Bilirkişiye Yemin Verdirilmesi ve Usulü:

HMK Madde 271

Bilirkişilik, yargılamanın seyrini doğrudan etkileyen ve hakimin karar vermesinde kilit rol oynayan bir kamu görevidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 271, bu görevin tarafsız, objektif ve bilime uygun yürütülmesini teminat altına almak amacıyla “bilirkişiye yemin verdirilmesi” usulünü düzenlemektedir. Eski kanun döneminde hakimin takdirine bırakılan bu konu, HMK ile mutlak bir emredici kural haline getirilmiştir. Listede kayıtlı olan bilirkişiler kurula girerken topluca yemin ederken, liste dışından atanan bilirkişilerin bizzat görevlendiren mahkeme huzurunda yemin etmesi şarttır. Yemin usulüne uyulmadan hazırlanan bir raporun hükme esas alınması hukuken mümkün değildir.


HMK Madde 271: Kanun Metni

Bilirkişiye yemin verdirilmesi

MADDE 271- (1) Listelere kaydedilmiş kişiler arasından görevlendirilmiş olan bilirkişilere, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adli yargı adalet komisyonu huzurunda, “Bilirkişilik görevimi sadakat ve özenle, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsız ve objektif bir biçimde yerine getireceğime, namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim.” şeklindeki sözler, tekrarlattırılmak suretiyle yemin verdirilir. Bu bilirkişilere, görevlendirildikleri her dava veya işte ayrıca yemin verdirilmez; sadece görevlendirme yazısında, bilirkişilere önceden etmiş bulundukları yemine bağlı kalmak suretiyle oy ve görüş bildirmek zorunda oldukları hususu hatırlatılır.*

(2) Listelere kaydedilmemiş olan kişiler arasından bilirkişiler görevlendirilmişse, kendilerine, görevlendiren mahkemece, huzurda, göreve başlamadan önce, birinci fıkrada belirtilen şekilde yemin verdirilir. Yemine ilişkin tutanak, hâkim, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

*3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 52 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “bilirkişilere,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Bu maddede öngörülen düzenleme ile, bilirkişilere yemin verdirilmesi hususu hüküm altına alınmıştır. Bu maddede yer alan düzenleme ile, her şeyden önce, 1086 sayılı Kanunun 276 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve bilirkişiye yemin verdirilmesi hususunu tümüyle hâkimin takdirine bırakan anlayıştan vazgeçilmiş ve bilirkişiye yemin verdirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluğun bilirkişi bakımından somutlaşması ise yemin etme yükümlülüğü biçiminde ortaya çıkmaktadır. Sözü edilen yükümlülük, bilirkişilik görevinin bir kamu görevi olduğunu teyit eder; sadakatle görevini icra etme yükümlülüğünün ayrılmaz bir parçasını oluşturur ve aynı zamanda bilirkişi üzerinde manevi bir baskı kurarak, onun tarafsızlığını ve objektifliğini sağlamaya yönelik bir işlevi görür. Ayrıca anılan yükümlülük, bilirkişinin doğruyu beyan ödevini pekiştirici bir işlevi de üstlenmiş durumdadır. Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeyle, listelere kaydedilmiş olan bilirkişilere, genel geçerliliğe sahip olmak üzere, il adli yargı adalet komisyonu huzurunda yemin verdirilmesi ve verdirilecek olan yeminin içeriğinin nasıl olacağı hususları, hüküm altına alınmıştır. Listelere kaydedilmiş olan bilirkişilere, görevlendirildikleri her dava ve işte, ayrıca yemin verdirilmeyecek; görevlendirme yazılarında, sadece daha önceden genel çerçevede etmiş bulundukları yemine uygun davranmak zorunda oldukları hususuna işaret edinilmesiyle yetinilecektir. Maddenin ikinci fıkrasında ise listelere kaydedilmemiş olan kişiler arasından bilirkişi seçilmesi hâlinde, bilirkişilere, kendilerini görevlendiren mahkemece, göreve başlatılmalarından önce, birinci fıkrada öngörülen yemin metnine bağlı kalmak suretiyle, mahkemece yemin verdirilmesi gerektiği hususu hüküm altına alınmıştır.


Hukuki İncelemeler

Yemin Zorunluluğunun Amacı ve Hukuki Niteliği

HMK 271’in getirdiği en büyük yenilik, bilirkişiye yemin ettirilmesinin hakimin inisiyatifinden çıkarılıp mutlak bir emredici kural haline getirilmesidir. Yeminin amacı, bilirkişinin üstlendiği kamu görevinin ciddiyetini kavramasını sağlamak, görevini sadakat, özen ve tarafsızlıkla yerine getireceğine dair vicdani ve hukuki bir bağ kurmaktır. Yemin, bilirkişilik faaliyetinin “kurucu” usul işlemlerindendir; yeminsiz icra edilen faaliyet hukuken sakattır.

Listeye Kayıtlı Bilirkişilerin Yemin Usulü

Uygulamada bilirkişilerin büyük çoğunluğu Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından oluşturulan resmi listelerde yer alır. Bu kişilerin her davada ayrı ayrı mahkemeye gelip yemin etmesi büyük bir zaman kaybı yaratacağından kanun koyucu “toplu yemin” usulünü benimsemiştir. Listeye girmeye hak kazanan uzmanlar, kurul veya komisyon huzurunda bir kez yemin ederler. Mahkeme bu kişileri bir dosyaya atadığında onları duruşmaya çağırıp yemin ettirmez; yalnızca tebligat (görevlendirme yazısı) ile “önceden etmiş bulundukları yemine sadık kalmaları gerektiği” hatırlatılır.

Liste Dışı Atanan Bilirkişilerin Yemin Usulü

Çok istisnai ve spesifik konularda (örneğin nadir bir yabancı dil çevirmeni veya çok özel bir zanaat ustası) bölge kurulu listelerinde uzman bulunamazsa, mahkeme liste dışından birini bilirkişi olarak atayabilir. Bu kişi daha önce kurumsal bir yemin etmediği için, HMK 271/2 gereği göreve başlamadan (raporu hazırlamaya başlamadan) önce mutlaka mahkeme huzuruna çağrılmalı ve hakimin karşısında yemin ettirilmelidir. Bu yemin bir tutanağa bağlanır ve hakim, katip ile bilirkişi tarafından imzalanır.

Avukat Görüşü: Yeminsiz Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Usuli Kazanımlar

Listede kayıtlı olmayan, yani mahkeme tarafından dışarıdan atanan bir bilirkişinin raporu dosyaya sunulduğunda taraf vekillerinin ilk kontrol etmesi gereken husus “yemin zaptı”nın varlığıdır. Eğer liste dışı atanan bilirkişi mahkeme huzurunda usulüne uygun yemin ettirilmeden (veya bu durum tutanağa bağlanmadan) dosya kendisine tevdi edilmiş ve rapor düzenlemişse, bu rapor usulen yok hükmündedir. Yargıtay bu durumu açık bir bozma nedeni saymaktadır. Taraf vekili olarak, aleyhinize gelen böyle bir rapor varsa, esasa girmeden önce doğrudan “HMK 271’e aykırı olarak yemin verdirilmeyen bilirkişinin düzenlediği raporun hükme esas alınamayacağı” gerekçesiyle itiraz etmeli ve raporun dosyadan çıkartılmasını talep etmelisiniz.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları ve Genel Yaklaşımı

ÖZET: HMK Madde 271 uyarınca bilirkişiye yemin verdirilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu ve usulüne uygun yemin ettirilmeden alınan raporun hükme esas alınamayacağı.

Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış içtihatlarında açıkça vurgulandığı üzere; bilirkişiye yemin verdirilmesi kamu düzenine ilişkin emredici bir usul kuralıdır. Liste dışından atanan bir bilirkişinin mahkeme huzurunda yemin ettirilmesi ve bu işlemin tutanağa geçirilerek imzalanması şarttır. Dosyanın yeminsiz olarak bilirkişiye teslim edilmesi ve yeminsiz bilirkişinin hazırladığı rapora dayanılarak davanın esası hakkında karar verilmesi, adil yargılanma hakkının ve usul kurallarının ağır bir ihlali niteliğindedir. Bu şekilde eksik usul işlemiyle alınan bilirkişi raporları geçersiz olup, kararın sırf bu usul hatası nedeniyle bozulması gerekir.


HMK Madde 271 (Bilirkişiye Yemin Ettirilmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Bilirkişi her davada ayrı ayrı yemin etmek zorunda mıdır?

Eğer bilirkişi resmi bilirkişilik listesine kayıtlı ise her davada ayrı yemin etmesine gerek yoktur; daha önce komisyon huzurunda ettiği yemin geçerlidir. Sadece kendisine gönderilen yazıda eski yeminine sadık kalması hatırlatılır. Ancak listede olmayan biri atanmışsa, o dava için mahkemede özel olarak yemin etmek zorundadır.

Yeminsiz hazırlanan bilirkişi raporu geçerli midir?

Hayır. HMK 271 uyarınca yemin kurucu bir işlemdir. Yemin ettirilmeden (veya listeye girerken yemin etmemiş) bir kişinin hazırladığı rapor geçersizdir ve mahkeme kararına (hükme) esas alınamaz.

Liste dışı bilirkişi yemini nasıl belgelenir?

Liste dışından atanan bilirkişi, göreve başlamadan önce mahkeme (hakim) huzuruna çıkarak yemin metnini tekrarlar. Bu durum anında bir tutanağa (yemin zaptına) bağlanır ve bu belge hakim, zabıt katibi ve bilirkişi tarafından imzalanarak dosyaya konulur.

Yemin eden bilirkişi yalan rapor düzenlerse ne olur?

Yemin ederek görev alan bir bilirkişinin bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı mütalaa vermesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında “Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik” suçunu oluşturur ve yeminli olduğu için bu eylemi kamu görevini kötüye kullanma ve adaleti yanıltma kapsamında ağır cezai yaptırımlara (hapis cezasına) tabidir.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.