Tanık Yemininin Zamanı, Şekli ve Yemin Metni: HMK Madde 258
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 258. maddesi, tanık yemininin zamanı ve şekli konusundaki emredici usul kurallarını düzenler. 1086 sayılı eski HUMK’un 261. maddesinden farklı olarak yeni kanun, yeminin tanığın dinlenilmesinden önce eda edilmesini öngörmüştür. Kanun koyucu bu tercihi, tanığın doğruyu söyleme yükümlülüğünü içselleştirmiş halde ifadesine başlamasının, yargılamanın amacına daha uygun olacağı düşüncesiyle yapmıştır. Yemin töreni sırasında hâkim dahil salondaki herkesin ayağa kalkması zorunluluğu, yeminin ciddiyetini tanığa ve taraflara görsel olarak hissettirmeyi amaçlar. Maddede yer alan yemin metni emredici niteliktedir; tanığın, metinde yazılı cümleleri aynen tekrar etmesiyle yemin eda edilmiş sayılır. Bu prosedüre uyulmaması — örneğin yemin ettirilmeksizin veya yemin metni değiştirilerek tanığın dinlenmesi — yargılama usulüne ağır aykırılık teşkil eder ve Yargıtay’ın yerleşik içtihadında bozma sebebi yapılmaktadır.
HMK Madde 258: Kanun Metni
Yeminin zamanı ve şekli
MADDE 258- (1) Yemin, tanığın dinlenilmesinden önce eda edilir.
(2) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.
(3) Hâkim tanığa, “Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?” diye sorar. Tanık da cevaben, “Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” demekle yemin eda edilmiş sayılır.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
Maddeyle tanığa verilecek yeminin zamanı, şekli ve yeminin içeriği düzenlenmiştir. Buna göre yemin, tanığın dinlenilmesinden önce madde metninde yer aldığı şekilde, hazır bulunanların ayağa kalkması ve tanığın yemin metnini tekrar etmesi suretiyle yapılmalıdır. 1086 sayılı Kanunun 261 inci maddesinde, tanığa, beyanından sonra yemin verdirilmesi öngörülmüş ise de, beyanda bulunmadan önce yemin ettirmenin, amaca daha uygun olacağı düşüncesiyle bu yönde düzenleme yapılmıştır.
Hukuki İncelemeler
1086 sayılı HUMK’tan 6100 sayılı HMK’ya Geçiş: “Önce Yemin” İlkesi
Eski usul kanununda (HUMK m.261) tanık önce dinleniyor, ardından yemin ettirilerek beyanını teyit etmesi isteniyordu. HMK 258/1 ile bu sıra tersine çevrilmiş, yemin artık tanığın dinlenilmesinden önce eda edilmektedir. Kanun koyucunun gerekçesine göre; tanığın, vicdani ve cezai sorumluluğunu henüz söze başlamadan kavraması, gerçeğe aykırı beyanda bulunma ihtimalini azaltır ve yargılamayı daha sağlıklı hale getirir. Bu değişiklik, Anglo-Amerikan hukuk sistemlerindeki “önceden yemin” (oath before testimony) ilkesine de paraleldir.
Yemin Töreninin Şekil Şartları ve Emredici Niteliği
HMK 258/2 ve 258/3’te düzenlenen şekil şartları emredici niteliktedir. Bu çerçevede:
- Ayağa kalkma zorunluluğu (f. 2): Yemin edilirken hâkim dahil salondaki herkesin ayağa kalkması gerekmektedir. Bu husus, yeminin ciddiyetini pekiştirmeye yönelik sembolik ama usulî açıdan zorunlu bir işlemdir.
- Yemin metninin aynen tekrarı (f. 3): Hâkimin, maddede yazılı yemin sorusunu tanığa tam olarak yöneltmesi ve tanığın da cevaben maddedeki metni aynen (“Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.”) tekrar etmesi ile yemin eda edilmiş sayılır. Metnin kısaltılması, değiştirilmesi veya sadece “evet, yemin ediyorum” denilerek geçiştirilmesi usulüne uygun kabul edilmez.
Yemin Usulüne Uyulmamasının Yaptırımı ve Yargıtay Denetimi
Tanığın yeminsiz veya usulüne aykırı yemin ettirilerek dinlenmesi, HMK 257’deki istisnalar dışında (15 yaşından küçükler, ayırt etme gücü bulunmayanlar) hukuka aykırıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre:
- HMK 256, 257 ve 258. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; HMK 257’de istisna edilen kişiler dışındaki tüm tanıklar, HMK 258’de gösterilen usule uygun şekilde dinlenmelerinden hemen önce yemin eda etmek zorundadır.
- Yeminsiz dinlenen tanık beyanları usulüne aykırı olup hükme esas alınamaz; bu tanıklar usulî olarak “dinlenmemiş” kabul edilir.
- Sırf yemin prosedürünün eksik bırakılması, ilk derece mahkemesi kararının istinaf veya temyiz aşamasında bozulması (kaldırılması) için yeterli gerekçe teşkil etmektedir.
HMK 258/3 ve Yalan Tanıklık Suçu (TCK m.272) İlişkisi
HMK 256/1-b maddesi gereğince tanığa “doğruyu söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı” hatırlatılmasına paralel olarak, HMK 258/3’teki yemin usulü de yalan tanıklık suçunun oluşup oluşmayacağı bakımından belirleyici bir role sahiptir. Nitekim Türk Ceza Kanunu’nun 272/2. maddesinde “mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilir” hükmü mevcuttur. Ancak TCK uygulamasında yalan tanıklık suçunun oluşabilmesi için kişinin yemin verilerek dinlenmiş olması aranmaktadır. Dolayısıyla HMK 257 kapsamında yeminsiz dinlenen kişilerin (15 yaşından küçükler, ayırt etme gücünden yoksun olanlar) gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları halinde yalan tanıklık suçunun cezai unsurları oluşmaz.
Avukat Görüşü: Uygulamada Yaşanan Tipik Hatalar ve Çözümleri
Uygulamada en sık karşılaşılan usul hataları şunlardır:
- Yemin metninin eksik veya özet okunması: Duruşma yoğunluğu nedeniyle bazı mahkemelerde hâkim, HMK 258/3’teki yemin metnini kısaltarak veya sözlü olarak “yemin edin” talimatı vererek geçmektedir. Bu durumda tutanakta tam yemin metninin yer almaması bozma riskini artırır.
- Tanığın yazılı yemin beyanı vermesi: Kanun yemin metninin sözlü olarak eda edilmesini öngörmektedir. Tanığın yazılı bir belge imzalaması yeminin yerine geçmez.
- Birden fazla tanığın aynı anda yemin ettirilmesi: Her tanığın ayrı ayrı yemin etmesi gerekmektedir. Toplu yemin ettirme usulü, HMK 261/1’deki “tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi” kuralıyla çelişir.
- HMK 257 kapsamındaki kişilere yemin ettirilmesi: 15 yaşından küçük veya ayırt etme gücü bulunmayan tanığa sehven yemin ettirilmesi de ayrı bir usul hatası oluşturur.
Avukatların, duruşma sırasında tanık yemin prosedürünün eksiksiz yapılıp yapılmadığını dikkatle takip etmeleri ve tutanağa yemin metninin tam olarak geçtiğini kontrol etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas: 2017/2209, Karar: 2020/475, Tarih: 24.06.2020
ÖZET: Taraf vekili avukatın aynı davada tanık olarak dinlenip dinlenemeyeceği meselesi bağlamında HMK 258/3’ün emredici niteliğine ve tanığın doğruyu söyleme yükümlülüğüne ilişkin ilkesel karar.
Kararın Esası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kararında; HMK’nın 256, 257 ve 258. maddelerinin sistematik yorumunu yaparak tanık yemininin usulî çerçevesini detaylı biçimde ortaya koymuştur. Karara göre: HMK 258/3 uyarınca yemini eda eden tanık, “sorulacak sorulara hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğine” dair vicdani ve cezai sorumluluk altına girer. Bu yeminin bir yansıması olarak tanık, gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde TCK 272/2 kapsamında yalan tanıklık suçundan cezalandırılabilir. Mahkeme, tarafların doğruyu söyleme yükümlülüğü (HMK 29/2) ile tanığın doğruyu söyleme yükümlülüğünün (HMK 258/3) kapsam ve sınırlarının farklı olduğunu vurgulamış; tarafın aleyhine olan hususları beyan etmek zorunda olmadığını, ancak yemin eden tanığın sorulan sorulara mutlak biçimde doğru cevap vermekle yükümlü bulunduğunu belirtmiştir.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, Esas: 2025/694, Karar: 2025/710, Tarih: 24.04.2025
ÖZET: HMK 256, 257 ve 258. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinde; HMK 257’de istisna tutulanlar dışındaki tanıkların 258. maddedeki usule uygun olarak yeminin eda edilmesinden sonra dinlenmesi gerektiği, aksi halde alınan beyanların usulüne aykırı ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğu.
Kararın Esası: İstinaf incelemesinde; tanığın HMK 257’de sayılan “yeminsiz dinlenecek” kişilerden (15 yaşını bitirmemiş olanlar veya ayırt etme gücü bulunmayanlar) olmamasına rağmen HMK 258’deki yemin prosedürü uygulanmaksızın yeminsiz dinlenmesinin açıkça yasaya aykırılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, “HMK 256, 257 ve 258. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 257. maddede istisna edilen kişiler dışındaki tüm tanıkların, 258. maddede gösterildiği şekilde dinlenmelerinden hemen önce yemin eda etmeleri zorunludur; yeminsiz dinlenen tanık beyanları usulüne aykırı olup hükme esas alınamaz” gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırarak dosyayı yeniden yargılama için geri göndermiştir.
HMK Madde 258 (Yeminin Zamanı ve Şekli) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tanık yemini dinlenmeden önce mi yoksa sonra mı yapılır?
HMK Madde 258/1 açıkça “Yemin, tanığın dinlenilmesinden önce eda edilir” demektedir. Eski usul kanunundan (HUMK m.261) farklı olarak, artık yemin ifadeden önce yapılır. Bu sayede tanık, beyanına başlamadan önce doğruyu söyleme yükümlülüğünü vicdanen ve hukuken içselleştirmiş olur.
Yemin sırasında hâkimin de ayağa kalkması zorunlu mu?
Evet. HMK 258/2 hükmüne göre yemin eda edilirken “hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.” Bu kural emredici niteliktedir ve yeminin ciddiyetini vurgulama işlevi taşır.
Tanık yemin metnini tam olarak ezberden mi söylemek zorundadır?
Tanığın metni ezberlemesi beklenmez. Uygulamada hâkim, HMK 258/3’teki yemin sorusunu tanığa yöneltir ve tanık da cevaben maddedeki karşılık metnini (“Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.”) söyler. Hâkim gerektiğinde tanığa metni okuyarak tekrar ettirmektedir.
Yeminsiz dinlenen tanığın ifadesi hükme esas alınabilir mi?
Hayır, HMK 257’deki istisnalar (15 yaşından küçükler ve ayırt etme gücü bulunmayanlar) dışında yeminsiz dinlenen tanık beyanları usulüne aykırıdır ve hükme esas alınamaz. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, yemin usulüne uyulmadan alınan beyanları bozma/kaldırma sebebi yapmaktadır.
Tanık yemin etmekten kaçınabilir mi?
HMK 253/1 gereğince tanıklık yapmak kural olarak zorunludur; dolayısıyla yemin de tanıklığın ayrılmaz bir parçası olarak zorunludur. Ancak HMK 248’deki kişisel sebepler veya HMK 249’daki sır sebebi ile tanıklıktan çekinme hakkını kullanan kişi zaten tanıklık yapmadığı için yemin meselesi de gündeme gelmez. Çekinme hakkını kullanmayan tanık ise yemin etmek zorundadır.
Tanık yemini ile taraf yemini (HMK 225 vd.) aynı şey midir?
Hayır. Tanık yemini (HMK 258), bir üçüncü kişi olan tanığın doğruyu söyleyeceğine dair ettiği yemindir. Taraf yemini ise (HMK 225-239), davada taraf olan kişinin belirli bir vakıanın doğru olup olmadığını yemin ederek beyan etmesini ifade eden bir ispat aracıdır. İkisi farklı kurumlardır ve farklı usul hükümlerine tabidir.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.