Bilirkişilerin Görevlendirilmesi ve Liste Şartı: HMK Madde 268

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 268. maddesi, bilirkişilik kurumunu disiplin altına almak ve şeffaflığı sağlamak amacıyla “listeden görevlendirme” ilkesini getirmiştir. Kural olarak mahkemeler, ihtiyaç duydukları bilirkişileri rastgele değil; bulundukları bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi içindeki “Bilirkişilik Bölge Kurulu” tarafından onaylanmış ve yayımlanmış olan listeden seçmek zorundadır. Sadece listede o uzmanlık alanında kimse bulunmaması gibi istisnai durumlarda diğer bölgelerden veya liste dışından atama yapılabilir. Ayrıca kanun, resmi kişi ve kuruluşların uzmanlığına öncelik tanımakla birlikte; kamu görevlilerinin, tarafsızlıklarını gölgelememek adına, doğrudan kendi kurumlarının taraf olduğu davalarda bilirkişi yapılamayacağını da emredici bir kuralla düzenlemiştir.


HMK Madde 268: Kanun Metni

Bilirkişilerin görevlendirilmesi

MADDE 268- (1) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.

*(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir. **

(3) Kanunların görüş bildirmekle yükümlü kıldığı kişi ve kuruluşlara görevlendirildikleri konularda bilirkişi olarak öncelikle başvurulur. Ancak kamu görevlilerine, bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, bilirkişi olarak görev verilemez.

(Not: 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 161 inci maddesiyle, bu maddede yer alan “(ç), (d) ve (e)” ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 156 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.)


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında yer alan düzenleme ile, konunun uzmanı olan kişilerin, bilirkişi olarak görevlendirilmesini mümkün kılmak, bilirkişilerin disiplin altına alınmasını ve bu bağlamda takip edilmelerini sağlamak amacıyla, mahkemelerce bilirkişi görevlendirilmesinde, yargı çevreleri içinde yer aldıkları bölge adliye mahkemeleri adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenecek bilirkişi listelerinin gözetilmesi esası hüküm altına alınmıştır. Listelere yazılacak ve bilirkişilik yapacak olan kişiler, gerçek kişilerdir. Tüzel kişiler, bilirkişi listesine yazılma talebinde bulunamazlar. Bilirkişi görevlendirecek olan mahkemenin, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonu tarafından düzenlenen listede, bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişilik yapacak bir kimseyi bulamaması hâlinde, diğer bölge adliye mahkemeleri nezdindeki adli yargı adalet komisyonlarında oluşturulmuş olan listelerden; buradan da bilirkişi temininin mümkün olmaması hâlinde ise liste dışından bilirkişi görevlendirmesi esası benimsenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında ise bir konuda, resmî bilirkişi mevcutsa, (örneğin, Adli Tıp Kurumu gibi) listeye dahi müracaat edilmeden, öncelikli olarak, onun, mahkeme tarafından bilirkişi sıfatıyla görevlendirileceği hususu açıkça hüküm altına alınmış ve ayrıca bu kişilerin, mensubu bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, psikolojik açıdan baskı altında olmaları yahut kendilerini öyle hissetmeleri sebebiyle, objektif ve tarafsız olarak davranamayacakları olgusundan hareketle, mahkemece, bilirkişi olarak atanamayacaklarına da işaret olunmuştur.

Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemeyle, bilirkişi listelerinin düzenlenmesine, güncellenmesine ve listede kendisine yer verilmiş olanların liste dışına çıkartılmasına ilişkin usul ve esasların, ayrıntılı bir biçimde, ilgili bakanlıkların da görüşü alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca hazırlanacak olan yönetmelikle tayin edileceği hususu, hüküm altına alınmıştır.


Hukuki İncelemeler

Asıl Kural: Listeden Görevlendirme ve Tüzel Kişi Yasağı

Eski dönemlerde bilirkişi atamalarında yaşanan suiistimaller ve denetimsizliğin önüne geçmek amacıyla HMK m. 268; mahkemelerin, Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından titizlikle hazırlanan resmi “Bilirkişi Listeleri” içinden uzman atamasını kural haline getirmiştir. Dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta şudur: Sadece gerçek kişiler (Ahmet, Ayşe vb.) bilirkişi listesine kaydolup görev alabilir. Şirketler, vakıflar veya dernekler gibi “tüzel kişiler” bilirkişi olarak atanamaz (sadece tüzel kişi içindeki yetkili gerçek uzman şahsen görevlendirilebilir).

Liste Dışından Bilirkişi Atanmasının İstisnai Hali

Mahkeme, kendi bölge listesinde aradığı uzmanlık alanında kimseyi bulamazsa, kanun kademeli bir hiyerarşi öngörür:

  1. Önce diğer bölge kurullarının (başka şehirlerdeki kurulların) listelerine bakılır.
  2. Orada da ilgili uzman (örneğin çok nadir bir alt ihtisas dalı) yoksa, mahkeme ancak o zaman liste dışından bir uzmanı atayabilir.
  3. Liste dışından atanan bu kişinin Bilirkişilik Kanunu’ndaki temel yeterlilik şartlarını (adli sicil kaydının temiz olması vb.) taşıması gerekir ve atama durumu, denetim için derhal Bölge Kuruluna bildirilir.

Resmi Bilirkişiler ve Kamu Görevlilerine İlişkin “Kurum Davası” Yasağı

Kanun, Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Kürsüleri gibi “resmi bilirkişilere” görüş bildirme konusunda öncelik tanımıştır. Ancak HMK m. 268/3’ün son cümlesi, avukatların uygulamada çok dikkat etmesi gereken bir “tarafsızlık kalkanı” barındırır: Kamu görevlileri, kendi bağlı bulundukları kurumun taraf olduğu davalarda bilirkişi olarak görev yapamaz. Örneğin; SGK’ya karşı açılmış bir davada SGK müfettişi, Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açılmış bir trafik kazası davasında Karayolları mühendisi bilirkişi yapılamaz. Zira bu kişiler psikolojik veya hiyerarşik baskı altında kalabilir ve objektif rapor düzenlemekte zorlanabilirler.

Avukat Görüşü: Hatalı Bilirkişi Seçimine İtiraz Stratejisi

Bir davanın taraf vekili olarak ara kararla atanan bilirkişiyi kontrol ettiğinizde; eğer bilirkişinin uzmanlık alanı listeye uymuyorsa, bölge listesinde o alanda yetkin uzman varken doğrudan liste dışından (ahbap-çavuş ilişkisiyle) bir atama yapıldıysa veya en önemlisi karşı taraf olan devlet kurumunun bir personeli heyete atandıysa derhal HMK 268’e dayanarak duruma itiraz edilmelidir. Bu itiraz, bilirkişinin reddi veya raporun hükme esas alınmaması taleplerinin güçlü bir hukuki zeminini oluşturacaktır.


Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas: 2022/5264, Karar: 2022/8386, Tarih: 28.06.2022

ÖZET: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve HMK m. 268 hükümleri uyarınca, belirli özel davalarda yasanın zorunlu kıldığı nitelikteki “resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapan” uzman kişilerden bilirkişi kurulu oluşturulması gerektiği; aksi halde hazırlanan raporun eksik inceleme sayılacağı.

Kararın Esası: Dava, el konulan bir bankaya ait (BDDK ve TMSF süreçleri içeren) sorumluluk davasıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 142/son hükmü gereğince, Fon’un açtığı davalarda “bilirkişilerin resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçileceği” emredici olarak düzenlenmiştir. Yargıtay yaptığı incelemede, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi heyetinin yasanın bu özel şartına (resmi kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar arasından seçilme şartına) uymadan oluşturulduğunu, ayrıca davalının finans koordinatörü sıfatıyla yetkilerini irdeleyecek uzmanlıkta inceleme yapılmadığını tespit etmiştir. Özel yasal düzenlemelerin ve HMK m. 268 standartlarının atlanarak, gerekli vasıfları (uzmanlık ve kurumsal statü) taşımayan kişilerden oluşturulan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağı belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.


HMK Madde 268 (Bilirkişilerin Görevlendirilmesi) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Mahkeme istediği herkesi bilirkişi olarak atayabilir mi?

Hayır. HMK m. 268 gereğince mahkeme, sadece Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından yayımlanan resmi bilirkişi listesinde yer alan kişileri atamakla yükümlüdür. Liste dışından atama yapılması çok istisnai şartlara bağlanmıştır.

Şirketler veya kurumlar (tüzel kişiler) bilirkişi olabilir mi?

Hayır, bilirkişi listesine sadece “gerçek kişiler” yazılabilir. Tüzel kişilerin (şirketlerin, derneklerin) kendisi bilirkişi olarak atanamaz. Ancak tüzel kişi bünyesinde çalışan bir uzman, şahsi olarak gerçek kişi sıfatıyla atanabilir.

Hangi durumlarda liste dışından bilirkişi atanabilir?

Bölge kurulu listesinde o uyuşmazlığa uygun uzman yoksa, mahkeme önce diğer bölge listelerine (diğer illere) bakar. Orada da uygun uzman bulunamazsa, yasadaki sabıka kaydı, ehliyet vb. şartları taşıyan bir kişiyi liste dışından bilirkişi olarak görevlendirebilir.

Kamu kurumları çalışanları, çalıştıkları kurumun davasında bilirkişi olabilir mi?

Kesinlikle olamazlar. HMK m. 268/3 hükmü çok açıktır: Kamu görevlilerine, kendi bağlı bulundukları kurumlarla ilgili dava ve işlerde, tarafsızlıklarını ve objektifliklerini yitirebilecekleri (hiyerarşik baskı vb.) gerekçesiyle bilirkişi görevi verilemez.

Farklı şehirdeki bir bilirkişi benim davamda görevlendirilebilir mi?

Evet. Eğer uyuşmazlık konusunda o ilin (bölgenin) listesinde uzman yoksa, başka bir bölgenin listesindeki bilirkişi görevlendirilebilir. Ayrıca, kendi bölgenizde uzman olsa bile, davanın görüldüğü (veya keşif yapılacak) yere “daha yakın” konumdaki komşu bölgeden de bilirkişi atanması yasaya uygundur.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.