Bilirkişinin Reddi ve Yasaklılık Halleri:
HMK Madde 272
Yargılamada “silahsız hakim” olarak da nitelendirilen bilirkişinin, tıpkı davaya bakan hakim gibi tarafsız ve objektif olması anayasal adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir. Bu nedenle HMK Madde 272, hakimler için öngörülen (HMK m. 34-36) yasaklılık ve ret sebeplerini doğrudan bilirkişiler için de geçerli kılmıştır. Bir bilirkişi taraflardan birinin akrabasıysa, aralarında husumet varsa veya davanın sonucuyla doğrudan menfaat bağı bulunuyorsa bu davada bilirkişilik yapamaz. Kanun, bu gibi durumlarda mahkemeye resen görevden alma yetkisi tanırken, taraflara da (öğrenmeden itibaren bir hafta içinde) “bilirkişiyi reddetme” hakkı vermiştir. Bilirkişi raporlarının hukuki geçerliliği, doğrudan bilirkişinin bu tarafsızlık testini geçebilmesine bağlıdır.
HMK Madde 272: Kanun Metni
Bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması ve reddi
MADDE 272- (1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ancak, bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez.
(2) Hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden biri, bilirkişinin şahsında gerçekleşmişse, mahkeme, hüküm verilinceye kadar, her zaman bilirkişiyi resen görevden alabileceği gibi, bilirkişi de mahkemeden, görevden alınma talebinde bulunabilir.
(3) Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır. Ret sebeplerinin ispatı için, yemin teklif edilemez.
(4) Görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik talep, bilirkişiyi görevlendiren mahkemece dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Kabule ilişkin kararlar kesindir. Redde ilişkin kararlara karşı ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bilirkişinin görevini yerine getirirken uyması gereken yükümlülüklerden birisini de, tarafsız davranma yükümlülüğü oluşturur. Bu yükümlülüğe uygun davranma, bilirkişinin, somut maddî sorunla ilgili olarak objektif bir biçimde oy ve görüşünü beyan edebilmesinin asgarî şartını teşkil eder. Çünkü, objektiflik ve tarafsızlık çok yakın bir ilişki içerisindedir; biri mevcut olmadan, diğerinin mevcudiyeti düşünülemez. Bu maddede yer alan düzenlemeyle, bilirkişinin tarafsızlığını ve objektifliğini sağlamaya yönelik kurumlar arasında yer alan bilirkişilik görevini yapmaktan yasaklı olma ile bilirkişinin reddi kurumları hüküm altına alınmış ve bu suretle bilirkişi pozisyon itibarıyla hâkimin konumuna yaklaştırılmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle, hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleri ile ilgili kuralların bilirkişiler hakkında da uygulanma alanı bulacağına işaret edilmiş ve bu suretle bilirkişinin hâkimin yardımcısı konumunda bulunması olgusunun ağırlık kazanması, ön plâna çıkması sağlanmıştır. Ayrıca, aynı düzenlemede, hâkimlerden farklı olarak, bilirkişinin aynı davada veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunmasının, bir ret sebebi teşkil etmeyeceği hususuna da işaret edilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise hâkimler hakkındaki yasaklılık sebeplerinden birisinin, bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde, mahkemenin, bilirkişiyi görevden re’sen alabilmesine; bilirkişiye de tarafsız davranamayacağını gerekçe göstermek suretiyle, mahkemeden görevden alınmayı talep edebilme olanağı veren bir düzenleme yer almaktadır. Kanun koyucu yasaklılık sebeplerinin işlerlik kazandığı hâllerde, hâkimin mutlak surette tarafsız davranamayacağını varsaymış ve onu davaya bakmaktan istinkâf etmek zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştır. Tarafsızlığı ve objektifliği sağlamada üstlenmiş olduğu işlevin ve amacın aynı olduğu gözetildiğinde, nasıl ki hâkimler yasaklılık sebeplerinin gerçekleşmesi hâlinde davaya bakmaktan kaçınmak zorundalar ise; mahkemenin ya da diğer bir adli organın aydınlatılması bağlamında son derece önemli bir görevi ifa eden bilirkişiler de, yasaklılık sebeplerinin kendi şahıslarında gerçekleşmesi hâlinde, bilirkişilik yapmaktan kaçınmak; yani görevden alınma talebinde bulunmak zorundadırlar. Bu düzenleme uyarınca, bilirkişinin faaliyetini sevk ve idare eden organ olarak mahkeme de, tarafsızlığın temini bağlamında, yasaklılık nedenlerinden birisinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde, herhangi bir talep olmasa bile bilirkişiyi görevden alabilecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemeyle, yasaklılıkla karşılaştırıldığında, tarafsızlığa gölge düşürme bağlamında daha hafif sayılabilecek olan ret sebeplerinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi durumunda, tarafsızlığın temini amacıyla bilirkişinin reddini mahkemeden isteme taraflara bir hak olarak tanınmış ve ayrıca objektif ve tarafsız davranmakla yükümlü konumunda bulunan bilirkişiye de, kendi kendisini reddedebilme olanağı verilmiştir. Yine sözü edilen düzenlemede, tarafların ret talebinde bulunmasının ve bilirkişinin kendisini reddetmesinin, hâkimlerin reddinde olduğu gibi, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren yedi günlük süre içerisinde yapılması gerektiği hususu hüküm altına alınmış ve ret sebeplerinin ispatı için yemin deliline de başvurulamayacağına işaret edilmiştir.
Maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeyle, görevden alınma, ret ve bilirkişinin kendisini reddetmesine yönelik taleplerin, görevlendiren mahkemece, dosya üzerinden incelenip karara bağlanacağı; kabule ilişkin kararların kesin olduğu, redde ilişkin kararlara karşı ise esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabileceği hususu hüküm altına alınmış ve böyle bir prosedür öngörülmek suretiyle yargılamanın sürüncemede kalmasının önlenmesi sağlanmak istenmiştir.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi
Tasarının 276 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında geçen “yedi gün” ibaresi, sürelerin hesabında kolaylık sağlanması ve uygulamadan kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla “bir hafta” , “vuku bulması” ibaresi ise hükme açıklık sağlanması amacıyla “yapılmış olması” olarak değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 278 inci madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Bilirkişinin Yasaklılık Halleri (Mutlak Çekinme)
HMK 272’nin ilk fıkrası hakimin yasaklılık sebeplerini (HMK m. 34) doğrudan bilirkişilere uygulamıştır. Yani bilirkişi; kendisine, eşine, altsoyu veya üstsoyuna, evlatlığına ait olan bir davada görev alamaz. Aynı şekilde davanın taraflarından birinin vekili, yöneticisi veya yasal temsilcisi ise bilirkişilik yapması mutlak surette yasaktır. Bu hallerden birinin varlığı halinde, bilirkişi raporunu sunmuş olsa bile mahkeme “hüküm verilinceye kadar” her aşamada durumu fark ettiğinde bilirkişiyi resen görevden alır ve o raporu dosyadan çıkartır.
Bilirkişiyi Ret Sebepleri (Nispi Engeller)
Hakimi ret sebepleri (HMK m. 36) bilirkişiler için de geçerlidir. Örneğin; bilirkişi ile taraflardan biri arasında devam eden başka bir dava (husumet) varsa, nişanlılık bağı bulunuyorsa veya tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren haklı (somut) inandırıcı başka bir durum varsa, bilirkişinin reddi talep edilebilir. Burada mutlak bir yasaklılık yoktur; ancak taraflar objektiflikten endişe ediyorlarsa ret müessesesini işleterek o bilirkişinin rapor hazırlamasını engelleyebilirler.
Tanık Olarak Dinlenen Kişinin Bilirkişiliği Mümkün mü?
Kanun koyucu HMK 272/1’in son cümlesinde hakimi reddetmekten farklı olarak önemli bir istisna getirmiştir: “…bilirkişinin, aynı dava veya işte daha önceden tanık olarak dinlenmiş bulunması, bir ret sebebi teşkil etmez.” Kural olarak davada tanıklık yapan hakim o davaya bakamazken, tanıklık yapan kişi o işin aynı zamanda “uzmanı” sıfatını taşıyorsa (örneğin olayın gerçekleştiği fabrikadaki uzman mühendis) bilirkişi olarak görevlendirilebilir. Ancak uygulayıcıların, “tanık-bilirkişinin” görüşlerine itibar ederken, bu kişinin daha önce tanık sıfatıyla taraf lehine/aleyhine taraflı bir beyan verip vermediğini çok iyi süzmesi gerekir.
Avukat Görüşü: Bilirkişiyi Red Süresine (1 Hafta) Dikkat!
Bilirkişiyi ret talebi hakkı sonsuz değildir. HMK m. 272/3 çok net bir hak düşürücü süre öngörmüştür: Ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta. Uygulamada en çok hata yapılan nokta burasıdır. Mahkeme ara kararıyla bilirkişi atandığında, eğer o bilirkişinin karşı tarafla bir ticari/şahsi bağı (husumeti) olduğunu biliyorsanız, tebligatı aldığınız andan itibaren 1 hafta içinde mahkemeye “Bilirkişinin Reddi” dilekçesi sunmalısınız. Süreyi kaçırıp, bilirkişi aleyhinize rapor verdikten sonra “bu kişi karşı tarafın akrabasıydı” diyerek reddetmeye kalkmak usulen dinlenmeyecektir. Bu nedenle ara kararlardaki bilirkişi isimleri, vekiller tarafından derhal “tarafsızlık” süzgecinden geçirilmelidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 22. HD 2017/23819E., 2017/9886K. ve Yargıtay 9. HD 2014/33654E., 2016/10475K.
ÖZET: Dosyaya atanan bilirkişinin, başka bir davada taraflardan birine karşı taraf vekili olarak görev yapmış olmasının (husumet), HMK m. 272 kapsamında haklı bir ret/görevden alma sebebi olduğu.
Kararın Esası: Yargıtay 22. Hukuk ve 9. Hukuk Daireleri’nin kararlarında vurgulandığı üzere; HMK’nın 272. maddesi gereğince hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleri bilirkişiler bakımından da geçerlidir. Kararlara konu somut olaylarda; mahkemece atanan bilirkişinin, aynı veya farklı mahkemedeki başka bir davada bizzat davalı tarafa karşı “davacı vekili (avukat)” sıfatıyla husumet içinde olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay, mahkeme kararlarının her türlü şüpheden uzak, tarafsız ve adil olması gerektiğini belirterek; taraflarla ilişkisi ve husumeti bulunan bu bilirkişiden alınan raporun hükme esas alınmasını hatalı bulmuş ve kararı bozmuştur. Mahkemenin (ret talebi olsun ya da olmasın) böyle bir durumu tespit ettiğinde HMK m. 272 uyarınca yeni ve tarafsız bir bilirkişi tayin etmesi zorunludur.
HMK Madde 272 (Bilirkişinin Reddi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Davaya atanan bilirkişiyi nasıl reddedebilirim?
Eğer bilirkişinin tarafsızlığından şüphe ediyorsanız (örneğin karşı tarafın akrabasıysa, aralarında husumet varsa), bu durumu öğrendiğiniz tarihten itibaren en geç 1 hafta içinde bilirkişiyi atayan mahkemeye yazılı bir dilekçe vererek bilirkişinin reddini talep edebilirsiniz.
Bilirkişiyi reddetmek için süre var mıdır?
Evet, HMK 272/3’e göre ret talebinin “öğrenme tarihinden itibaren 1 hafta” içinde yapılması şarttır. Bu süre hak düşürücü süredir. Rapor aleyhinize geldikten sonra (eğer ret sebebini en başından beri biliyorsanız) yapacağınız ret talepleri kabul edilmez.
Reddedilen bilirkişinin raporu ne olur?
Eğer mahkeme bilirkişiyi ret talebinizi haklı bulur ve kabul ederse, o bilirkişi görevden alınır ve hazırladığı rapor geçersiz sayılır (dosyadan çıkartılır). Mahkeme, yeni ve tarafsız bir bilirkişi görevlendirmek zorundadır.
Bilirkişi kendisini davadan çekebilir mi?
Evet. Bilirkişi dosyayı incelediğinde taraflardan birini tanıdığını veya tarafsız davranamayacağı haklı bir sebep olduğunu görürse (örneğin eski müşterisi ise), yine 1 hafta içinde bizzat kendisi mahkemeden görevden alınmasını talep edebilir (kendini reddedebilir).
Davada tanık olan biri bilirkişi olabilir mi?
Kanun (HMK m. 272/1) buna açıkça izin vermiştir. Aynı davada daha önce tanık olarak dinlenmiş olmak, o kişinin sonradan “uzman (bilirkişi)” olarak atanmasına yasal bir engel teşkil etmez, tek başına bir ret sebebi sayılmaz.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.