Bilirkişinin Görevini Bizzat Yerine Getirme Yükümlülüğü: HMK Madde 276

Bilirkişilik müessesesi, uyuşmazlıkların çözümünde özel ve teknik bilginin yargıya taşınmasını sağlayan, güven esasına dayalı bir kamu görevidir. Mahkeme bir bilirkişiyi görevlendirirken, o kişinin eğitimine, uzmanlığına, tecrübesine ve tarafsızlığına itimat eder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 276. maddesi, tam da bu güven ilişkisini korumak amacıyla “görevin bizzat yerine getirilmesi” ilkesini kanunlaştırmıştır. Bir bilirkişi, aldığı dosyayı alt çalışanlarına, stajyerlerine veya başka bir uzmana devredemez. Zira bilirkişilik şahsa bağlı bir görevdir ve bir başkasına kısmen dahi olsa ihale edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu kural, bilirkişinin sekreterya işleri veya ölçüm gibi sadece teknik/fiziki işlemlerde “yardımcı şahıs” kullanamayacağı anlamına gelmez; önemli olan değerlendirme ve kanaat oluşturma sürecinin bizzat bilirkişi tarafından yapılmasıdır.


HMK Madde 276: Kanun Metni

Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

MADDE 276- (1) Bilirkişi, mahkemece kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye bırakamaz.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede, bilirkişinin, görevini bizzat (şahsen) yerine getirmesi yükümlülüğü düzenlenmiştir. Maddenin ilk cümlesinde, bilirkişinin, görevini bizzat yerine getirmekle yükümlü olduğu; görevinin icrasını kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakamayacağı hususu hüküm altına alınmıştır. Zira, her şeyden önce, bilirkişi, yargılama süreci içinde, bir kamu görevi yapmaktadır. Dolayısıyla, bu görevin yerine getirilmesi de, diğer kamu görevlerinin yerine getirilmesinde olduğu gibi, kamu hukuku ilke ve kurallarına tâbidir. Kamu hukuku alanında bu konuda işlerlik kazanmış olan temel ilke ise bir kamu görevinin ilgilisi tarafından bizzat yerine getirilmesidir. Bu ilke, doğal olarak, bir kamu görevi olan bilirkişilik görevinin yerine getirilmesinde de geçerlik taşıyacağından, bu görevin ifasının da kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakılması mümkün olamayacak; yani, bilirkişi, görevi üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacaktır. Öte yandan, mahkemece, somut bir sorun için bir kimse bilirkişi olarak görevlendirilmişse, aslolan, o kimsenin, hem uzmanlığı hem de kişisel nitelikleri itibarıyla, o sorunla ilgili özel ve teknik bilgiye dayalı aydınlatma ve bilgilendirme işini, bilirkişi sıfatıyla yapma yeterliliğine sahip en uygun kimse olduğu fiksiyonudur; bilirkişinin seçiminde tek yetkili konumunda bulunan mahkemenin bu konudaki takdirine müdahale edilemez. Yine, bilirkişilik görevi, meslekî ve bireysel niteliklerin de ön plâna çıktığı bir görev olduğu için, doğası gereği, icrası kısmen ya da tamamen başka kimselere bırakılacak olan görevler arasında yer almaz.

Aynı maddenin ikinci cümlesinde ise bilirkişilik görevinin yürütülmesi bakımından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması hâlinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret etmesi gereği öngörülmüştür. Ancak, bilirkişinin yardımcı şahıs kullanması, hiçbir zaman, bilirkişilik görevinin, kısmen bir başka kimseye bırakılması biçiminde gerçekleşemez. Bilirkişi, görevinin icrası bağlamında, inceleme konusu objenin gerekli kıldığı ölçüde, salt maddî yardımla sınırlı olmak kaydıyla, yardımcı şahıslara müracaat edebilir. Örneğin, bilirkişi olarak atanan bir kimse, inceleme sırasında, bir aletin kullanılması için, zorunlu olması sebebiyle asistanlarının yardımını alabilir. Bu durum, hiçbir zaman, asistanların inceleme faaliyetine katıldıkları anlamına asla gelmez; incelemeyi yapan yine tek başına bilirkişidir. Çünkü, yardımcının faaliyetini sevk ve idare eden, ondan sadece kullanacağı done bağlamında yararlanan, bu doneyi değerlendirip bir kanaate ulaşacak olan bilirkişinin kendisinden başka bir kimse değildir.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 280 inci maddesinde, bilirkişilik görevinin yürütülmesi açısından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması halinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret eden son cümle hükmü, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sorunların önüne geçilmesi amacıyla madde metninden çıkarılmış ve madde teselsül nedeniyle 282 nci madde olarak kabul edilmiştir.


Hukuki İncelemeler

Şahsa Sıkı Sıkıya Bağlı Bir Kamu Görevi Olarak Bilirkişilik

Bilirkişilik yalnızca teknik bir bilgi sunumu değil, adaletin tecellisine doğrudan etki eden bir “kamu görevi”dir. Bir uyuşmazlıkta kimin bilirkişi olacağına karar verme yetkisi yalnızca mahkemeye aittir (HMK m. 266). Mahkeme, bir kişiyi yetkinliğine, siciline ve güvenilirliğine bakarak seçer. Bu nedenle bilirkişi, “Ben çok yoğunum, bu dosyayı ofisimdeki diğer mühendise / muhasebeciye devredeyim” diyemez. Kanun, bu görevin devredilmesini veya ihale edilmesini kesin bir dille yasaklamıştır. Görevin başkasına devredilmesi halinde tanzim edilecek rapor hukuken sakat (geçersiz) olur ve bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.

Alt Çalışan ve Asistan (Yardımcı Şahıs) Kullanımının Sınırları

Görevi bizzat yerine getirme zorunluluğu, bilirkişinin her işlemi tek başına fiziken yapması gerektiği şeklinde dar yorumlanmamalıdır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere bilirkişi; ölçüm yapılması, verilerin bilgisayara girilmesi, cihazların taşınması veya laboratuvar analizlerinin teknik işlemleri için asistanlarından veya yardımcı personellerden destek alabilir. Ancak burada kırmızı çizgi şudur: Yardımcı şahıslar sadece “maddi/mekanik işlemler” yapabilir. Verilerin hukuki ve teknik analizi, dosyadaki delillerin değerlendirilmesi ve nihai kanaatin oluşturulması eylemi münhasıran mahkemece atanan bilirkişiye ait olmalıdır.

Bilgi Eksikliğini Başkalarına Sorarak Giderme Yasağı

Bilirkişi atanan kişi, o konunun uzmanı kabul edilir. Uygulamada bazen bilirkişilerin, kendilerinin bilmesi gereken bir teknik detayı dışarıdaki “başka firmalara veya kişilere” sorarak aldıkları cevapları rapora yansıttıkları görülmektedir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bilirkişinin dışarıdan “mütalaa” veya “görüş” alarak rapor hazırlaması, HMK m. 276’da yer alan “bizzat yerine getirme” yükümlülüğünün açık ihlalidir. Eğer bilirkişi konuya tam hakim değilse HMK m. 275 uyarınca görevi başından iade etmelidir; eksikliğini başkalarına danışarak gidermeye çalışması raporun iptal sebebidir.

Avukat Görüşü: Bilirkişi Raporlarında Şekil ve Yetki İtirazları

Avukatlık pratiğinde, özellikle büyük ölçekli kurumsal bilirkişilik hizmeti veren (örneğin üniversiteler veya döner sermaye işletmeleri üzerinden atanan) heyetlerde, asıl incelemeyi kurumdaki araştırma görevlilerinin yapıp, sadece imzanın görevli Profesör/Doçent tarafından atıldığı durumlarla karşılaşabilmekteyiz. Eğer bir raporun dilinden, teknik analiz sürecinden veya keşif zaptındaki beyanlardan, incelemenin atanan bilirkişi tarafından bizzat yapılmadığı (başka birine devredildiği) anlaşılıyorsa, esasa girmeden önce derhal HMK m. 276 ihlali sebebiyle rapora itiraz edilmelidir. Zira “yetkisiz kişi” tarafından hazırlanan rapor, davada delil olarak kullanılamaz.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/2340 E., 2012/6565 K. (Teknik Bilginin Başkalarından Sorularak Öğrenilemeyeceği)

ÖZET: Bilirkişi, mahkemenin kendisinden beklediği özel ve teknik bilgiyi dışarıdaki şahıs veya şirketlere sorarak rapor düzenleyemez. Bu durum, görevin bizzat yerine getirilmesi ilkesine aykırıdır.

Kararın Esası: Temizlik hizmeti bedelinin tahsiline ilişkin bir davada, mahkemece atanan bilirkişi, temizlik bedelinin nasıl hesaplanacağı hususunu internet üzerinden tespit ettiği başka temizlik şirketlerine sorarak onların verdiği cevaplara göre ek rapor hazırlamıştır. Yargıtay, bilirkişinin zaten özel ve teknik bilgisi nedeniyle atandığını, bu bilgiyi başkalarından temin ederek rapor düzenlemesinin HMK 276. maddesindeki “görevi bizzat yerine getirme” zorunluluğuna aykırı olduğunu belirtmiş ve bu şekilde hazırlanan rapora itibar edilerek hüküm kurulamayacağına, yeni bir uzmandan rapor alınması gerektiğine karar vererek mahalli mahkeme hükmünü bozmuştur.


HMK Madde 276 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi kendisine verilen dosyayı başka bir meslektaşına devredebilir mi?

Hayır, kesinlikle devredemez. HMK 276. madde uyarınca bilirkişi, görevini kısmen veya tamamen bir başkasına bırakamaz ve görevi şahsen ifa etmek zorundadır.

Bilirkişi ofisinde çalışan asistanlarından veya stajyerlerinden yardım alabilir mi?

Evet, alabilir. Ancak bu yardım, dosyanın taşınması, evrakların düzenlenmesi, ölçüm cihazlarının kullanılması gibi yalnızca “maddi ve teknik” yardımlarla sınırlı kalmalıdır. Dosyadaki uyuşmazlığın çözümlenmesi ve kanaat oluşturulması işlemi mutlaka bilirkişinin kendisi tarafından yapılmalıdır.

Bilirkişinin teknik bilgiyi internetten araştırarak bulması geçerli midir?

Bilirkişi kendi tecrübesine dayalı olarak araştırma yapabilir; ancak Yargıtay kararlarına göre, bizzat bilmesi gereken teknik bir hesabı dışarıdaki üçüncü kişilere veya şirketlere danışarak raporuna yansıtması, HMK 276’nın ihlali anlamına gelir.

Görevin bizzat yapılmadığı tespit edilirse rapora itiraz edilebilir mi?

Evet. Eğer raporun bizzat atanmış olan bilirkişi tarafından hazırlanmadığı (örneğin başkasına devredildiği) anlaşılırsa, bu durum esasa girilmeden dahi başlı başına bir usul bozması nedenidir. Taraflar mahkemeden yeni bir bilirkişi atanmasını talep edebilir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.