Bilirkişilik Görevinin Kapsamı ve Sorumluluklar: HMK Madde 269
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 269. maddesi, davalarda uzmanlığına başvurulan bilirkişilerin mahkemeye karşı temel görev ve yükümlülüklerinin çerçevesini çizmektedir. Bilirkişilik kurumu, yargılamanın adil ve hızlı işlemesi için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle kanun koyucu, bilirkişiye üç temel ödev yüklemiştir: Mahkemenin davetine uyarak belirtilen gün ve saatte hazır bulunmak, yemin etmek ve en önemlisi görevlendirildiği konudaki görüşünü (raporunu) kendisine verilen yasal süre içerisinde mahkemeye sunmak. Bu yükümlülüklerin geçerli bir mazeret olmaksızın ihlal edilmesi durumunda, bilirkişiler hakkında tanıklara uygulanan disiplin hükümleri (zorla getirme, disiplin para cezası vb.) devreye girecek ve durum derhal sicillerine işlenmek üzere Bilirkişilik Bölge Kuruluna bildirilecektir.
HMK Madde 269: Kanun Metni
Bilirkişilik görevinin kapsamı
MADDE 269- (1) Bilirkişilik görevi, mahkemece yapılan davete uyup tayin edilen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmayı, yemin etmeyi ve bilgisine başvurulan konuda süresinde oy ve görüşünü mahkemeye bildirmeyi kapsar.
*(2) Geçerli bir özrü olmaksızın mahkemece yapılan davete uyup, tayin edilen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmayan yahut mahkemeye gelip de yemin etmekten veya süresinde oy ve görüş bildirmekten kaçınan bilirkişiler hakkında, tanıklığa ilişkin disiplin hükümleri uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir. **
(Not: 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “uygulanır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.)
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenlemede, genel çerçevesi itibarıyla, bilirkişilik görevinin, hangi hususları kapsadığına açıkça işaret olunmuştur. Anılan yasal düzenlemeye göre, bilirkişilik görevi, mahkemece yapılan davete icabet etmeyi, yemin etmeyi ve bilgisine başvurulan konuda süresi içinde oy ve görüşünü mahkemeye bildirmeyi kapsar. Ayrıca bu düzenleme ile, bilirkişi olarak atanacak kimselerin, neleri yapmaları gerektiği hususunda, kendilerinin de bilgilendirilmesi hedeflenmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile, bilirkişilik görevinin kapsamı içerisinde yer alan hususların, geçerli bir özrü bulunmaksızın, bilirkişi olarak atanan kimse tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, işlerlik kazanabilecek olan disipliner yaptırımlar, tanıklığa ilişkin hükümlere (Tasarının 248 ve 256 ncı maddeleri) atıf yapılmak suretiyle belirlenmiştir.
Hukuki İncelemeler
Bilirkişiliğin Üç Temel Sorumluluğu
HMK m. 269/1 fıkrası, bilirkişinin üstlendiği görevin üç temel sacayağını kurmuştur:
- Hazır Bulunma: Mahkemece belirlenen keşif gününde mahallinde veya yemin / beyan için duruşma gününde salonda bizzat bulunmak.
- Yemin Etme: Bilirkişi, görevini tarafsız ve objektif yapacağına dair yemin etmek zorundadır. Yeminsiz dinlenen veya rapor sunan bilirkişinin işlemi geçersizdir.
- Süresinde Rapor Sunma: Mahkemenin (genellikle 2 veya 3 ay olarak) belirlediği süre içinde raporun dosyaya sunulması esastır. Süre ihlali, yargılamayı uzattığı için ağır yaptırımlara tabidir.
Yükümlülüklere Aykırılığın Yaptırımı (Disiplin Hükümleri)
Geçerli bir hukuki veya fiili mazereti (örneğin ağır hastalık, birinci derece yakının vefatı vb.) olmadığı halde mahkemenin davetine uymayan, gelip de yemin etmekten veya rapor hazırlamaktan kaçınan bilirkişiye “tanıklara ilişkin disiplin hükümleri” (HMK m. 245 vd.) uygulanır. Buna göre:
- Bilirkişi hakkında disiplin para cezasına hükmedilebilir.
- Bilirkişinin mahkemeye veya keşif mahalline zorla getirilmesine (ihzaren celbine) karar verilebilir.
- Bilirkişinin bu ihmali yüzünden yargılama giderleri artmışsa, bu ekstra masraflar bilirkişiden tahsil edilebilir.
Bölge Kuruluna Bildirim ve Sicil Etkisi
2016 yılında 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile yapılan reform kapsamında HMK 269/2’ye “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir. Mahkemeler, raporunu süresinde sunmayan veya görevden kaçınan bilirkişileri doğrudan bağlı bulundukları Bilirkişilik Bölge Kuruluna ihbar etmek zorundadır. Kurul, yapacağı değerlendirme sonucunda bu kişiyi bilirkişi listesinden geçici veya kalıcı olarak çıkarma yaptırımı uygulayabilir.
Avukat Görüşü: Geciken Bilirkişi Raporlarına Karşı Ne Yapılmalı?
Uygulamada davaların uzamasının en büyük nedenlerinden biri, bilirkişilerin raporlarını aylarca (bazen yıllarca) dosyaya sunmamasıdır. Dosyanın taraf vekili olarak, bilirkişiye verilen sürenin dolduğu gün derhal “bilirkişi raporunun sunulması için muhtıra çıkarılması” talepli bir dilekçe verilmelidir. Bilirkişi mazeretsiz olarak raporu sunmamakta ısrar ederse, HMK 269/2 uyarınca bilirkişinin görevden alınarak hakkında disiplin işlemi yapılması ve durumun Bölge Kuruluna ihbar edilmesi talep edilmelidir. Bu aktif takip, hem müvekkilin hakkını koruyacak hem de mahkemenin işlemi hızlandırmasını sağlayacaktır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları ve Genel Yaklaşımı
ÖZET: Bilirkişilik görevinin kapsamı, bilirkişiye yemin verdirilmesi zorunluluğu ve bu usule uyulmadan düzenlenen raporların hükme esas alınamayacağı.
Kararın Esası: Yargıtay içtihatlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 269. maddesi ve devamı gereğince bilirkişiye mahkeme huzurunda usulüne uygun yemin verdirilmesi zorunludur. Listede kayıtlı bilirkişiler için daha önce etmiş oldukları yemine atıf yapılmalı, liste dışından atanan bilirkişiler ise mutlaka görevleri öncesinde yemin ettirilmelidir. Yemin ettirilmemiş veya bu hususu belgelenmemiş bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması, adil yargılanma ve usul kurallarına aykırı olup Yargıtay incelemelerinde doğrudan doğruya bir bozma sebebi kabul edilmektedir.
MK Madde 269 (Bilirkişi Görevinin Kapsamı) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Bilirkişinin görevleri nelerdir?
HMK m. 269’a göre bilirkişinin üç temel görevi vardır: 1) Belirtilen yer ve zamanda (duruşma veya keşifte) hazır bulunmak, 2) Görevini tarafsız yapacağına dair yemin etmek, 3) Kendi uzmanlık alanındaki görüşünü rapor halinde süresi içinde mahkemeye sunmak.
Bilirkişi raporu süresinde vermezse ne olur?
Bilirkişi, kendisine verilen (genellikle 2 ay, ek süre ile en fazla 3 ay) süre içinde raporunu teslim etmezse; mahkemece uyarılır. Uyarılara rağmen raporunu sunmaktan mazeretsiz kaçınırsa görevden alınabilir, hakkında disiplin cezası (para cezası) uygulanabilir ve listesinden çıkarılması için durum Bölge Kuruluna bildirilir.
Bilirkişi keşfe mazeretsiz katılmazsa zorla getirilebilir mi?
Evet. Kanun (HMK m. 269/2), görevden kaçınan bilirkişiler hakkında tanıklara ilişkin disiplin hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu nedenle, mazeretsiz olarak gelmeyen bilirkişi tıpkı bir tanık gibi kolluk gücüyle “zorla getirilebilir” (ihzaren celp edilebilir).
Yemin etmeyen bilirkişinin raporu geçerli midir?
Hayır. Yemin, bilirkişilik görevinin zorunlu (kurucu) bir unsurudur. Yemin ettirilmeden dinlenen veya raporu alınan bilirkişinin işlemi usule aykırıdır ve bu duruma taraf vekillerince itiraz edilebilir.
Bilirkişinin gecikmesi yüzünden oluşan masrafları kim öder?
Bilirkişi süresinde rapor sunmaktan mazeretsiz olarak kaçınır ve bu nedenle yargılama giderlerinin artmasına (örneğin yeni bir heyet atanmasına, yeni tebligatlar çıkmasına) sebep olursa, oluşan bu maddi zararlar bilirkişiye ödettirilebilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.