Taleple Bağlılık İlkesi Nedir? HMK Madde 26 Çerçevesinde Hâkimin Karar Sınırları
Hukuk davalarında hazırlanan “Netice-i Talep (Talep Sonucu)” kısmı, mahkemenin hareket alanını belirleyen altın bir çemberdir. Hâkim o çemberin içini dilediği gibi inceleyebilir, ancak o çemberin dışına bir adım dahi atamaz. HMK Madde 26‘da düzenlenen Taleple Bağlılık İlkesi, hâkimin sadece ve sadece davacının talebiyle (istediği şeyle ve miktarla) bağlı olduğunu ifade eder. Eğer bir kişi davalısıyla yaşadığı trafik kazası için dilekçesinde sadece “100.000 TL maddi tazminat” istemişse, yargılama sürerken bilirkişi hasarın aslında 250.000 TL olduğunu tespit etse bile hâkim re’sen 250.000 TL veremez. Hâkim, taraflardan “talep edilmeyen bir şeye” veya “talep edilenden daha fazlasına” asla hükmedemez.
HMK Madde 26: Kanun Metni
(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Madde, 1086 sayılı Kanunun tek fıkradan ibaret olan 74 üncü maddesini karşılamaktadır. 1086 sayılı Kanunun bu maddesinde yer alan “Türk Medenî Kanunu ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere” ibaresi, ikinci fıkrada “Hâkimin, tarafların talebi ile bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” şeklinde daha genel bir ifadeyle düzenlenmiştir. Bu madde ile 29 uncu maddede düzenlenen medenî yargılama için asıl olan, tasarruf ilkesinin bir açılımı yapılmış olmaktadır.
Hukuki İncelemeler
“Talep Edilenden Çoğuna Hükmedilemez, Ancak Azına Hükmedilebilir” Ne Demektir?
Taleple bağlılık kuralının kalbinde yatan sistematiği iyi anlamak gerekir: Hâkim, talebin sınırlarını yukarı yönde delemez (“Artı” yönde). Ancak uyuşmazlığın kanıtlanabilen durumuna göre, talep edilenden daha az (“Eksi” yönde) bir miktara hükmetmesinin önünde yasal bir engel yoktur. Örneğin davacı, 50.000 TL “Aylık Kira Kaybı” istiyorsa, hâkim dosyayı incelediğinde aylık kaybın 100.000 TL olduğunu anlasa dahi (Talep bağlılığı yüzünden) ancak 50.000 TL verebilir. Fakat kaybın 30.000 TL olduğuna kanaat getirirse “Siz 50.000 istemiştiniz ben de size mecburen 50 vermeliyim” diyemez; talep edilenden azına (30.000 TL’ye) pekala hükmedebilir.
Avukat Görüşü: Bilirkişi Raporları Sonrası Meydana Gelen Miktar Artışları (Islah İhtiyacı)
Pratikte uzun süren davalarda, ilk dava günü istenen miktar enflasyon ve faiz nedeniyle değersizleşmekte, bilirkişiler dosyaya geldikten sonra alacağın/hasarın çok daha büyük olduğu saptanmaktadır. İşte bu durumlarda HMK 26 (Taleple Bağlılık) ihlalini engellemek için, davacı mutlaka “ISLAH” kurumuyla (veya bir Ek Dava ile) davasının talep miktarını sonradan yükseltmelidir. Zira davacı talebini kendi dilekçesiyle yasal yoldan yükseltmedikçe, mahkeme “hak geçmesin, ben bilirkişinin bulduğu yüksek rakamdan hüküm kuruyorum” diyemeyecektir. Eğer derse Yargıtay o kararı mutlaka bozar.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
(Not: Aşağıda yer alan Yargıtay içtihatları, mevcut mevzuat metinlerinde sıklıkla atıf alan usul hukuku kararlarının özetleridir. Yasal sınırların çizilmesinde emsal teşkil ederler.)
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2021/2721 E. , 2021/7092 K.
ÖZET (İcra Takibinde Bilirkişi Raporuyla Talep Miktarının Aşılamayacağı): İpotekli ilamlı bir takip dosyasıdır. Alacaklı olan banka ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlarken takip talebine alacağının “2.250.000,00 TL” olduğunu yazmıştır. Borçlunun şikayeti üzerine icra hukuk mahkemesinde bilirkişi raporu alınmış, rapor alacağın o günkü hesaplarda “2.542.976,53 TL” olduğunu tespit etmiştir. İcra mahkemesi de buna sevinerek icra emrinin miktarını yükselterek 2.5 Milyon TL olarak düzeltmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay bunu koca bir “taleple bağlılık ihlali” olarak nitelendirip bozmuştur: Alacaklı kendi yazılı talebinde açıkça 2.250.000 TL istemiştir. Hâkim veya bilirkişi ne hesaplarsa hesaplasın, takip talebindeki başlangıç miktarının kendi kendine üzerine çıkılamaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/376 E. , 2021/427 K.
ÖZET (Davayı Küçülttükten Sonra Hâkimin Yeniden Büyük Rakam Verememesi): Görülen bir eser sözleşmesi davasında davacı (sponsorluk işini yapan kişi) davasını ilk önce yanlışlıkla İş Mahkemesinde 13.300 TL üzerinden açmıştır. Dosya Yargıtay’dan “Burası tüketici veya iş ilişkisi değil, tacirler arası eser sözleşmesidir, bu Asliye Hukukun işidir” denilerek bozulmuş ve Asliye Hukuka gelmiştir. Yeni mahkemede (Asliye Hukuk) davacı nedensiz bir şekilde talebini daraltmış ve “benim alacağım 1.500 TL’dir” diye beyan etmiştir. Hâkim, bilirkişi raporuna bakmış ve asıl alacağın gerçekten ilk günkü gibi (13.300 TL) olduğuna kanaat getirip davacının bu yeni sınırlamasını dikkate almadan davasını 13.300 TL bazından kabul etmiştir. Yargıtay derhal bozmuştur: Davacı o an için 1.500 TL diyerek talebini sınırlandırdıysa, mahkeme HMK 26 (Talep sonucuyla bağlılık) kuralı gereğince 1.500 TL’nin tek kuruş fazlasına karar veremez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/2431 E. , 2021/3054 K.
ÖZET (“Miras Payı” Değil, Ancak İstenen “Saklı Pay” Oranında Karar Verilebileceği): Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle açılan bu davada, yasal mirasçı davacı kendi yazdığı dilekçede açıkça “Söz konusu tapuların saklı payım oranında (mirasın mutlak dokunulmaz dilimi) oranında iptaline karar verilsin” talebinde bulunmuştur. Yargılamanın sonunda yerel mahkeme, “muris muvazaası var” diyerek taşınmazları tamamen (daha geniş olan miras payı oranında) iptal edip davacı adına tescil etmiştir. Yargıtay bunu affetmemiştir: “Davacı yazılı her dilekçesinde asgari olan ‘saklı payı’ oranında iptal-tescil istediğini defalarca belirtmiştir. HMK 26 açıkça hakimin talep edilenle bağlı olduğunu ve daha fazlasına (miras payına) hükmedemeyeceğini yazmaktadır. Kararın sadece saklı pay ölçüsünde kurulması gerekir.”
HMK Madde 26 Sıkça Sorulan Sorular
Davada faiz istemeyi unutmuştuk, ancak hakimin adil olup ana paranın yanına faizi de kendiliğinden eklemesi gerekmez mi?
Hayır. Taleple bağlılık ilkesi gereği, faiz gibi ek (fer’i) alacaklar bizzat “talep” niteliğindedir. Siz ana para (örneğin 20.000 TL) isteyip, yanına açıkça “ticari veya yasal faiziyle” ibaresini yazmadıkça hâkim kendiliğinden o alacağa faiz işletemez. Faiz, mahkemenin re’sen vereceği bir ikramiye değildir.
Hakim “Başka Bir Şeye Karar Veremez” kuralının anlamı nedir?
Örneğin siz dava dilekçenizde sadece borçlu tarafından senedin iadesini (veya geçersizliğini) ve borcunuzun olmadığının (menfi tespit) tespitini istediniz. Hâkim, dosyanın seyrine bakıp “Hımm sen borçlu değilmişsin aksine fazladan 10.000 TL ödemişsin” diyerek davalıyı 10 bin TL “İstirdat/Geri ödeme” yapmaya zorlayamaz. Çünkü davanız “tespit”, verilen karar ise “geri iade” (başka bir şey) olacaktır.
Hâkimin tarafların talepleriyle bağlı OLMADIĞI durumlar nelerdir? (HMK 26/2 İstisnaları)
Kamu düzeninin ağır bastığı bazı medeni yargı sahalarında “Taleple Bağlılık” kuralı askıya alınır. Hakimin re’sen adım atabildiği başlıca yerler: Velayet davalarında babanın “Çocuk bende kalsın”, annenin “Çocuk bende kalsın” talebi reddedilip devlet “Çocuk yuvaya verilsin” diyebilir. Vesayet davalarında, Kira Tespit (eğer belli bir üst sınır istenmemişse hakim endekse göre kendisi uyar) ve Babalık veya Nüfus kayıt tashihi (düzeltilmesi) davalarında, hâkim sunulan talep ve beyanlarla mutlak olarak sınırlı kalamaz, asıl gerçeğe ve kamu düzenine (veya çocuğun üstün yararına) uygun olan bağımsız bir kararı re’sen (talep sınırını aşarak) alabilir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu bilgilerin paylaşılması, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.