Yargıtay İçtihatları, Avukat Murat ÖCAL, Bodrum Avukat, Datça Avukat, Marmaris Avukat, Fethiye Avukat, Çeşme Avukat, Aydın Avukat, Kuşadası Avukat, Alanya Avukat, Antalya Avukat, Adana Avukat, Mersin Avukat, Çeşme Avukat, Balıkesir Avukat, Çanakkale Avukat, Ankara Avukat, İstanbul Avukat, Yozgat Avukat, Sivas Avukat

Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

HMK Madde 276

(1) Bilirkişi, mahkemece kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye bırakamaz.

6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede, bilirkişinin, görevini bizzat (şahsen) yerine getirmesi yükümlülüğü düzenlenmiştir. Maddenin ilk cümlesinde, bilirkişinin, görevini bizzat yerine getirmekle yükümlü olduğu; görevinin icrasını kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakamayacağı hususu hüküm altına alınmıştır. Zira, her şeyden önce, bilirkişi, yargılama süreci içinde, bir kamu görevi yapmaktadır. Dolayısıyla, bu görevin yerine getirilmesi de, diğer kamu görevlerinin yerine getirilmesinde olduğu gibi, kamu hukuku ilke ve kurallarına tâbidir. Kamu hukuku alanında bu konuda işlerlik kazanmış olan temel ilke ise bir kamu görevinin ilgilisi tarafından bizzat yerine getirilmesidir. Bu ilke, doğal olarak, bir kamu görevi olan bilirkişilik görevinin yerine getirilmesinde de geçerlik taşıyacağından, bu görevin ifasının da kısmen ya da tamamen bir başka kimseye bırakılması mümkün olamayacak; yani, bilirkişi, görevi üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacaktır. Öte yandan, mahkemece, somut bir sorun için bir kimse bilirkişi olarak görevlendirilmişse, aslolan, o kimsenin, hem uzmanlığı hem de kişisel nitelikleri itibarıyla, o sorunla ilgili özel ve teknik bilgiye dayalı aydınlatma ve bilgilendirme işini, bilirkişi sıfatıyla yapma yeterliliğine sahip en uygun kimse olduğu fiksiyonudur; bilirkişinin seçiminde tek yetkili konumunda bulunan mahkemenin bu konudaki takdirine müdahale edilemez. Yine, bilirkişilik görevi, meslekî ve bireysel niteliklerin de ön plâna çıktığı bir görev olduğu için, doğası gereği, icrası kısmen ya da tamamen başka kimselere bırakılacak olan görevler arasında yer almaz.

Aynı maddenin ikinci cümlesinde ise bilirkişilik görevinin yürütülmesi bakımından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması hâlinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret etmesi gereği öngörülmüştür. Ancak, bilirkişinin yardımcı şahıs kullanması, hiçbir zaman, bilirkişilik görevinin, kısmen bir başka kimseye bırakılması biçiminde gerçekleşemez. Bilirkişi, görevinin icrası bağlamında, inceleme konusu objenin gerekli kıldığı ölçüde, salt maddî yardımla sınırlı olmak kaydıyla, yardımcı şahıslara müracaat edebilir. Örneğin, bilirkişi olarak atanan bir kimse, inceleme sırasında, bir aletin kullanılması için, zorunlu olması sebebiyle asistanlarının yardımını alabilir. Bu durum, hiçbir zaman, asistanların inceleme faaliyetine katıldıkları anlamına asla gelmez; incelemeyi yapan yine tek başına bilirkişidir. Çünkü, yardımcının faaliyetini sevk ve idare eden, ondan sadece kullanacağı done bağlamında yararlanan, bu doneyi değerlendirip bir kanaate ulaşacak olan bilirkişinin kendisinden başka bir kimse değildir.

Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi

Tasarının 280 inci maddesinde, bilirkişilik görevinin yürütülmesi açısından bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyulması halinde, bilirkişinin bu görevlendirmeyi yapabileceği, ancak raporunda bu kişi ile yaptığı işlerin neler olduğu hususuna açıkça işaret eden son cümle hükmü, uygulamada ortaya çıkması muhtemel sorunların önüne geçilmesi amacıyla madde metninden çıkarılmış ve madde teselsül nedeniyle 282 nci madde olarak kabul edilmiştir.

HMK Madde 276 Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

Yargıtay İçtihatları

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/2340E. , 2012/6565K.

  • HMK Madde 276
  • Bilirkişinin görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, temizlik hizmeti bedelinin tahsili amacı ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili, davacı tarafından temizliği yapılan inşaatı bitmiş iki okula ait metrajları yüksek hesapladığını, sözleşmenin 6. Maddesine göre yapılan temizliğin metrajı, kalitesi ve süresi konusunda müvekkilinden onay alındıktan sonra fatura tanzim edilmesi gerekirken, sözleşmenin bu hükmüne aykırı davranıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, inşaat alanının tamamı üzerinden yapılan hesaplama yönteminin hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı tarafından temizlenen pencere, kapı, ayna, lavabo gibi yerlerin ayrı ayrı m2’sinin hesaplanmasının ve faturaya dahil edilmesinin sözleşmeye uygun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Somut olayda uyuşmazlık, sözleşmede belirtilen temizlik bedelinin hesaplanmasında hangi yüzeyin veya yüzeylerin esas alınacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek bilirkişi raporunda bu hususun internetten tespit edilen temizlik şirketlerinden sorulduğu ve alınan cevaplar çerçevesinde sadece zemin yüzeyinin m2’si üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Halbuki bilirkişi, özel ve teknik bilgisi nedeni ile seçilip, özel ve teknik konuda görüş bildiren kişidir. Bilirkişinin kendisine verilen görev ile ilgili araştırma yapmasında bir engel olmamakla birlikte esasen kendisinde bulunması gereken özel ve teknik bilgiyi uygun olmayan yöntemlerle başkalarından temin ederek rapor düzenlemesi doğru olmayıp, bu husus başlı başına bilirkişinin özel ve teknik bilgisinin rapor düzenlemek için yeterli olmadığı anlamına gelir. Bilirkişi, mahkemece kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevin icrasını kısmen veya tamamen başka bir kimseye bırakamaz (HMK m.276). Bu nedenle mahkemece, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişilerden yeniden rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

2- Sözleşmeden doğan temizlik ücreti alacağının likit (belirlenebilir) olduğu gözetilmeden yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.