Tanıklara İtiraz ve Beyanların Değerlendirilmesi: HMK Madde 255
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255. maddesi, mahkemede dinlenen bir tanığın beyanlarına karşı tarafın kendini savunma mekanizmasını düzenler. Kural olarak tanıkların doğruyu söylediği karine olarak kabul edilse de; tanığın davadan doğrudan bir menfaatinin bulunması, taraflardan biriyle kan davası veya husumeti olması gibi durumlar tanıklığın güvenirliğini temelden sarsar. Kanun koyucu, bu gibi durumlarda, tanığın doğruluğu konusunda kuşku uyandıran sebeplerin iki taraftan biri tarafından “iddia ve ispat edilebileceğini” hüküm altına almıştır. Bu madde, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanmanın en önemli teminatlarından biridir.
HMK Madde 255: Kanun Metni
Tanıklara itiraz
MADDE 255- (1) Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir.
6100 sayılı Kanunda Yer Alan Madde Gerekçesi
“Tanıklara itiraz” başlığını taşıyan bu maddede, 1086 sayılı Kanunun 254 üncü maddesindeki düzenleme, hukukî dinlenilme hakkının bir gereği olarak aynen korunmuştur.
Hukuki İncelemeler
Tanıklara İtirazın Temel Usulü ve Şartları
Bir davada karşı tarafın tanığının yalan söylediğini veya taraflı davrandığını düşünüyorsanız, buna sadece “yalan söylüyor” diyerek itiraz etmek yeterli değildir. HMK Madde 255 açıkça, tanıklığın doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebeplerin (husumet, ticari ortaklık, yakın akrabalık vb.) varlığını “iddia ve ispat” etme yükünü itiraz eden tarafa yüklemiştir. Yani tanığın taraflı olduğunu iddia ediyorsanız, bu iddiayı somut delillerle (örneğin aralarındaki husumeti gösteren bir ceza mahkemesi kararı, şikayet dilekçesi veya SGK dökümü) mahkemeye sunmalısınız.
Usul Hataları ve Yargıtay Denetimi (Yaptırım Boyutu)
Mahkemenin, HMK 255 kapsamında usulüne uygun şekilde ileri sürülen ve ispatlanan bir “tanığa itiraz” durumunu (örneğin tanığın davacı ile menfaat birliği içinde olduğunun ispatlanmasını) kararda hiç tartışmadan, doğrudan bu tanığın beyanıyla hüküm kurması açık bir bozma sebebidir. Yargıtay, tarafların tanığın güvenilirliğini sarsan somut ispatlarını (örneğin tanığın davacıyla birlikte işverene dava açmış olması) göz ardı eden yerel mahkeme kararlarını “delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi” gerekçesiyle istinaf veya temyiz aşamasında bozmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, akrabalık veya işçi-işveren ilişkisi tek başına (başka bir delil yoksa) tanık beyanını geçersiz kılmaya yetmez. (Bkz. HMK m. 254).
Tanığın Davada Yararı Bulunması ve Cezai Boyut (TCK m. 272)
Tanığın davada yararının bulunması (örneğin davacının davayı kazanması halinde tanığın da bundan dolaylı bir maddi menfaat elde edecek olması) tanığın tarafsızlığını tamamen ortadan kaldırır. Eğer tanığın bu menfaat uğruna mahkeme huzurunda somut gerçekleri saptırdığı ve yalan söylediği kesinleşirse, HMK 255 kapsamındaki hukuki itirazın ötesinde, tanık hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 272 “Yalan Tanıklık” suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Yalan tanıklık, adliyeye karşı işlenen ciddi bir suçtur.
Avukat Görüşü: Duruşma Stratejisi Olarak HMK 255
Duruşma pratiğinde avukatların en çok yaptığı hata, aleyhe konuşan tanığın sözünü keserek “yalan söylüyor, itiraz ediyoruz” demektir. Bu hukuken sonuçsuz bir reflekstir. HMK 255’i bir silah olarak kullanmak isteyen uzman bir avukat, tanığın taraflı olduğunu duruşma öncesinde tespit edip, tanığın husumetini belgeleyen evrakları mahkemeye sunmalıdır. Duruşma esnasında ise HMK Madde 152 uyarınca tanığa doğrudan yöneltilecek stratejik (çapraz sorgu) sorularla, tanığın davanın tarafıyla olan “gizli menfaat bağını” zapta geçirtmek, davanın kaderini belirleyecek en önemli avukatlık becerisidir.
Öne Çıkan Yargıtay Kararları Özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2019/32, Karar: 2019/993
ÖZET: HMK Madde 255 uyarınca, aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylemiş olması olduğu, akrabalık veya yakınlığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı yönünde emsal HGK kararı.
Kararın Esası: Taraflar arasındaki boşanma davasında (yargılama sırasında davacının ölümüyle kusur tespitine dönüşen dava), davalı kadının muris eşine hakaret ettiği iddiası, murisin önceki evliliğinden olan oğlu ve işyeri müdürü olan tanıkların beyanlarıyla kanıtlanmıştır. Yerel mahkeme, bu tanıkların davacı tarafın yakınları/çalışanları olması ve aralarında husumet bulunması gerekçesiyle beyanlarının tarafsız olamayacağına kanaat getirerek iddiayı reddetmiştir. Karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş, mahkeme kararında direnmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını incelemiş ve bozma kararına uymuştur. Kararda; “Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır (HMK m.255). Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz.” ilkesi vurgulanmıştır. Dosya kapsamında, davacı tanıklarının gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarına dair somut bir delil ispat edilemediğinden, sırf akrabalık veya iş ilişkisi nedeniyle tanık beyanlarının geçersiz sayılamayacağına ve bu beyanlara itibar edilerek davalı kadının kusurlu sayılması gerektiğine hükmedilmiştir.
HMK Madde 255 (Tanıklara İtiraz) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Karşı tarafın şahidine nasıl itiraz edebilirim?
Tanığın yalan söylediğini veya taraflı olduğunu düşünüyorsanız, HMK Madde 255 gereği sadece sözlü itiraz yetmez. Tanığın yalan söylediğini veya davada bir menfaati olduğunu (husumet, ticari bağ vb.) somut belgelerle (örneğin savcılık dosyası, SGK kaydı, husumet mesajları) hakime ispat etmeniz gerekir.
Akraba olan tanığın şahitliği mahkemede geçerli midir?
Evet, geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da istikrarla vurgulandığı üzere, “akrabalık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep” değildir. Aksine ciddi ve inandırıcı bir delil ispatlanmadıkça asıl olan tanığın gerçeği söylediğidir. Ancak mahkeme, bu akrabalık bağını bilerek (HMK 254) beyanları değerlendirir.
Tanık mahkemede yalan söylerse ne olur?
Tanığın kasıtlı olarak mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunması, Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 272 kapsamında “Yalan Tanıklık” suçunu oluşturur. Yalan söylediği ispat edilen tanık hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.
İşçinin davasında diğer işçi arkadaşının tanıklığına itiraz edilebilir mi?
Evet, edilebilir ancak sadece “aynı işyerinde çalışıyorlar” diye tanıklık geçersiz sayılmaz. Ancak tanık işçinin de işverene karşı “aynı iddialarla açılmış ve devam eden bir davası” varsa (husumet/menfaat birliği), Yargıtay uygulamalarına göre bu tanığın beyanları tek başına hükme esas alınamaz, başka yan delillerle desteklenmesi aranır.
UYARI
Web sitemizde yayımlanan tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Murat ÖCAL’a aittir. Makaleler, hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imza ve zaman damgası ile korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, özetlenmesi veya başka internet sitelerinde yayımlanması halinde derhal hukuki ve cezai süreç başlatılacaktır.
Avukat meslektaşlar, makale içeriklerini dava dilekçelerinde serbestçe kullanabilirler.
Sitemizde yer alan tüm içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Burada sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir yasal veya profesyonel tavsiye niteliğinde değildir. Bu paylaşım, hiçbir şekilde avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Bu nedenle ziyaretçilerimizin, profesyonel ve resmi anlamda hukuki yardım almadan herhangi bir işlemde bulunmamaları önemle tavsiye olunur.