Bilirkişi Açıklamalarının Tespiti ve Raporun Şekli: HMK Madde 279

Bilirkişi incelemesi, uyuşmazlığın teknik boyutunun aydınlatılmasını sağlayarak hakimin karar vermesini kolaylaştıran en önemli delil araçlarından biridir. Ancak bilirkişinin ulaştığı kanaatin yargılamaya esas teşkil edebilmesi, bu kanaatin usulüne uygun şekilde tespit edilmesine ve rapora yansıtılmasına bağlıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 279. maddesi, bilirkişi raporunun asgari ve zorunlu içeriğini, kurul uyuşmazlıklarındaki usulü ve raporun denetlenebilir olma kriterlerini düzenler. Aynı zamanda madde, bilirkişilik kurumunun en kritik sınırı olan “hukuki nitelendirme ve değerlendirme yasağı”na da yer vererek, yargı yetkisinin münhasıran hakime ait olduğunu teyit eder. Gerekçesiz, bilimsel temelden uzak veya yetkisini aşarak hukuki analizlere girişen bilirkişi raporları, HMK m. 279’un açık ihlali niteliğinde olup, Yargıtay denetiminde bozma sebebi teşkil eder.


HMK Madde 279: Kanun Metni

Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor

MADDE 279- (1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir.

(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir.

(3) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verirse, bilirkişinin açıklamaları tutanağa geçirilir ve tutanağın altına bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanakla tespit edilip; tutanağın altı, bilirkişilere imza ettirilir.

(4) (Değişik: 3/11/2016-6754/54 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında, bilirkişinin bilgisine başvurulan husus hakkındaki oy ve görüşünü nasıl açıklayacağı ile buna kimin karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Bilirkişi, oy ve görüşünü, mahkemenin seçimine göre, yazılı yahut sözlü olarak bildirecektir. Bilirkişinin en temel yükümlülüğünü, bilgisine başvurulan konuda, süresi içinde oy ve görüşünü bildirme yükümlülüğü oluşturur. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevini kabul ve davete icabet yükümlülüğünün doğal bir uzantısı konumundadır.

Maddenin ikinci fıkrasında ise bilirkişi raporunun içeriğinde yer alması gereken hususların neler olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Mahkeme, bilirkişiden oy ve görüşünü yazılı olarak bildirmesini talep etmişse, bilirkişi, düzenleyeceği raporu, bu maddede öngörülen tüm hususları kapsar şekilde kaleme almak zorundadır. Bilirkişilerin kurul hâlinde görevlendirilmesi durumunda, bir araya gelerek toplantılar yapmak suretiyle işi müzakere etmeleri ve birlikte rapor hazırlamaları kurul halinde görevlendirmenin doğası gereğidir. Bilirkişi raporunda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddî vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlar ile kurul hâlinde görevlendirilme yapılmış ve bilirkişiler arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmışsa, bunun sebebi; raporun düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması şarttır. Bilirkişi, raporunu, özellikle mahkemece belirlenen sınırlar dahilinde, tümüyle maddî vakıalara hasretmeli; kendisine yöneltilen somut soruları tek tek yöneltiliş sırasına göre, bilimsel dayanaklarını da açık ve anlaşılır biçimde göstermek ve eksiksiz olarak cevaplandırmak suretiyle hazırlamalıdır. Ayrıca, bilirkişi raporunu kaleme alırken, özel ve teknik bilgi bağlamında uzman kimliği bulunmayan hâkimin ve tarafların anlayabileceği kavramları ve terimleri kullanmaya da özen göstermelidir. Aksi takdirde, özellikle hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü serbestçe takdir etmesi önemli ölçüde güçleşebilir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklama seçeneğinin mahkemece tercih edilmesi hâlinde, oy ve görüşü belirten açıklamaların, mahkemece tutanakla hemen tespit edilmesi hususu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca bu düzenlemede, sözlü açıklama seçeneğinin tercihi hâlinde, kurul hâlinde bilirkişi görevlendirilmesi yoluna gidilmişse, mahkemeye, bilirkişi kurulunun oy ve görüşünü belirten sözlü açıklamalarını tespitten önce, kurulda yer alanların konuyu kendi aralarında müzakere edebilmelerine olanak veren bir ortamı yaratma zorunluluğu yüklenmiştir. Maddenin son fıkrasında ise bilirkişinin, raporunu kaleme alması yahut mahkemede sözlü olarak oy ve görüşünü açıklaması sırasında, hukukî değerlendirmelerde bulunamayacağı hususu, açık ve kesin bir dille hüküm altına alınmıştır. Çünkü, maddî vakıaların hukukî niteliğini tayin, yani hukuku uygulamak, bilirkişinin değil; hâkimin aslî işidir. Bilirkişinin işlevi, hukukî değerlendirmelere girişmeden, tecrübe kurallarını, yani sahip olduğu özel ve teknik bilgiyi mahkemeye iletmek veya bu bilgiyi vakıalara uygulamak suretiyle varmış olduğu sonuçlara işaret etmek yahut özel ve teknik bilginin yardımı ile maddî vakıaları tespit etmekten ibarettir. Bu düzenleme, hâkimin hukukî sorunlarda bilirkişiye başvuramayacağı kuralı ile büyük ölçüde paralellik arz etmekte; onunla bir bütünlük oluşturmaktadır.


Hukuki İncelemeler

Bilirkişi Raporunun Şekli ve Zorunlu İçeriği (HMK 279/2)

Bilirkişinin mahkemeye sunacağı yazılı raporun geçerliliği, HMK 279. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan şekil şartlarına bağlıdır. Kanun uyarınca raporda; tarafların kimlik bilgileri, bilirkişiye tevdi edilen uyuşmazlık konuları, gözlem ve inceleme yapılan maddi vakıalar, varılan teknik sonuçlar ve en önemlisi bu sonuçların dayanağını oluşturan bilimsel “gerekçe” bulunmak zorundadır. Raporun hazırlanma tarihi belirtilmeli ve bilirkişi tarafından imzalanmalıdır. Kurul halinde görevlendirmelerde, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı (muhalefet) varsa, bunun sebepleri de raporda gösterilmelidir. Bu şekil şartlarından herhangi birinin eksikliği, raporun sıhhatini ve delil değerini doğrudan zedeleyecektir.

Hukuki Nitelendirme ve Değerlendirme Yasağı (HMK 279/4)

HMK 279. maddesinin dördüncü fıkrası (ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 3/2), bilirkişilerin görev sınırlarını çizen en hayati emredici hükümdür. Bilirkişi, yalnızca çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgiyi gerektiren maddi vakıalar hakkında oy ve görüş bildirebilir. Hakim tarafından yapılması gereken “hukuki nitelendirme ve değerlendirmeler” bilirkişi tarafından yapılamaz. Örneğin; bilirkişinin raporda “davalı kusurludur”, “sözleşme haksız feshedilmiştir”, “dava kabul edilmelidir” veya “alacak zamanaşımına uğramıştır” gibi doğrudan hukuka ve karara yönelik ifadeler kullanması kesinlikle yasaktır. Hukuku uygulamak ve uyuşmazlığı nihayete erdirmek münhasıran hakimin tekelindedir.

Sözlü Açıklamalar ve Tutanakla Tespit Usulü (HMK 279/1, 3)

Uygulamada bilirkişilik görevi ezici çoğunlukla yazılı rapor şeklinde yürütülse de, kanun koyucu mahkemeye bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak bildirmesine karar verme yetkisi de tanımıştır (HMK m. 279/1). Bu usul tercih edilirse, bilirkişi duruşmada hazır bulunarak teknik görüşünü sözlü açıklar ve bu açıklamalar mahkeme katibi tarafından duruşma zaptına geçirilerek altı bilirkişiye imza ettirilir. Kurul halinde görevlendirme varsa, bilirkişilerin sözlü açıklamadan önce kendi aralarında hemen uyuşmazlık konusunu müzakere etmelerine imkan tanınmalı ve müzakere neticesindeki ortak veya ayrışan görüşler tutanağa bağlanmalıdır.

Avukat Görüşü: Bilirkişi Raporunun Denetlenebilirliği ve İtiraz Stratejileri

Avukatlık pratiğinde, sunulan bilirkişi raporlarının teknik denetime elverişli olup olmadığını analiz etmek davanın kaderini belirler. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, bir bilirkişi raporunun sadece “sonuç” kısmına bakılarak hüküm kurulamaz. Raporun denetlenebilir olması; hesaplama kriterlerinin, kullanılan formüllerin, harita koordinatlarının, teknik veri ve belgelerin rapora açıkça eklenmesini gerektirir. Eğer bir fen bilirkişi raporunda koordinatsız krokiler varsa, ya da bir hesap raporunda alacağın hangi faiz oranına göre hesaplandığı gösterilmemişse, derhal HMK m. 279 ihlali gerekçesiyle rapora itiraz edilmelidir. Raporun gerekçesiz olması ve tarafların iddialarını teknik olarak karşılamaması durumunda, HMK m. 281 kapsamında ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti atanması talep edilmelidir.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3635 E., 2022/5987 K. (Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporunun Denetime Elverişsiz Olması)

ÖZET: HMK m. 279 uyarınca bilirkişi raporunda gerekçe, dayanak belgeler ve krokilerin denetime elverişli şekilde yer alması zorunludur. Koordinatsız, ölçeksiz ve iddiaları karşılamayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez.

Kararın Esası: Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmaza komşu parselin imar işlemi sırasında tecavüz edildiğini ve hatalı koordinatlar nedeniyle metrekare kaybı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmiştir. Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası alınan fen bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ise raporun denetime elverişli olmadığını, koordinat ve dayanak belgelerin gösterilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay incelemesinde; fen bilirkişi kurulunca sunulan raporda 32 parselin sayısallaştırma yapılırken hatalı koordinatlandırıldığı belirtilmesine rağmen, olması gereken ve fiilen esas alınan koordinat/ölçek bilgilerinin açıklanmadığı, dayanak krokilerin rapora bağlanmadığı saptanmıştır. HMK 279. maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Yargıtay, davacının iddialarını tam ve net bir kanaat uyandıracak şekilde karşılamayan rapora dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı bularak yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/152 E., 2019/356 K. (Bilirkişi Kurulu Raporunun Denetlenebilirliği ve İtirazların Karşılanması Zorunluluğu)

ÖZET: HMK m. 279 ve 281 hükümleri uyarınca bilirkişi raporlarının, tarafların itirazlarını gerekçeli ve bilimsel olarak tartışıp karşılaması, denetime elverişli teknik veriler içermesi şarttır. Çelişkili ve itirazları karşılamayan raporlara dayanılarak hakimin kendi kişisel gözlemiyle karar vermesi usule aykırıdır.

Kararın Esası: Davacı şirket, davalı adına tescilli çikolata ambalaj tasarımının müvekkiline ait tanınmış “Bounty + Şekil” markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, yenilik ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığını ileri sürerek endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü davası açmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda heyetteki iki üye ambalajın benzer olmadığını savunurken, bir üye benzer olduğunu belirtmiştir. Davacı vekilinin rapora itirazı üzerine mahkeme heyetin tamamından değil, sadece çoğunluk görüşündeki bilirkişilerden ek rapor almış ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın bozulması üzerine mahkeme, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirme yetkisinin bulunduğunu ve kendi gözlemiyle de benzerlik olmadığı kanaatine vardığını belirterek direnmüştür. Temyiz incelemesinde Hukuk Genel Kurulu; bilirkişi incelemesinin hukuki değil özel ve teknik konularda yapıldığını, HMK m. 279 gereğince raporun tarafların iddia ve itirazlarını detaylı, bilimsel ve teknik olarak tartışmak zorunda olduğunu belirtmiştir. Davacının renk ve şekil yerleşimine ilişkin somut itirazlarının ek raporda heyetçe tam olarak karşılanmadığını, çelişkili çoğunluk görüşünün denetime elverişsiz olduğunu belirterek, mahkemenin yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alması gerekirken eksik incelemeyle karar vermesini usulsüz bulmuş ve direnme kararını bozmuştur.


HMK Madde 279 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi raporunda bulunması zorunlu olan unsurlar nelerdir?

HMK 279/2 uyarınca raporda; tarafların ad/soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği uyuşmazlık konuları, yapılan maddi gözlem ve incelemeler, kararın gerekçesi, varılan sonuçlar, düzenlenme tarihi ve bilirkişilerin ıslak veya elektronik imzalarının bulunması zorunludur.

Bilirkişi raporda hukuki nitelendirme veya yorum yapabilir mi?

Hayır. HMK 279/4 uyarınca bilirkişi, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz. Hukuki nitelendirme yapmak ve yasayı uygulamak münhasıran davanın hakimine aittir.

Kurul halindeki bilirkişiler arasında görüş ayrılığı çıkarsa ne yapılır?

Bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebepleri raporda açıkça gösterilmelidir. HMK 279/2 maddesi uyarınca azınlıkta (muhalif) kalan bilirkişi, kendi oy ve görüşünü ayrı bir muhalefet raporu halinde mahkemeye sunma yetkisine sahiptir.

Bir bilirkişi raporunun denetlenebilir olması ne anlama gelir?

Raporun denetlenebilir olması; bilirkişinin ulaştığı sonucun hangi bilimsel verilere, harita ölçümlerine, hesaplama formüllerine veya belgelere dayandığını açıkça göstermesidir. Soyut ve dayanağı belirsiz sonuçlar içeren raporlar denetime elverişli sayılmaz ve bozma sebebidir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. This paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.