Aleniyet İlkesi Nedir? HMK Madde 28 Kapsamında Duruşmaların Açıklığı

Bir hukuk sisteminin adil, şeffaf ve güvenilir olup olmadığını ölçmenin en basit yolu, duruşma salonlarının kapılarına bakmaktır. O kapıların vatandaşlara açık olması, yargının halk tarafından denetlendiğinin en büyük teminatıdır. HMK Madde 28’de düzenlenen Aleniyet (Açıklık) İlkesi; duruşmaların ve mahkeme tarafından verilen kararların sadece o davanın taraflarına değil, kural olarak tüm kamuoyuna açık yapılmasını emreder. Ancak bu açıklık sınırsız bir magazin hakkı değildir; genel ahlakın, kamu güvenliğinin veya yargılanan kişilerin çok üstün bir şahsi menfaatinin (örneğin ağır bir psikolojik travmanın veya aile sırlarının) zarar göreceği hallerde, ilgilinin talebi veya hâkimin re’sen alacağı bir “Gizlilik Kararı” ile salon kapıları izleyicilere kapatılabilir.


HMK Madde 28: Kanun Metni

(1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir.
(2) Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.
(3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar.
(4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.

(Not: İkinci fıkrada yer alan mevcut hüküm, 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun ile mevcut güncel hâlini almıştır.)

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede kural olarak, yargılama işleminin alenî olduğu vurgulanmaktadır. Yapılan düzenlemede Anayasanın 141 inci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesindeki unsurlar da dikkate alınmış ve “açık duruşma” ibaresi yerine, “alenî duruşma, gizli duruşma ya da gizlilik” kavramı, kurumu ifade için daha uygun görülmüştür.

Maddenin birinci fıkrası, alenîlik prensibinin kapsamını belirlemekte, bunun, kararların bildirimini de kapsadığını ifade etmektedir.

Bazı hâllerde, temel haklardan olan “yargılamanın alenî yapılması” ilkesinin Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin yukarıda açıklanan ölçüleri içinde sınırlandırılması zorunlu olmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında, bu hâller, mümkün olduğu kadar somutlaştırılmaya çalışılmıştır.

Üçüncü fıkrada, gizlilik kararının verilebilmesi için araştırmanın da gizli duruşmada yapılacağı ve gizlilik kararı gerekçesinin hemen değil de esas hakkındaki kararla birlikte açıklanması uygun bulunmuştur. Zira yargılamanın her noktasında karara ulaşmak için bir araştırma yapılması, tarafların diyeceklerinin sorulması, bu konuda delillerin toplanıp incelenmesi zorunludur. Bu zorunluluğu yerine getirirken dahi gizliliğin amacını yok edecek açıklamaların alenen yapılması uygun olmayabilir. Doğaldır ki Anayasamızın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ifade olunduğu üzere, gizlilik kararının da gerekçesi gösterilmelidir. Yine gizliliğin amacını korumak için bu gerekçenin açıklanmasının da davanın sonuna tehir edilmesi uygun bulunmuştur.

Yargılamada, mahkeme kararı ile oluşan gizliliğin korunması da gerekir. Mahkeme kağıtları üzerindeki gizli bilgilerin nasıl korunacağı bu Tasarının 162 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilmiş ise de bu maddenin dördüncü fıkrasında gizli duruşmada bulunup gizlilik kararı alınmasına yol açan sebepler ve bundan sonraki işlemler sebebiyle vâkıf olunan bilgilerin korunması da şarttır. Bu yön ceza takibatı yanında yargılama disiplininin bir parçası olarak mütalaa edilmiş ve mahkemeye bu disiplini sağlamak açısından hazır bulunanların dikkatinin çekilmesi ve bunun zapta yazılması bir görev olarak verilmiştir.

Maddenin dördüncü fıkrasında müeyyidelerin ihtarı usulü düzenlenmiştir.


Hukuki İncelemeler

Aleniyet Sadece İzleyiciler İçin mi Geçerlidir?

Toplumda “Aleniyet İlkesi” dendiğinde sadece gazetecilerin veya vatandaşların duruşmayı en arka sıradan izleme hakkı akla gelir. Oysa bu ilkenin en hayati yönü Kararların Alenen Bildirilmesi (Tefhimi) noktasıdır. Hâkim dosyanın son duruşmasında kararını verirken sadece “Davanın kabulüne karar verilmiştir” diyerek mırıldanıp kalkamaz. O kararın içeriğini, kime ne kadar borç veya hak yüklendiğini mahkeme salonunda uluorta, açık, net ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde (Hükmün Tefhimi kurallarına uygun olarak) okumak zorundadır. Kararların gizli fısıltılarla veya belirsiz ifadelerle (“bilirkişi raporundaki gibi karar verilmiştir” tarzında okunmadan) sonlandırılması, bizzat “Aleniyet (Açıklık)” ilkesinin ihlali sayılarak Yargıtay’dan bozma sebebi olarak dönmektedir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararı Özeti

(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihadı, aleniyet ilkesinin “kararların bildirimi” konusundaki usuli zorunluluğuna ışık tutmaktadır.)

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/2960 E. , 2016/5938 K.

ÖZET (Kısa Kararın Aleniyet ve Açıklık Kuralına Uygun Olarak Okunması Zorunluluğu): Görülen bir hizmet tespiti davasının son celsesinde mahkeme hakimi tutanağa; “Davanın kabulüne… Bilirkişi raporuna ekli hesaplama tablosunda belirtildiği şekilde tespit edilen 2359 günün sürelere eklenmesine” şeklinde yuvarlak ve atıf yapan bir cümle yazdırarak yargılamayı sonlandırmıştır. Yargıtay, Anayasa 141 ve HMK 28 (Aleniyet İlkesi) üzerinden kararı şiddetle bozmuştur: “Anayasamızın 141. maddesi ve HMK 28 uyarınca yargılama açık olarak yapılacak ve karar da açıkça (alenen) tefhim edilecektir. Tarafların hak ve borçlarının, çalışılan süre ve işverenlerin net olarak yazılmadığı, sadece bilirkişi raporuna atıf yapılan böyle bir tefhim, hukuki varlık kazanmamıştır. Karar, tereddüt uyandırmayacak şekilde alenen açıklanmak zorundadır.”


HMK Madde 28 Sıkça Sorulan Sorular

Davamın (örneğin Boşanma) özel hayatımla ilgili olduğunu düşünerek kapalı yapılmasını isteyebilir miyim?

Evet. Taraflardan biri, “korunmaya değer üstün bir menfaati” (örneğin; çocukların psikolojisinin bozulması riski, ağır cinsel haysiyet ihlallerinin konuşulacak olması, ticari sırların veya aile içi ağır sırların ifşası tehlikesi) nedeniyle mahkemeden gizlilik kararı verilmesini talep edebilir. Hâkim bu durumu duruşmada kapalı bir celsede dinler, eğer talebi haklı bulursa “Duruşmaların gizli yapılmasına” karar verir.

Hâkim duruşmayı gizli yapmaya karar verdi. Benim orada bulunan tanığım daha sonra dışarıda bu mahkemeyi gazetecilere anlatabilir mi?

Kesinlikle anlatamaz. HMK 28/4 son derece nettir: Hâkim, gizli kararını okuduktan sonra o salonda bulunan herkese (avukatlara, taraflara, tanıklara, mübaşire) içeride konuşulanları dışarıda açıklamamaları konusunda ihtar (uyarı) yapar ve bunu tutanağa yazar. Eğer tanığınız çıkıp içerideki gizli celseyi birine veya gazetecilere anlatırsa, Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 285 vd. kapsamındaki “Gizliliğin İhlali” suçundan dolayı doğrudan yargılanır ve ceza alır.

Duruşma salonuna sırf merakından izleyici olarak giren seyircilerin fotoğraf veya ses kaydı alma hakkı var mıdır?

Hayır. Aleniyet (açıklık) ilkesi sadece “izleme ve izlenilebilme” hakkı verir. HMK m. 153 uyarınca, mahkeme salonunda her türlü ses ve görüntü kayıt cihazının kullanımı kesinlikle yasaktır ve suçtur. Açıklık ilkesi, mahkemeyi tiyatro veya film sahnesine çevirme özgürlüğü barındırmaz.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.