Bilirkişilik Görevini Kabulle Yükümlü Olanlar: HMK Madde 270
Hukuk yargılamasında kural olarak hiç kimse kendi isteği dışında bilirkişilik yapmaya zorlanamaz. Ancak adaletin gecikmemesi ve uzmanlık gerektiren karmaşık uyuşmazlıklarda mahkemelerin çözümsüz kalmaması adına, HMK Madde 270 ile bu kurala bazı önemli istisnalar getirilmiştir. Resmi bilirkişiler, bilirkişi listelerine gönüllü olarak kaydolanlar ve o işi bilmeksizin mesleğini icra edemeyecek durumda olanlar, mahkemenin görevlendirmesini kural olarak kabul etmekle yükümlüdür. Elbette bu yükümlülük mutlak bir zorunluluk olmayıp, kanunun tanıdığı geçerli mazeretler ve tanıklıktan çekinme hakları çerçevesinde görevden affedilmek daima mümkündür.
HMK Madde 270: Kanun Metni
Bilirkişilik görevini kabulle yükümlü olanlar
MADDE 270- (1) Aşağıda sayılmış olan kişi ya da kuruluşlar, bilirkişilik görevini kabulle yükümlüdürler:
a) Resmî bilirkişiler ile 268 inci maddede belirtilmiş bulunan listelerde yer almış olanlar.
b) Bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin, meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak bulunmayanlar.
c) Bilgisine başvurulacak konu hakkında, meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar.
(2) Bu kişiler, ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Bu maddede, bilirkişilik görevini kabulle yükümlü olanlar hüküm altına alınmıştır. Kural, hiç kimsenin bilirkişilik görevini kabulle yükümlü tutulamamasıdır. Ancak, bu kurala, çok spesifik bilgiyi yahut özel bir uzmanlığı gerektiren alanlarda bilirkişi temininde karşılaşılabilecek güçlüğü aşmak amacıyla, bazı istisnalar konulmuştur. Bu istisnalar, anılan hukukî düzenlemede, şu şekilde sıralanmıştır:
- Resmî bilirkişiler ile bilirkişi listesinde yer alanlar,
- Bilgisine başvurulacak hususu bilmeksizin meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak bulunmayanlar,
- Bilgisine başvurulacak husus hakkında meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar (Örneğin; doktorlar, ebeler, mühendisler, muhasebeciler, mali müşavirler, mimarlar gibi.). Bu hüküm kapsamında, hukuk fakültesi öğretim elemanlarının düşünülmesi mümkün değildir. Çünkü bu Tasarı ile her türlü hukukî sorun açısından bilirkişiye başvurulması açık ve kesin dille yasaklanmıştır. Benimsenen sistem, hukukî sorunların en yetkin bilirkişisinin, hâkimin kendisi olduğu esası üzerine bina edilmiştir. Bu durum karşısında hukukî sorunlarda bilirkişiye başvurulamayacağına göre, hukuk fakültesi öğretim elemanlarının bilirkişi olarak görevlendirilmesinin ve görev yapmaya zorlanmasının bu bağlamda düşünülmesi zaten mümkün olamayacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise birinci fıkrada sayılmış bulunan kişilerin bilirkişilik görevini kabul yükümlülüğünden, ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine yahut mahkemece muteber olarak değerlendirilebilecek diğer bir nedene dayanarak çekinme iradesini açıklamak suretiyle kurtulabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi:
Tasarının 274 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde 272 nci maddeye yapılan atıf, teselsül nedeniyle 274 olarak, (b) bendinde geçen “hususu” ibaresi, hükme açıklık sağlanması amacıyla “konuyu” olarak ve (c) bendinde geçen “husus” ibaresi “konu” şeklinde değiştirilmiş ve madde teselsül nedeniyle 276 ncı madde olarak kabul edilmiştir.
Hukuki İncelemeler
Bilirkişilikte “Gönüllülük” Kuralı ve İstisnaların Mantığı
Hukuk sistemimizde angarya yasaktır ve kimse uzmanlığı olsa dahi zorla bir davanın bilirkişisi yapılamaz. Ancak yargı sisteminin işleyebilmesi için teknik bilgisine ihtiyaç duyulan kişilerin davetten kaçınmaması gerekir. HMK 270, bu dengeyi kurarak “kabul yükümlülüğü” olan dar bir grup belirlemiştir. Bu gruptakiler, kamu düzeninin ve yargısal faaliyetin aksamaması adına bu görevi üstlenmek zorundadır.
Görevi Kabulle Yükümlü Olan Kişi ve Kurumlar
Kanun üç temel grup saymıştır:
- Resmi Bilirkişiler ve Listeye Kayıtlı Olanlar: Adli Tıp Kurumu gibi kurumlar ile Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından oluşturulan resmi listelere kendi iradeleriyle kaydolan kişiler, mahkemeden gelen görevi reddedemezler. Zira listeye yazılmakla bu görevi peşinen kabul etmiş sayılırlar.
- Meslek ve Zanaat Erbapları: Dava konusu işi bilmeden mesleğini yapması imkânsız olan kişiler (örneğin bir kumaş uyuşmazlığında o bölgedeki en eski tekstil ustası).
- Resmi Yetki Sahibi Uzmanlar: Mimarlar, mühendisler, mali müşavirler, doktorlar gibi mesleğini icra etmeye resmen yetkili kılınmış kişiler, ihtiyaç anında mahkemeye teknik bilgi sunmakla mükelleftir.
Hukukçuların Bilirkişilik Yapma Yasağının Gerekçeyle Vurgulanması
Madde gerekçesinde çok net bir şekilde, HMK 270 uyarınca hukuk fakültesi hocalarının veya hukukçuların “zorunlu bilirkişi” olarak atanamayacağı belirtilmiştir. Bunun temel sebebi, HMK’nın “hukuki konularda bilirkişiye başvurulamaz” şeklindeki emredici kuralıdır. Hukuku bilmek ve uygulamak bizzat hakimin görevi olduğundan, hukukçular bu maddenin kapsamı dışındadır.
Bilirkişilik Görevinden Çekinme Halleri (HMK 270/2)
Görevi kabul yükümlülüğü mutlak değildir. Kişi listede olsa dahi;
- Tanıklıktan Çekinme Sebepleri: Taraflardan biriyle akrabalık, evlilik veya sır saklama yükümlülüğü gibi haller (HMK m. 248 vd.) mevcutsa, bilirkişi bu görevi reddetmek zorundadır.
- Haklı Mazeretler: Hastalık, yoğun iş programı, ihtisas alanının davadaki çok spesifik teknik detaya tam uymaması gibi mahkemece “kabul edilebilir” haklı nedenler sunularak görev iade edilebilir.
Avukat Görüşü: Zorunlu Bilirkişilik ve Mazeret (Çekinme) Hakkının Pratik Kullanımı
HMK 270 uyarınca görevi kabul yükümlülüğü mutlak değildir. Uygulamada, listeye kayıtlı olsa dahi bir uzman; taraflardan biriyle akrabalık veya husumet gibi “tanıklıktan çekinme” sebeplerini (HMK m. 248 vd.) öne sürerek bu görevi reddetmek zorundadır. Ayrıca hastalık, yoğun iş programı veya uyuşmazlığın kendi spesifik ihtisas alanını aşması gibi mahkemece makul karşılanabilecek fiili nedenler sunularak da görev iade edilebilir. Taraf vekili olarak, atanan bilirkişinin bu çekinme hallerinden birine sahip olduğunu (örneğin karşı tarafın eski çalışanı olduğunu) tespit ederseniz, derhal mahkemeye başvurarak bilirkişinin reddini talep etmeli ve bu zorunlu kuralın ihlalini engellemelisiniz.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları ve Genel Yaklaşımı
ÖZET: Bilirkişilik görevini kabul yükümlülüğü bulunan kişilerin, haklı bir mazeret sunmaksızın görevden kaçınmaları halinde uygulanacak müeyyideler ve bilirkişinin çekinme talebinin mahkemece denetlenmesi.
Kararın Esası: Yargıtay içtihatlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 270. maddesi kapsamında resmi bilirkişiler ile listeye kayıtlı uzmanlar görevi kural olarak kabul etmek zorundadır. Ancak bilirkişi, tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir durumun varlığını (HMK m. 252 – bilirkişinin reddi ve çekinmesi) veya sağlık, yoğunluk gibi fiili bir engeli mahkemeye bildirdiğinde, mahkemece bu çekinme mazereti değerlendirilerek karara bağlanmalıdır. Geçerli ve makul bir mazereti (HMK 270/2) bulunan bilirkişinin görevi iade etmesi bozma nedeni yapılamazken; mazeretsiz olarak görevi reddeden listeye kayıtlı bilirkişiler hakkında yasal disiplin prosedürlerinin işletilmesi ve yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması zorunludur.
Kaynak: Yargıtay Hukuk Daireleri Yerleşik İçtihatları. (HMK 270 bağlamında görevi kabul yükümlülüğü ve mazeret hakkına dair Yargıtay’ın genel değerlendirme kuralı özetlenmiştir.)
HMK Madde 270 (Bilirkişilik Görevini Kabul Yükümlülüğü) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bilirkişi olarak atandım, bu görevi reddedebilir miyim?
Eğer bilirkişi listelerine kayıtlı değilseniz ve mesleğiniz gereği o konuyu bilen tek yetkililerden biri değilseniz görevi reddedebilirsiniz. Ancak listede kayıtlıysanız veya resmi bilirkişi iseniz, sadece haklı bir mazeret sunarak (hastalık, iş yoğunluğu, tarafları tanıma vb.) görevden çekinebilirsiniz.
Listede kayıtlı değilsem yine de bilirkişilik yapmak zorunda mıyım?
Kural olarak hayır. Ancak bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin mesleğini icra etmesi imkansız olan çok özel zanaat ve meslek sahipleri (örneğin spesifik bir makine ustası) listede olmasa bile istisnai olarak bu görevi kabul etmekle yükümlü tutulabilir.
Görevi kabul etmemenin bir cezası var mı?
Görevi kabul yükümlülüğü olan (örneğin listede kayıtlı) bir uzman, hiçbir mazeret sunmaksızın görevi reddeder veya raporu hazırlamazsa, hakkında tanıklara ilişkin disiplin hükümleri uygulanabilir ve durum Bilirkişilik Bölge Kuruluna ihbar edilerek listeden çıkarılması talep edilebilir.
Hangi sebepler bilirkişilikten çekinmek için geçerli mazeret sayılır?
Taraflardan biriyle akrabalık, davada önceden tanıklık yapmış olmak, taraflardan birinin çalışanı olmak (tanıklıktan çekinme nedenleri) veya ciddi sağlık sorunları, teknik konunun uzmanlık alanını aşması gibi mahkemenin makul bulacağı tüm sebepler geçerli mazerettir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.