Tanıkların Ayrı Ayrı Dinlenmesi, Sözlü Beyan Kuralı, Yüzleştirme ve Tutanağa Geçirme: HMK Madde 261
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 261. maddesi, tanık delilinin en kritik safhasını — tanığın fiilen nasıl dinleneceğini — beş fıkra halinde düzenleyen kapsamlı bir usul hükmüdür. Madde, 1086 sayılı eski HUMK’un 265, 269, 272 ve kısmen 267. maddelerini tek çatı altında toplamanın ötesinde, önceki kanunda yer almayan yeni kurallar da getirmiştir. Birinci fıkradaki “ayrı ayrı dinleme” ve “henüz dinlenmemiş tanıkların salonda bulunmaması” kuralı, tanıkların birbirlerinin beyanlarından etkilenmesini önleyerek beyanların bağımsızlığını ve güvenilirliğini güvence altına alır. İkinci fıkradaki “sözü kesilmeden dinlenme” ilkesi ise tanığın serbest anlatım hakkının korunmasına yöneliktir. Üçüncü ve dördüncü fıkralar hâkimin ve toplu mahkemelerde üye hâkimlerin soru sorma yetkisini, beşinci fıkra ise beyanın tutanağa geçirilmesi ve tanığa imzalattırılması usulünü düzenler.
HMK Madde 261: Kanun Metni
Tanığın dinlenilme şekli
MADDE 261- (1) Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.
(2) Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.
(3) Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.
(4) Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
(5) Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun 265, 269, 272 ve kısmen 267 nci maddelerini karşılamakla birlikte yeni hükümler de içermektedir.
Dinleme usulüne ilişkin birinci fıkrada, 1086 sayılı Kanunun 265 inci maddesindeki ifadeye ek olarak, şahitlerden biri dinlenirken, henüz dinlenmemiş olanların salonda bulunamayacakları açıkça düzenlenmiştir.
İkinci fıkrada, 1086 sayılı Kanunun 269 uncu maddesindeki ifadeye yer verilmiş ve bu fıkranın birinci cümlesine, tanığın sözü kesilmeden dinleneceği hükmü getirilmiştir.
Üçüncü ve dördüncü fıkralar yenidir. Bu fıkralarda tanığın sözü bittikten sonra, hâkimin veya toplu mahkemelerde başkanın izin vermesi suretiyle, üye hâkimin, tanığın ifadesini açıklama ve tamamlama amaçlı sorular sorabileceği düzenlenmiştir.
Beşinci fıkra 1086 sayılı Kanunun 272 nci maddesinin karşılığıdır. Böylece tanığın beyanı belgeye bağlanmış ve güvenliği sağlanmıştır.
Hukuki İncelemeler
Ayrı Ayrı Dinlenme Kuralı ve Dinlenmemiş Tanığın Salonda Bulunamayacağı İlkesi (f. 1)
HMK 261/1’in birinci cümlesi, tanık beyanlarının bağımsızlığını ve güvenilirliğini korumaya yönelik iki emredici kural içerir. İlk kural, tanıkların hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenmesidir; yani birden fazla tanık aynı anda dinlenemez. İkinci kural ise HUMK’ta açıkça yer almayıp HMK ile getirilen yeniliktir: bir tanık dinlenirken, henüz dinlenmemiş olanlar duruşma salonunda bulunamazlar. Bu kural, tanıkların birbirlerinin ifadelerini duyarak etkilenmesini, bilinçli veya bilinçsiz olarak beyanlarını uyumlu hale getirmesini engellemeye yöneliktir.
Fıkranın son cümlesi ise tanık yüzleştirmesini düzenler. Tanıkların beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğunda, hâkim tanıkları bir araya getirerek yüzleştirme yapabilir. Yüzleştirme, hâkimin takdirine bırakılmış olup taraflar da yüzleştirme talebinde bulunabilirler.
Sözlü Beyan Kuralı, Yazılı Not Yasağı ve İstisnaları (f. 2)
HMK 261/2, tanık beyanının güvenilirliğini sağlamak için üç temel prensip getirir:
- Sözlü anlatım zorunluluğu: Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar. Yazılı bir metin okuması veya önceden hazırlanmış bir ifade metnini sunması kabul edilmez.
- Sözünün kesilmemesi: Tanığın beyanı sırasında sözü kesilmez. Bu kural, HUMK’ta yer almayan ve HMK ile getirilen bir yeniliktir. Tanığın serbest anlatımını tamamlaması beklenir; sorular ancak tanık sözünü bitirdikten sonra (f. 3) sorulur.
- Yazılı not kullanma yasağı ve istisnası: Tanık kural olarak yazılı notlarına bakamaz. Ancak tarihler, rakamlar veya belirli teknik hususları hatırlamak için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime bildirirse, hâkim derhal bakmasına izin verebilir veya başka bir duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir. Bu istisna, özellikle uzun süreli veya teknik konulardaki (hesap dökümleri, tarih dizileri vb.) tanıklıklarda uygulanır.
Hâkimin Tamamlayıcı Soru Sorma Yetkisi ve Toplu Mahkeme Usulü (f. 3-4)
HMK 261/3 ve 261/4, eski kanunda bulunmayan yenilikler olarak hâkimin soru sorma yetkisini açıkça düzenler. Tanık serbest anlatımını tamamladıktan sonra, hâkim tanığın ifadesinin açıklanması veya tamamlanması amacıyla ek sorular sorabilir. Bu sorular, tanığın beyanındaki belirsizlikleri gidermeye veya eksik kalan hususları tamamlamaya yöneliktir.
Toplu mahkemelerde (asliye ticaret mahkemeleri gibi üç hâkimli heyetler) ise başkan, heyet üyesi hâkimlerin her birinin tanığa doğrudan soru sormasına izin verir. Bu düzenleme, doğrudanlık ilkesinin toplu mahkemelerdeki yansımasıdır; heyet olarak karar veren tüm hâkimlerin tanığı bizzat dinlemesi ve gerektiğinde soru sorarak aydınlatması hedeflenmektedir.
Tanık Beyanının Tutanağa Geçirilmesi ve İmzalattırılması (f. 5)
HMK 261/5, tanık beyanının belgeye bağlanmasına ilişkin emredici kuralı içerir. Buna göre:
- Tanığın sözleri duruşma tutanağına yazılır.
- Yazılan beyan tanığın önünde okunur.
- Tutanağın altı tanığa imzalattırılır.
Bu üç aşamalı prosedür, tanık beyanının doğru ve eksiksiz bir şekilde kayıt altına alınmasını güvence altına alır. Tutanağa geçirilen beyan, istinaf ve temyiz aşamalarında üst mahkemenin inceleyeceği temel belge olması sebebiyle büyük önem taşır. Tanık, okunan beyanında düzeltme talep edebilir; bu düzeltmeler de tutanağa işlenir.
Avukat Görüşü: Tanık Dinleme Sırasında Avukatın Dikkat Etmesi Gereken Kritik Noktalar
Uygulamada HMK 261 kapsamında avukatların dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:
- Dinlenmemiş tanıkların salonda kalması: Uygulamada duruşma salonlarının fiziki koşulları sebebiyle tanıkların salon dışına çıkarılması bazen ihmal edilmektedir. Karşı tarafın tanıkları dinlenen tanığın beyanını duymuşsa, avukatın bu durumu tutanağa geçirmesi ve itirazını bildirmesi büyük önem taşır.
- Tanığın sözünün kesilmesi: Tanığa konuyla ilgisiz gözüken uzun anlatımlar sırasında hâkimin tanığın sözünü kesmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Ancak HMK 261/2 açıkça tanığın sözünün kesilmeyeceğini düzenlediğinden, kendi tanığınızın sözünün erken kesilmesi halinde bu hükmü nazikçe hatırlatmanız yerinde olacaktır.
- Yazılı not kontrolü: Tanığın duruşmada cep telefonundan veya kâğıttan hazır metin okuması yazılı not yasağının ihlalidir. Karşı taraf tanığının bu şekilde davrandığı görülürse, derhal itiraz edilerek durumun tutanağa geçirilmesi talep edilmelidir.
- Tutanağın okunması: HMK 261/5 uyarınca beyanın tanığın önünde okunması zorunludur. Uygulamada bu aşama zaman darlığı sebebiyle atlanabilmektedir. Avukatın, özellikle kritik beyanlar içeren tanık ifadelerinin okunarak tanığa teyit ettirilmesini talep etmesi gerekir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Esas: 2021/4969, Karar: 2022/6104
ÖZET: Tapusuz taşınmazın tescili davasında tanıkların HMK 261 uyarınca ayrı ayrı ve usulüne uygun dinlenmesi, tanık beyanlarının tutanağa geçirilmesi ve bu beyanların keşif bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekliliği.
Kararın Esası: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bu kararında; kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılıp kazanılamayacağına ilişkin uyuşmazlıkta, tanıkların HMK 261 hükümleri çerçevesinde usulüne uygun biçimde dinlenmesinin önemini vurgulamıştır. Mahkemenin, tanıkları ayrı ayrı dinlemesi (f. 1), beyanlarının sözlü olarak alınması (f. 2) ve tutanağa geçirilerek imzalattırılması (f. 5) yükümlülüklerine uyması gerektiği, toplanan tanık delillerinin keşif bulguları ve bilirkişi raporlarıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
HMK Madde 261 (Tanığın Dinlenilme Şekli) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tanıklar neden ayrı ayrı dinlenir ve henüz dinlenmemiş tanıklar neden salonda bulunamaz?
Bu kural, tanıkların birbirlerinin beyanlarından etkilenmesini önlemeye yöneliktir. Bir tanık, kendisinden önce dinlenen tanığın ne söylediğini duyarsa, bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi beyanını ona göre şekillendirebilir. Bu durum, tanık beyanlarının bağımsızlığını ve güvenilirliğini zedeler. Bu nedenle HMK 261/1, henüz dinlenmemiş tanıkların duruşma salonunda bulunmamasını emredici olarak düzenlemiştir.
Tanık yazılı not kullanabilir mi?
Kural olarak hayır. Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve yazılı notlara bakamaz. Ancak tarihler, rakamlar veya teknik bilgileri hatırlamak için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime bildirirse, hâkim buna izin verebilir veya tanığı başka bir duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir. Önemli olan, tanığın hazır bir metin okumaması, sadece hatırlama amaçlı notlarına müracaat etmesidir.
Tanığın sözü duruşma sırasında kesilebilir mi?
HMK 261/2 açıkça tanığın “sözü kesilmeden dinlenir” demektedir. Tanığın serbest anlatımını tamamlaması beklenir. Hâkim, taraflar veya avukatlar tanığın sözünü kesemez. Sorular ancak tanık sözünü bitirdikten sonra (HMK 261/3 ve HMK 263) sorulabilir. Bu kural, HUMK’ta bulunmayıp HMK ile getirilen önemli bir yeniliktir.
Tanık yüzleştirmesi ne zaman yapılır?
HMK 261/1’in son cümlesine göre “tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.” Yüzleştirme, aynı olay hakkında farklı tanıkların birbiriyle çelişen beyanlarda bulunması halinde uygulanır. Hâkim, çelişkiyi gidermek amacıyla tanıkları bir araya getirerek karşılıklı ifade almalarını sağlar. Yüzleştirme hâkimin takdirine bırakılmış olup, taraflar da yüzleştirme talebinde bulunabilir.
Tanık beyanı tutanağa nasıl geçirilir?
HMK 261/5 uyarınca tanığın sözleri duruşma tutanağına yazılır, yazılan beyan tanığın önünde okunur ve tutanağın altı tanığa imzalattırılır. Tanık, okunan beyanında düzeltme talep edebilir. Bu üç aşamalı prosedür, beyanın doğru kaydedilmesini güvence altına alır ve istinaf/temyiz incelemesinde esas alınacak belgeyi oluşturur.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.