraz edilmemesinin usuli kazanılmış hak doğurmayacağını, zira raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını gerekçe göstererek direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu incelemesinde; bilirkişi raporunun takdiri delil niteliğinde olduğu, hakimin HMK m. 282 uyarınca bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin bazı hallerde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurabileceği kabul edilmekle birlikte, raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığı durumlarda bu kuralın geçerli olmadığı vurgulanmıştır. Somut olayda ilk raporda sorulan soruyla bağdaşmayan bir hesaplama yapıldığından, mahkemenin re’sen yeni bilirkişi incelemesi yaptırarak denkleştirici adalet ilkesine uygun rapor almasının doğru olduğu sonucuna varılmış ve direnme kararı onanmıştır.
HMK Madde 281 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?
HMK 281/1 uyarınca taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik veya belirsiz gördükleri hususları bildirmek üzere mahkemeye itirazda bulunabilirler. Bu süre kesin niteliktedir.
İtiraz süresinin uzatılması mümkün müdür?
Evet. 7251 sayılı Kanun ile eklenen hüküm uyarınca, bilirkişi raporuna itirazın hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel/teknik bir çalışmayı gerektirmesi halinde, taraf yine iki haftalık süre içinde mahkemeye başvurarak ek süre talep edebilir. Ek süre, bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki hafta olabilir.
Bilirkişi raporuna itiraz edilmezse rapor kesinleşir mi?
Taraflar süresinde itiraz etmezse bilirkişi raporu taraflar bakımından kesinleşir ve itiraz hakkı kaybedilir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel içtihatlarına göre, raporun hükme esas alınmaya elverişli olmaması halinde, tarafların itiraz etmemiş olması hakimi bu rapora göre karar vermeye zorlamaz.
Hakim bilirkişi raporunu beğenmezse ne yapabilir?
Hakim, tarafların itiraz edip etmediğinden bağımsız olarak HMK 281/2 uyarınca bilirkişiye yeni sorular yönelterek ek rapor alabilir, bilirkişinin duruşmada sözlü açıklama yapmasını isteyebilir veya HMK 281/3 uyarınca tamamen yeni bir bilirkişi görevlendirerek tekrar inceleme yaptırabilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.