Bilirkişi Sayısının Belirlenmesi ve Tek Sayı Kuralı: HMK Madde 267

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 267. maddesi, usul ekonomisi ve uyuşmazlıkların pratik çözümü felsefesine uygun olarak bilirkişi sayısının belirlenmesindeki temel prensibi ortaya koyar. Kural olarak, her uzmanlık gerektiren konuda yalnızca tek bir bilirkişi görevlendirilmelidir. Ancak hayatın ve ticari ilişkilerin karmaşık yapısı, bazen bir sorunun birden fazla uzmanlık dalının (örneğin hem tıp hem makine hem de hesap uzmanı) ortak çalışmasıyla çözülmesini gerektirebilir. Bu gibi istisnai durumlarda mahkeme, gerekçesini açıklamak şartıyla bir “bilirkişi heyeti” oluşturabilir. Heyet oluşturulurken, oylamada eşitlik çıkıp kilitlenme yaşanmasını önlemek amacıyla kanun koyucu “tek sayı” (3, 5, 7 gibi) kuralını emredici olarak düzenlemiştir. Bu şarta uyulmadan örneğin 2 kişilik bir bilirkişi kurulu oluşturulması, Yargıtay tarafından doğrudan bozma sebebi sayılmaktadır.


HMK Madde 267: Kanun Metni

Bilirkişi sayısının belirlenmesi

MADDE 267- (1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür.


6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi

Maddede görevlendirilecek olan bilirkişinin sayısı ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, bilirkişiye başvurulması gereken hâllerde, kural, hâkimin, yalnızca bir kişiyi, bilirkişi olarak atamasıdır. Ancak, açıklığa kavuşturulması gereken maddî vakıa birden fazla uzmanlık alanına ait bilgilerin bir araya getirilmesini ve birleştirilmesini zorunlu kılıyorsa, bu durumda, hâkim, bu hususa da açıkça işaret etmek suretiyle, karar alınmasını mümkün kılmak amacıyla, tek sayı oluşturacak şekilde, birden fazla bilirkişiyi, kurul hâlinde çalışmak üzere görevlendirebilecektir.


Hukuki İncelemeler

Asıl Kural: Tek Bilirkişi Uygulaması

1086 sayılı eski HUMK döneminde tarafların anlaştığı durumlarda çok sayıda bilirkişi atanması daha yaygınken, 6100 sayılı HMK ile birlikte “tek bilirkişi” asıl kural haline getirilmiştir. Bu kuralın altında HMK m. 30’da düzenlenen “usul ekonomisi” ilkesi yatar. Gereksiz yere 3 kişilik bir heyet oluşturulması; hem yargılama giderlerini (bilirkişi ücretlerini) artıracak hem heyetin bir araya gelip ortak rapor hazırlamasını zorlaştırarak yargılamayı uzatacak hem de adalete erişimi pahalılaştıracaktır. Bu sebeple uyuşmazlığın tek bir uzmanlık alanıyla çözülebileceği durumlarda, hâkim sadece tek bir uzman atamalıdır.

İstisna: Kurul Halinde (Heyet) Bilirkişi Görevlendirmesi

Maddenin ikinci cümlesi, heyet halinde bilirkişi görevlendirmesini iki katı şarta bağlamıştır:

  1. Gerekçenin Açıkça Gösterilmesi: Mahkeme, neden tek bilirkişi ile yetinmeyip heyet oluşturduğunu ara kararında gerekçelendirmelidir (Örn: “Dava konusu trafik kazasında hem araçtaki mekanik arızanın hem de sürücüdeki ortopedik travmanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden 3 kişilik heyet oluşturulmasına…”).
  2. Tek Sayı Kuralı: Kurul mutlaka 3, 5 gibi tek sayıda uzman kişiden oluşmalıdır. Çift sayılı bir kurul (örneğin 2 veya 4 kişi) atanamaz.

“Tek Sayı” Kuralının Amacı ve Oylama Mantığı

Kurul halinde çalışan bilirkişiler, raporlarını aralarında istişare ederek ortak hazırlarlar. HMK 279/3 uyarınca bilirkişiler arasında görüş ayrılığı çıkarsa, rapor oy çokluğu ile veya ayrık görüşler belirtilerek hazırlanır. Eğer mahkeme örneğin 2 kişilik bir heyet atarsa ve uzmanlar birbiriyle tamamen zıt iki görüşe sahip olursa (1’e 1 eşitlik durumu), mahkeme dosyayı çözecek bir çoğunluk kanaatine ulaşamaz ve dosya kilitlenir. “Tek sayı” kuralı, mutlaka bir tarafın çoğunluğu (2’ye 1 gibi) elde etmesini sağlayarak kilitlenmeyi aşmak için getirilmiş pratik ve emredici bir usul kuralıdır.

Avukat Görüşü: Bilirkişi Heyetinin Oluşumundaki Hatalara İtiraz

Uygulamada mahkemelerin gözden kaçırdığı en yaygın iki usuli hata, taraf vekillerince rapora itiraz dilekçesinde mutlaka ileri sürülmelidir:

  1. Çift Sayılı Kurul Atanması: Hâkimin dalgınlıkla 2 kişilik heyet ataması HMK 267’ye açık aykırılıktır. Bu rapora “usule aykırı heyet oluşturulduğu” gerekçesiyle itiraz edilmelidir. (Bkz. aşağıdaki Yargıtay kararı).
  2. Taraflı veya İlgisiz Kurul Üyeleri: Kurulda, uyuşmazlık konusunda uzman olmayan kişilerin bulunması (Örn: Salt tıp bilgisini gerektiren malpraktis dosyasında mühendisin heyette yer alması) veya Kurum avukatının/çalışanının o kurumun taraf olduğu davada bilirkişi yapılması (Bkz. Yargıtay 3. HD Kararı).

Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, Esas: 2016/5755, Karar: 2018/5944, Tarih: 17.12.2018

ÖZET: HMK m. 267 emredici nitelikte olup, bilirkişi kurulu oluşturulacaksa bu sayının mutlaka “tek sayı” (en az 3) olması gerektiği; 2 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporla karar verilemeyeceği.

Kararın Esası: İflasın ertelenmesi davasında, mahkemece borca batıklık durumunun tespiti ve iyileştirme projesinin incelenmesi için “iki kişiden oluşan” bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve bu rapora dayanılarak iflasın ertelenmesine karar verilmiştir. Yargıtay; HMK’nın 267. maddesindeki “birden fazla bilirkişi seçilecek olması halinde tek sayıda bilirkişi heyetinin oluşturulması gerekir” şeklindeki emredici düzenlemeye dikkat çekmiştir. Mahkemenin 2 kişilik heyetten rapor alarak sonuca gitmesini açık bir usule aykırılık olarak değerlendiren Yargıtay, şirketin iştigal konusunda uzman bilirkişinin de bulunması kaydıyla en az 3 kişiden oluşan yeni bir heyet atanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Esas: 2020/1000, Karar: 2020/2356, Tarih: 16.03.2020

ÖZET: Bilirkişi heyetinin uyuşmazlığın tüm alt başlıklarında uzman kişilerden oluşması gerektiği ve davanın tarafı olan kurum bünyesinde görev yapan kişinin (SGK müfettişinin) davada bilirkişi heyetine dahil edilemeyeceği.

Kararın Esası: Sağlık hizmeti alımı sözleşmesinden doğan haksız kesinti davasında; SGK tarafından yapılan “tanı, tedavi algoritmasına aykırılık”, “aynı tanı ile başka tarihli muayene” gibi çok çeşitli tıbbi/teknik sebeplere dayalı kesintilerin incelenmesi gerekmiştir. Yargıtay; mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetinde “acil hekimliği” konusunda uzman bir doktor bulunmadığını, üstelik davanın davalısı konumunda olan SGK bünyesinde görev yapan bir SGK müfettişinin bilirkişi heyetinde yer almasının bağımsızlık ilkesine aykırı olduğunu tespit etmiştir. Davanın tarafı olan kurum çalışanı ile usulünce teşekkül etmemiş (ilgili uzmanları barındırmayan) bir heyetten alınan raporun HMK m. 267 ve m. 273 standartlarını karşılamadığı vurgulanarak karar bozulmuştur.


HMK Madde 267 (Bilirkişi Sayısı) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Davalarda mahkeme kaç bilirkişi atar?

HMK Madde 267’ye göre asıl kural mahkemenin “yalnızca bir kişiyi” bilirkişi olarak görevlendirmesidir. Gereksiz yere heyet oluşturulması, yargılama masraflarını artıracağı için kanun koyucu kural olarak tek uzmanla çözümü benimsemiştir.

Bilirkişi heyeti (kurul) hangi durumlarda atanır?

Uyuşmazlığın çözümü, birbirinden farklı birden fazla uzmanlık alanının (örneğin trafik kazasında makine mühendisi + kusur uzmanı + nörolog) bir arada çalışmasını gerektiriyorsa, hâkim gerekçesini açıkça belirterek heyet atanmasına karar verebilir.

Bilirkişi kurulu (heyeti) iki kişi olabilir mi?

Kesinlikle hayır. HMK m. 267/1 emredici olarak kurulun “tek sayıda” olmasını şart koşar. Yani heyet 3, 5 veya 7 kişi olmalıdır. Mahkemenin 2 veya 4 kişilik çift sayılı heyet ataması açık bir usul hatasıdır ve bozma sebebidir.

Tek sayı kuralının amacı nedir?

Bilirkişi kurulu raporunu birlikte hazırlar ve anlaşmazlık durumunda oy çokluğuyla veya muhalefet şerhiyle rapor sunulur (HMK 279). Eğer kurul çift sayılı (örn: 2 kişi) olursa, 1’e 1 eşitlik çıkması durumunda kilitlenme yaşanır. Tek sayı kuralı, mutlaka bir görüşün çoğunlukta olmasını sağlamak için getirilmiştir.

Davada taraf olan kurumun personeli bilirkişi heyetinde yer alabilir mi?

Hayır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, davanın davacısı veya davalısı olan bir kurumun (Örn: SGK, Karayolları, Belediye) kendi bordrolu çalışanı, tarafsızlık ilkesi gereği o davada oluşturulan bilirkişi heyetinde görevlendirilemez.


UYARI

Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.

Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.

Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.